Hüseyin Vodinalı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Hakan Fidan dış politikayı belirleyebilecek mi?

Hakan Fidan dış politikayı belirleyebilecek mi?

featured

Hüseyin Vodinalı yazdı…

ÖNEMLİ NOT: Bu bir AKP içi değerlendirme yazısıdır, kimseyi ‘övme’ amacı gütmemektedir!

1968 Ankara doğumlu.

Kariyerine karacı muhabere astsubay olarak başladı ama daha sonra ordudan ayrılarak yurtdışında yüksek öğrenim ile akademik birikim yaptı.

Maryland Üniversitesi ve Bilkent’te Yüksek lisans ve doktora sonrası, Viyana’da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda, Cenevre’de BM Silahsızlanma Enstitüsü’nde ve Londra’da Verification Technologies Research Center’da akademik çalışmalarını sürdürdü.

2003’te, henüz 35 yaşındayken TİKA Başkanlığı’na atandı. TİKA, genel olarak MİT ile bağlantılı/koordineli çalışır.

2008’de Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Yönetim Kurulu üyesi olarak atandı.

2010’da MİT Müsteşarlığı’na atandığında, 42 yaşında TC tarihindeki en genç MİT Müsteşarı unvanına sahip oldu.

Selefi, Büyükelçi Sönmez Köksal’dan sonra MİT dışından gelen (acaba?) ikinci müsteşar olarak da kayıtlara geçti.

AKP döneminin parlak ismi Fidan, ilk günden itibaren ABD ve müttefiklerinin pek de sevmediği bir isim oldu.

İlk olay, 2011’de PKK ile Oslo görüşmelerinin ses kayıtlarının sızdırılmasıydı. Sonrasında gelen Açılım Süreci, verilen tüm şehitlerle ve yıkımlarla, tüm AKP gibi Hakan Fidan’ın özgeçmişinde de muhtemelen unutmak isteyeceği karanlık bir dönemdir. Tıpkı Amerika adına yürütülen Suriye savaşı gibi!

İkincisi ise 2012’de FETÖ ile AKP/Erdoğan arasındaki ayrışmanın başladığı bir dönüm noktasıydı.

Daha sonra FETÖ’den 2 yıl hapis cezası alacak olan İstanbul Başsavcısı Sadrettin Sarıkaya, Fidan’ı KCK operasyonunda şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırmıştı.

Bu, tam da Başbakan Erdoğan’ın ameliyat saatine denk getirilmişti.

Ancak muhtemelen son anda Başbakana ulaşan bu haber ameliyatı erteledi ve Erdoğan devreye girerek bu FETÖ operasyonunu engelledi.

Fidan belli ki ABD ve İsrail tarafından sevilmiyordu.

Hakkında Batı basınında çıkan haberler onun İran’a yakın bir figür olduğuna ima yapıyordu.

Bu tanıdıktı; Uğur Mumcu suikasti sonrası da aynı medya İran’ı hedef göstermişti.

Ama asıl şüpheli, Kukla bir Kürt Devleti kurmanın peşindeki ABD ve İsrail idi.

Fidan, İran veya Amerika’dan çok Erdoğan’a yakın bir isimdi. O ne derse onu yapardı.

Bunun en somut göstergesi, 2013’te Beyaz Saray’da Obama’nın bizzat kendi ağzından çıkan sözlerdi.

ABD Başkanı Obama’nın, Mayıs 2013’te Beyaz Saray’da ağırladığı dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı parmak sallayarak tehdit etmişti.

Kırmızı odadaki akşam yemeğinde Hakan Fidan, Erdoğan’ın hemen solunda oturmuştu.

O görüşmenin detayları Sarraf davası sayesinde gün ışığına çıktı.

Görüşmeden bilgisi olan Amerikan kaynaklara göre o toplantıda Obama, Erdoğan ve Fidan’a “Ne yaptığınızı biliyoruz, bir daha yapmayın bunu” demişti.

Bizim basın bunu, “ABD Suriye’ye gönderilen cihatçılara kızdı” diye verse de hepimiz biliyoruz ki cihadçı denilen IŞİDçiler zaten CIA’nin elemanlarıydı.

Obama’nın öfkesi daha başka bir konudaydı. Türkiye’nin hizadan çıkması mesela!

Zaten 2015’teki Rus uçağının FETÖ ve Davutoğlu tarafından düşürülmesi sonrası bu “hizadan çıkış” daha netleşti.

Ama bu hizadan çıkış da ABD’nin gözünden düşen İhvan ile birlikte yaşanan bir şeydi!

Rusya ile ilişkilerin restorasyonu ve FETÖ tasfiyesinin hız kazanması bunun göstergesidir.

Ardından 2016’da gelen 15 Temmuz FETÖ/NATO darbe girişimi de bunun tamamlayıcı cüzüdür.

Fidan’ın 15 Temmuz’daki rolü de kritikti.

Muhtemelen darbe girişimini önceden haber almıştı.

Gerçi Erdoğan bunu asla kabul etmedi; “Eniştemden duydum” diyerek MİT’i dolaylı olarak kötüledi ama belli ki bir şeyler dönmüştü.

Neticede Fidan, AKP’nin içindeki devlete ve (1938 sonrası olduğu ve kaldığı kadar) ABD ve NATO etkisinde de olsa, çekirdek devlet terbiyesine “nispeten” en yakın isimdi.

Avrasyacı denemese de Batıcı da sayılmazdı.

O her koşulda ‘Reis’e bağlı sadık bir memurdu.

Reis, Amerikancı iken Amerikancı, Rusçu iken Rusçu oldu.

Amerika, İngiltere ve İsrail’i kutsal olarak bilen FETÖ ile mücadelede 2013 sonrası kritik rol üstlendi.

MİT Müsteşarı iken de Erdoğan onu dış gezilerinde yanından ayırmıyordu.

Tabii tüm bu süreç içinde Ahmet Davutoğlu ile bir mesai dönemi de var. Hatta onun teşvikiyle milletvekili olmak da istemişti ki bu hamlesi Erdoğan’dan veto yemişti.

Suriyelilerin Türkiye’ye doluşmasında ve Dışişleri Bakanlığı’ndaki o sızdırılan toplantıdaki ifadeleri de hatırlarda.

Ancak sonrasında 2017’deki Astana Süreci’nin başlamasında da (ve devamında da) etkili oldu.

2023’te Dışişleri Bakanı olana dek tam 13 yıl kesintisiz MİT Başkanlığı yaptı.

Bu önemli bir süre ve tüm bu süreçte, dediğim gibi Devlet’in tüm dış temaslarında etkin ve hakim bir figür oldu.

Dışişleri Bakanı olduktan sonra ise hızlı bir dönüşüme gitti.

MİT’i dış istihbarata yönelttiği gibi, Dışişleri’ni de istihbari faaliyetlere sevk etti.

Batıcı isimlerin hakim olduğu Dışişleri Bakanlığı’na MİT’ten kendi ekibini getirdi.

Ukrayna, Gazze ve Tayvan üzerinden başlayan Batı ve Doğu savaşında, kürede savaş rüzgarlarının estiği bir dönemde Çin’e gitti ve “BRICS’e üyeliğe talibiz” açıklamasını yaptı. Ayrıca ABD’nin propaganda malzemesi Uygur bölgesine giderek mutlu pozlar verdi, “Tek Çin’e (Tayvan’ın Çin toprağı olması) saygılıyız” dedi.

Bu, Batılı mahfillerde soğuk bir ürpertiye yol açtı.

Her zaman tepe tepe kullandıkları Türkiye, bu en kritik zamanda yön mü değiştiriyordu?

Üstüne bir de Rusya’ya gitti ve BRICS Zirvesi’ne katıldı, aile fotoğrafı pozu verdi.

Kremlin’de Vladimir Putin tarafından özel olarak kabul edildi.

Protokolde eşit muamelesi yapılarak Putin’in karşısına oturduğu resim Kremlin’den servis edildi.

Bu görüşme sonrası Türkiye’nin BRICS’e katılım isteği teyit ve kabul edildi.

Ayrıca Temmuz başındaki Astana ŞİÖ (Şanghay İşbirliği Örgütü) Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımı üzerinde fikir birliğine varıldı.

Türkiye’nin Rusya ve Çin’in kolaylaştırıcılığıyla Suriye, Irak ve İran ile yeni bir işbirliği süreci başlatabileceği dış (özellikle Arap medyasında) basında konuşuluyor.

Astana’daki Zirve’de muhtemelen epeydir beklenen Putin-Erdoğan görüşmesi de yapılacak.

Türk iç siyaset sahnesinde Atlantikçi kanadı şu an Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek, Avrasyacı yönelimi ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil ediyor.

AKP’nin 22 yıllık hikayesine baktığımızda, ABD uyduluğu ve BOP Eşbaşkanlığından, bugün Rusya’nın tek “düşmanımdır” demediği NATO ülkesi konumuna geldiğini görüyoruz.

ABD özelinde Batı küresel hegemonya alanlarında bir bir gerilerken, Küresel Güney BRICS gibi pek çok yeni oluşum ve gruplaşmalarla öne çıkıyor.

Sadece Çin, Rusya ve Hindistan bile bugün Batılı ekonomilere kafa tutabiliyor.

Siyasi ve askeri olarak da Rusya, Çin, Kuzey Kore ve İran dörtlüsü Batı’ya karşı tüm cephelerde oyun kurabiliyor.

Atlantikçi neoliberal Mehmet Şimşek her gün sokakta ve tvlerde “linç” yerken, “Avrasyacı” Hakan Fidan’ın eli çok daha kuvvetli.

Son olarak kimsenin söyleyemediğini söyledi ve “Üçüncü Dünya Savaşı Tehlikesi ile karşı karşıyayız” dedi.

Bugün gerçekten de ABD ve Avrupa, 6000 nükleer başlığı ve bunları taşıyacak hipersonik füzeleri olan Rusya’ya saldırmanın eşiğindeler, hatta Karadeniz üzerinden dolaylı da olsa saldırıyorlar.

Türkiye, bir NATO ülkesi olarak, hem de atom bombalarının bulunduğu dört ülkeden biri olarak olası bir nükleer savaşta Rusya’nın doğal hedefidir.

Ayrıca kapıdaki Hizbullah-İsrail savaşı da bizi doğrudan etkileyecek bir gelişmedir.

Önümüzdeki dönem hem dünya hem bölgemiz hem de Türkiye açısından çok kritik.

Asırda bir olan değişimlerin dönemindeyiz!

Jeopolitik her daim ideolojiye, ekonomiye ve siyasete baskındır.

Dayatır…

Erdoğan’dan sonra kim gelecek diye sorarsanız, ben de naçizane, ne Bilal, ne Berat, ne Ekrem, ne de Selçuk derim!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Rudolf Hess

  2. O çekirdek dediğiniz nüve Türk Çocuğu’nu Tüek Ulusu’nun önüne koyar!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!