Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Geliyor gelmekte olan büyük buhran

Geliyor gelmekte olan büyük buhran

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

Türkiye serbest düşüşte…

Sabah uyanıyoruz, dolar uçuyor, altın kanatlanıyor, yuro şahlanıyor.

Biz ise fakirleşiyoruz.

Sadece fakirleşmiyoruz, geleceğimiz, gıda güvenliğimiz, hatta bildiğin güvenliğimiz tehlikeye giriyor.

Bakınız çiftçi gübre alamıyor. Gübre fiyatları 4-5 katına çıktı.

Bu ne demek?

Gelecek yıla ürün yok demek.

Hayvancı yem alamıyor.

Yem fiyatları roketledi, tutulmuyor.

İneklerini mezbahaya gönderiyor.

Tavukçu aynı.

Sulama yapacak, elektrik fiyatı el yakıyor.

Kuraklık yüzünden açılan kuyular 400 metrelere iniyor, bu daha çok elektrik demek.

Elektriğin çoğu doğalgazla üretiliyor.

Bizi sadece fakirlik değil, açlık bekliyor.

Katarlılarla takılanları ise milyarlara katılan milyarlar.

Kara para işleri, ofşor işlerini de Amerikalılardan öğrendiler.

Bermuda, Solomon Adaları filan derken, Katar’ı, BAE’si, Malezyası filan.

Peki bu Küçük Amerika olma macerası nasıl oldu da bu çıkmaz sokağa saplandı?

Yani Büyük Amerika’nın 2008’de başlattığı büyük buhran ve daha öncesinde projelendirdiği ılımlı İslam nasıl oldu da bizi buralara getirdi?

Amerika da epeydir batıkları oynuyor.

Enflasyon baskısı altında, insanlar geleceksiz.

Bizden iyiler belki ama onlar da krizde.

ABD uzun yıllar sonra yüksek enflasyon ve ürün arzında darboğazı yaşıyor.

2022 durgunluk yılı.

Amerika’da Biden’a onay anketlerde yüzde 28’e düşmüş.

Hep biz mi onlardan öğreneceğiz…

Biden da bizden öğrenmiş, işsizlik hesaplarında geçici işçileri, işsizlik maaşına başvurmayanları filan iş sahibi gösterip “Aik” verilerini coşturuyor.

Biden Amca, Çin’den sonra Rusya’ya da yaptırım peşinde.

Zaten revaçtaki kripto paralarla rezerv para olma özelliğini kaybetmekte olan dolar, küresel ekonominin yarıdan fazlasını oluşturan Çin-Rusya ve Hindistan’ın dışlamasıyla yan yatabilir.

Bizde yatmaz ama merak etmeyin.

Biz küçük Amerikalıların en yüce değeri olarak bir 10 yıl daha gider.

Gerçi bizde de altına daha çok rağbet var sanki ama.

Neyse işin öbür tarafından bakınca Çin de sıkıntıda.

ABD’de 2008’de yaşanan küresel yapısal krizi tetikleyen emlak piyasası bu kez orada da patladı.

Çin’in kontrolden çıkan ‘gölge bankacılığının’ bir türev balonu olan Evergrande isimli emlak şirketi battı.

Çin’in ekonomik motorları, bir duraktan çıkmak için itme gücü ararken patlıyor.

Emlak sektörü borca batmış durumda.

Yaklaşık 65 milyon adetlik boş apartman blokları manzarayı tamamlıyor.

Kentsel Çin’deki evlerin yüzde 20’sinden biraz fazlasını temsil ediyorlar.

Ülkede umutsuzca daha iyi barınmaya ihtiyaç duyan milyonlarca insanla alay ediyor gibi görünüyorlar.

Dünya Bankası, yüzyılın başında yüzde 36 olan Çin nüfusunun yüzde 61’inin şehirlerde yaşadığını tahmin ediyor.

Çinliler mülk sahibi bir toplumdur.

Yaklaşık yüzde 90’ı kendi evlerine sahip ve en az yüzde 20’si birden fazla ev sahibi.

Evergrande, 305 milyar dolarlık borcunu ödeyemedi ve 9 Aralık itibarıyla “default” yani batık duruma düştü.

Çin genelinde 100 milyona yakın konut bomboş duruyor.

Çin’in düşük tutmayı tercih ettiği para birimi Yuan da bu yıl dolara karşı yüzde 3 oranında yükseldi. 

Bank for International Settlements’a (BIS) göre Çin’de toplam iç borç son 15 yılda 13 kat arttı.

Tüm ekonominin büyüklüğünün yaklaşık üç katına çıktı.

Bu kredilerin çoğu, yaklaşık yüzde 30’u asla geri ödenmeyecek.

ABD’nin Çin’in alternatif küresel ticaret projesi olan Kuşak ve Yol’u kesmek için başlattığı yaptırımlar da sonuç verdi.

Ayrıca Biden’ın Çin’i Tayvan ve tüm denizlerden baskı altına alma çabaları da neticede ekonomik rekabeti önlemek için.

Kıytırık AB bile Çin’in 2 trilyon dolarlık devasa Kuşak ve Yol Projesi’ne alternatif olarak 300 milyar yuroyu devreye sokuyor.

Avrupa Komisyonu, “Küresel Geçit Programı”nı 1 Aralık’ta açıkladı.

Küresel Geçit Programı da Çin’in Kuşak ve Yol’daki Orta Koridor’u gibi Balkanlar ve Türkiye’yi de içine alıyor.

Ama boşuna…

Pandemi katalizör oldu tüm dünyada durgunluk yaşanıyor.

Rekabetçi yanı körelen Batı kapitalizmi aslında bir şekilde bunu istiyor.

2022’de arz ve talep dengesi daha kötü bir hale gelecek.

1 ve 2. Dünya Savaşları öncesindeki buhranlardan daha büyüğü yolda.

Bir küresel ve bölgesel savaş baskısı oluşuyor.

‘ÇÖZÜM NE’ DİYE SORANLARA

Türkiye ise iç ve dış güçlerin pençesinde kıvranıyor.

Küçük Amerika olalım dedik battık, Çin modeli bize uymaz.

Cumhuriyet tarihimizde NATO’dan sonraki en büyük kazık AB süreci ile gelinen noktada bitik durumdayız.

Üye olmadan girdiğimiz gümrük birliği yüzünden kazıkların en büyüğünü yedik.

Sanayimiz tarımımız kalmadı. Her şeyimiz ithalata dayalı.

Şimdi pek çok okurun “iyi hoş anlatıyorsun da çözüm nerede?” dediğini duyar gibiyim.

Çözüm Atatürk döneminde.

Atatürk, 1920 ve 30’larda, küresel kriz yani büyük buhran  (Great Depression) döneminde en isabetli seçimi yaptı ve devletçiliği devreye aldı. (Altı Ok’taki halkçılık, devletçilik ve milliyetçilik umdeleri aslında ekonomik olarak okunabilecek maddelerdir. Milliyetçiliği tek geçer akçe onurlu para birimi ve gümrüklü milli pazar olarak okuyun.)

Hoş küresel kriz olmasaydı da, hiç bir sanayisi ve ticareti olmayan sadece ilkel tarıma dayalı bir ülke için aynısını yapardı ama konjonktür de zaten bunu gerektiriyordu.

Türkiye içinde bulunduğu bu açmazdan, bu derin buhran kuyusundan ancak Atatürkçü, Kemalist çözümlerle çıkabilir.

Yani Karma Ekonomik Model, Devletçilik, Üretim Ekonomisi ve elbette ithal ikamecilik.

Şu an Türk halkının yüzde 58’i cep telefonu, ev ve araba borçlusu.

Sokaklarda gezinen lüks araçların yüzde 58’i yabancılara ait yani.

Tarım ve sanayi ithal girdiyle yapılıyor.

Bugün ne doğru dürüst gübre, yem sanayimiz var, ne de kağıdı ve kimyasal girdileri kendimiz üretebiliyoruz?

Yerli araba yapacağız diyoruz, araba yapımında kullanılan çeliği hala üretemiyoruz.

Bugün iktidar Londra bankerlerinin yönettiği Katar’dan gelecek paraya bel bağlamışken, muhalefet de Batı sermayesine ve yine Londra bankerlerine bel bağlıyor.

Görev değişimini halktan çok para sahiplerinden talep ediyorlar.

Eğitimde de biri ortaçağ kalıntısı dini eğitime, öbürü neredeyse Türkçe dersini bile İngilizce yapacak sömürge eğitimine yöneliyor.   

Bu olmaz, zaten artık o dünya da yok.

Türkiye, Asya ülkesi olarak tam bağımsız, eğitimi ve ekonomisi güçlü, ileri teknolojilerde at oynatabilen bir ülke olmak zorunda.

Bu arada bu iş öyle kolay da olmayacak, ciddi sıkıntılar çekilecek.

Tatlı tatlı yemenin acı acı o.urması olacak!

Ama ölmeyeceğiz, düştüğümüz yerden doğrulup yükseleceğiz.

Korkunç yolsuzlukların ve ihanete varan kötü yönetimin hesabını soracağız.

Hep söylüyorum.

Atatürk olmanıza gerek yok.

Sadece onun gibi yapsanız bile yeter.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 Yorum

  1. 14 Aralık 2021, 20:12

    şafak sökecek, müsterih olun.

  2. Facebook bir bataklıktır, giren çıkamaz. Lütfen, hemen terkedin orayı.

  3. 13 Aralık 2021, 19:43

    Diyorlar ki; “10 milyon Suriye’li yerine inek besleseydik et ve süt sudan ucuz olurdu”
    Acaba!!
    Ben de diyorum ki;
    Eski sistemse evet,
    Yeni sistemse (İMF sistemi) çöl olmaya bir adım daha yaklaşırdık.
    Neden mi?
    Mısır, ABD Mississippi ürünü, Konya’da ne işi var?
    Derin kuyu aç,
    Mısır sula,
    Ahırda yatan hayvana mısır ver,
    Ahırda yatan hayvanda bizim yerli cins ineğimiz değil.
    Bir de evde yatanlar var, onlara da şurubundan verdin mi, al sana tip-2 şeker,
    Ondan sonra bir de ilaç fabrikalarına bağlanırsın.
    Konya’da olur obruk,
    Dereler akmaz, göller kurur, derin kuyularda su tükenir, barajlar dolmaz, nem oranı düşer, yağış seğimi değişir.
    Bir taşla kaç kuş?
    Bir ülke İMF ye göbeğinden bağlı olursa bu olur, bizler de seyrederiz ( muhalefet diyemiyorum, onlar zaten seyirci)
    Biz süt içeceğiz derken SU içemeyeceğiz, SU.
    Uyanalım artık, sorun o bu değil, sorun İMF ve ona bağlı bizi yönetenler.

  4. 13 Aralık 2021, 18:10

    Bu yazıyı facebook’ta paylaştım diye 30 gün hiçbir şey paylaşamazsınız diye facebook ceza verdi1..

  5. Hem acı gerçeklerden bahseden, hem de umut aşılayan bir yazı. Teşekkürler

  6. Şu adam için her gün bu siteye uğrarım

  7. İşte o kadar…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!