1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Barış Adıbelli
  4. İsrail ile İngiltere arasında neler oluyor?

İsrail ile İngiltere arasında neler oluyor?

featured

Dr. Barış Adıbelli yazdı…

8 Eylül’de İngiltere, Kanada, Fransa, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç’in de aralarında bulunduğu 12 ülke Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerle her türlü ticareti durdurma kararı aldı. Bu arada İngiliz parlamentosuna hitap eden İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail hükümetini yerleşimcilerin “etnik temizlik eylemlerine göz yummakla” suçladı. ABD, ise bu karara katılmayacağını açıkladı ancak İsrail’in Batı Şeria’da  hukuksuz bir şekilde yerleşimcilerin toprak gasp etmesine de göz yummayacağını ima etti.

İsrail ise çok sert bir tepki gösterdi Doğu Kudüs’teki Filistin nezdindeki İngiliz konsolosluğunu kapatma kararı aldı. Bunun yanında Kiryat Gat’taki Gazze’de ateşkesin denetlenmesi için oluşturulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nden İngiltere temsilcilerinin çıkarılması ve İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne ait güçlerin eğitimine yönelik faaliyetlerini de durdurma kararı aldıklarını duyurdu. Ayrıca İsrail karşıtı faaliyetlere karıştıkları gerekçesiyle büyük çoğunluğu milletvekili olan İngiliz vatandaşı 12 kişinin İsrail’e girişi yasaklanacak.

İsrail’in kuruluşundan bu tarafa İngiltere ile ilişkiler hep iyiymiş gibi gözükse de aslında İngiltere’nin İsrail’e derinden bir kin ve nefret beslediği de ortadadır. Aslına bakarsanız İngiltere ile İsrail arasında bir kan davası bulunmaktadır. İngiltere’nin Yahudilerin Orta Doğu’da bir yurt edinmesine yönelik çabalarına karşın Yahudilerin İngiliz mandası altında Filistin topraklarında İngiliz yönetimine karşı yaptıkları ise yenilir yutulur cinsten değildir. Şöyle kısaca Yahudilerin 1948 öncesi İngiliz yönetimine karşı Filistin topraklarında neler yaptıklarına bir bakalım:

Bilindiği üzere İsrail Devleti’nin kurulduğu 14 Mayıs 1948 tarihinden önce, Filistin Britanya Mandası yönetimi altında bulunuyordu. 1939 yılında İngiltere’nin Yahudi göçünü ve toprak alımını kısıtlayan “Beyaz Kağıt” (White Paper) politikasını ilan etmesi üzerine, siyonist yeraltı örgütleri İngiliz yönetimine karşı silahlı ve bombalı bir isyan süreci başlattı.

Bu eylemler esas olarak üç ana örgüt tarafından yürütüldü:

İrgun (Tzvai Leumi): Menachem Begin liderliğindeki aşırı sağcı siyonist örgüt.

Lehi (Stern Çetesi): Yitzhak Shamir ve Avraham Stern liderliğindeki en radikal ayrılıkçı grup.

Haganah (ve vurucu gücü Palmach): Resmi siyonist yönetime bağlı ana askeri kanat (1945–1946 döneminde İngilizlere karşı diğer iki grupla birleşti).

Söz konusu dönemde İngiliz askerî, sivil ve emniyet unsurlarına düzenlenen öne çıkan başlıca eylemler şunlardır:

1. Lord Moyne Suikastı (6 Kasım 1944 – Kahire): İngiltere’nin Orta Doğu’dan Sorumlu Devlet Bakanı Lord Moyne, Kahire’de iki Lehi/Stern üyesi tarafından aracında vurularak öldürüldü. Amaç, İngiliz hükümetine Filistin politikasını değiştirmesi yönünde baskı yapmaktı.

2. Kara Hafta Sonu / Demiryolu ve Polis Karakolu Baskınları (Kasım 1945):İkinci Dünya Savaşı sonrasında üç örgüt Haganah, İrgun ve Stern kısa süreliğine birleşerek İbrani Direniş hareketini kurdular. Birkaç gün içinde Filistin genelinde 150’den fazla demiryolu noktasına, İngiliz devriye botlarına ve Hayfa Limanı’ndaki tesislere eş zamanlı sabotajlar düzenlendi.

3. Kral David Oteli Saldırısı (22 Temmuz 1946 – Kudüs):İngiliz Manda Yönetimi’nin sivil ve askeri karargahı olarak kullanılan Kudüs’teki Kral David Oteli’nin güney kanadı, İrgun örgütü tarafından süt güğümlerine saklanan bombalarla havaya uçuruldu. Saldırıda 28’i İngiliz, 41’i Arap, 17’si Yahudi olmak üzere toplam 91 kişi hayatını kaybetti. Bu eylem, İngiliz yönetimine karşı yapılan en kanlı tekil saldırıdır.

4. Köprüler Gecesi (16–17 Haziran 1946):Filistin’i komşu ülkelere (Ürdün, Suriye, Lübnan, Mısır) bağlayan 11 stratejik karayolu ve demiryolu köprüsü bir gecede Haganah tarafından bombalanarak yıkıldı. Saldırıların amacı İngiliz birliklerinin lojistik ağını felç etmekti.

5. Akka Kalesi Hapishanesi Baskını (4 Mayıs 1947 – Akka): İngilizlerin yüksek güvenlikli hapishane olarak kullandığı tarihi Akka Kalesi’nin duvarları patlatıldı. Hücum sonucunda onlarca İrgun ve Lehi üyesi hapishaneden kaçırıldı.

6. Subaylar Kulübü Bombalanması(1 Mart 1947 – Kudüs): İrgun tarafından Kudüs’teki yüksek güvenlikli İngiliz Subay Kulübü’ne düzenlenen bombalı ve silahlı saldırıda 17 İngiliz subayı öldü. Saldırı üzerine İngilizler Kudüs genelinde sıkıyönetim ilan etti.

7. Çavuşlar Olayı(Temmuz 1947 – Netanya): İrgun, idam edilen üyelerine misilleme olarak Clifford Martin ve Mervyn Paice adlı iki İngiliz istihbarat çavuşunu kaçırdı. İngilizlerin idamları gerçekleştirmesinin ardından bu iki çavuş asılarak öldürüldü ve cesetlerinin altına tuzaklanmış patlayıcılar yerleştirildi. Bu olay İngiliz kamuoyunda büyük tepki topladı.

8. İngiltere ve Avrupa’daki Suikast/Sabotaj Girişimleri (1946–1947): İrgun ve Stern’in eylemleri: Filistin bölgesiyle sınırlı kalmadı:

Roma İngiliz Büyükelçiliği (31 Ekim 1946): İrgun tarafından bombalanarak kullanılamaz hale getirildi.

Müttefik Karargahı (Ağustos 1947 – Viyana): Sacher Otel’deki İngiliz askeri karargaha bavul bombası atıldı.

Londra Mektup Bombaları: İngiliz siyasilerine (aralarında Dışişleri Bakanı Ernest Bevin’in de olduğu) çok sayıda bombalı mektup gönderildi.

SALDIRILARIN TARİHSEL SONUCU

Yeraltı örgütlerinin düzenlediği bu asimetrik eylemler, yüksek maliyetler ve insan kayıpları nedeniyle İngiliz kamuoyunun Filistin’deki asker varlığına yönelik desteğini tamamen bitirdi. Birleşik Krallık, Filistin’i yönetilemez bulduğunu ilan ederek Şubat 1947’de Manda yönetimini sonlandırma ve konuyu Birleşmiş Milletler’e devretme kararı aldı.

Kendisini Orta Doğu’nun anası olarak gören yani bir bakıma Orta Doğu’daki birçok devleti masa başında bizzat kuran İngiltere, tıpkı bu devletlerin yaptığı gibi İsrail’den de bir biat beklemiştir ama İsrail İngiltere’ye biat etmek yerine ABD’ye biat etmiştir. Orta Doğu’da Yahudilere bir yurt imkanı sağlamasına rağmen İsrail, İngiltere’ye değil kendisini devlet olarak tanıyan ABD’ye vefa ve sadakat göstermiştir.

Öte yandan, Siyonistler de İngiltere’ye kızgınlar çünkü bugün Filistin’in sorununun ortada olmasının ana nedeninin İngiltere’nin iki devletli bir sistem ortaya koymasından kaynaklandığına inanmaktadırlar. Yahudilere göre bir Filistin devletine söz veren İngiltere kendilerine verdiği sözü tutmamış, kendilerine ihanet etmiştir. İsrailli elitlere göre Arap dünyasına da yaranmak adına İngiltere, Yahudi devletinin yanına bir de Filistin devleti iliştirmiştir. Siyonistlere göre süreç boyunca yaşanan tüm Arap-İsrail Savaşları’nın ana nedeni İngiltere’nin bu emperyalist politikasıdır.

Kuşkusuz İngiltere bugün Filistin halkının hakkını savunmaktan çok kendisine biat etmeyen İsrail’i cezalandırma arayışı içerisindedir. Geçmişten gelen kinini, öfkesini kusma arayışındadır. Bir bakıma İsrail’le hesaplaşma içerisindedir.

Bugün Filistin sorunu, Kıbrıs sorunu, Keşmir sorunu ve Sri Lanka sorunu ve daha niceleri hepsi İngiliz emperyalizminin dünyaya hediyesidir

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!