Murat Bölükbaşı
Murat Bölükbaşı

Medrano Sirki

featured

Murat Bölükbaşı yazdı…

“Ülkemiz kristal bir küredir. Ben Josip Broz Tito, bu küreyi ellerimle tutarak değil alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. Umarım benim nefesim tükendiğinde birisi bu görevi devralır. Yoksa kristal küre yere düşer ve tuz buz olur… İşte o zaman dünyanın kaderinin korunması başka bağımsız ülkelere kalır. Nasır, benim dostumdur ancak ondan önce dünyanın geleceğinin korunması Anadolu’ya düşer. Anadolu’da Kemalistler tarafından kurulan devletin temeli bağımsızlıktır. Bu yüzden Anadolu, dünyanın kaderini kurtarma görevini omuzlarına alır.”

Tito bu konuşmayı 1978 yılında Yugoslavya’nın kuruluş yıl dönümünde yapmıştı. Tito, federasyon devleti olan Yugoslavya’nın bir gün dağılacağının farkındaydı. Ölümünden sadece 10 yıl sonra çıkan iç savaşla birlikte Yugoslavya altı parçaya bölündü. Atalarımız boşuna dememişler; “Bir musibet bin nasihatten daha iyidir” diye… Tito’nun 47 yıl önce gördüğünü hala göremeyen, akıl etmeyen, liderlerimiz ve siyasetçilerimiz var.

Ama, gel de bunu ülkeyi yönetenlere anlat! Ne musibete ne nasihate doymuyor mübarekler. Ancak AKP ve MHP işi öyle bir noktaya getirdi ki, bu yolun sonunda “Allah affetsin, milletim beni affetsin” demenin kimseye faydası olacağını düşünmüyorum. 22 Kasım 2024’te Devlet Bahçeli’nin, “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, DEM Parti grup toplantısında konuşsun” dediği günden, 50 dolarlık kaleşnikofları kazana bırakıp geldikleri gibi giden PKK’lı teröristlerin oynadığı, yandaş gazetecilerin barış güzellemeleriyle haber yaptığı, DEM’li siyasetçilerin tribünde seyirci olarak yer aldığı güne kadar sahnelenen Medrano Sirki’ni Türk milleti olarak yumruklarımızı sıkarak, dudaklarımızı ısırarak izledik.

Türk milleti golü hiç beklemediği bir yerden, sözüm ona Türk milliyetçisi diye bilinen MHP’nin “bilge lideri” Devlet Bahçeli’den kendi kalesine yaptığı net vuruşla yedi. Tabii hiç kolay değil! Kendi kalene attığın golden sonra meydanlarda dolaşmak yürek ister..!

Bahçeli de uzun bir süre ölü taklidi yaparak sahneden çekildi. Sahne İmralı canisi ve her gün “süreç” ziyareti yapan, helvanın kavrulacak kıvama gelmesini bekleyen DEM’lilere kaldı. Sayın Erdoğan süreç boyunca her zaman olduğu gibi topa girmedi, tehlikeli bölge dışında top çevirdi. Ta ki Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye artık bir devlet politikası haline gelmiştir. Devletin başı terörsüz Türkiye’yi gerçekleştirmekle mükelleftir” demiş ve alev topunu diyagonal pasla AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atmıştı.

Çok geçmeden AKP Sözcüsü Ömer Çelik; “Duyduk duymadık demeyin!” Gümbede gümbede gümbede güm güm… “Cumhurbaşkanımız tarihi bir konuşma yapacak. Bütün vatandaşlarımızı cumartesi sabahı Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı o konuşmayı dinlemeye davet ediyorum” dedi. Açıkçası ben, emekliye seyyanen ödeme müjdesi için ekran karşısına geçmiştim ama maalesef hayal kırıklığına uğradım.

Konuşmasında, “Terörle mücadeleye önem verdik” dedi ama, “Terör biz iktidara geldiğimizde bitmişti, hamdolsun hükumetimiz sayesinde yeniden hortladı” demedi! “Sınırlarımızı güven altına aldık” dedi ama, “Afganı, İranlısı, Suriyelisi elini kolunu sallayarak içeri girip çıkabiliyor, hamdolsun mayınları da temizledik rahat rahat geçiyorlar, ülkeye giriş serbest ama çıkışa müsaade etmiyoruz” demedi!

“41 yıllık parantezi kapattık, herkes bayram etsin, sokakları, caddeleri ay yıldızlı bayraklarla donatsın” dedi. Bugün sokakları caddeleri gezdim; Kimse sizi duymamış, dinlememiş, izlememiş… İnsanlar bayram tadında değil, umudunu ve ümidini yitirmiş ölüm hüznüyle dolaşıyor caddelerde… İsterseniz Saray’dan önce şehitler kabristanına, sonra Beşevler’e, oradan Tandoğan’a, Maltepe’ye, Kızılay’a yürüyün, halkınızı bir görün, dinleyin; Tebdili mekanda ferahlık vardır..! Belli ki kafalarda federatif bir plan var, olmadı eyalet sistemiyle bir Türkiye programı var. Ya da çok daha fazlası var…

Yoksa, sizin gibi yerli ve milli birisi Çanakkale Savaşı’nın bir Türk destanı, Başkomutanlık Meydan Muharebesinin bir Türk mucizesi olduğunu bilmez mi? Türk İstiklal Savaşı’nın sadece ifade ettiğiniz gibi Arap ve Kürt’ün değil, “Ne Mutlu Türküm” diyen herkesin onur ve gurur duyduğu bir varoluş zaferi olduğunu bilmez mi? Tarihe Türk kanıyla yazılmış zaferlerin yeniden sizin tarih bilginiz çerçevesinde yorumlanmasına ne Arap, ne Kürt, ne de farklı etnik kökenli vatandaşlarımız izin verir mi sanıyorsunuz?

Bursa, Konya, Diyarbakır, İzmir, Ankara, İstanbul Misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan ve gerektiğinde kanımız ve canımızla savunacağımız Türk şehirleridir, gerisi sizin hülyalarınızdır Sayın Cumhurbaşkanı!

“Biz Ak Parti, MHP ve DEM Parti olarak bu yolu birlikte yürümeye karar verdik” dediniz ya, Sayın Cumhurbaşkanı! Tarihe kalın çizgilerle not düştünüz var olun..! Konuşmanızın içinde üstüne basa basa Türk, Kürt, Arap etnik kimliğini defalarca kullandınız, neden..?

Tekrar ve herkes iyice anlayana kadar hatırlatmakta fayda var. Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür. Ne mutlu Türküm diyene!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 Yorum

  1. Ortalık yangın yeri gibi fetö kalkışma yapıyor,yargida ,kurumlarda her yerde..iklim kanunu gecti feto coştu.

  2. Ne mutlu Türküm diyene.

  3. 14 Temmuz 2025, 09:13

    Harika bir köşe yazısı olmuş.İçimdeki hislerimin yazıya dökülmüş hali olmuş.Sağolun,Teşekkürler.

    • Nihat Genç abimizin yazı ve sözlerinden esinlenerek oluşturulmuştur:

      Sap döner hesap döner …

      “Koskoca milletin gözlerinin içine baka baka, yıllardır çevrilen bu “çözüm” tiyatrosunun son perdesini de açtılar.
      Ama bu kez sahneye çıkan oyuncu, ne Kandil’den indi, ne Washington’dan uçtu…

      Bu kez perdeyi bizzat içimizden biri açtı:
      Devlet Bahçeli!

      Milliyetçi camianın “bilge” diye yıllarca bağrına bastığı, her sözüyle “devlet aklı” diye cilt cilt kitap yazdırılan o adam.
      Ve ne dedi?
      “Terörist başının tecridi kaldırılsın, DEM Meclis’te konuşsun” dedi!
      Buyur buradan yak!

      Arkadaş, hangi dağın kurdu, hangi ovada göçebe millet, kendi celladına kürsü verir, kürsüde nutuk attırır?

      Hani siz “devletin bekası”, “milletin selameti”, “bir karış toprak, bir damla kan” diyordunuz?
      Ne oldu?
      Kandil’den gelen postacı mektubu mu etkiledi sizi bu kadar?
      Yoksa Saray’ın sıcaklığı mı eritti yüreğinizdeki Türk ateşini?

      Bir zamanlar “açılım ihanettir” diyenler, bugün “tecrit kalksın” diye kendi dillerini ısırıyor.
      Ne oldu?
      O meşhur kırmızı çizgileriniz, kırmızı halıya mı dönüştü?

      Kandil’den gelen “barış tiyatrosuna” seyirci DEM, sahne AKP, ışık MHP!
      Bu ne rezil, bu ne aşağılık, bu ne yutulmaz bir oyun!

      Atatürk bu ülkeyi emperyalizme karşı kurdu.
      Yedi düvelin silahıyla, çizmeleriyle, hainleriyle dövüştü.
      Bugün ise memleketteki hain, dışarıdan gelmiyor.
      Kürsüde, Meclis’te, ekranlarda kravatlı, rozetli geziyor.
      Ve bu millet, ülkenin bölünmez bütünlüğü için namus ve şerefi üzerine yemin edip , yeminini çiğneyenleri hâlâ sırtında taşıyor!

      Yahu arkadaş…
      PKK silah bırakmışmış!
      Nerede bırakmış? Hangi delikte?
      Daha geçen gün 12 şehit verdik, daha geçen ay üs bölgeleri don saldırısına uğradı .
      Ne silahı, ne bırakması?
      Bu milletin aklıyla dalga geçmeyi marifet mi sanıyorsunuz!!!!

      Ama…
      Unutmayın:
      Bu millet affetmez.
      Bu millet, bir kere “Atatürk” dediyse, bir daha geri adım atmaz.
      Ve siz…
      Yıllarca “vatan-millet” diye ağzından köpükler saçarak nutuk atanlar!
      Bugün terör örgütüne yol açan tiyatroların sponsoru oldunuz.
      Ve o yolun sonunda ne var biliyor musunuz?
      Ne barış var, ne huzur…
      Sadece parçalanmış bir millet, lime lime edilmiş bir Cumhuriyet , haritada sınırları silinmiş bir vatan hayali var.

      Günün sonunda, o çok bildiğiniz cümleyle çıkacaksınız ortaya:
      “Milletim beni affetsin!”
      Hayır efendiler!
      Bu millet artık sizi ne affeder, ne unutur!
      Çünkü siz, kendi yemininizi çiğnediniz!!!

      Ve bu millet, artık sizi yandaş medyalardan değil, tarih kitaplarının utanç sayfalarından izleyecek!

  4. 14 Temmuz 2025, 09:46

    Dünden bugüne yaşanılan tüm mücadele ve zaferlerin, inkilap ve devrimlerin, yüce planların hatta altın çağın başlangıcına giden yolda ülkemizin ve toplumumuzun oynayacağı rolü bilmeyenlerin bileceği, bilinçleneceği uyuyanların uyanacağı güzel günlerin gelmesi dileğiyle…

  5. Nihat Genç abimizin yazılarından esinlenilmiştir.

    Yalan, Dolan, Talan…

    Koskoca milletin gözlerinin içine baka baka, yıllardır çevrilen bu “çözüm” tiyatrosunun son perdesini de açtılar.
    Ama bu kez sahneye çıkan oyuncu, ne Kandil’den indi, ne Washington’dan uçtu… Bu kez perdeyi bizzat içimizden biri açtı:
    Devlet Bahçeli!
    Milliyetçi camianın “bilge” diye yıllarca bağrına bastığı, her sözüyle “devlet aklı” diye cilt cilt kitap yazdırılan o adam.
    Ve ne dedi?
    “Terörist başının tecridi kaldırılsın, DEM Meclis’te konuşsun” dedi!
    Buyur buradan yak!

    Arkadaş, hangi dağın kurdu, hangi ovada göçebe millet, kendi celladına kürsü verir, kürsüde nutuk attırır?
    Hani siz “devletin bekası”, “milletin selameti”, “bir karış toprak, bir damla kan” diyordunuz?
    Ne oldu?
    Kandil’den gelen postacı mektubu mu etkiledi sizi bu kadar?
    Yoksa Saray’ın sıcaklığı mı eritti yüreğinizdeki Türk ateşini?

    Bir zamanlar “açılım ihanettir” diyenler, bugün “tecrit kalksın” diye kendi dillerini ısırıyor.
    Ne oldu?
    O meşhur kırmızı çizgileriniz, kırmızı halıya mı dönüştü?
    Kandil’den gelen “barış tiyatrosuna” seyirci DEM, sahne AKP, ışık MHP!
    Bu ne rezil, bu ne aşağılık, bu ne yutulmaz bir oyun!

    Atatürk bu ülkeyi emperyalizme karşı kurdu.
    Yedi düvelin silahıyla, çizmeleriyle, hainleriyle dövüştü.
    Bugün ise memleketteki hain, dışarıdan gelmiyor.
    Kürsüde, Meclis’te, ekranlarda kravatlı, rozetli geziyor.
    Ve bu millet, kendi kalelerine gol atanları hâlâ sırtında taşıyor!

    Yahu arkadaş…
    PKK silah bırakmışmış!
    Nerede bırakmış? Hangi delikte?
    Daha geçen gün 12şehit verdik, daha geçen ay üs bölgeleri dronlarla tarandı.

    Ne silahı, ne bırakması?
    Bu milletin aklıyla dalga geçmeyi marifet sanıyorlar!

    Ama…
    Unutmayın:
    Bu millet affetmez.
    Bu millet, bir kere “Atatürk” dediyse, bir daha geri adım atmaz.
    Ve siz…
    Yıllarca “vatan-millet” diye ağzından köpükler saçarak nutuk atanlar!
    Bugün terör örgütüne yol açan tiyatroların sponsoru oldunuz.
    Ve o yolun sonunda ne var biliyor musunuz?
    Ne barış var, ne huzur…
    Sadece parçalanmış bir millet, lime lime edilmiş bir Cumhuriyet, haritada sınırları silinmiş bir vatan hayali var.

    Günün sonunda, o çok bildiğiniz cümleyle çıkacaksınız ortaya:
    “Milletim beni affetsin!”
    Hayır efendiler!
    Bu millet artık sizi ne affeder, ne unutursa!
    Çünkü siz, kendi kalenize gol attınız.
    Ve bu millet, artık sizi yandaş medyalardan değil, tarih kitaplarının utanç sayfalarından izleyecek!

  6. 14 Temmuz 2025, 12:53

    Yüreğine , kalemine sağlık Sayın Bölükbaşı.
    Yeni Osmanlıcı, bölücü, ümmetçi, tarih cahilinin sözleri Türk milletini bağlamaz…

  7. 14 Temmuz 2025, 14:52

    İktidar yetkilileri dünya düzenini dizayn eden gücün himaye ve kontrolünde hiç olmayacak gibi görünen planlarını uyguluyor.Yazar Murat BÖLÜKBAŞI açık yüreklilikle bu olumsuz gidişin analizini yapmıştır.Kalemine ve beynine sağlık derim

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!