Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Kapitalist ideologların kendilerini çok akıllı varsayarak yaptıkları kavramsallaştırmalar hayatın sert pratiğinde geçersiz kalmaya mahkûm. Örneğin kapitalizme piyasa ekonomisi diyerek dâhiyane bir toplumsal kâbul oluşturduklarını düşünüyorlar. Yoksulluğu perdelemek için yoksun, yoksun kalmış diyorlar. Aynı şekilde emperyalizme ”küreselleşme” diyorlar; böylece infial yaratan bir kavramdan, progresive akımları (ilerlemeci) bile tatmin eden bir evrene ulaşıldığı masalını anlatıyorlar. Oysa küreselleşme ABD’nin insansız hava araçları, füzelerle İran’a haksız hukuksuz saldırdığı, Sudan’da sivil hastaneleri bombaladığı, İsrail’in Filistinlileri kitlesel olarak katlettiği gerçeğinin tâ kendisi…
Bu nedenle emperyalizmin kurbanlarını ”gelişmekte olan ülkeler” biçiminde kategorize ediyorlar.
Bu, cüceye çocuk demek gibi bir şey… Aynı şekilde oportünizm pragmatizm oldu; ihanetin adı ise realizm…
VENEZUELA PETROL ANLAŞMASI… TERSYÜZ ETMENİN RAFİNE ÖRNEĞİ
Venezuela geçici devlet başkanı Delcy Rodríguez’in ABD ile imzaladığı petrol anlaşması bu türden tersyüz etmelerin rafine örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Başta devlet televizyonu VTV ve iktidardaki sosyalist parti PSUV ve takipçileri anlaşmayı “emperyalist ablukayı yarmaya yönelik dâhiyane bir diplomatik ve ekonomik hamle” olarak sunuyorlar.
İktidar partisi, anlaşmaya tam destek verdiğini açıklayarak, bu adımın on yılı aşkın süredir devam eden ağır ABD yaptırımlarını aşmanın tek yolu olduğunu savunuyor, anlaşmanın ülkeye 100 milyar doların üzerinde yatırım ve 209 milyar dolar vergi geliri getireceğini, bu paranın çöken altyapıyı (özellikle elektrik şebekesini) onarmak ve işçi maaşlarını artırmak için kullanılacağını öne sürüyor.
KAMU YARARI… SIFIR DERİNLİKLİ ARGÜMANTASYON, RASYONALİZE ETME GİRİŞİMİ
Trump’la yaptıkları anlaşmayı tersyüz bir okuma ile ”Kamu yararı için kapitalist sermayeyi kullanma zorunluluğu” olarak açıklıyorlar. Burada başarısız bir rasyonalize etme çabası ve sıfır derinlikli bir sol-popülist argümantasyon ortaya çıkıyor; rıza ve meşruiyet arayışında olduklarını görüyoruz.
Parasal değerler üzerinden yapılan rasyonalizasyon, Venezuela’nın Kuzey Amerika saldırganlığı ve hegemonyasını dengelemek için on yıllardır kurduğu Chavist dış politikanın tasfiyesi anlamına geliyor.
Yâni Kuzey Amerika sermayesini kullanma zorunluluğu manipülasyon… gerçek olan ise Hugo Chavez ile başlayıp, eleştiriye açık yönleri olmakla birlikte, toplamda doğru yürütülen Bolivarcı çizgi…
Venezuela özelinde, Chavist olarak tanımlanan 21. yüzyıl Bolivarcı sosyalizmi, petrol satışının yüzde 80’ini Çin’e yaparak, kapitalizmi aşmak, Kuzey Amerika saldırganlığını bertaraf etmek yolunda doğru uluslararası siyasete zaten sahipti. Bir CIA-Deltaforce operasyonuyla kaçırılan Maduro’nun yerine vekaleten bakan Delcy Rodríguez’in ABD ile petrol anlaşması yapmasına gerek yoktu. Rusya ve Çin stratejik olarak zaten Venezuela’ya tam destek veriyordu. Üstelik bu tek başına ekonomik dayanaklardan ibaret değil; fakat bürokratik, askerî çok kapsamlı bir çerçevede gerçekleşiyordu.
MAVİ ALTIN, NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ, KÜRESEL GÜNEY’İN TİCARET OLANAKLARI
Ayrıca Venezuela petrol ile birlikte gaz, demir cevheri ile işlenmiş alüminyum ve çelik ihracatında önemli bir üretici konumunda. Modern teknolojiler için kritik öneme sahip nadir toprak elementleri de dahil bir dizi maden açısından da zengin. Özellikle “mavi altın” diye de anılan koltan ve toryum, cep telefonlarından elektrikli araçlara, savunma sanayinden yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar pek çok alanda kilit rol oynuyor.
Tüm bu kaynaklara ek olarak, yüksek biyolojik çeşitliliğe, bol su varlığına ve Karayipler ile Atlas Okyanusu’na erişimi olan stratejik bir coğrafyada yer alıyor.
Yâni Venezuela, Çin ve Rus stratejik birlikteliği sayesinde nadir toprak elementlerini tüm abamgargoları resen aşan büyük parasal gelir kaynaklarına dönüştürebilir; mutlâk biçimde ekonomik bir uluslararası pazardan bahsedeceksek, yine bu ittifakın olanakları dâhilinde yer alan Küresel Güney’in içerisinde yer alabilir.
Delcy Rodríguez’in pragmatik, gerçekte oportünist, ”zorunluluk anlaşmasına imza atmasına gerek yoktu.
Fakat imzayı attı; çünkü Beyaz Saray, Maduro’yu kaçırırken, Venezuela’da kendine uyumlu bir hükümetin fizibilite çalışmasını yapmıştı.
HAYDUT, PEMBE YALAN, MADURO SONRASI PAKET HÜKÛMET PLÂNI
Trump’ın, ”Biz istediğimiz kadar Venezuela’yı yönetiriz. Sonrasında ‘demokratik’ bir yönetime devrederiz. Artık herkes ABD’ye kafa tutulamayacağını, istediğimiz anda dünyanın her yerinde aynısını yapacağımızı gösterdik” sözleri bunu ispatlıyor.
Venezuela’daki mevcut hükûmet Maduro’ya ihanet içerisinde olduğunu hattâ ülkenin çeyrek yüzyıla ulaşan Chavist mirasını inkâr ettiğini artık gizleyemez. Rodríguez’in Maduro operasyonundan önce Beyaz Saray’la anlaştığı iddiaları yavaş yavaş gerçeklik temeline oturuyor.
Kuzey Amerika ile yapılan petrol anlaşmasının Maduro’yu kurtarmak adına siyasî bir hamle olduğu argümanı ise pembe bir yalana matuftur.
Trump haydut olduğunu kendisi ilân etti. Kuzey Amerika’nın Hürmüz Boğazı’ndaki faaliyetlerini tanımlarken, ”Bir bakıma korsan gibiyiz” ifadesini kullandı.
Delcy Rodríguez, Haydut ile anlaştı. Bunun halkçılık ya da ülke çıkarları ile açıklanabilecek bir tarafı yok.
Rodríguez, Trump yönetimiyle yaptığı 25 yıllık anlaşma marifetiyle ülkenin 17 stratejik petrol sahasını (rezervlerin yaklaşık %20’sini) 25 yıllığına ABD kontrolüne açtı.
TRUVA ATI, KRONİZM, EGEMENLİK HUKUKU, ULUSAL KAYNAKLAR
Onbinlerce yıl önce Truvalılar (Troyalılar) basiretleri bağlandığı için Akhaların içi asker dolu Truva Atı’nı kentin içine almıştı, onbinlerce yıl sonra Venezuela’yı yönetenler kendi elleriyle Haydut’u içeri davet ettiler.
Kuzey Amerika’nın Venezuela petrol gemilerine el koyduğu ve gelecekteki ham petrol satışlarını doğrudan denetleyeceğini ilân ettiği konjonktürde, Rodríguez’in “Egemenliğimizi koruyoruz” açıklamalarını inandırıcı olmaktan çok uzak. Ulusal kaynakları resmen teslim etmiş bulunuyor.
Trump’ın “dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması” olarak övündüğü bu model, serbest piyasa kapitalizminin kurallarını bile ihlâl ediyor. Bu bir kronizm, yâni ahbap çavuş ilişkisi kapitalizmi (Nepotizm ile karıştırılmasın! nepotistler akrabalarını kayırır, işe alır, akrabalarına iltimas geçer. Bir akrabalık ilişkisinden kaynaklanır).
ABD tarafından sübvanse edilen şirketler ile Venezuela’nın bürokratik elitleri arasında bir çıkar ortaklığı kurulmuş bulunuyor.
MONROE VEYÂ DONROE DOKTRİNİ, SALDIRI AMACINI BELGEDE BİLE GİZLEMİYORLAR
Daha önce defalarca burada ifade ettik. ABD, Güney Amerika’nın bütününe dair stratejik bir planlama içerisinde. Pentagon’un yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, bu hedefi gizlemiyor. Strateji belgesi âdeta yeni bir Monroe doktrini ilânı.
Beyaz Saray, 25 yıl olarak takvimlendirilen petrol anlaşmasından sonra Venezuela’nın yeraltı zenginlikleri ve değerli toprak elementlerini de gasp etmeye hazırlanıyor.
Monroe doktirini, ”Güney Amerika’ya benden başka sömürücü kuvvet giremez. Oradaki tüm zenginlikler benim sömürü potansiyelimi oluşturuyor. Burada bana tam uyumlu hükümetler olacak. Benim siyasetimi uygulayacaklar. Benim işaretlediğim alan, siyasetin ya da fiili olarak girmek isteyen doğal düşmanım olur” diyor. Trum eklemesiyle Monroe, Donroe oldu. Monroe’de savunma amacı taşıyoruz diyerek, saldırganlıklarını gizliemeye çalışıyorlardı. Donroe ile artık klasik savunmacı çerçeveyi aşarak bölgedeki rakip büyük güçlerin askerî ve ekonomik nüfuzunu ABD için meşru bir müdahale sebebi sayıyorlar. Belgede bile işgâlci olduklarını gizlemiyorlar.
Ulusal sol, Monroe doktirinin anti tezidir. Biri varsa diğeri olmaz.
LATİN AMERİKA’NIN KRİZİ ULTRA/NEO LİBERALİZM, ÇIKIŞ YOLU ULUSAL SOL
Chavez, kendi ülkesi ve genel olarak Latin Amerika’nın özel şartlarına uygun bir halkçı yönetim programı oluşturmuştu. Sosyalizmin yolunu açacak bu program, Küreselleşen/emperyalist kapitalizme, ulusal devleti koruyarak, gümrük duvarları ve ulusal pazar, sanayi ile karşı koymayı amaçlıyor. Türkiye’nin çıkış yolu ile tam uyumlu bir siyasi program.
Ultra liberal Arjantin, Peru, yeni kurulan Kolombiya hükûmeti ve Bolivya hükûmetleri Trump yönetimiyle tam uyumlu politikalar nedeniyle ekonomik ve siyasî kriz içindeyken Latin Amerika’ya özgü ulusal sol herşeye karşın Yeni Kıta’nın biricik çıkış yolu olarak yakın gelecekteki varlığını koruyor.
Bu model Türkiye için de sayısız imkânlar sunuyor.










