Orkun Özeller
Orkun Özeller
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Korktuğunuz şey başınıza gelecek!

Korktuğunuz şey başınıza gelecek!

featured

Orkun Özeller yazdı…

Ordu Efirli cezaevine girince, buradaki insanların cezaevine gelmelerine neden olan hikayelerini dinliyordum. Asla suç işlemez dediğim kişilerin adam öldürdüklerini ya da devleti zarara uğrattıklarını gördükçe şaşırıyordum.

Bunun üzerine insanlar neden suç işliyor diye düşünmeye başladım. Bir cevap bulmaya çalıştığım soruyu, cezaevinin manevi destek biriminde görevli imama da sordum;  Ülkemizde insanlar neden suç işliyor? Bana verdiği cevapta; teknolojinin ilerlemesi internetin  yaygınlaşması alkol ve uyuşturucunun artması, bir de aile bağlarının zayıflaması insanların suç işlemesine giden yolda etkili oluyor dedi.  Ben de bu cevabın doğru olamayacağını çünkü Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde bizimle mukayese edildiğinde; teknoloji daha ileri, internet daha yaygın alkol ve uyuşturucu tüketimi fazla bununla beraber aile bağları daha zayıfken suç oranları bize göre çok daha düşük diyerek itiraz ettim. İnsanlarımızı suça iten gerçek nedenler neydi ?

Yaptığım gözlem ve değerlendirmeden sonra şu kanaate vardım.

Öncelikle maalesef eğitim sistemimizin bozukluğu buna aile eğitimini ve toplumsal eğitimi de dahil ederek söylüyorum. Çocuklarımıza doğruluğu, dürüstlüğü ahlakı öğretemiyoruz. Aklıma okullarda okunmasını yasaklanan andımız geldi. Ne diyordu;

“Türküm, doğruyum, çalışkanım. İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi, özümden çok sevmektir.” Çocuklarımıza bunları söylemeyi bile unutturdular!

Tespit ettiğim diğer önemli etken ise; ülkede ekonomik bozukluk. İnsanlar ailelerine bakabilmek adına veya kolay para kazanma yoluna gittiği için yasa dışı yollara tenezzül etmekteler, bu da suç işlemi oranını arttırmaktaydı.

Bir üçüncü neden ise bence en önemli gerekçeyi oluşuruyor. Ülkemizde adaletin olmaması.

İnsanlarımızda kurallara uymadığında zaten bir şey olmuyor  düşüncesi ya da zaten iki gün yatar çıkarım anlayışı ile suç işlemekten çekinmiyor yahut da ülkede adalet yok kendi adaletini kendim sağlarım diyerek suç işleyebilmekte. Tabii ki adaleti sadece hukuk kuralları olarak düşünmemek lazım. Adil olmakla beraber kabul etmek gerekiyor. İnsanları hak ettiği yerlerde çalıştırmak hak etmediği yerlere atama yapmamak, liyakati esas almak da burada önemli bir etken oluyor.

Türkiye’de adaleti sağlamadan hiçbir şeyin düzelemeyeceğine inanıyorum.

Bu yaşadığım çıkarımı geçtiğimiz hafta İYİ Parti tarafından düzenlenen “İyilik için adalet, Türk hukuk çalıştayında” anlattım.

Öncelikle belirtmek isterim ki;  İYİ Parti’nin düzenlediği bu çalıştayın konuştuğum her hukukçu tarafından önemsendiği ve çok isabetli bir çalışma olarak nitelendiğini gördüm. Emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım ülkeyi idare edenler de istifade ederler.

Çalıştaya konuşmacı olarak çağırılan pek çok duayen hukukçunun arasında bana da söz  hakkı verilmiş olması beni onure etti. Ben de hukuksuzluğa uğrayarak mağdur olmuş biri olarak böyle bir çalıştayın yapılmasının ne kadar kıymetli ve ihtiyaç olduğunu anlatmak adına kısa bir konuşma yaparak “İnsanlar neden suç işliyor?” konusundaki değerlendirmemi anlatarak ülkeyi hukukçuların ayağa kaldıracağına inancımı belirttim.

Gerçekten de Türkiye’de şikayetçi olduğumuz her alanda adaletin olmadığını görmüyor muyuz? Bunu düzeltecek olan nedir sorusuna da cevap bulmak gerekiyor. Mevcut yönetim, kendi varlığını korumak adına adaletin olmadığı hukukun kendin çıkarları doğrultusunda işlediği bir sisteme ihtiyaç duyduğu sürece Türkiye’de neyi değiştirip düzeltebiliriz ki?

Konuşmamda bu konuya da dikkat çekebilmek adına şöyle bir anekdot aktardım.

Katılmış olduğum programlardan birinde bana yöneltilen “Bir ülkede korkuya dayalı mı, saygıya dayalı mı yönetim anlayışı olmalıdır?” sorusuna cevabım şu şekilde olmuştu: Ülkeyi yönetene saygı duymakla beraber yasalara kanunlara ve kurallara korku duyulmalıdır. Vatandaşlar kanunlara kurallara riayet etmezse çok büyük bir yaptırıma uğrayacağını bilmeli ve bu korku ile devletin koyduğu kanunlara uyacak, böylece sistem aksaksız yürüyebilecektir. Fakat ülkemizde bunun tam tersi uygulanmakta. Liderden korkuluyorken yasalar kanunlar kurallar çok da önemsenmiyor. Tek adam sisteminin getirdiği sonuç ülkeyi maalesef korku imparatorluğu haline getirmiş vaziyette.

Türkiye’de hukuk ne düzeyde olduğunu anlatabilmek için, Silivri cezaevinde duruşmaya hazırlanırken yaşadığım ilgi çekici bir sohbeti paylaşmak istiyorum. Adında “Adalet” olan bir siyasi partinin ülkeyi getirdiği duruma da güzel bir örnek olsun.

Duruşma günüm yaklaşmıştı avukatlarım ile yaptığımız toplantıda,  kısa bir süre hukuki açıdan neler söylememiz gerektiğini konuştuk. Daha sonra da duruşmada hangi söylem siyasetçi tarafından nasıl karşılanır diye analiz ettik. Çünkü duruşmada taraflar dinlendikten sonra karar açıklanmadan önce bir ara verilecek ve o arada söylediklerimiz siyasilere iletileceğine inanıyorduk. Bunun için sözlerimizin  kendilerinde nasıl bir tepki yaratacağı yönünde analiz yapmaya çalışıyorduk. O gece avukatlarıma da şunu söyledim; Güzel ülkemin geldiği duruma bakın, ne kadar acı değil mi? Siz hukukçular ile hukuktan daha çok duruşmada söyleyeceklerimize siyasiler ne der onu konuşuyoruz.

Bu adaletin kaybolduğu ülkemde düzenin değişmesini isteyip korkusundan sesini çıkaramayanlar da bilsin ki korktukları şey er ya da geç mutlaka kendilerini de bulacaktır.

Kim ne yapar bilmiyorum ama ben kişiler için değil, hak hukuk adalet için mücadele edeceğim. Hukuksuzluğun ve adaletsizliğin hakim olduğu sisteme boyun eğerek yaşamayı reddediyorum.

Huzur ve güvenin dolu bir Türkiye’de refah içinde yaşamak ancak ADALET ile mümkün.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!