Nejat Eslen
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. ABD’den ‘hasım devlet’ ilanı: Türkiye’ye karşı ‘containment’ stratejisi

ABD’den ‘hasım devlet’ ilanı: Türkiye’ye karşı ‘containment’ stratejisi

featured

Nejat Eslen yazdı…

J. Biden’ın yönetimi devralmasından bu yana Amerika’da Türkiye ile ilgili raporlar yayımlanmaya devam ediyor. Yazılan raporlar genellikle Amerikan yönetimine Türkiye ilgili politika önerilerini kapsıyor.

Foreign Policy’de ‘’Between Cooperation and Containment: New US Policies for a New Turkey’’ başlığı ile yayımlanan rapor, Türkiye uzmanı, akademisyen Nicholas Danforth tarafından hazırlanmış.

İsterseniz raporun başlığından başlayalım. Raporun başlığı ABD’nin Türkiye ile ilgili yeni politikalarının cooperation (işbirliği) ile containment (çevreleme, kısıtlama, tahdit etme) arasında bir seçim olması gerektiğini ifade etmekte, raporun bütününde ise işbirliğinin artık mümkün olmadığı, ancak kısıtlı alanlarda uygulanabileceği vurgulanarak ‘’containment’’ tedbirleri önerilmektedir.

Biz bu “containment” kavramına Soğuk Savaş döneminden aşinayız. ABD, bir numaralı hasmı Sovyetler Birliği’ne karşı ‘’containment’’ stratejisi uygulamıştı.

Raporun yazarı, ABD yönetimine‘’containment’’ tedbirleri önererek Türkiye’yi tahdit edilmesi, çevrelenmesi gereken, ABD çıkarları karşısındaki hasım (tehdit, düşman) olarak tanımlamaktadır.

Raporun başlığından da anlaşılacağı üzere artık Amerika’nın Türkiye’ye bakışı çok farklıdır.

Rapor, doğrudan Erdoğan’ı ve yönetimini hedef yapmaktadır.

Rapor, 2016 yılından bu yana, Batı’nın çökmekte olan hasım olduğuna ikna olan Erdoğan ve çevresinin daha bağımsız dış politika uygulamaya başladığını ileri sürmektedir.

Uygulanan bu daha bağımsız politikanın Türkiye’ye, Avrupa ve Amerika ile ilişkilerinde, kendi tercihine göre yeni bir başlangıç yapma imkanı sağlayacağına Erdoğan yönetiminin inandığı raporda vurgulanmaktadır.

Rapora göre, sert gücün iddialı bir şekilde kullanılmasını esas alan bu yeni yaklaşımı ile Türkiye, hem kendi çıkarlarını geliştirebilecek, hem de bölgesel güçlerden oluştuğuna inandığı eksenin kendisini çevrelemesine mani olacaktı.

Raporun yazarı Danforth’a göre Amerika’nın Türkiye ile ilişkilerindeki asıl sorun, Türkiye’nin daha bağımsız politikasını sert gücünü de kullanarak uygulamasıdır.

Danforth, bu noktada kesin bir yargıya varmaktadır: Türkiye’nin ideolojik tabanlı bu algısı değişmedikçe, iki ülke arasından anlamlı bir işbirliği mümkün olmayacak ve ittifak bağları giderek yıpranmaya devam edecektir.

Gördünüz mü? Bir zamanlar Türkiye’nin Ortadoğu’da Yeni Osmanlıcı, İhvancı politikalar izlemesini, Suriye’de sert gücünü kullanarak rejim değişikliğini gerçekleştirmesini isteyen ABD, günümüzde Türkiye’nin ideolojik tabanlı algılarla sert gücünü kullanmasının karşısına dikilmektedir.

Görüleceği gibi Danforth önyargılı bir akademisyendir, Amerika masumdur ve ona göre Amerika-Türkiye ilişkilerinde tek suçlu Erdoğan ve yönetimidir.

Danforth raporunda Amerikan yönetimine şu önerilerde bulunmaktadır:

-Washington, eski ABD-Türkiye ittifakını yeniden canlandırmayı veya ilişkilerde süreklilik kazandıracak yeni bir başlangıcı ümit etmemelidir.

-Washington, Rusya’yı dengelemede Türkiye’ye güvenmemelidir.

-Washington’un, Türkiye’nin maceracı girişimlerini geri püskürtmek için Avrupa’da ve Ortadoğu’daki bölgesel müttefikleri ile birlikte çalışması için birçok fırsat mevcuttur.

Türkiye’nin yanlış algılamalarla Batı’yı tehdit olarak gördüğünü ve bölgesel eksen tarafından çevrelendiğini değerlendirdiğini iddia eden Danforth, ABD’nin Türkiye’ye karşı Avrupalı ve Ortadoğulu müttefikleri ile birlikte tedbirler geliştirmesini önererek hem ciddi bir çelişkiye düşmekte, Türkiye’nin algılamalarının yanlış olmadığını da kendisi kanıtlamaktadır.

Danforth, Biden yönetiminin gecikmeden Türkiye’ye karşı yaklaşımını belirlemesi gereken dört iltihaplı alanı işaret etmektedir:

-Suriye; Biden yönetimi YPG’ye askeri ve diplomatik desteğini artırmalıdır.

-Doğu Akdeniz; yeni yönetim Türkiye’nin tahriklerine karşı bölgesel ortaklar ile koordinasyonunu geliştirmeli, gerginliği gidermek için müzakereleri teşvik etmelidir.

-Hukuki meseleler; Biden yönetimi, Halkbank davasının politik müdahale olmadan yürütülmesini sağlamalıdır.

-Rusya; S-400 hava savunma sistemi konusunda Biden yönetimi CAATSA yaptırımlarını daha etkin bir araç olarak kullanmalıdır.

Bu dört alanda ABD’nin Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışacağını rahatlıkla ifade edebiliriz.

Danforth, yönetime Türkiye ilişkileri konusunda şunları önermektedir;

-Türkiye olmadan planlama yapmak: ABD’nin Türkiye’ye stratejik bağımlılığını azaltmak, Türkiye’deki askeri tesislerin alternatiflerini geliştirmek.

-Türkiye’nin tahriklerini karşılamak için ortaklarla koordinasyonda bulunmak: Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yeni politikasına karşı AB ile işbirliği yapmak.

-Koordinasyonun mümkün olduğu alanlar için açık kapı bırakmak.

SON SÖZ

Soğuk Savaş döneminin bitmesi ile birlikte Türkiye-ABD ilişkileri yeni bir döneme girmişti ve iki ülkenin çıkarları artık çoğu zaman örtüşmüyor, hatta çatışıyordu. İşte bu nedenle iki devletin konuşarak ikili ilişkileri yeniden tartışmaları ve işbirliği yapılabilecek ve yapılamayacak alanları yeniden tanımlamaları gerekmekte idi.

Bu yapılmadığı veya yapılamadığı için bugün ikili ilişkiler krize dönüşmüş durumdadır.

İttifakları güçlendireceğini iddia eden Biden yönetimi, daha güçlü bir Atlantik yapısını planlamaktadır. Biden’ın arzu ettiği yeni Atlantik yapısı şu şeklide formüle edilebilir:

Yeni Atlantik yapısı= ABD+NATO+AB+Ortadoğu’da İsrail eksenli koalisyon şeklinde tanımlanabilir.

Veya Biden’ın yönetiminin böyle bir Atlantik yapısı arzu ettiği söylenebilir.

Bu formüldeki Atlantik yapısı unsurlarının tamamı ne yazık ki Türkiye karşısındaki blokta yer almaktadır ve Türkiye’ye karşı ‘’containment’’ stratejisi uygulamaya kararlıdır.

Bu raporun yazarının kaleminden Biden yönetimi Türkiye’ye “Sen kafana göre takılamazsın, Atlantik yapısının üyesi isen bağımsız politikalar uygulayamazsın” mesajı vermektedir.

Kim ne derse desin bu resim hayırlı bir resim değildir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

10 Yorum

  1. KİM KİME HASIM DEVLET BİZİ AMERİKAN ÇIKARLARI İÇİN SONSUZA KADAR KULLANMAYA ÇALIŞAN , ÜLKEMİZİ BÖLMEK İÇİN PKK YI VE İŞİDİ DEVREYE SOKAN AMERİKAYI MI KAST EDİYORSUNUZ . UYAN KARDEŞ BİZ YILLARDIR TERÖR ÖRGÜTLERİ İLE DEĞİL SAHTE BAYRAK SAVAŞIYLA AMERİKA VE İSRAİLLE SAVAŞIYORUZ ADAM SANA NEDEN SİLAH AMBARGOSU YAPIYOR?

  2. zeka bu kadar mı tek parti olunca onu devşirmek daha kolay tarihe bak görüsün

  3. Bölgedeki harita çalışmaları sonucu 30-40 bin tır silahın verilmesi sonucu , neler amaçlandığı konusunda, devşirmeleri hariç hayal görenler yok, bundan sonraki adımlarda ülkemizdeki iç cepheyi sarsmak ve bozmak, bunun için içerideki elemanlarını harekete de geçirdiler, bilhassa bidon un seçilmesinden sonra artık hız kazandı ve yakında bir kaç vites yükseltecekler, bunda kullanışlı elemanları dolayısıyla her türlü suikast dahil olacak, rus konsolos örneğindeki gibi, ve daha deşifre olmayan diğer bir elemanın kullanılacağı da aşikar, perşembenin gelişi çarşambadan belli oldu, yapılacak hamle, partiler üstü ve ideolojiler üstü bakan insanımızın çoğalarak iç cephenin sıkılaşmasını ummak

  4. 6 Şubat 2021, 06:57

    En kısa zamanda müttefikleri artırıp düşman cephesini daraltmak gerekmektedir. Kurtuluş Savaşı böyle kazanılmıştır. Olsun hepsiyle baş ederiz demek çıkış yolu değildir, felaket getirir, tarihte örneği çoktur. Atatürk güvenliği sağlamak için çevre ülkelerle ittifak yaparak güvenlik kuşağı oluşturmuştur. Ne yazık ki Türkiye Suriye’de olduğu gibi bu kuşağın parçalanmasında işbirliği yaptı. Bunun sonunda çıkarlarımızı sınır ötesinde korur konuma geldik, ama bunun anlamı her çatışmada cephe ülkesi olmamızdır aynı zamanda. Marifet demir yumruğun kadife eldiven içinde kalmasıdır.

  5. “Kim ne derse desin bu resim hayırlı bir resim değildir.”
    Bence ABD ve Israil’in ucuz jandarmasi olup, ortadogu’da ve Rusya’yi karistirmak uzere kullanilan bir aygit olmaktansa, kendi ayaklarimiz uzerinde durup bu kureselci, siyonist mafya cetesine karsi durmak ve savasmak daha hayirlidir. Unutmayin ki, bu ser cetesine karsi duran her ulke ve lider kazanmisir, anlasmaya calisan, bunlarla yataga giren herkes kaybetmistir. Ornek mi? Kazananlar, Kuba, Vietnam, Suriye, Iran, Venezuela, Bolivya, Kuzey Kore, Cin, Rusya, kaybedenler Libya, Irak, bircok guney Amerika ulkesi, Afrika ulkesi, Ortadogu ulkeleri. Verecekleri hasar buyuk olabilir, ama Turkiye parcalanmayacaktir ve bolgesinde parlak bir gelecege sahip olacaktir.

  6. 5 Şubat 2021, 15:48

    Komutanım,umarım yazdığınız yazılar devletimizin siyasi, askeri, akademik ve istihbari kurumlarındaki yöneticiler tarafından okunuyordur. Türkiye yeniden ABD ile ilişkilerini tanımlamalı ve ABD provokasyonlarına karşı bölge ülkeleriyle ilişkilerini devam ettirmelidir.Yanlızca İran, Rusya gibi güçlerle değil İsrail, Mısır, ve Körfez ülkeleriyle de ilişkilerini iyileştirmelidir. İdeolojik Dış Politika yaklaşımı Türkiye’nin farklı zaman dilimlerinde farklı güçlere taviz vermesine ve Türkiye’nin yanlız kalmasına sebeb olmuştur. Türkiye kendi çıkarları doğrultusunda milli ve bağımsız bir dış politika yürütmelidir bu ABD ile ilişkilerin tanımlanmasından ve Bölge ülkeleriyle çıkarlarımız doğrultusunda işbirliğinden geçmektedir. Çin ve Rusya gibi aktörlerle ilişkiler güçlendirilmelidir.

  7. 5 Şubat 2021, 13:22

    ABD’nin bölgedeki müttefiklerinin toplamı Türkiye Cumhuriyeti kadar güç oluşturamaz. Ynanistan, Mısır, İsrail (hangi otekde kalıyorlar).

    İs biiti, yol çjzildi ….

  8. 5 Şubat 2021, 12:30

    ABD nin niyeti yirmi yıldır belli… Ama çıkar odaklı politik sistem bu konuya odaklanamıyor… Türkiye çok partili sistemden çok zarar gördü, sürekli politikacı devşiriyor Abd, medya ve para desteği ile seçtiriyor.

  9. Bence en hayırlısı bu. Kapansın el kapıları bir daha açılmasın yok edin Türkün Frenke kulluğunu!

  10. 5 Şubat 2021, 10:03

    Son adımı şimidi yapmalıyız, atom bombasını yapın. Ve şunu bilin ki Iran, abdde olan yunan ve ermeni lobisini kullaniyor ve çokta türkiyeye karşı, abdyi engellemek için tüm gücümüzü silahlı sanayimiz üsünde yapmalıyız. Hypersonic füzeleri eğer elde etseniz olasi savaşta abd donanmasını batıra biliriz.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!