Amatör Coşkuyla Başlayıp Yıllar İçinde Ticarileşen Bir Yolculuk…
SZİGET Festivali her yıl Ağustos ayında Budapeşte’de gerçekleştiriliyor. Yüzlerce sanatçı ve topluluğa ev sahipliği yapan SZİGET, Budapeşte’den geçen Tuna Nehri’nin üzerindeki Margaret ya da Macarların deyimiyle Margit Adası’nda yapılıyor. “Sziget” Macarcada “Ada” demek zaten.
Sziget’in yapıldığı Tuna Nehri üzerindeki Margit Adası.
Sziget’in Kısa Tarihçesi…
Sziget, 1993 yılında küçük bir öğrenci etkinliği olarak başlamış bir müzik ve kültür festivali. Yıllar içinde Avrupa’nın en önde gelen festivalleri arasına girmiş durumda. 1994 yılındaki ikinci festivale “Eurowoodstock” ismi verilmiş. Başlatıldığı dönemde amatör, samimi, özgün ve eğlenceliymiş. Festivalin ilk yıllarına katılanlar, çarpıtılmış kapitalist düzen içinde geliştirilen ve büyütülen çoğu şey gibi festival de büyüdü ama güzelleşmedi, diyorlardı bana anlatırlarken. Tabii bu kişilerin yaşlarının başında 4, 5 hatta 6’lar vardı. Herkesin yorumu kendi bakış açısına göre.
1993’de gerçekleştirilen ilk festival zamanı adaya “Öğrenci Adası” anlamına gelen “Diáksziget” ismini vermişler. Bu ilk festivali yapanlar uzun süre borç ödemek zorunda kalmışlar. 1996-2001 yılları arasında festivallere Pepsi markası destek verince etkinliğin adı “Pepsi Sziget” olmuş. 2019 yılındaki festivalde 595.000 kişilik rekor bir katılım gerçekleşmiş. Avrupa’nın “Burning Man”i de diyorlarmış. Benim açımdan sevimsizleşen ve para tuzağı haline gelen bu festival, güzel ruhlu amatörlerce başlatılıp, para odaklı popülerler tarafından bugünkü meşhur haline getirilmiş anlayacağınız.
Sziget ile ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenler; https://en.wikipedia.org/wiki/Sziget_Festival adresine bakabilirler. Festivalin resmi sayfası da; https://szigetfestival.com/tr/.
Günümüzde çok popüler bir hale gelmiş olan Sziget Festivali, gençlerin özgürleşme olarak kabul ettikleri çılgın bir buluşma havasına bürünmüş durumda. Ada’da bitap düşene kadar tepindikleri, helak oldukları bir etkinlik. Gençlik enerjisi dolu, başkaldırı duygusuyla yapılan; kendince bir özgürleşme, tepki, coşku ve eğlencenin adresi olmuş.
Burada Sziget Festivali’ni çok iyi anlatan bir videoya yer vermek istiyorum. Gerçi videoda gördüklerinizin çoğunu yazıda anlatacağım ama çok beğendiğim bu çalışmayı mutlaka izlemenizi öneriyorum.
Ben ise önceki veya sonraki dönemleri bilemediğimden size katıldığım 2014-SZİGET Festivali’nden görüntüler eşliğinde, kendi izlenimlerimi, duygularımı anlatacağım.
Merhaba SZİGET!…
Bileti internetten almak yerine adaya girişte almaya karar vermiştim. Sabah erken sayılabilecek bir saatte festivale doğru ilerleyen güruha katılmıştım. Margit Adasına ilk geçiş, klasik Sziget Festival Tak’ının bulunduğu Tuna üzerindeki köprüydü.
Sziget Festivali için Margit Adası’na geçen köprü.
Köprünün üzerinde Tuna Nehri görünümü.
Festivalin merkezine doğru yanında çocukları olan aileler, orta yaşlı insanlar, her milletten kişiler ve özellikle de gençlerin oluşturduğu bir grupla ilerliyorduk. Toplum psikolojisi ve eğlenme kararlılığı ile yola çıkan bir çoğunluk olduğundan, herkes kendini coşmaya hazırlamıştı. Daha köprüyü geçer geçmez hoparlörlerden gelen yüksek tonda aryalar, etrafta uğuldama halini alan insan sesleri ve her yönde yürüyenlerle yoğun bir trafiğin içine girmiştim.
Bilet Gişesi Önünde Türk Gençleriyle Karşılaşma…
Bilet almak için sıra beklerken, tam da bu festivale yakışan coşkuda enerjili ve pırıl pırıl Türk gençleriyle karşılaştım. Onlarla çektirdiğim hatıra fotoğrafına baktığınızda enerji ve mutluluğun son derece öne çıktığını hissedersiniz sanıyorum. Gençlerle ayaküstü sohbet sonrası 50 Euro civarındaki giriş biletimi ve Sziget Pasaportumu aldım. Kolumda çiçek aşısı bölgesine yakın bir yere şimdi hatırlamadığım geçici çıkartmayı yapıştırtıp yoluma devam ettim. Fotoğrafta bileğime takılı bantlar daha önceki günlerde katıldığım hostel partilerden kalmaydı diye hatırlıyorum. Neyse, sonra aynı heyecanlı güruhla tekrar yürümeye başladım. Hem çevredekileri hem de ufak tefek gösterileri izleye izleye içeri akan insan selinin bir parçasıydım.
Bilet alımında Türk gençlerle.
Çıkartmanın koluma takılması.
Benim de katıldığım güruh, festivale günlük giriş yapanlardı. Tüm festival süresi için bilet almış ekip zaten adadaydı ve çadırlarda konaklıyorlardı. Onlar da hiç ayrılmadıkları bu ortamda festivalin ayrılmaz parçası olmuşlardı. Çadırınız ve donanımınız iyi ise bu harika bir şey. Ancak kötü bir donanımla sefil olabilirsiniz. Artan katılımcı sayısıyla birlikte duşlar ve tuvaletler ne kadar yeterli olabiliyor bilemiyorum ama duş konusunda sıkıntı çektiklerini anlatanlar olmuştu. Tuna kıyısında suya girerek suyla temas işini hallettiklerini hatırlıyorum. Bu gözlemlerim 2014 yılına ait bilgiler. Eğer 2014 sonrası son kez düzenlendiği 2019 yılı dahil Sziget’e katılanlar varsa onların deneyimlerini de yorum hanesinde okumaktan mutlu olurum.
Festival merkezine doğru:
Merkeze doğru ilerlerken etkinlikler ve kalabalık artmaya başlamıştı. Büyükçe çadır benzeri bir yerden gelen rock müziği seslerine yöneldiğimde gençlerden oluşan bir müzik grubunun daha öğlen olmadan katılımcıları coşturduğunu izlemeye başlamıştım. Daha afyonu patlamamış gençlerden zıplayanlar, kafa sallayanlar büyük bir enerji sarfiyatı içindeydiler. Ben bu festivalde neredeyse tamamen gözlemci statüsünde olacağımı o an anlamıştım. Haydi iyimser bir anlatımla katılım gayreti içinde olan bir gözlemci diyelim. Bu çılgın rock konserinde görüntülerimi kaydedip olabildiğince daha sakin yerlere ilerlemeye başladım.
Gündüz gündüz rock çalan grup.
Gündüz Rock’ı ve çıldırmaya hazır gençlerin sabah enerjisi.
Festivalden Gündüz Manzaraları…
Katılım bu denli çok sayıda, çılgınlık da pompalanmış olunca ilginç görüntülerle karşılaşmak doğal oluyordu bu ortamda. Kimileri ilginç aksesuar ve giysiler içindeyken, kimileri lunapark benzeri enstalasyonlarda grupça tahteravalli yapıyorlardı.
Sziget Festivali’nden görüntüler:
İlginç bir yerleştirme örneği (elastik borular üzerinde salınımla dans)
Festival kültür içerikli de olduğundan çeşitli çadırlarda el sanatları ve sanatsal uygulamaları izleyerek de uzunca bir süre geçirebilirsiniz Sziget’te. Sıkılır veya dinlenmek isterseniz de yiyecek, içecek bir şeyler alıp festival meydanlarındaki banklara oturabilir veya çayırlara yayılırsınız. Kültürel bazdaki etkinlikler gündüz saatleri içinde daha sakin ve olgun yaş gruplarını misafir etse de bu festival pek ağırbaşlılara göre değil.
El sanatı ve yerleştirme yapılan sanatsal ortamlardan ve dinlenme bölgelerinden görüntüler:
Vinç marifetiyle yapılan “Bungee Jumping” etkinliği, dönme dolap ve diğer lunapark yerleştirmelerinde de katılmak mümkün.
Dönme Dolap ve vinç ile “Bungee Jumping”.
Spor Etkinlikleri…
Festival alanında birçok spor etkinliği de yapılıyor. Plastik zemin üzerinde tek pota sokak basketbolu, halı saha futbolunun yanında hava yastıkları üzerinde hoplamalı, zıplamalı oynanan voleybol benim favorim oluyordu. Hele bir de voleybolcu olunca, hemen gençlere katıldım. Bunların yanında komando misali yürümek için düzenlenmiş halat donanımları ve duvar tırmanışı için hazırlanmış düzenekler de mevcut burada.
Spor etkinliklerinden görüntüler:

Büyük hava yastıkları üzerinde voleybol.
Elektronik Müzik ve Dans…
Sziget’i gezene kadar bu kadar çok elektronik müzik dinlememiştim. Roma’daki tarihi Kolezyum’dan esinlenip tahta paletlerle Kolezyum’a benzer biçimde tasarlanmış bir alanda sürekli elektronik müzik eşliğinde dans ediliyordu.
Kolezyum isimli ortamda dans edenler.
Sziget Kolezyum ve Elektronik müzikle dans eden gençler.
Kolezyum haricinde Tuna kenarında da bu şekilde gün boyu dans edenlerin bulunduğu mekanlar vardı. Birçok genç gün boyu bu tekrar eden tempoda trans haline geçene kadar dans ediyordu. Onları izlemek bile bu transa girmenize neden olabilecek bir şartlanma yaratabiliyor. Güzel de dans ediyorlardı. Pistte olmasam da, dans etmesem de onları izlerken keyif alıyordum.
Elektronik müzikle sürekli dans eden gençler.
Elektronik müzikle sürekli dans eden gençler.
Çadır Mahalleler…
Burada kalan gençlerin nasıl bir ortamda konakladıklarını görmeniz için fotoğrafları aşağıda paylaşıyorum. Yazının başında belirttiğim gibi bu çadır ve yanınızdaki ekipman iyi olmazsa sefalete yakın günler geçirebilirsiniz. Gençken bu şartlara katlanabilirsiniz ama yine de sağlık için biraz iyi bir donanıma sahip olmakta fayda var bana göre.
Çadır mahallelerden görüntüler:
Aslında gençler bu şartları pek de önemsemiyorlardı başlangıçta. Ancak bir iki gün sonra durumundan şikayet edenlerle konuştuğum için bu görüşümü paylaşmak istedim. Bir Latin atasözünün ifade ettiği gibi “Juventud es divino tesero, ya se va, nunca volvera” meali “Gençlik ilahi bir hazinedir, bir kez gitti mi asla geri gelmez”. Tabii ki bunu yaş almaya başlayınca anlıyor insan ya da anladığını sanıyor.
Akşam Büyük Konser…
Gün boyu daha düşük kalibredeki grupların konserleri ve etkinlikler düzenleniyor. Ağır toplar ancak akşam konserinde ortaya çıkıyor ve büyük izleyici kitlesiyle buluşuyor. O ya da bu şekilde ufak veya büyük sahneler gün boyu dolu aslında.
Büyük sahnenin gündüz hali
Akşam büyük konserin yaklaşmasıyla birlikte kalabalıklar sahne önünde yerlerini alıyor ve ön müzik grubunun coşturmasıyla geceye hazırlanılıyor. Bu arada etraftaki tezgahlarda yemekler ve içkilerin satışı hızlanıyor. Sziget’te; Iron Madien’den REM’e, Jethro Tull’dan, David Bowie’ye kadar adını saymakla bitiremeyeceğimiz ünlülerin katılımı olmuş. Katılımcıları https://en.wikipedia.org/wiki/Sziget_Festival adresinden görebilirsiniz.
Gece boyunca herkes bu konser alanında bulunmak zorunda değil. Konser verildiği sırada başka bir sürü etkinliğe katılanlar da var ama ana etkinlik büyük sahnenin olduğu merkezde yaşanıyor.
Çevrenizdeki görüntülerle birlikte tam bir festival, büyük bir panayır tadında yeniliyor, içiliyor, dans ediliyor, şarkılar söyleniyor. Büyük bir alanda konser coşkusu içinde eğlenenler, tren dansı yapıp etrafı dolaşanlar, öpüşen koklaşanlar, kendini kaybedenler, yorulup uzaklaşanlarla tam bir tantanalı ortamda eğleniliyor.
Ana konser alanından konser sırası görüntüler:

Ana Konser: Outcast’in konseri ve konser alanından görüntüler.
Günün Sonunda İnadına Guça…
Sziget gözlemlerim bitmişti. Yorgun değildim ama konser bitip de bazı insanlarla sohbet edip günün son birasını içerken artık daha da gecikmeden hostelime dönmek istiyordum. Dolu dolu geçen bir günden mutluydum. Festivalin pahalılığı dikkate değerdi. Bense Guça’da yaşadığım güzel anlara ve hormonsuz ortama daha fazla değer veriyorum. Vahşi bir tüketim çılgınlığıyla beraber geldiğimiz nokta ortada. O zaman bu hafta Sziget’i anlatsam da inadına Guça ve EXIT diyorum ben.
Güvenli bir kent Budapeşte. Geldiğim yoldan geri yürüyerek dönüyordum. Bir Ağustos gecesinin tatlı esintisini yüzümde hissederken bu gezide ne güzel şeyler yaşadığımı düşünüyor ve huzurlu huzurlu akmakta olan Tuna’yı izliyordum bir yandan. Hayat gibi akıyordu…
Gezi Hazinemin Rezervi ve Yazılar Tükenmez…
Geçenlerde bir dostum, daha ne kadar bu şekilde yazabilirsin, diye sordu. Ben de şu an yazılarla, fotoğraf ve videolarla gezmekte olduğumuz, Balkanlar ve kısmi Orta-Doğu Avrupa gezisi önümüzdeki yaza kadar devam eder, dedim. Daha bunun Güney Amerika’sı var, Güneydoğu Asya’sı var, Avustralya’sı, Fiji’si, Japonya’sı var. Gürcistan’ı, Azerbaycan’ı, İran’ı var. Daha anmadığım bir sürü yer, bir sürü öykü var. Yeter ki sağlıkla yaşayıp gezelim, yazalım paylaşalım.
Yeni Huzurlu Günler ve Geziler İçin Umutla Bekleyiş…
Yeni yılın ikinci haftası içine geldik bile. Aşıdan haber yok anladığım kadarıyla. Gereksiz gündemler ile bir oraya bir buraya savrularak geçiyor günler. Can sıkacak çok şey var. Örneğin yüksek lisans derecemi aldığım Boğaziçi Üniversitesi’nde olanları üzüntüyle izliyorum. Hepsi geçecek bunların, inanıyorum.
Benimse arzum, ortamın bir an evvel gezilebilecek bir dünya haline döndüğüne kanaat getirip yollara düşmek tekrar. O yollara çıkacağım zamana kadar da geçmişte yaptığım yolculuklarımı paylaşmaya devam edeceğim.
Herkese sağlıklı ve mutlu günler diliyorum,
Saygı ve sevgilerimle.
[email protected] www.gurcanelbek.com
***
NOT: Bir mutluluk testine var mısınız?
Sziget Festivali’nde dolaşırken felsefi ve sanatsal gösterimlerin yapıldığı çalışmalar gördüm. Bunlardan biri çok hoşuma gitmişti. Sizinle paylaşmak istedim. Bakın bakalım ve şemadaki soruları yanıtlayarak mutluluğa doğru yolunuzu izleyin, nereye ulaşacaksınız?
Mutluluk Durumu Araştırması Akış Şemasının Fotoğrafı
Sevgiyle kalın, şemalara da fazla takılmayın. :)
https://de.wikipedia.org/wiki/Szeklerland#/media/Datei:Hungarians_Romania2.svg
Ungarische Bevölkerung im Szeklerland und anderen Kreisen Nordwestrumäniens
( Macar dili konusanlarin yasadigi Sekel bölgesi ve kuzeybatisi Romanyanin. ) Koyu yesil olan yerler en cok macar dili ve lehcesi konusan ve türk kökenli olanlari gösteriyor. Bunlar zaman icinde macarcayi benimsemis,uyum saglamislardir. Molddavya tarafida ayni durumdadir.
ilginize.
https://www.youtube.com/watch?v=18Y36klt9pw
Sekel Türkleri (Son Keşif) / Bu sayfaya bugün rastgeldim. Bilginiz icin gönderiyorum.
Ayrica “Sekelistan”`dan bahsetmistim.
Asagidaki Web-sayfasi bu konu ile ilgili Vikipedya almanca bölümünden.
https://de.wikipedia.org/wiki/Miercurea_Ciuc
Miercurea Ciuc ( rumence ), Szeklerburg(almanca), Csíkszereda (macarca )
Sekeller macarca konusan türk kökenli kabile,boy.
En bastaki Youtube ye göz atin !
isiniz cok !!!
Turla yapığımız gezilerde kültürel ve sosyal etkinliklere pek katılamıyoruz. Çok güzel anlatım ve fotoğraflarla Sziget Festivali hakkında detaylı bilgi edindim. Çok teşekkür ederim.
Romanya, Macaristan ve Doğu Avrupa ile ilgili görüşleriniz ve ayrıntılı bilgilendirmeniz için teşekkürler. Romanya’yı gezme iştahımı artırdınız. Bu korona döneminde orada durumlar nasıl bir bilginiz var mı?
Salgının kontrole alınması sonrasında ilk duraklarımdan biri olacak. Teşekkür ederim.
Not almaniz gereken cok yer var ben hepsini yazmadim!
Macaristan`da : Pec kenti o zamanlar cok güzeldi! Bana biraz Bursayi hatirlatti.
Merkezde kiliseden camiye camiden müzeye cevrilmis yer ve yakininda baska tarisel yerler var!
Macaristanda en cok hosuma giden temiz,modern görünümlü bir sehirdi.
Yada Balaton gölünün dogusuna kalan radyoaktivli Kaplicalari ile ünlü ” Heviz ” yerlsimi var.
Macaristanin batisi yesillik ve daglikimsi , dogoso düzlük bizim ic anadoluya benzer!
Yazin Budapestede de festivaller olur.
Romanya ve ötesi tarih ve kültür bakimindan bakir kalmis ülkedir!
Transilvanya +Karpatlar a ömrünüz yetmez gezmek icin!
Cluj-Napoca diger macarca adiyla ” Kolosvar ” yani Sekelistan bölgesi macar tarihinde. Erdel beyliginin oldugu bölge. ( Erdly )
Oradea dan baslayin Cluj-Napoca`ya dogru gezi yapin.
Anayol üzerinde “Borod” ayrimindan “Suncuius ” `a Macar magarasina ve girin. Bölge yesillik ve ormanliktir ! Hotel ve Pansiyon yeterince var ! Mesela “Lavinya ” otelini mutlaka öneririm. Yada iki km. ileride “Balnaca” `da bir otel var. Oradan bütün alan cok iyide görünüyor. 1 hafta zaman ayirmaniz gerekiyor! Romanyanin bu bölgesi ” Bihor” olarak gecer. Bizde “Bihariye” denir.
Romanya basli basina bir gezi ülkesidir ! Transilvanya icin 1 ay gerekir. Dragulayi görmek, “Trans-Fagaras “`i gecmek ve diger sehirleri görmek. Arad ve Temesvar üzerinden macaristan a Seget e gecebilirsiniz. Ama ondan önce bütün Romanyayi gezmek gerek ! Öncelikle Batisi, Kuzeyi, dogusu vs .
Sizin anlayacaginiz hayatiniz gezerek gececek !!!!! Cok gezen bilir !!!!! Moldavya , Baltik ülkeleri, Polonya, ukrayna. Hepsi basli basina roman…….
Bati avrupaya hic özenmeyin! Zamaniniza yazik edersiniz !!!!
Hayat doguda var !
Sizinle birlikte oralarda olmak isterim. Söz veriyorum, bu festival veya benzerleri için ilk tarihte size haber vereceğim. Birlikte yaşarız. Sevgilerimle.
Her yıl düzenlenen birçok festival var Avrupa’da. Yazılarımda değindiğim EXIT (Novi Sad-Sırbistan) ve SZIGET’i listenize alabilirisiniz. Sevgilerimle.
Katkılarınız için çok teşekkür ederim. YAzdığınız yerleri listeme kattım. Teşekkür ederim.
Anlatım ve fotoğraflar çok güzel ama “oraya gitmiş kadar olduk” demeyeceğim, zira bu Dünyanın en büyük rock konserlerinden(di). Tadına varmak için orada olmak gerek. Anlatılanlar sayesinde, geçtiğimiz onca yılı düşününce, hiç gitmediğim için neler kaybettiğimi, neler kaçırdığımı anladım. Ayrıca olayın ticarileşmesine de çok üzüldüm. Kısmet, şu virüs belasını yener ve bu tip etkinliklerin yeniden başladığını görebilirsek kesin giderim… Çok teşekkürler…
Adamlar kadınlar yaşıyor hayatı. Bi şu görüntülere bak bir de bizim orta doğu’ya
Yanilmiyorsam “Zsiget ” türkce de “Ziget” olarak yaziliyor !
Biraz tarih okumusla bilir ; “Zigetvar Kalesini ” ve hatta “Mohac meydan savasini” bilirler.
Kanuninin savasin sonucunu bilemeden öldügü ve Zigetvar`a gömüldügü yer !
” var” macarcada “Kale ” demektir ! Ayni Temesvar (Romanya da ) gibi !
Bir de ” Szeget ” diye bir kent var macaristanin güney dogusuna romanya ya dogru kalir. Oradan Temesvar`a , Arad `a ( Romanya ya ) gecilir.
Yada yukarida “Debrecen ” , daga yukarida “Eger” kentleri var. Ve SINIRIN öte tarafinda tarih devam eder !!!!!
Osmanli “Karpat” daglarini asamamistir ! Onun icin Karpatlarin batisindan ve dogusunda daha cok düz alanlardan fetihlerini yapmistir!
Zigetvar kalesi Estergon`a ,Budapeste`ye acilan kapidir. Esytegon macaristan`nin kuzeyinde kalir.
Estergon kalesi vardir!
Baris Manco`nun bir bir müziginde gecer !!!!!!
Demem o ki ; Avrupanin BATISI degil dogusu kesfedilecek alanlardir, bilmiyenler icin !
Macaristan ve Romanya ; Sonsuz güzelliklerle doludur !
1988 de macaristan`a yaptigim bir haftalik yolculuk unutulmazdi.
Bu anlattigim yerlere bakin. Tarih kokar !!!!!!!!!!
Yola çıkılacak günler oluşsun gerisi kolay. :) Teşekkürler ilginize.
Mutluluk şeması çok süper. Tekrar Budapeşte’ye gitmek istedim gerçekten.