Hüseyin Vodinalı yazdı…
“Epstein Skandalı, Mossad’ın Küresel Şantajı” kitabım geçen sene Ekim ayında Pankuş Yayınlarından) çıkmıştı.
Türkiye’de bu konuda derli toplu yazılan sanırım ilk kitaptı bu.
Ama bu kitabın önemlibir eksiği vardı: Trump neredeyse hiç yoktu içinde.
Çünkü Demokrat Biden döneminde tüm bilgi ve belgeler Trump ve Cumhuriyetçi Parti kanadından akıyordu.
Şimdi kitabın ikincisini yazma zamanı geldi de geçti.
Temsilciler meclisinde bütçeyi onaylamayan Demokratlar ABD tarihindeki en uzun hükümet kapatmasına imza attıktan (3 gün önce geçici bütçeyi onayladılar) sonra bu kez Epstein’in e-postalarını ortalığa salıverdiler.
Seçilmeden önce Epstein’in kirli şantaj ilişkilerini ve dosyalarını yayınlama sözü verip seçildikten sonra cayıveren Trump’a belki de şimdiye değin en ağır darbe bu e-postalarla geldi.
Amerikan tarihindeki ünlü Watergate skandalı bunun yanında masum bir çilekli pasta gibi kalır!
Epstein’in kendi anlatımıyla Trump’ın bir pedofili olduğu açıkça ortaya çıktı.
Epstein ile suç ortağı Ghislaine Maxwell arasındaki bir e-posta yazışmasında Epstein, küçük kız kurbanın Trump ile “saatlerce evinde” kaldığını belirtiyor.

Trump için “kızları biliyordu” diyen Epstein, Nisan 2011’de Maxwell’e yazdığı bir mesajda, “Havlamayan köpeğin Trump olduğunu anlamanı istiyorum” diye yazmıştı.
Buradan kasıt, Trump’ın Epstein ile yaşananlar konusundaki sessizliğiydi.
Hatta gazeteci Michael Wolff ile Epstein arasındaki bir yazışmada, Trump’ın başkan adaylığını açıklamasından aylar sonra, 2015 yılında Epstein’a verdiği cevapta Wolff şöyle diyor: “Bence onun kendini asmasına izin vermelisiniz.”
Wolff, “Uçağa veya eve gitmediğini söylerse, bu size değerli bir halkla ilişkiler ve siyasi itibar kazandırır” diye devam ediyor. “Onu, sizin için olumlu bir fayda sağlayacak şekilde asabilirsiniz, veya gerçekten [seçimi] kazanabilecek gibi görünüyorsa, onu kurtarabilir ve böylece bir borç yaratabilirsiniz.”
ABD’deki siyasetin iğrençliği bilinmeyen bir şey değil ama bu belgeler onu resmen doğrulamış oluyor.
Bu arada Epstein, tutuklanıp öldürülmesinden sadece birkaç ay önce Prens Andrew ve Trump ile 2019 Londra toplantısına katıldı.
Trump ve Andrew 4 Haziran’da görüştü. Epstein 6 Temmuz’da tutuklandı ve 10 Ağustos’ta öldü(rüldü). Hepsi Trump’ın gözetimi altındayken oldu. Hatta bazı iddialara göre ölü gibi gösterilip hapishaneden kaçırılmıştı.
Trump’ın rezilliğini döken daha pek çok e-posta, artık X’te ve ana akım medyada dolaşımda.
Bu işlerin arkasında sadece Epstein yok, en başından beri Mossad ve şimdiki İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da var.
Netanyahu, tüm Siyonist bağışçı kuşatması ve Epstein dosyalarıyla Trump’ı resmen avucunun içinde tutuyor.
Bu sayede, Kudüs’ü başkent ilan ettirdi, Gazze’deki soykırım için onayını ve desteğini aldı. İran’a saldırırken Trump’ı da yanında tuttu. Suriye’deki operasyonu da halletti.
Bu arada Suriye demişken, Trump’ın yakın dostu eski emlakçı yeni Büyükelçi Tom Barrack da bu e-postalarda yer alıyor.
Şu anda Suriye’yi İsrail’e satmaya, Lübnan’daki Hizbullah’ı yok etmeye ve Türkiye’yi Hazar’a kadar, İran’a karşı İsrail’in yanına katmaya uğraşan Barrack ile Epstein arasındaki yazışma tam bir skandal.
Epstein Barrack’a şöyle yazıyor: “Çocukla birlikte olan fotoğrafını gönder… Beni gülümset!”

Bahsettiği herhalde masum bir fotoğraf değildi!
E-postalarda, Palantir’in sahibi Peter Thiel de var. Eski Norveç ve İngiltere Başbakanları da var.
Jeffrey Epstein, eski avukatı Kathy Ruemmler’e gönderdiği bir e-postada, Palantir Başkanı Peter Thiel, eski CIA Direktörü ve Rusya Büyükelçisi William Burns, eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown, eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland, eski Moğolistan Devlet Başkanı Tsakhiagiin Elbegdorj ve aralarında Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan ve Katar yetkililerinin de bulunduğu kişilere “kızlar” teklif etti.
Ruemmler, Obama’nın her iki başkanlık döneminde de Başkan Yardımcısı Konseyi olarak görev yaptı.
Ancak bizi bu iğrenç seks ve şantaj skandallarından çok, tüm bunların Türkiye’nin de dahil olduğu coğrafyadaki etkileri ilgilendiriyor.
Amiral Cem Gürdeniz, bu konuda en isabetli yorumu yapan jeopolitik dâhisi:
“Trump ve MAGA ekibinin Epstein dosyasının ipoteği altında olduğu başından belliydi. Tarihinde hiç bir Amerikan hükümeti seçim öncesi vaatlerine bu kadar ihanet etmemişti. Dosya açılmasın diye vermediği taviz kalmadı. Demek ki İsrail Trump’ın verdiği tavizlerden memnun değil. Dün, Trump, İsrail Cumhurbaşkanı’na ‘Netanyahu bir savaş başbakanıdır. Onu affedin’ demişti. Bunu tersten de okumak gerekir. “Epstein dosyasında ileri gitmeyin. Beni ve dostlarımı zorlamayın.” Ancak görünen o ki demokratlar ve cumhuriyetçiler ortaklaşa Epstein dosyasında Trump’ın üzerine gitmeye karar vermişler. Trump bu durumda iktidarda kalmak için Netanyahu gibi savaş dahil her yolu deneyecektir. Siyaset son 50 yılda böyle. Dosya, skandal ahlaksızlık, yolsuzluk varsa iktidara getirilir, kullanılır ve son kullanma tarihinden önce ip çekilir. Ancak en oksimoron durum, bu pedofil kişilerin meşruiyet, demokrasi, insan hakları, barış ve istikrardan bahsetmeleri. Böylesi iğrenç bir dönemde Asya güçlerinin yükselmesi insanlık için büyük dengeleyici. Aksini hayal bile edemeyiz.”
Tüm bunlar İsrail’in ne kadar acımasız ve cüretkar bir terör devleti olduğunu da anlatıyor aslında.
1997’de ABD için BOP rehberi anlamına gelecek “Temiz Kopuş” (Clean Break) planını yazan Netanyahu, başta İran olmak üzere düşmanlarına karşı her türlü suikast ve terör operasyonunu düzenledi.
11 Eylül’de de koca bir parmağı vardı, hatta 7 Ekim’de kendi vatandaşlarını bile öldürmekten çekinmedi.
Azerbaycan’dan dönerken düşen C-130 uçağımız da onun işlerinden biri olabilir.
İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan da Azerbaycan dönüşü şüpheli bir helikopter kazasında ölmüştü.
Azerbaycan lideri Aliyev’in İsrail ile aşırı içli dışlı olduğu da herkesin malumu.
Gerçi biz de sütten çıkmış ak kaşık sayılmayız. Yalçın Küçük de hep “İsrail, İsrail’de olduğundan fazla Türkiye’de güçlüdür” derdi.
Konuyu yeniden Epstein’e döndürürsek, Trump şimdi ya istifa edecek ya da savaş çıkarıp ülkede bir sıkıyönetim ilan edecek.
İsrail’in de ABD’deki kredileri belli ki sona yaklaşıyor. O da mutlaka kredisi bitmeden ABD’yi bir büyük savaşa sürüklemek isteyecektir.
Bu savaşın en olası adresi ise kısmen Suriye ve Irak ama nihai olarak İran olacak.
İsrail, Türkiye’nin yanına Azerbaycan ve Türki devletleri de koymak için sıkı çalışıyor, hatta Trump’ı da geçen gün Beyaz Saray’daki C5+1 ağırlaması gibi yanında koşturuyor.
Ayrıca Trump Venezuela’ya saldırmak için hazırlanıyor.
Avrupa ise Rusya’ya karşı bir savaş tertiplemeye çabalıyor.
Batı’daki ekonomik durum o kadar kötü ki Fransa Çin ile çaktırmadan BRICS anlaşması bile imzalamış.
Tam bir kaos ve çalkantı dönemine giriyoruz.
Bizde zaten alası varken etrafımız da karışıyor.
Epstein skandalı, bana birinci dünya savaşını başlatan Franz Ferdinand suikastini hatırlatıyor bugünlerde.
Bu potansiyel var bugün.
Jeffrey Epstein e postalarından birinde: “Çok kötü insanlarla tanıştım. Hiçbiri Trump kadar kötü değil. Vücudunda tek bir düzgün hücre yok” diyordu.
Jeffrey Epstein e postalarından birinde: “Çok kötü insanlarla tanıştım. Hiçbiri Trump kadar kötü değil. Vücudunda tek bir düzgün hücre yok” diyordu.