Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Alo, laiklik mi dediniz?

Alo, laiklik mi dediniz?

featured

Yavuz Alogan yazdı…

Her devrimin ve karşıdevrimin ilk anda yok etmek istediği bir düşünce sistemi vardır. Bazı durumlarda sistem tek bir kılıç darbesiyle kökünden sökülüp atılır. Fakat kökler derindeyse söküp atma işlemi yapılamaz, kökler çürümeye bırakılır, böyle bir şey yokmuş gibi davranılır.

Şu anda uydurduğum bir terimle, buna “kayıtsızlık teorisi” diyelim. Mesela laiklik konusunda kayıtsız kalırsınız. Böyle bir şey yokmuş gibi yapar, bütün kamusal alanı son tahlilde şeriat isteyen tarikat ve cemaatlerle donatırsınız. Laiklik anayasa ve yasalarda durur fakat siz buna kayıtsız kalırsınız, dikkate almazsınız.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davranırsınız. Sadece iktidardaki siyasî partinizi değil, partinizin bütün karar ve yargı mekanizmalarıyla ele geçirdiği devleti de laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı hâline getirirsiniz. Toplumun yarısı bağırır çağırır, feryat eder. Onlar hâlâ laiklik ilkesinin geçerli olduğunu, bu ilkeyi savunmanın anlamlı ve mümkün olduğunu sanmaktadırlar. Anayasayı açıp ilk dört maddeyi gösterirler, Mustafa Kemal’den alıntı yaparlar: “Ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz!”

Olmuş ama!

Nasıl olmuş? Yazılı hukuka fazla güvendiğiniz için olmuş. Küçük şeriat adacıklarının genişleyerek laik hayat tarzınızı sürdürebildiğiniz alanları kuşattığını görmezden geldiğiniz için, bu adacıkların büyüyerek bu kez sizleri birer adacık hâline getirecek şekilde her yeri işgal ettiğini zamanında anlamadığınız için olmuş. “Şimdilik bize dokunmuyorlar” diye avunduğunuz için olmuş.

Öyle bir ideolojik hegemonya oluşmuş ki en muhalif parti bile   “Allah’ın izniyle iktidara geleceğiz” diye bağırmaya, cemaatlere tarikatlara şirin görünmeye başlamış. Vakti zamanında Salman Rüşdî’nin “Şeytan Ayetleri”ni laiklik adına yayımlayan adam bile “cumaları kazaya bırakıyorum, bayramları kaçırmıyorum” gibisine konuşmaya başlamış, Atatürk’ün anasına küfreden adamları parti binasında ağırlayıp onlarla sırıtarak fotoğraf çektirmiş. Memlekette laikliği savunacak siyasî parti, laiklik karşıtı faaliyetleri soruşturacak yargıç kalmamış.

İşte bu ahval ve şerait içinde şeriat ve hilafet talepleri efkâr-ı umumiye’yi istila ederken, yavru vatandan dehşet verici bir seda yükseldi. Yükselen seda yavru vatanın anasında şok etkisi yarattı.

Kuzey Kıbrıs Anayasa Mahkemesi, Din İşleri Dairesi’nin Kur’an kursu düzenlemesinin Anayasa’nın 1. maddesinde belirtilen “laiklik” ilkesine aykırı olduğuna hükmetti ve şöyle dedi: “Halkın öğrenim ve eğitim gereksinimlerini sağlamak Devlet’in başta gelen ödevlerindendir. Devlet, bu ödevini, Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda, ulusal kültür ve manevi değerlerle bezenmiş bir muhteva, çağın ve teknolojinin gelişmesine, kişinin ve toplumun istek ve gereksinimlerine yanıt verecek planlı bir şekilde yerine getirir.”

Şok, şok, şok!!!

Düşünebiliyor musunuz, yıllarca “kayıtsızlık teorisi”ni en mükemmel şekliyle uygulayarak, nice badireler atlatarak laiklik ilkesini nüfusun yarısına unutturmuş, nüfusun geri kalanı için nostaljik hâle getirmişsiniz; laikliği anayasadan söküp atacak gücü toplamışsınız; hilafet talepleri yükselmeye başlamış, “Mecelle varken Medenî Kanun lazım gelmez” diyenler türemiş; ülke içinde istediğiniz aile düzenini kurmuşsunuz fakat yavrunuz ansızın sesini yükselterek amirallerin gece yarısı bildirisi gibi “Atatürk” falan diyerek pişmiş aşa buz gibi su katmış!

Ne yaparsınız? Ocağın altını biraz daha açarsınız. Nitekim Sayın Saray, “Açıklamayı kabul etmemiz mümkün değil” dedi ve şu sözlerle konuya açıklık getirdi: “Laiklik anlayışı onların anladığı gibi değildir ve Kuzey Kıbrıs bir Fransa değildir.” Yani diyor ki Fransa başka bir yerdir, Kuzey Kıbrıs bizim yavrumuz gibi davranmalıdır.

Sayın Reis, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın “Bu yanlışından süratle dönmesi gerektiğini” ifade ederek KKTC hükümetine karşı tehditkâr dil kullandı: “Dönmediği takdirde [aksi hâlde!!!] atacağımız adımlar da bundan sonraki süreç de farklı olacaktır, bunu da bilmeleri gerekir.”

Bir an için konuşmayı hayal edelim. Haberi aldığı anda Sayın Reis, Asil Nadir’in Polly Peck firmasının eski finansman müdürüne telefon açıyor, “Alo, laiklik mi dediniz?” diye lafa başlıyor. “Diyemezsiniz. Laiklik öyle olmaz, Fransa’da olur, orası bir Fransa değil… Karardan dönünüz, aksi taktirde istikbalinizi pâyimal ederim…”

AKP kurmayları aynı anda ayaklandılar: “KKTC’de Anayasa Mahkemesinin din eğitimine ilişkin aldığı karar, içinde bulunduğumuz ramazan ayında özellikle vicdanları yaralamıştır” (Fuat Oktay); “Bu ideolojik bir karardır” (Mevlut Çavuşoğlu); “KKTC Anayasa Mahkemesinin Kur’an kurslarının kapatılmasına yönelik kararının hukuk ve demokrasi içinde yeri yoktur” (Abdülhamit Gül); “Demokrasinin teminat altına aldığı din ve inanç özgürlüğüne vurulan bu yargı darbesi asla kabul edilemez” (Fahrettin Altun);Yargısal aktivizm ve seküler radikalizm her zaman laiklik ilkesine ve demokrasiye zarar vermiştir” (Ömer Çelik).

Kreşendonun ardından koronun sesi yükselir ve bütün sesleri bastırır.

Peki bir karşı görüş, farklı yorum? Yok! Ülkemizdeki muhalefet partileri Kıbrıs Yüksek Mahkemesi’nin hükmünü destekleyecekler mi? Sanmıyorum. Peki bir Cumhuriyet savcısı ya da yargıç bu konuda konuşacak mı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki laiklik maddesine atıfta bulunacak mı? Mesela “Amirallerin Açıklaması” gibi laiklik konusunda bir hukukçular ya da yargıçlar açıklaması? Zor biraz.

Rauf Denktaş hayatta olsaydı ne derdi acaba?

Kıbrıs Yüksek Mahkemesi Başkanı Narin Ferdi Şefik Hanımefendi kararın gerekçesini açıklarken şöyle demiş:

“Laik bir Cumhuriyetin varlığı için, ülkede din hürriyeti bulunması ve ayrıca din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrı olması gerekir. Bu kuralın gereği olarak laik bir devletin dinî kurumları devlet fonksiyonları görmemelidir. Aynı şekilde devlet kurumları da din fonksiyonlarını ifa etmemelidir.”

Akdenizli Kıbrıs Türk halkına umut veren, bize ise nostaljik gelen sözler!

Bu arada sarıklı amiral soruşturmasından haber yok. Sarığına cüppesine el mi koydular, apoletlerini mi söktüler, ayağına elektronik pranga mı taktılar? Yoksa açığa mı aldılar?

Hey gidi Türkiye! Anavatanımız…

Ne demiş şair!

“Kim kaldı müdafaa-i hukuk cemiyeti’nden /avcı ceketi, körüklü çizme, astragan kalpak / bazen ‘ittihatçı’/ hafif `iştirâkiyun’ / öfkeli kaşları salkım saçak / kumral bıyıkları mahzun.”

Korona hapsiyle geçen şu kasvetli Pazar gününde herkese laikliği savunma cesareti ve zihin açıklığı diliyorum. [email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 Yorum

  1. Etrafimizdaki sorunların ulaştığı boyutlara bakınca sizin gibi endişe duymamak mümkün değil. Bir yandan içerideki ayrışmalar arttı, genişledi ve derinleşti. Ekonomi iyi durumda değil. Öte yandan da çevremiz barut fıçısı gibi. Beka kaygısı duymamak elde değil. Bunu dikkate almamak telafisi zor bir hata olur. M. Kemal in İzmir in işgalinden sonra, Anadoluda direniş hareketini başlatmakta geç kalması gibi. Uzun süren mevzii çatışmaların sonunda nihai çatışmaya hazırlıksız yakalanan cephenin kaybetmesi mukadder.

  2. 20 Nisan 2021, 08:41

    Geleceğimize ait doğru bakışı hatırlatan bir sessiniz. Bu bile bugünlerde değerli, teşekkür ederiz…

  3. 19 Nisan 2021, 22:48

    Cumhuriyetimizin en büyük kazanımlarından biri olan laiklik ilkesinin, İslam’ın ruhbaniyet ve ruhaniyet iddialarını temelden reddeden ve inanç özgürlüğünü teminat altına alan temel ilkeleri ile örtüşen çok önemli bir kazanım olduğu, maalesef üzerinden yüz yıla yakın bir süre geçmesine rağmen hala gereği gibi kavranamamıştir. Bu nedenle laikliği İslam ile çatışık göstererek bundan siyasi rant devşirmek, sizin de vurguladığınız gibi giderek artmaktadır. Peki buna karşın ne yapılmalı?

    Bu saldırılara karşı durabilmenin tek ve öncelikli yolu, Kur’an’in aydınlatıcı mesajını temel alan İslam gerçeğine sahip çikmakla mümkün diye düşünüyorum ve maalesef Cumhuriyetçi aydinlarimizin konunun dinsel boyutundaki bu bilgilenmeyi ve bunu tabana yaymayı gerektigi kadar ciddiye almadıklarını görüyorum..

    Halbuki ​ilk Adalet bakanımız ve şeriat hukukçusu Seyyid beyin, 3 Mart 1924 tarihinde, Tbmm’de, hilafetin ilgasi ile ilgili kanun tasarısı üzerine yaptığı konuşmasında geçen; “Tekrar ediyorum mesele hakikaten gayet m’ühimdir, Âlemi islâmda, daha şimdiye kadar böyle bir inkılâp vâki olmamıştır. Değil âleimi islâmda belki kürrei arzda vâki olan inkılâbatın en büyüğü, en mühimidir.” cümlesinde ki iddiasının gerçekliği ve gerekliliği, hala, hatta daha fazlaca önemini korumaktadir.

    Umarım Seyyid bey’in vizyonuna sahip aydinlarimizin sayısı tez zamanda artar.
    Saygılarımla..

  4. Eeee bazen Yavru, Ana’ya istemezede yol gösterir!

    Sag ol, Var OL Güzel Kuzey Türk Cumhuriyet’i!

    Cok degerli bir yazi omus, emeginize saglik!

    Saygilarimla

  5. ‘@serkan, 1921 oncesinde de padisah hasa “Allah’in yeryuzundeki golgesi”, ve halk da padisah’in kullariydi. Ne yapalim, gidip musrik mi olalim? Organize din sorun yaratir ve yaratmistir. Bak, Kuran’da acik ayetler var, bir tanesi Sura-13: “Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın”. Tarikatlar hastalik ureten copluklerdir. Iclerinde tabiki iyi insanlar da olabilir, ama o iyi insanlar tarikatlar olmasa da iyi insanlar olacaktir. Gidip vakif kurarlar, hayir islerini oyle organize ederler, denetim altinda. Bu basibosluktan, belescilikten ve musriklikten kimseye bir fayda gelmez.

  6. Laiklik denince bir sesizlik hakim oluyor ve yutkunuyor muhalefetde.
    Yazi cok güzel.

  7. 18 Nisan 2021, 14:51

    Bu yorumu neden beğenmiyor ahali? 1921 anayasasına göre T.C. bir İslam devletidir. Laiklik anayasaya 1937’de girmiştir. Nerede yaşadığınızın ve kökeninin farkında olsanız diyordum, değerli yorumcular. Tarikatlar bu ülkenin gerçeğidir. Tasavvuf bu ülkenin gerçeğidir. Sahilde denize giren insanlar kadar, Alevi dedeleri kadar onlar da bu ülkenin parçası. Mesele tarikatlardan kurtulmak değil, onların yabancı istihbaratlar kontrolünde ülkeye yön vermesini engellemek olmalı. Tarikatlara giren, takip eden, onların kurumlarında çalışan insanlar ülkeye zarar verme gayesiyle ortaya çıkmıyorlar; bunların büyük kısmı sıradan insanlar. Asıl mesele tarikat ve siyaset alanında en tepedekilerde.

  8. 18 Nisan 2021, 12:56

    Sayın Alogan, günün koşullarına ve bizim gibi düşünenlerin gücüne uygun mücadele yöntemleri geliştirmeliyiz. Eğer yapılabilseydi “lâikliği savunma cesareti” onbeş sene önce etkili olabilecek bir mücadele biçimiydi. Artık bunlar için geçmiş ola.. Ben yirmi sene önce AKP iktidara geldiği günden itibaren, sesimi duyurabildiğim her mecrâda, özellikle Y-CHP’ye oy verenlere yalvardım; “Arkadaşlar bu sıradan bir iktidar değişikliği değil, memlekete şeriat geldi, bunlarla mücadele etmeliyiz” diye. Yaptıkları, suratımıza bakıp sırıtarak; Cumhuriyet yürüyüşlerinde “ne şeriat ne darbe”, anayasa mahkemesi “lâikliğe karşı hareketlerin odağı olduğu” gerekçesiyle AKP’ye kapatma davası açtığında ise “aman kapatmayın, sonra daha fazla güçlenirler” diye gıdaklamak oldu. Artık bunları konuşmak için çok geç. Geldiğimiz noktada, gücümüzü, zekâmızı ve enerjimizi, artık çoktan yerinde yeller esen lâik Cumhuriyeti savunmaya harcamak yerine, kaçınılmaz olarak önümüzde duran YIKILIŞA hazırlanmaya ayırmalıyız. Daha önce de yazdım, yine tekrar ediyorum; AKP rejimi, “sadece akla ve bilime dayanmadığı için sürdürülmesi imkânsız olması sebebiyle”, doğal yollardan, -belki de bunun bir türevi olarak, kanını emdikleri Cumhuriyeti tükettikleri için aç kalan kendi yandaşları tarafından- yıkılacak. Yani, memlekette bir muhalefet olup, bunlar varımızı yoğumuzu yağmalamadan başımızdan def edemediğimize göre, yıkılmaları büyük bir kargaşayı, belki de bir iç savaşı beraberinde getirecek. LÜTFEN ARTIK BOŞ İŞLERLE UĞRAŞMAK YERİNE ZEKAMIZI VE ENERJİMİZİ YIKILIŞA HAZIRLANMAYA, BUNA YÖNELİK STRATEJİLER GELİŞTİRMEYE AYIRALIM. GERÇEKÇİ OLALIM; MAALESEF LAİK CUMHURİYETİ KURTARMAYI BAŞARAMADIK VE BENCE ARTIK BUNUN İÇİN ÇOK GEÇ. AMA HİÇ DEĞİLSE YIKILIŞA HAZIRLIKLI OLUP, ENKAZIN ALTINDAN BİZLER SAĞ OLARAK ÇIKMAYI BAŞARIRSAK, LAİK CUMHURİYETİMİZİ YENİDEN VE BİR DAHA ASLA YOBAZ SÜRÜSÜNE HAYAT HAKKI TANIMAYACAK SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNE KURMAYI BAŞARABİLİRİZ. DAHA NASIL SÖYLEYEYİM?

  9. 18 Nisan 2021, 12:01

    Sizi okudugum icin kendimi ayricalikli addediyorum beyefendi.

  10. sayın alogan altmışları ve yetmişleri bir anekdot ile anımsayalım. ‘üşür ölüm bile’ şairi ülkü tamer anlatıyor. “O dönemde İstanbul’u kasıp kavuruyordu Âşık İhsani…Aramızda ona kanı pek ısınamayanlar da vardı. Sözgelimi, Adnan (Özyalçıner). Bir gece Tosun’un meyhanesinde İhsani için ileri geri laflar edip de, ‘Böyle şaklabanlık mı olur?’ deyince, devrimciliğiyle birlikte ayranı da kabaran Aydemir (Akbaş) dayanamamış, Adnan’ın suratının ortasına yumruğu patlatmıştı.” evet bir zamanlar herkes devrimciydi. atilla ilhanın ‘yıldızlar gece büyür’ dizisinde anlattığı gibi duygu asena ve kardeşi bile. halit kıvançın oğlu ümit kıvançın ‘yalnız olmuyor’da anlattığı yetmişler gerçekti. bizzat yaşadığım için biliyorum.. fransız devrimi aydınlanmacı volterler “toplum sözleşmesi” yazarları rusolar gibi bir fikri zenginlikten beslenirken sovyet devrimi yine tam bir altüst oluş sonucuydu. bence kısa vadede önümüz maalesef karanlık. fetullahı sırat köprüsünde sırtında taşımaya meraklı ahmet altanların hayranı kılıçdara kaldık. ve bazıları kızacak ama üç dil bilen dünyaca ünlü fizik profesörünü erdal inönüyü sosyal demokrat diye beğenmeyen bizler lise fizik öğretmeni muharrem inceden medet bekledik. diyeceğim şu: halk diye adlandırdığımız o volkan patlamazsa biz küçük burjuvalar böyle halimize ağlar dururuz.

  11. 18 Nisan 2021, 10:31

    Öncelikle bu yazı için çok teşekkürler. Evet ben de zaman zaman Kıbrıs yönetiminden hoşlanmadım ama bu karar hepsini unutturdu. Umarım geri adım atmazlar. Bizim palavradan tehditlerimiz Kıbrıs Yönetimini korkutmaz. Laikliğin tek bir anlamı vardır, Fransa da başka, Tanzanya’da anlamı farklı değildir. AKP nin hala şeriat düzeni peşinde olduğunu anlamayan varsa ne diyeyim.

  12. Tespitler dogru, ancak eksik olan bicagin obur yuzu. Laiklik laiklik diye bagiran 90’larin adamlari (cevik bir vs) ve din elden gidiyor, ecdad, ecdad diye bagiran (simdikiler) aslinda ayni mabedin hizmetkarlari. Millet olarak uyanmamiz, ve oncelikle dinimizi ve devletimizi bu iki munafik taburundan kurtarmamiz gerekli. Bunun icinde hem kendimiz, hem de ailelerimiz icin Kuran’i Turkce olarak ogrenmeyeliz. Turkce Kuran kurslari acmaliyiz. Kuran’da ki kasitli ceviri hatalari ile ilgili seminerler duzenlemeliyiz. CHP eger bir halta yaramak istiyorsa bunu yapabilir. Bu pislik musrikler ile baska turlu mucadele etmemiz ne yazik ki mumkun degil.

  13. son zamanlarda kıbrısı eleştırıyordum. ama helal olsun bıze ıyı bır ders verdı. ozellıklede laıklıgın savunucu oldugunu ıddıa edenlere
    LAIKLIK TEHLIKEDE DEGILDIR. DAHA ONEMLI İŞLERİMİZ VAR ONLARA BAKACAGIZ. CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILICDAROGLU /YIL 2010
    CEMAAT LER INANC YUVASIDIR. SAYGILI OLMAK LAZIM. CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILICDAROGLU.
    Tc tınde son 20 yıldır ataturke hakret laıklık rejım ıcın onca soz soylenırken tık yok.
    ben mılletın balık hafızalı oldugunu sanıyordum. yanılmısım bızım chp lıler balık hafızalıymıs.

  14. Sizler ve bizler varız , laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bekcileriyiz….,film daha bitmedi. Veryansın ve sizin gibi kıymetli yazarlar bizim için çok değerli.

  15. Demek ki “boynuz kulağı geçmiş”…Kıbrıs mahkemesi bana 25 yıl önceki Türkiye’yi anımsattı…zamanında sormuşlardı bir siyasi lidere ; Laiklik tehlikede mi diye? “Laiklik tehlikededir diyemem ” diye cevap vermişti…! Ve dahi “Atatürk’e kefere diyen birini kadın kotasından Milletvekili adayı yapmıştı bu siyasal parti…şimdi bu partiyi eleştirmeyelim de kimi eleştirelim..! Zira; bu parti umut bağladığımız bir parti ve elbette dost acı söyler.zaten bu parti bir silkinse ve özüne dönse, madalya tersine dönecek…! Biz ki Ekmeleddin gibi birine bile istemeyerek oy vermişken, Cumhuriyeti kuran partiye yine oy veririz ama…amaaa yetti yahu bir toparlanın artık nedir bu basiretsizliğiniz..karşı taraftan oy alma hevesiniz yüzünden; kendi ideolojinizi unuttunuz …yeter artık “Cumhuriyeti ve onun Çağdaş ilkelerini savunma zamanı..!eğer ideolojik yalpalamalara devam ederseniz, yepyeni bir Güneş doğacaktır bundan şüpheniz olmasın..bu memleket sahipsiz değildir..Toparlan artık muhalefet..!!!

    ..

  16. Şu şerefsiz adı muhalefete mi kizayim bu şerefsizleri zaman zaman yapmayın yahu o kadar da kötü değil dediğim için kendine mi kizayim bilmiyorum. Lanet olsun bunlara. Uyandi milletin bir kısmı ama bu herifler iç savaş cijarip beş para etmez csnlarini slmadigimuz sürece giymekbistrmezker yenilsrler bile.

  17. 18 Nisan 2021, 07:32

    Evet. Türkiye cumhuriyeti islam devleti olarak kurulmuştur. Sonra geniş katılımlı bir referandum yapılmış ve din anayasadan çıkarılmıştır.

  18. 18 Nisan 2021, 07:14

    Yavuz bey kutluyorum nalına’da mıhına’da vurmuşunuz bizim bilimsel sosyalistler den şu ana kadar hiç ses çıkmadı bir eleştiri falan görmedim anladığım kadarı iktidarı boşluğa düşürecek açıklamalardan uzak duruyorlar kendilerini inkar etme pahasına

  19. 18 Nisan 2021, 07:03

    Yazarın bu görüşlerine katılıyorum doğru tespitler yapmış. Zaten 2005 yılında değişen Türk Ceza Kanunun 216 maddenin 3’üncü fıkrası laiklik ilkesini tamamen ortadan kaldırmış. Daha önceki ceza kanununda olmayan suç tanımına “bir kesimin benimsediği dini değerleri aşağılama” adı altında suç tanımı yapmış. Bu ne demektir din konusunda en ufak eleştiri veya karşı sav bu suç kapsamında değerlendirilecek demektir.Bu suçtan zamanı gelince çok kişi muzdarip olacak, şimdilik sadece ünlü bir piyanistimizin söylemi nedeniyle mahkemeye çıkarmışlardı. Yani anlayacağınız taşlar 2005 yılında döşendi zamanı gelince de harekete geçerler artık. Bu kanun çıktığında ekranda adını bilmediğim 80 yaşında bir hukukçu bir oldu bitti ile komple değiştirilen Türk Ceza Kanunu için “ceza kanunları komple değiştiğinde ona göre bir millet yetiştirmek arzu edilir” demişti. Bu arada laikliğe aykırı eylemleri suç kabul eden sanırım 316’cı madde de gümbürtüye gelip komple ceza kanunu değiştiğinden eksikliğini kimse anlamdı bile.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!