Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Dünya jet hızıyla değişiyor

Dünya jet hızıyla değişiyor

Hüseyin Vodinalı yazdı…

90’ların ortalarından itibaren, ‘ABD’nin tek kutuplu düzeni çökecek, Avrasya adası kazanacak’ filan dediğimizde ciddiye alınmıyorduk.

‘Avrasyacı’ ve ‘Ulusalcı’ marjinaller olarak dalga geçiliyorduk.

Oysa bir şey biliyorduk ki söylüyorduk.

ABD’nin tek başına dünyaya nizam veremeyeceğini biliyorduk.

Çünkü bunu yapabilmesi için Avrasya adasına tam hakimiyet sağlaması gerekiyordu.

Bunu da en güçlü döneminde bile yapamayacağını görüyorduk.

Bir de şu vardı tabii…

Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, savaş yorgunu, bıkkın ve perişan bir ülkeyken bile sadece yüzde bir ile, (evet ordumuz o zamanki nüfusun sadece yüzde 1’i idi) Sakarya Savaşı’nı kazanmayı bilmiş ve 7 düvel düşmanı İzmir’den denize dökmüş Türk milletinin çocuklarıydık.

Tıpkı Moğol-Tatar savaşçıları, Rus-Ukrayna Kazakları, Kuman-Kıpçak-Peçenek kökenli Slavlar ve Asya steplerinden gelen tüm diğer akraba halklar gibi, biz de Oğuz-Türk boyları olarak tarihimizde esaret bilmeden yaşamıştık.

Sağlam özgüven vardı yani.

“ABD DEVRİ BİTTİ” DEMEKTEN DİLİMDE TÜY BİTTİ

Lafı uzatmayayım, tahmin ettiğimiz gibi, 2008 sonrası ABD “Yüzyılı” iki yönden çöküşe uğradı.

Birincisi, ABD’nin rakipsiz döneminde şişmanlayıp rahatladığı süreçte, dolar üzerine inşa ettiği şımarık ve tembel finans kapital imparatorluğu kendi krizini yaratmıştı.

Bu kriz yapısal bir krizdi. Döngüsel olmaktan çok daha fazla yapısaldı.

İkincisi de Rusya’nın 2008’de Gürcistan üzerinden ABD yayılmacılığına attığı sert tokattı.

Bu tarihe kadar NATO’nun Rusya’ya doğru yayıldığına ve tehdidi sürekli artırdığına şahit olmuştuk.

Aslında Putin 2007’deki Münih Konferansı’na katılıp burada tarihi bir konuşma yapmıştı.

Bu konuşma bugünkü pek çok olayı açıklıyor:

“Tek kutuplu dünya nedir? Bunu ne kadar süslerseniz süsleyin, netice itibariyle tek tip durum, tek erk, tek güç merkezi, tek efendi anlamına gelir. Tek egemenin, tek efendinin olduğu bir dünya demektir. Sonuç olarak, bu durum sadece sistemin içindekiler için değil, aynı zamanda egemenliği elinde bulunduran için de ölümcüldür, çünkü onu içeriden yıkar. ABD, ulusal sınırlarının ötesine geçmiş ve uluslararası dayatmalar yapmaktadır. Tek taraflı ve çoğu kez gayri meşru olan eylemler hiçbir soruna çare olmamıştır. Üstelik yeni insanlık trajedilerine sebep olmuş ve yeni gerilim noktaları yaratmıştır. Uluslararası hukukun temel ilkelerinin her geçen gün artan bir şekilde küçümsendiğini görüyoruz. ABD, her yönden ulusal sınırlarının ötesine geçmiştir. Diğer uluslara dayattığı ekonomik, siyasi, kültürel ve eğitim politikaları bunun kanıtıdır. Peki, bundan kim hoşnut? Kim bundan memnun kalıyor?”

14 yıl sonra cevap veriyorum: Kimse memnun değil!

Hatta Amerika’nın kendisi bile.

Ama Amerika Putin’i dinledi mi?

Hayır tabii ki umursamadı bu sözleri.

Irak, Afganistan, Suriye, Libya, Yemen’de uluslararası hukukla dalga geçerek çocuk öldürmeye devam etti.

Renkli darbeler, Arap Baharları düzenledi, Filistin’de İsrail’e tam destek verdi.

Türkiye’nin başına olmadık çoraplar ördü, 15 Temmuz 2016’da NATO/FETÖ uşaklarıyla darbeye bile kalkıştı.

Ama ne Irak’ta istediğini alabildi, ne Suriye’de başarılı olabildi, sonunda Afganistan’dan donunu paçasını çeke çeke kaçtı.

ABD’nin son oyunu, Çin ve Rusya’yı birlikte çevrelemek ve bunun için de Avrupa ve Asya Pasifik’te doğal müttefiklerini ön cepheye sürmekti.

Brzezinski, Kissinger, Kennan ve Mershaimer gibi jeopolitik üstadlarının hepsi bu berbat fikre karşıydı.

Ama dinleyen kim.

BATI’NIN ÇAPSIZ LİDERLERİ

Burada bir parantez açıp şu Batı alemindeki siyasetçi çapsızlığına dikkat çekmek istiyorum. Komik kukla Zelensky’yi kastetmiyorum bile.

Bakar mısınız; Ukrayna ile İran’ı karıştıran bunak Biden, Ali Kemal torunu Sarı Şrek Johnson, Minik prens Macron (en çok bununla dalga geçerken yine aralarında en iyisi o çıktı. Kötünün iyisi), Avanak Avni Scholz ve Dışişleri Bakanı savaş çığırtkanı Amerikan yeşili Baerbrock, NATO esnafı üçkağıtçı Stoltenberg, Rus şehirlerini işgal altında diye sayan İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss…

Daha çok var.

Mesela Sovyetler ve Batı arasında akıllıca tarafsızlık politikası izleyen Finlandiya’nın başına gelen genç ve Davos tedrisatından geçme Sanna Marin şimdi ülkesini NATO’ya sokacakmış.

Tüm Baltık ülkelerinin yine Davos tezgahından geçme çakma liderleri, ülkelerinin geleceğini NATO fedaisi olarak ateşe atan Romanya, Bulgaristan ve Polonya liderliği.

Avrupa bu kadar çapsız bir siyasi seviyede Amerika’dan ikinci büyük kazığı yemeye hazır ve istekli.

İlkini 2. Dünya Savaşı’nda yemişlerdi.

ABD, el altından Nazilere petrol yardımı yapmış, onlar da Doğu seferine böylece çıkabilmişlerdi.

Hatta Rockefeller’in Standard Oil’i Amerika savaşa girdikten sonra bile İsviçre üzerinden Teksas petrolünü Hitler’e göndermeye devam etmişti.

Amaç Sovyetler Birliği’ni yıkarken, İngiltere’nin de altını oyarak küresel liderliği ele geçirmekti.

Sadece Mavi Vatan konsepti ile değil her bakımdan Türkiye’nin hilafsız tek jeopolitik üstadı diyebileceğim Cem Gürdeniz Amiral’in dediği gibi “jeopolitik ideolojiye baskındır” ve gerçek zafer “Kan ve Demir ile” kazanılır.

2. Dünya Savaşı’nda Amerika kan ve demirden kaçınmadı ve kazandı.

Vietnam tokadından sonra artık bugün kendi kanını ve demirini dökmüyor.

Başkalarını kullanmaya çalışıyor ve fakat olmuyor.

Ukrayna’ya düzenlenen Rus Harekatı’nda ‘şimdilik’ kazanan ABD ve İngiltere.

O ‘şimdilik’ ifadesini açacağım.

Tüm bunlara hazırlıklı olan ve yığınaklarını yeni Asya dönemi için yapan Rusya ve Çin’i kazanan sayarsak, kaybeden kim?

EN BÜYÜK KAYBEDEN AVRUPA

En başta Avrupa, Ukrayna’dan sonra en çok da Almanya.

Almanya acemi hükümeti ile büyük bir kazık yedi.

Merkel olsa bu hataya düşmezlerdi, kendi ayaklarına sıktılar.

Berlin’de çok istikrarsız bir siyasi gelecek görüyorum.

Avrupa’dan sonra en çok kaybeden Türkiye oldu.

Zaten rezalet bir ekonomik durumdayken, gıda ve enerji ithalatımızı bağladığımız iki ülke de (Rusya ve Ukrayna) iptal durumda.

ABD ve İngiltere’nin şimdilik kazanan olma meselesine gelirsek.

Şu aşamada NATO büyük mevzi kazandı ve Avrupalıları ‘Stalin’in Tavuğu’ misali şemsiyesi altına topladı.

ABD şimdi Asya Pasifik’te Çin’e karşı yeni NATO imkanlarını araştırıyor.

AUKUS ve QUAD var gerçi ama sıkıyı görünce dağılmayacakları ne malum.

Mesela QUAD’daki Hindistan BMGK’da Rusya aleyhinde oy kullanmadı.

NATO, önümüzdeki dönemde Avrupa’da tartışılmaya devam edecek.

İlk şoku atlatan liderler önlerine gelen 3700 dolarlık gaz ve 140 dolarlık petrol faturalarını görünce, aynı bizim Türkler gibi ‘yandım Allah’ diye hoplayacaklar.

NATOCULARA KÖTÜ HABER

NATO bizim için de tartışma konusu olacak.

2. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi Nazilerle işbirliği çıkarlarına uyunca Ukrayna’da da kullanan NATO, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini tehdit ediyor.

NATO Karadeniz’e çöreklenmek için Montrö’yü delmek isteyecek er veya geç.

İşaret fişeği Ali Kemal’in torunu Boris’in kuzeni eski monşer Selim Kuneralp’ten geldi bile.

Ankara’yı Zelensky’leştirmek için de 6’lı (Atlantik!) ittifak var cepte.

Onların da İngiltere’de hazırlanan programlarında 1921 model federatif anayasa, muhtelif miktarlarda bölücülük ve gericilik bolca mevcut.

Bu arada Veryansıntv Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay’ı da araştırmacı gazetecilik başarısı için bu vesileyle kutluyorum. (https://www.veryansintv.com/6li-mutabakati-kimler-yazdi-bir-bilseniz/)

Atay, İngiltere’de, PKK dostu Lord Avebury’nin desteğiyle kurulan DPI adlı düşünce kuruluşunun Haziran 2021’de hazırladığı rapor ile 6’lı ittifakın programı arasındaki şaşırtıcı benzerlikleri ortaya çıkarttı.

Programlarında, Atatürk ve Türk kelimeleri geçirmeyen NATO muhalefeti, yine bir Irak savaşı döneminde BOP kapsamında kurulan AKP’ye alternatif olamaz.

Kaldı ki o AKP bile bugün Rusya konusunda tarafsızlığını koruyarak kendisinden beklenmeyen bir tavır sergiliyor.

Tabii bu biraz da koşulların dayatmasıyla oluyor ama zaten biz de hep bunu dedik.

NATO düzeni kendiliğinden değil, koşulların artık dayatmasıyla yıkılıyor.

Avrupa’nın Amerika’dan yediği kazığı fark edip toparlanması çok uzun sürmeyecek.

Türkiye’de de kamuoyu Amerikancı medyanın tüm borbardımanına, yeniden toparlanan FETÖ ve Yetmez ama Evetçi tayfanın gürültüsüne rağmen bilinçli gözüküyor.

Zaten anketlerde yüzde 50 üzeri Atatürkçü, yüzde 20 Kemalist seçenekleri çıkıyor.

Yine halkımızın yüzde 80’den fazlası Rusya-Ukrayna krizinde tarafsız kalalım diyor.

Bugün belki Atatürkçülerin bir partisi yok ama bu yarın olmayacağı anlamına gelmiyor.

Son sözüm de her yerdeki NATO’culara…

Bakın artık NATO’yu insan hakları, demokrasi, özgürlük filan diye yutturamıyorsunuz.

NATO’nun özünde faşist ve Nazizm’in çizmelerini giymiş bir emperyalist örgüt olduğunu bilmeyen kalmadı.

1952’den beri ‘Atatürk ve Türkiye’yi hedef alan NATO, bizim dostumuz değil düşmanımızdır.

NATO’cular çok erken zafer kutladı.

Macron’un dediği gibi “Beyin ölümü gerçekleşen” NATO’nun çok uzak olmayan gelecekte vücut ölümü de gerçekleşecek.

Devir çok hızlı bir şekilde değişmekte.

Adeta jet hızıyla değiştiğini gün be gün izliyoruz.

Dünya artık Batı merkezli olmaktan çıktı, çıkıyor, Afrika’yı da katın Avrasya adası yeni merkez oluyor.

Hala NATO kayığıyla bir yerlere varmayı düşünenler bir an önce bu sevdadan vazgeçsin.

Er ya da geç…

Kazanan biz Kemalistler olacağız.

Bunu jeopolitik okumayla söylüyorum, sadece gönlümden geçtiği için değil!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

13 Yorum

  1. 10 Mart 2022, 22:42

    sevgili vodinali, avrasya’nin geleceği var ancak hangi avrasya önemli olan bu. bence hayal ettiğiniz avrasya gercek ile uyumlu değil. establishment diye bir yazıniz vardı, avrasya establishment’ine doğru gidiyoruz hüseyin bey. sadece washington değil pekin olacak başkent.
    size maalesef katılamıyorum bu yüzden. yanisi en büyük avrasyacılar hitler’e petrol tedariki yapan adini geçirdiğiniz o ailelerdir. dünya inanılmaz değişiyor. lütfen internette the economist’in 1988 kapağı diye aratır mısınız. orada da bunu söylüyorlar zaten ve süreç başlayalı çok oldu. oradaki kuş çok ilginç. o bir kartal değil. anka..
    selamlar

  2. Hay ağzınız bal yesin…

  3. 8 Mart 2022, 20:55

    Vodinalının yazılarını kaçırmam, Özellikle kuramsal kalitesi nedeniyle. Ama bu yazıda mizahını da konuşturmuş. En beğendiğim ise Alman yeşillerini doların yeşiliyle ilintilendirmesi. Küçük prens yakıştırması da hoş. Lider kalitesindeki sorunlar ise, toplumların örgütlülük -ve bilinçlilik- düzeylerinde sorunlar olduğunu göstermiyor mu? Kolayca parmaklarında oynatabilecekleri en şabalak liderleri toplayıp yönetim makamlarına getiriyorlar -saçma sapan bir temsili demokratik sistemde “seçmen” kitlelerine “seçtiriyorlar”- ve elbette bunlar da toplumlarının değil efendilerinin hizmetinde oluyorlar. “Strong men” diye ötekileştirdiklerine bakarsanız, hem dik duranları hem de diklenenleri, yani rothchild rockefeller elitlerinin yönetemediği liderler olduğunu görürsünüz. Kimileri bu konuda şanslı ama farkında değil, nankörlük etmeden duramıyor, değil mi?

  4. 8 Mart 2022, 13:23

    Boris ve Biden’in hallerinden eroinman krizine girmiş gibi davranıyorlar. Putin’in dediklerine kulak asmamalarının sebebi aşırı özgüven ve 20 yıldır yaşadıkları beleş yaşamı kanıksamaları.

  5. 8 Mart 2022, 11:40

    Çok güzel yazı. Ama bu beklediğimiz Cumhuriyetçi ve Atatürkçü parti daha ne zaman kurulacak. Bıktık bu dincilerden. Böle giderse 6 lı ittifak gelecek

  6. 8 Mart 2022, 00:57

    Sayın Hüseyin Vodinalı,

    Elinize,
    kolunuza sağlık.

    Her zamanki yalın anlatımınız için sizi canı gönülden kutluyorum.

    Sağ olunuz,
    var olunuz.

    Saygılar.

  7. 7 Mart 2022, 20:51

    Batı bildim bileli batıyor, Türkiye de bildim bileli şahlanıyor. Günün sonunda ben de dahil gençler batıya göçme hayalleri kuruyor. Ekonomin yoksa geçmiş olsun, Türk olmak yetmiyor.

    Geçiniz…

  8. 7 Mart 2022, 20:28

    Turk Millet’i icin umut boyle ortaya konur, bu beklentilerimizin gerceklesmesi icin elimizden geleni yapmaliyiz.

  9. Bu bitmiş halimi sayın Vodinalı? Çin sesini bile çıkaramıyor, batı birlik olmuş Almanya bile kendi için hayati önemi olan gaz boru hattını bi çırpıda iptal ediyor. İsveç ve Finlandiya da Nato sesleri yükseliyor. Rusya ise dünyadan izole edilmiş ekonomik olarak taş devrine gidiyor. Amerikan emperyalizmine hayır ama düşmanı küçümsemek zaafiyet getirir.

  10. Tebrik ederim.Melanet siyonist Rockefeller sadece petrol satmadı Nazi makinesine.Yahudi soykırımında başrolü oynayan zyklon gazının tedariğinde de üzmedi insanlık düşmanı Adolf’u.Siyonist ve faşistin ortak noktası insana düşmanlığıdır.Şimdiki fiziki hali de CIA,NATO’dur.İkisi de siyonist zekası nazi vahşeti sayesinde nefes alır.

  11. 7 Mart 2022, 16:39

    Yaşadıklarımızı yazılarınızla netleştiriyorsunuz, teşekkürler

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!