23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları sırasında bir fotoğraf çok tartışma yarattı.
MSB, Gnkur.Bşk. ve Kuvvet Komutanları’nın Çanakkale Şehitler Abidesi önünde verdikleri poz.
Sivil giyimli ve kravatsız.
Çeşitli yorumlar yapıldı.
AKP iktidarı destekçilerine göre, “Askeri vesayetin bittiği, sivil otoriteye tam itaat” göstergesiydi.
TSK’nın itibarına ve milli bayrama özen gösterilmesini düşünenler içinse hayal kırıklığı.
Ben, ikinci grubun görüşüne ek olarak tarikatçıların oluşturduğu iktidarın “kravat karşıtlığına selam” olarak da algıladım.
Resmi görevliler milli anma-kutlama günlerinde resmi ve en ciddi kıyafetlerle halkın karşısına çıkmalıdır.
O fotoğraf MSB Bakanı Akar hanesine ek not olarak düşülmüştür.
ŞEHİT DİNDAR SUBAY
Sosyal medyada okuduğum bir haberden rahatsız oldum.
Yukarıdaki fotoğraf gibi.
1994 yılında PKK ile girilen bir çatışmada şehit olan bir binbaşımızla ilgili idi.
İslahiye ve Sarıkamış’ta aynı yıllarda görev yapan bir subay arkadaşı şehidin anısına kaleme almış.
Şehidin; dindar bir subay olduğunu, dini inancı yüzünden takip edildiğini, kendisinin ve ailesinin de bundan olumsuz etkilendiğini yazıyordu.
Ayrıca 1990’da atandığı İslahiye’de Alay Komutanı’nın Ramazan orucunu yasakladığını kendisinin ona karşı mücadele yürüttüğünü anlatıyordu.
İkinciden başlarsak;
40 yıllık görevim süresince hiçbir askeri birlik, karargah ve kurumda orucun yasaklandığına tanık olmadım. Tersine oruç tutanlar için her türlü kolaylık sağlanmıştır.
Hâlâ bu yalana baş vurulmasın anlam veremiyorum.
Yazıyı okuduğum siteye de bu düşüncemi yazarak “Alay Komutanı’nın adının açıklanması halinde kendisine sorulabileceğini “ belirttim.
TSK’NIN UYGULAMASI
TSK’da kimse inancına göre değerlendirilmemiştir.
Dini inancını yerine getirenlere en ufak bir ayrımcılık yapılmamıştır. Tarikat-cemaat anlayış ve uygulamasını kışlaya getirenlerden tespit edilenler takibe alınmış, askeri hiyerarşi yerine tarikat hiyerarşisini ön planda tutmakta ısrar edenlerin ilişiği kesilmiştir.
Bu uygulama AKP’nin ikinci kez seçimi kazanması ile (2007) son bulmuştur.
Neticesi ülkeyi 15 Temmuz ayaklanmasına götürmüştür.
Medyadan edindiğim bilgilere göre mevcut dinci-tarikatçı yapılanma sürdüğü takdirde yeni 15 Temmuzlar da olasıdır.
DİNDAR-DİNSİZ
O yazıda önemli bir sakınca da şehit subayın “ dindar” sıfatı ile tanımlanmasıdır.
Türk subayının değerlendirilmesinde (Sicil, başarı notu, tayin ve terfi) dini inancı ile ilgili bir faktör yer almaz.
Subay; dindar-çok dindar- dinsiz- x mezhebinden vb. sıfatlarla tanımlanmaz.
Bu tür tanımlamalar birlik-beraberlik-saygı –sevgi ve hepsinin toplamı olan, mutlak itaatin temelini oluşturan disiplini yok eder.
Disiplinsiz bir ordunun savaşma gücü de yoktur.
Ülkesini, milletini, ordusun seven herkesin olaya bu açıdan bakması gerekir.
Aksi takdirde “orduya iyilik edeyim” derken en büyük kötülük yapılmış, fitne-fesat sokulmuş olur.
Kaldı ki,”dindar ile dinsizi” ayırma hak ve yetkisi kime aittir?
İnanca da kurumsal değerlere saygı lütfen.

Ben de TSK da görev yapmış ve emeklilik yoluyla ayrılmış Lisans-üstü eğitimli bir Astsb. olarak söylüyorum. TSK da görev yapmış/bulunmuş Er’inden generaline kadar her T.C. vatandaşı şahit olmuştur ki; halen de devam etmekte olan Astsb.lara uygulanan hukuksuzluğun varlığının yanında, imkanlar ölçüsünde büyük kışlalarda Cami, küçük birliklerde Mescit statüsünde ibadet yerleri vardır. Ramazan aylarında -kendim de dahil- oruç tutanlara karşı anlayışla kolaylık ve itina gösterilir. Bunun inkarı olamaz.
Ancak bu kolaylaştırıcı anlayış, münferit de olsa görev istismarına dönüştüğünde karşılıksız bırakılmaz doğal olarak.
Ayrıca; bir askeri personelin “dindar” olması yanlış bir şey değildir. Her kesin dini inancı kendisine aittir. Bir dine mensup olan herkes kendince bir “dindar”dır. Yeter ki kimse dinci/istismarcı olmasın. Burada aslolan ve öncelikli olarak herkesin kendisine kanunlar, yönetmelikler ve “hizmete müteallik olan” emirler çerçevesinde verilen görevi layıkıyla yapmasıdır.
Bakmayın siz son yıllarda teamüllere uymayan bazı şeylerin uygulanmaya çalışılmasına, Türk Ordusu Türk Milleti tarafından “Peygamber ocağı” olarak bilinir ve bu Asker-Millet daima onu gözünün bebeği gibi korumasını bilmiştir.
TSK.da 35 yıl görev yapmış birisi olarak,Naci BEŞTEPE de PATNOS’da Tugay Komutanımız idi. Kesinlikle alenen söylenmese de ,yukarıda Hasan Fehmi beyin yazdıkları ne yazık ki doğru,ben de çok çalışkan ve başarılı bir personel olmama rağmen sadece İmam Hatip lisesine Kayıt yaptırıp aldırmam nedeniyle hep gizli mobing e maruz kaldım,Naci paşam ne yazık ki söyledikleriniz hamasetten ibarettir..Şimdi yapılanlar da yanlış ise, o zamanlar daha fazlası yapıldı,haksız yere çok insan atıldı….
herkesın neredeyse uc kere yorum yapma hakkı varda bızım nıye yok. hasan adlı provakotore yanıt yazdım. sansurlenıyor
hasan sen masal dınlemeyı sevıyorsun galıba dedım .buyuklerın snı masalla uyutmuslar dedım. yalan mı ne var bunda. turk ordusunu asagılıyan yalan mesnetsız yorumlara yer verıyorsunuz benımkı yayınlanmıyor. orası medrese degıl ımam hatıpte degıl. yokk dua edemıyormus yok namaz kılamıyormus. .eksık kılarsın. eksık namazlarını da evınde kılarsın ‘kaza’ dıye bır sey var. . veryansına ayıp yav .yeter ama.
Emir adlı yorumcu çok belirgin ki Kuran’ı okumamış. Ona Kuran’ın özü olan, dünyadaki tüm gerçeklerin ve doğruların temeli olan AHZAP suresinden başlayıp Kuran’ı okumasını öneriyorum. Anlayamıyorsa bir daha okumasını. Bu sureyi bir kağıda yazıp, duvara assın ve günde on kez okusun…
Sayın yazara sormak isterim;
Hangi dönemde yaşanmış olursa olsun, karar mercii olanların yaptığı her işin, verdiği her kararın %100 doğru ve haklı olduğuna nasıl garanti verebiliyor?! 28 Şubat döneminde yaklaşık 1500 ila 2000 arasında subay/astsubayın “disiplinsiz” olması gerekçe gösterilerek ordudan ilişiği kesilmiştir. Sayın yazar, bu personelin her birini tek tek tanımış, her birinin devlet aleyhine bir yapılanmanın içinde aktif olarak yer aldığını ve bu düşüncesini TSK içinde bilfiil uyguladığını ve bundan dolayı ilişiğinin kesildiğine birebir şahit olmuş mudur ki bu kadar net konuşuyor?! Görmediği, bilmediği, şahit olmadığı halde; üst kademenin yaptığı her icraatı tartışmasız doğru kabul eden bir anlayışın tarikatçı yapılanmadan ne farkı kalır, soruyorum? Fakir bir ailenin çocuğu olmama rağmen, TSK’ya olan sevgimden dolayı, canımı dişime takıp çalıştım, 1991 yılında Tbp. Tğm. olarak mezun oldum. Eşim tesettürlü olduğu için, 1995 yılında, birim komutanı tarafından, kılık kıyafet kanununa aykırı bir hayat tarzım olduğu gerekçesiyle, İç Hizmet 36/37 maddeler uyarınca ihtisas sınavına girişim engellendi, aynı yıl, Kıbrıs’tan geleli 1 yıl olmasına rağmen, sebepsiz yere tayinim çıkarıldı. Eşimin tesettürlü oluşu, içkili sosyal faaliyetlere katılmamam, odamda namaz kılmam nedeniyle sürekli taciz edildim, bu arada Kışla Komutanı tarafından birebir çağırılıp özel hayat tarzımın doğru olmadığı, Cuma namazına gitmemin yasak olduğu, Tümen Komutanı tarafindan da eşimin tesettürlü oluşunun TSK’ya uygun olmadığı yüzüme söylendi. 1996 yılının Aralık Şura’sında, o güne kadar, devlet ve milletim aleyhine olduğumu gösterir kayıtlı hiçbir belge olmamasına rağmen “devrim dışı düşünce yanlısı” yaftası vurularak “disiplinsizlik” gerekçesiyle, sorgusuz sualsiz, hakkımı arayabileceğim hiçbir merci olmadan, alnımda bir kara leke ile, çok sevdiğim TSK’dan ilişiğim kesildi. Benim gibi, vatanını, milletini, ordusunu temiz bir kalple sevdiği halde, 28 Şubat döneminde ordudan ilişiği kesilmiş, hayatları karartılmış bir çok arkadaşımı “yakînen” biliyorum. Ya siz başka bir ülkede yaşamışsınız ya da ben! Lütfen şahit olmadığınız hayatlar hakkında yorum yapmayın.
Sayın yazar milletin aklıyla alay ediyor sanırım.ordumuzun dindar insanlara ve onların dindar ailelerine karşı nasıl bir alerjisi olduğunu çok iyi hatırlıyoruz.cumhurbaskaninin eşi başörtülü diye kriz çıkarttınız,eşlerin katılımını iptal ettirdiniz.dindar subayların dindar annelerini yemin törenlerine bile almadınız,tel örgülerin ardından izlediler evlatlarının asker olusunu.tsk’nin daha dune kadar yemek duasında bile Allah demeye bile tahammülü yok idi.
TSK’da 30 yıl görev yapmış Emekli bir asker olarak yazıyorum. Naci bey size %100 katılıyorum. TSK’da hiçbir subay veya assubay dini vecibelerini yerine getiriyor diye, eşinin başı kapalı diye ordudan ihraç edilmedi. Bunu gerçekmiş gibi söyleyerek halkımızı kandıranlar alçak, yalancı, sahtekar ve ordudan gerçekten neden atıldığını söyleyemeyecek kadar şerefsiz insanlardır. TSK’nın büyük birliklerinde camii, en küçük birliğinde ise mescitler bulunur ve herkes namazını kılabilsin diye. Diyanet işleri Başkanlığında bile dini görevlerini yerine getirenlere bu kadar hoşgörülü davranılmadığına inanıyorum. Sağlıcakla…
366.kısa dönem erligimin acemiligini Sivas tugayda yaparken 26 gün boyunca bütün cuma namazlarını kaçırdım.kimseye tugaydaki mescite gidilmesine izin verilmedi.cunku bölük komutanı genel denetleme dolayısıyla acemi erlerin dershaneden çıkmamasını emretmiş.
Olmaz olmaz diye bir şey yok sayın yazar.insanin olduğu yerde her şey olur.
Tek bir soru 28 şubat sürecinde orduevlerinde oğlunun düğününe gidememiş anneleri nasıl açıklayacaksınız. Askerliği subay gazinosundan değil er koğuşundan öğrenirsen daha iyi olur. 9 ay kısa dönem yaptım. Saygı duyacağım komutanım olmadı. Halbu ki vatanım için milli ve manevi değerlerim için canımı verebilirim. Sorun nerde acaba? Korku üzerine inşa edilmiş bir itaat saygın değildir o disiplin de değildir. Gerçeklerden ve toplumdan kopuk bir ordu ütopyası sadece zihinlerde yaşar. 15 Temmuz a kadar hainlerin hepsi şerefli Türk subayı diye anılıyordu. Bu adamlar Milli iradenin tecellisi meclisi bombalamaktan imtina etmediler. Onca yıllık eğitim nereye gitti peki.
Sayın Naci Beştepe,
Yazınızı, büyük bir dikkat ve acı ile okudum. Ne yazık ki Mustafa Kemal’ in kurduğu ve
en iyi örnek olduğu Türk Ordusu’ n da Subaylar, kendi vatani görevleri dışında acımasızca ve
bilerek bugünkü adi siyasete alet ediliyor. Osmanlıyı batıran kanser hücresi, yine en önemli organa takılmış,
yuvalanmış.
Ama sayıları az da olsa, sizin gibi saygıya değer, Mustafa Kemal’ in askerlerini tanıdıkça; gururlanıyor,
umutlanıyor ve geleceğe yine de ümitle bakıyorum.
Saygılarımla,
M.Timurtaş Ulusoy
Mak. Y. Müh.
Alemi kör sağır ve de unutkan sanıyorsunuz herhalde. Yüzlerce subay namaz kılıyor veya eşinin başı örtülü gibi notlar düşülerek YAŞ kararlarıyla ordudan atılmadı mı 5-10 sene öncesine kadar? Üstelik o subayları atarken FETÖ’cü ve NATO’cu subaylar da yükseliyordu orduda. Ben şahsen ordumuza son dört senedir iyi kötü milli bir ordu diye bakıyorum. Ondan önce darbe meraklısı ve kendi halkından nefret eden veya kendini ilerlemiş herkesi geri gören NATO uşağı bir ordumuz vardı.
Kurum kalmadıki değerleri olsun Kurumlarda yetkililer mevcut anayasayı yasaları ve hatta kendi mevzuatlarını bile tanımıyorlar ve tanımadıklarını yazıyorlar alenen…gizli bişey yok..Cumhurbaşkanlığına belgeleriyle yazıyorsun kapı duvar..
ama sımdı tanımlanıyor bunun sorumlusu ıse yakın donemdeki askerler.
tsk mensuplarını dındar dınsız gıbı ayrılma hakkı yoktur ama aynı zamanda ,TSK nı kucuk dusurme hakkına da sahıp degıldır.