Ahmet Müfit
Ahmet Müfit
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Yaşasın, otomobilde enflasyon düşmüş!

Yaşasın, otomobilde enflasyon düşmüş!

featured

Ahmet Müfit yazdı…

Bu yazının konusu, AKP’nin, piyasa dostu Mehmet Şimşek komutasında verdiğini söylediği “enflasyonu düşürme” mücadelesinde içine düştüğü acınası durum. İki yılı aşkındır süren ve özünde, yüksek faiz vererek TL’yi değerli tutmaya dayalı olan ve bu yolla ithalattan kaynaklanan fiyat artışlarını kontrol altında tutmayı amaçlayan “mücadelenin” sonunda gelinen nokta, neresinden bakarsanız bakın tam bir hayal kırıklığı.

İronik ya da trajik bir şekilde yabancının borç parasına ve malına bağımlılık nedeniyle ortaya çıkan enflasyon sarmalı daha fazla borç alınarak ve bu yolla TL’nin değer kaybı frenlenerek çözülmeye çalışılıyor. Baz etkisiyle ve dışarıya (yabancı para satıcılarına) ciddi boyutta kaynak aktarma pahasına değerli tutulan/tutulmaya çalışılan TL sayesinde, milli gelir gerçeği yansıtmayan şekilde yüksek çıkarken, borcun ve dışarıya ödenen faizin milli gelire oranı olduğundan daha düşük gösterilerek, enflasyonda da düştü algısı yaratılmaya çalışılıyor.

İdam ipini kendi eliyle, kendi boynuna geçmekten farklı olmayan bu politika, “rasyonel” diye adlandırılarak “yerli malı” piyasa muhiplerince alkışlanıyor olsa da, yaratılan bu saçmalıkla ne vatandaşı ve ne de yabancı para satıcılarını ikna etmeleri mümkün olmuyor.

Borçlanarak biriktirilen onca rezerve, bedeli son tahlilde vatandaş tarafından ödenen/ödenecek, dünyada kimsenin verdiği faizi verme taahhüdüne karşın, yabancı para satıcısı, arada bir faize, az da olsa borsaya girip, çıksa da, yeni borçlar vermekte pek de istekli değil. Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankasından alınan koşulu bol, faizi yüksek proje kredileri dışında yaprak kımıldamıyor.

2023 yılı Haziranında, esas olarak piyasanın/para satıcılarının talebi, o olmazsa yeni borçlar gelmez mesajı üzerine, yeniden ekonominin dümenine geçtiğinde 47,83 olan (Temmuz 2023) Tüketici Enflasyonu (TÜFE), Temmuz 2025 itibarıyla, TÜİK marifeti ve baz etkisinin yardımıyla yüzde 33,52’ye indirilmiş görünse de, gerçeğin öyle olmadığı kendi yaptırdıkları beklenti anketleriyle her an yüzlerine vuruluyor. İş öyle bir noktaya vardı ki, kendilerini haklı ve başarılı göstermek, enflasyonun düştüğünü ispat etmek için, Arabanızı her sene yenilemediğiniz için oradaki enflasyon düşüşünü hissetmiyorsunuz diyen bir Merkez Bankası Başkanını görmek de mümkün oldu.

Daha önce de defalarca yazdım bir kez daha ve kısaca tekrar edeyim, gelinen bağımlılık noktasında, yabancı para satıcılarının istekleri, daha yüksek faizden/getiriden çok, 1970’lerden beri talep edip, adım adım, ancak özellikle SHP’nin 1989 tarihli Doğu ve Güneydoğu Raporu ve 1991 seçimlerinde HEP ile yapılan işbirliği ile hızlanarak yol aldıkları siyasi taleplerinin -en başta üniter devletin halli-, bu kez geriye dönüş girişimlerini olanaksız kılacak şekilde, Anayasa ölçeğinde gerçekleştirilmesi.

Sonuç olarak, vatandaşın ikna olmadığını görmek için yukarıda da ifade ettiğim gibi, hane halkı enflasyon beklenti anketlerinin sonuçlarına, gençlerin artık iş aramaktan da ümidini kestiğini gösteren geniş tanımlı işsizlik rakamlarına bakmak -Mehmet Şimşek göreve geldiğinde yüzde 22’ler seviyesinde olan Geniş Tanımlı İşsizlik, uygulanan programın “büyük başarısının” sonucu olarak 32’ye ulaşmış durumda- yeterli.

Şimşek, Merkez Bankası yöneticileri, yerli yabancı piyasacılar ne derlerse desinler, gelecek umudunu yok ettikleri, bu ülkenin sıradan vatandaşlarını (onlar vatandaşa, hane halkları diyerek, ulusal aidiyetten bağımsız kılmış oluyorlar) enflasyonun düştüğü konusunda ikna edemiyorlar. O yüzden de, her yıl araba değiştirseydiniz, enflasyonun düştüğünü de fark ederdiniz diyerek sitem ediyorlar. Daha da öte, “bizim gibi finansal okuryazar olmadıkları için, anlamıyorlar, babında bir aşağılama da söz konusu. Kendilerinin neyin okuryazarı oldukları, kimlerin sözcüsü oldukları ise farklı ama çok daha kapsamlı bir tartışmanın konusu ancak, “Piyasanın 12 ay ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri geriliyor.” diyerek övünçle sosyal medya mesajı paylaşan Mehmet Şimşek’in esas ciddiye aldığı da hane halkı yani halkın değil onların ne düşündüğü.

Neyse, konumuza dönelim ve yiğidin hakkını yiğide vermek babından, en azından iki konuda çok başarılı olduklarını da söylemeyelim.

Başarılı oldukları ilk şey, borcu ve dışarıya ödenen faiz miktarını patlatırken, ulusal ekonomiyi de artık kolay kolay ayağa kalkamayacak şekilde bitirmiş, neredeyse tümden yabancının malına parasına, teknolojisine muhtaç duruma düşürmüş olmaları. Sadece devletin yıllık olarak ödediği faiz miktarının milli gelire oranı yüzde 3’ü aşmış durumda -bu işin bir de özel sektörü var- ve tüm bu bedel, fiyat ya da vergi artışı olarak vatandaşın cebinden çıkıyor. Bankalarımızın, sigorta şirketlerimizin, beş yüz büyük sanayi kuruluşunun, azımsanmayacak kısmı ya tümden yabancı sermayeli ya da yabancı sermaye ile ortak. Yerli sermayeli görülenlerde, yabancıdan aldıkları borcun bağımlısı olmuş durumda. Yasa ile düzenlenmesi gereken konularda, keyfice çıkarılan Anayasaya aykırı yönetmeliklerle kullanmaya zorlandığımız ödeme/para aktarma sistemlerinde ise neredeyse tam bir bağımlılık söz konusu. Bu noktada, devletin ödediği faizin milli gelire oranı olan yüzde 3 rakamının anlamının doğru değerlendirilebilmesi, için, 2025 bütçesinde SGK’ya yapılan ve tüm piyasacıların, tüm kötülüklerin başlıca sebebi olarak ilan edip, kısılsın diye fetva verdiği bütçe transferinin milli gelire oranının yüzde 3,6 olmasının hedeflenmiş olduğunu da ek bir bilgi olarak vermiş olalım.

İkinci yaptıkları/başardıkları şey ise fiyatları Avrupa ülkeleri düzeyine çıkarmış ya da onları aşmasını sağlamış olmaları. Temel gıda ve temizlik ürünleri gibi halkın çok kullandığı ürünlerin fiyatları ile kiralar söz konusu olduğunda, birçok ülkeyi aştığımızı söylemek de mümkün. Bizdeki ortalama ücret, oradakilerin neredeyse yarısı hatta üçte ya da dörtte biri seviyesindeymiş kime gam.

 

  1. https://x.com/cnbceofficial/status/1955936433262272598
  2. https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/noyan-dogan/iste-sosyal-guvenligin-2025-butcesi-42575952#:~:text=14.7%20trilyon%20TL’lik%20b%C3%BCt%C3%A7e,y%C3%BCzde%203.5%20olaca%C4%9F%C4%B1%20tahmin%20ediliyor.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!