Nejat Eslen
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Suriye’nin geleceğini Türkiye-Rusya işbirliği belirlemeli

Suriye’nin geleceğini Türkiye-Rusya işbirliği belirlemeli

featured

2011 Yılında Arap Baharı Suriye’yi vurduğunda deklare edilen amaç, bu ülkede demokrasiyi, insan haklarını geliştirmek, refah seviyesini yükseltmekti.

Suriye’de Arap Baharının gerçek amacı ise Ortadoğu’da Condoleezze Rice’ın yıllar önce açıkladığı ‘’yirmi iki ülkeyi transformasyondan geçirme’’ planı içinde, Suriye’yi parçalamak, bu ülkeyi artık İsrail’ e tehdit oluşturamaz duruma getirmek ve parçalanan Suriye topraklarında PKK devleti inşa etmekti.

Arap Baharı Suriye’yi vurduğunda katıldığım bir televizyon yayınında Suriye’nin din, mezhep ve etnik yapısını anlatan bir harita göstermiş ve ‘’Suriye çok kırılgan yapay bir ülkedir, dışardan yapılacak her müdahale bu ülkenin parçalanmasına katkı sağlar’’ demiştim.

Dışardan yapılan müdahalelerle bu ülke savaş alanına dönüştürüldü, şehirler yıkıldı, nüfusunun yarısı ya ülke dışına çıkmak ya da içerde yer değiştirmek zorunda kaldı. Yüzbinlerce insan öldü.

Zaman içinde Suriye güçlü aktörler ABD, Rusya, Türkiye ve İran’ın çıkar mücadelesi alanına dönüştü.

Türkiye, asli çıkarı Suriye’nin siyasi birliğini ve toprak bütünlüğünü korumayı gerektirirken, İhvancı yaklaşımı ile bu ülkede rejim değişikliği gayretlerini ısrarla sürdürdü.

Suriye’de iç savaş başladığında nüfusu yirmi iki milyon, bu ülkedeki Kürt nüfus ise toplam nüfusun yüzde onu kadardı.

ABD, Suriye’nin kuzeyinde, küçük bir azınlık olan Kürtlerden Dicle nehrinden Akdeniz’e kadar uzanan geniş coğrafyada koridor PKK-YPG devleti kurmaya çalıştı.

Türkiye’nin askeri müdahalesi ile PKK-YPG koridoru parçalara bölündü.

Günümüzde PKK-YPG, ABD desteği ile Fırat’ın doğusunda, mevcut Kürt nüfusu ile orantı kurulması mümkün olmayan geniş bir coğrafyayı kontrol etmektedir.

ABD, Suriye’nin parçalanmasını ve parçalanan Suriye’de PKK-YPG devleti kurulmasını esas alan planını sürdürmektedir.

Rusya ise Suriye’de Kürtlere özerklik hakları verilmesini desteklese bile bu ülkenin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasından yanadır.

İşte bu şartlarda, Suriye’nin geleceği konusunda Türkiye’nin önünde iki seçenek vardır:

Birincisi, Türkiye’nin ABD ile birlikte hareket ederek Suriye’nin parçalanmasına ve Fırat’ın doğusunda PKK-YPG devletinin kurulmasına göz yumması; buna karşılık asker bulundurduğu bölgeleri nüfuz alanı olarak muhafaza etmesi.

İkincisi ise Suriye’nin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını gerçek yaşamsal çıkar olarak kabul etmesi, Rusya işbirliğini geliştirmesi, böylece Suriye’nin parçalanmasının önlenmesi ve bu ülkede PKK-YPG devletinin kurulmasını engellemesi.

İdlib’de başlangıçta hatalı yerlere yerleştirilmiş ve Suriye ordusu tarafında kuşatılmış olan gözlem noktalarının geri bölgelere çekilmesi, geç de olsa Rusya’yı ve Suriye’nin meşru yönetimini memnun eden bir karardır.

Bu eylem, Suriye ordusunun, Suriye’nin bütünlüğünü tehdit eden PKK-YPG’ye karşı daha fazla güç ayırmasına neden olabileceği gibi, Suriye’de Türk-Rus işbirliğinin geliştirilmesine de katkı sağlayabilecektir.

Unutmayalım ki Suriye bir Doğu Akdeniz ülkesidir ve Türkiye’nin bu coğrafyada Suriye’ye ihtiyacı vardır.

Suriye’de, bu ülkenin meşru yönetimi ile Türkiye için müşterek tehdit PKK-YPG dir. Doğru mantık, müşterek tehdide karşı işbirliğini gerektirmektedir.

Eğer Türkiye’nin gerçek tercihi Suriye’nin bütünlüğünü korumak ise bu ülkede Türk-Rus işbirliği kaçınılmazdır.

Türkiye, cephe sayısını azaltmaya Suriye cephesinde başlamalı, Rusya ile uzlaşarak Libya cephesinde devam etmelidir.

SON SÖZ:

Odatv’de artık neden yazmadığımı merak edip soranlar var. Kısaca anlatayım.

Odatv’de iki senede amatörce, iki yüzden fazla yazı yazdım.

Barış’lar tutuklandığında ve Odatv kapatıldığında, beni arayıp destek istediler. Yazarların bir kısmı korkup yazmayı bırakmıştı. Onlar için zor günlerdi. Destek olsun diye daha fazla yazdım.

Odatv’nin sahibi bir gün bile beni aramadı. Teşekkürün sermayesi yoktur. Bir teşekkürü bile çok gördü.

Bu beni mutsuz etti.

Unutmayın. Küçük adamların da gölgesi büyük olabilir.

Her uzun gölgeliyi büyük adam sanmayın.

Şimdi daha mutluyum.

Bütün mesele bu.

Oldu mu?

 

 

 

 

 

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 Yorum

  1. Tesekkur etselerdi yazmaya devam edecektiniz demek ki!

  2. 25 Ekim 2020, 06:52

    Yazarin ODA tv de yazmamasini kisisel olgulara baglamasi dogru bir tavir degil.Belirleyici olan siyasi ilkelerdir.

  3. 25 Ekim 2020, 05:30

    Taşnak Partisinin yayın organına dönmüş odatv den uzaklaşmak gerek paşam…

  4. 24 Ekim 2020, 21:09

    Veryansin bıraktınız…zannetmiştim…yanlış görmüşüm…doğru yerdesiniz…saygılar…

  5. Nihat gencin odatv yi terkettigi gun odatv el fatiha olmustur..Devletle şaka olmaz, devlet hafife alinmaz, her zaman saygi duyulur, her durumda menfaati gozetilir..Siyaset sonra gelir…Aksi davranislar kabul edilemez..

  6. 24 Ekim 2020, 17:32

    Hoşgeldin Komutanım,ait olduğun yerdesin.Zaten oda tv. eski oda tv. değil.

  7. 24 Ekim 2020, 16:51

    Doğru adrestesiniz komutanım

  8. Einige saglik. Cok dogru tesbitler

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!