Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Başarısızlığı algılamak

Başarısızlığı algılamak

featured

Öğrenme psikolojisinde “başarısızlığı algılama yeteneği” diye bir kavram tanımlanmış mıdır, bilmiyorum. Buna benzer bir şey vardır mutlaka. Araştırmak lazım.

Başarıyı herkes algılar. Fakat başarısızlık her zaman kılık değiştirir. Başarısızlığınızı gözlerden saklamak için o kadar çok mazeret, bahane, optik yanılsama üretirsiniz ki sonunda kendi başarısızlığınızı algılama yeteneğinizi kaybedersiniz. İnsan kendi başarısızlığını ya da içinde bulunduğu grubun, üyesi olduğu siyasî partinin, yönettiği siyasî iktidarın başarısızlığını algılama yeteneğini kaybettiği vakit, başının derde girmesi, grubunun dağılması, partisinin yok olup gitmesi, yönetmekte olduğu ülkenin felakete sürüklenmesi kaçınılmaz olur.

Demek ki başarısızlığı algılayacaksınız. Ortada bir başarısızlık var, bu başarısızlık benim/bizim eserimiz, bu başarısızlığın sebeplerini araştırmalı, muhtemel sonuçlarını öngörmeliyiz, diyeceksiniz… Başarısızlığın kendi öngörüsüzlüğünüzden, çapsızlığınızdan ya da hayalciliğinizden değil de başkalarının ihanetinden, saflarınıza sızmış komplocu hainlerden, dış düşmanlardan kaynaklandığına ya da sizin için başarısızlık diye bir şeyin olamayacağına, aslında sizin “hep muzaffer daima” olduğunuza lakin bunu kanıtlayıp insanlara yeterince anlatamadığınıza, hem kendinizi hem de çevrenizi inandırmaya çalışırsanız, başınız dertten, saçınız bitten kurtulmaz.

Yazıya her ne kadar “yaşam koçu” ya da “Güzin abla” tadında başladıysam da, bireyin kişilik özellikleriyle, ki bence “başarısızlığı algılama” yeteneği de bu özelliklerden biridir, tarihe yön verebildiği bir gerçektir. Nitekim Rus Marksizmi’nin babası Georgi Plehanov, “Tarihte Bireyin Rolü Üzerine” (1898) başlıklı makalesinde, kişilik özellikleri sayesinde bireyin toplumun kaderini etkileyebildiğini söylemiştir.

Ancak bu etkinin oluşabilmesi için bireyin azmi ve cesareti (kişisel özellikler) yetmez. Neden yetmez? Çünkü bireyin toplumun kaderini belirlemek için muhtaç olduğu kudret, içinde bulunduğu toplumun örgütlenme biçimiyle, toplumsal ve siyasî güç ilişkileriyle belirlenir. Bu ilişkileri doğru değerlendiremeyen, kendilerinde yok yere liderlik vehmeden muhterisler ya alay konusu olmuşlar ya da trajedi yaratmışlardır. Doğru değerlendirenler ise toplumun kaderini olumlu yönde etkilemişlerdir.

Başarısızlığı algılama yeteneği işte bu bağlamda önem ve anlam kazanır.

Hitler hayatı boyunca başarısızlığı algılayamamıştır mesela. Adamın böyle bir yeteneği yoktur. Wehrmacht’ın Nazi olmayan generallerinden Walter Warlimont, Barbarossa Harekâtı’ndan (1941) hemen önce Hitler’e ayrıntılı bir rapor sunar. Birinci Dünya Savaşı tecrübelerinden hareketle, Almanya’nın iki buçuk cephede (Doğu, Batı ve Kuzey Afrika ile Balkanlar) savaşamayacağını, Rusya’ya saldırması hâlinde lojistik ikmal hatlarının aşırı derecede uzayacağını, askerî kuvvet dağılımının elverişsiz, kaynakların ise yetersiz olduğunu anlatır.

Hitler, başarısızlığı öngöremez. İngiltere’nin sonunda tarafsız kalacağını, Batı dünyasının komünizme karşı mücadelede kendisine örtülü destek vereceğini, Ukrayna tahılının ve Hazar petrollerinin ele geçirilmesiyle kaynakların ikmal edileceğini düşünür. Olası alternatifleri “kaçınılmaz başarı” saplantısıyla değerlendirmekte ve stratejisini buna göre oluşturmaktadır. Stalingrad’da (1942) ağır bir yenilgiye uğrar; bir gün önce Mareşal rütbesi verdiği General Paulus Kızıl Ordu’ya teslim olmuştur. Aslında Almanya savaşı o anda kaybetmiştir fakat Hitler başarısızlığı algılayamaz. Avrupa’ya dağılmış panzer birliklerini “Kursk Çıkıntısı”nda toplayarak (1943) Sovyet ilerleyişini durdurabileceğini düşünür. Orada tarihin kaydettiği en büyük tank muharebesinde ana kuvvetlerini kaybeder. Yine de başarısızlığı algılayamaz. Der Untergang (Çöküş) filmini bir kez daha, bu açıdan izlerseniz, “başarısızlığı algılayamama” sorununu en somut hâliyle görebilirsiniz.

Mao Zedung örneğinde ise durum bunun tam tersidir. Devrim’den (1949) hemen sonra iç savaşın ve Japon emperyalizmine karşı mücadelenin tecrübelerini yansıtarak “kendine yeterli bir ekonomi” kurmak için Büyük İleri Atılım’ı (1958-1961), ardından Sovyetler Birliği’nin etkisinden kurtulmak ve sınıf mücadelesini sürdürmek için Kültür Devrimi’ni (1966-1976) başlatır. Birinci girişim başarısızlığa uğrar, muazzam bir kıtlığa, milyonlarca insanın açlıktan ölmesine yol açar; kendine yeterli bir ekonominin irade gücüyle kurulamayacağı anlaşılır. Kültür Devrimi ise parti yönetimini ve liderliği güçlendirir, “Sovyet revizyonizmi”nin etkisini yok eder fakat ülkenin teknik ve entelektüel kadrolarını biçer, partinin tecrübeli önderlerini kırsal kesimde zorunlu emeğe mahkûm eder. Deng Şiaoping tasfiye edilen önderlerden biridir.

Mao Zedung’un, başarısızlığı tam olarak algıladığı yılı 1973 olarak saptıyoruz. Büyük İleri Atılım ve Kültür Devrimi yöntemleriyle Çin’in asla modern bir ülke olamayacağını anlamıştır. Deng’i sürgünden alır, ekonominin ve ordunun başına geçirir. Ondan hoşlanmaz aslında, ona güvenmez. “Kulakları ağır işitmesine rağmen Deng toplantılarda benden en uzak yere oturuyor,” diye şikâyet eder. Fakat aynı zamanda “Deng bir pamuk yumağının içindeki çelik iğnedir” diyerek onu över. Çin’in Deng’in bakış açısına muhtaç olduğunu anlamıştır.

Deng, Kültür Devrimi’nin oluşturduğu başıboş çeteleri ordudan ve ekonomiden temizler. Demiryolu şebekesini onararak bütün Çin’e kömür sevkiyatını sağlar, endüstriyi canlandırır, sürgüne gönderilen bilim adamlarını üniversitelere iade eder. Büyük tepkilere yol açar. Parti yönetiminde yer alan, Mao’nun daha sonra “Dörtlü Çete” diyeceği muhafazakârlar “Kapitalizm yolcusu Cüce Ping”le mücadele etmeye başlarlar. Fakat Deng Şiaoping, Çin’in siyasî hayatında başbakan ve dışişleri bakanı olarak her zaman bir denge unsuru olan Çu Enlay’ın da yardımıyla, “Dört Modernleşme” fikrini yavaş yavaş oluşturmaktadır.

Mao Zedung hem “Dörtlü Çete”yi hem de Deng’in çevresindeki modernleşme yanlılarını denetler, iki grubu da itip kakar fakat onları kol boyu mesafesinde tutar, asla yok etmez. Deng ipin ucunu kaçırıp “Kedinin rengi değil fareyi yakalaması önemlidir” dediği zaman onu bir kez daha tasfiye eder (1976) fakat ekibini dağıtmaz. Aslında imkânsız olanı, Çin’in Kültür Devrimi değerlerinden kopmadan modernleşmesini, dünyaya açılmasını istemektedir. Öleceğini anladığında, dengeleyici liderlik rolünü Hua Guofeng’e devreder.

Neyse, uzatmayalım… Neticede “Dörtlü Çete” tutuklanır (Ekim 1976), Kültür Devrimi tasfiye edilir ve 1978’de Deng Şiaoping’in modernleşme programı uygulamaya konulur. Kedi rengini değiştirerek fareleri yakalamaya başlar. “Dörtlü Çete” Deng Şiaoping’in reform programını “Üç Zehirli Sarmaşık” olarak adlandırmıştır. Deng, geri döndüğünde, aynı programa bu kez “Üç Güzel Kokulu Çiçek” adını verir. Çin’de sembolizm çok önemlidir. Yazılı hukuk etkisiz olduğu, hatta hiç olmadığı için ülke, hizipler mücadelesi/dengesiyle, bilge bir Güneş İmparator’un gözetimi altında yönetilir.

Çinli devrimciler yurtsever, çalışkan, fedakâr ve olağanüstü dayanıklı insanlardı. Çoğunluğu ele geçirdiklerinde azınlığı kurşuna dizmediler. Stalin’in hatalarından ders çıkarmışlardı.

Günümüzde modern Çin, Komünist Partisi’nin denetlediği kapitalist karma ekonomi sayesinde, Batı’dan öğrenerek bir dünya gücü oldu. Başarılarını Mao’nun başarısızlığı algılama, başarısızlığın sebeplerini bulma, sorunları çözecek insanları göreve getirerek parti içinde ince politikalarla denge kurma yeteneğine borçludur. Mao Zedung, başarısızlığı algılamayıp “Dörtlü Çete”yle birlikte Kültür Devrimi’nin aşırılıklarını sürdürseydi, bugünün dünyasında Çin ne güçlü olabilir ne de bağımsızlığını koruyabilirdi.

Kendi başarısızlığını algılamaktan aciz, kadir kıymet bilmez nankör muhterisler ne devrim yapabilirler ne de devrimci olabilirler.

[email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

27 Yorum

  1. 22 Ocak 2021, 07:06

    ‘Mao’ terk-i hayat etse dahî ‘Deng’in dengi olabilecek biri çıkacaktır Yavuz bey.

  2. Perinçek okusun bu yazıyı. Adrese teslim mektup olmuş. Tebrikler

  3. 22 Ocak 2021, 08:03

    Taşı gediğine koymuşsun hocam….

  4. 22 Ocak 2021, 08:15

    Şimdiye kadar ki en ağır Perinçek eleştirinizdi. Birisinin bunu yapması lazımdı.

  5. 22 Ocak 2021, 08:56

    Sayın Alogan, son cümle çok şey anlatıyor. Hayatın özeti gibi…

  6. 22 Ocak 2021, 10:41

    perıncek te perıncek . %1.5 luk partının. reklamı yapıp duruluyor bence yazıyı tuncelılı kemalın okuması lazım. yavuz beyın kastetmesı gerekn de O.
    anlamıyorum ychp laf etmeye gucunuz mu yetmıyor. perıncekmı kurtaracak ya da batıracak TC nı. yoksa sorun bazı seylerın hazmedılememesımı? halen 1970 lerın nostaljık sol kavramına kaptırmıs olanlar ayaklarını yere bassalar da. abuk sabuk ıslerle ugrasmasak
    bır tavsıye unlu yahudı dusunur. theador herlz ı bır okusak

  7. Yazıya şapka çıkarıyorum. Önemli ve değerli bir makale.

  8. 22 Ocak 2021, 11:53

    Çok güldüm bu yoruma…
    Sıcak koltuklarından kalkmayan, hep bilen adam pozlarında başkalarının emeği üstüne oturup ahkam keserek sömüren insanlarla başarı olur mu sayın Alogan?
    Naci Paşa yetim…
    Siz Öksüz…
    Verin veriştirin el ele bakalım. Ah tatlı emeklilik ah!
    Ah bisiklet turları ah!

  9. 22 Ocak 2021, 11:54

    Ortada ne taş gördüm ne de gedik!
    Rüya mı görüyorsunuz?
    İsviçre bilim akademisine yazılmış bir yazı bu.
    Türkiye gerçekleri ile zerre ilgisi yok…

  10. 22 Ocak 2021, 12:40

    Keşke Vatan Partisi genel başkanlığına aday olsaydınız Yavuz Bey. Bu kadar işlenmemiş, ham bilginiz vs ki! Yazık olacak, o değerli soyut kitap bilgileriniz işlenmeden mezara gidecek sizinle bir gün, yazık!
    Burnunun önünü göremeyen bir yığın çapsız ve hain lider koltuğunda Atatürkçülük oynayıp yüzde 20 oyu garantileyip “şeriat geliyor!” umacısı ile keyif çatarken, siz bula bula yüzüklerini bozdurup gazete kuran, TGB gibi gençlik örgütleri kuran , Ulusal tv kanalını ve basımevini binbir emekle güçlükle yaşatan namuslu insanları düşman bellemişsiniz!
    Dersimliler, Apo heykeli dikenler, fetönün paltosundan çıkanlar akıllı, başarılı…
    50 yıldır ABD ve İsrail kumpaslarının mahkumu olarak ın beş yıl içerde Aslan gibi yatanlar başarısız öyle mi?
    Sizin her yazınızın başlığı YILANLARIN ÖCÜ olmalı aslında.

  11. 22 Ocak 2021, 12:42

    Perinçek’e ilettik! Emri olur okuyayım biraz bilgileneyim bari dedi!
    Siz AİHM sözde Ermeni soykırım kararını okudunuz mu?
    Biraz bilgilenirsiniz. Başarı ne imiş!

  12. 22 Ocak 2021, 12:49

    Yürekli adam o hangi taş ise onu alır Apo heykeli dikeceğiz buraya diyenin ve onlarla halay çeken CHP’nin gediğine koyar!
    FETÖ’nün mahkemelerinde “taşı” onların “gediğine” koyalı çok oluyor biz.
    Öyle koyduk ki, Apo heykeli dikenler ve fetö uşakları yerleri yalıyorlar şimdi hücrelerinde…
    Lafla peynir gemisi yürümez.
    Yiğidin sol tarafında yürek olacak yürek!
    Emekli olmadan konulacaksın askersen. Devrim tüccarı değilsen fetönün Silivri duvarlarını yıkacaksın.
    Tatlı su solculuğu kolay!

  13. 22 Ocak 2021, 12:51

    Nasıl kalkacak bu ağırlığın altından bakalım!!!!!!!!!
    Çoooook ağırrrr!!!!!
    Bağır bağır bağır!!!!

  14. 22 Ocak 2021, 12:54

    Gerçekten o kadar şey anlatıyor ki; bütün insanlar o özetle mest oldular….
    Davutoğlu gibi stratejik Derinlik….

  15. 22 Ocak 2021, 12:57

    Ben de çıkarıyorum…
    Ama şapkamı değil.

  16. 22 Ocak 2021, 13:25

    Vatan Partisi tehlike algılaması yapmış ve içinde sürekli ayak direyen, dörtlü çete misali oluşumu erken doğuma tabi tutmuştur. Bu sayın Perinçek’in büyük öngörüsü sayesinde olmuştur. Türkiye emperyalizme mücadele ediyor, çelik çomak oynamıyor. Bu mücadelenin rotasını çizen de Doğu Perincek’tir. Başta ABD, emperyalist batı basını takip edilirse bu açık ve net görülecektir. İçimiz’deki emperyalizmin iş birlikcilerine de bu kanıyi taşıdıklarından , sürekli Türkiye’nin ve iktidarın rotasını Perinçek çiziyor diyerek izlenen rotayı bırakması için iktidara baskı yapıyorlar. Hadi dış basında yazılanları takip etmiyorsunuz ya Davutoğlu, Babacan’ı ve Meral hanım ne diyor onu da mı görmüyorsunuz. Makalenizin son cümlesi güze olmuş vicdanı olan her devrimci üzerine almalı.

  17. on numara yazı olmuş kaleminize fikrinize sağlık

  18. 22 Ocak 2021, 16:18

    Sayın Yavuz Alogan. Bu güne kadar yayımlanmış bütün yazılarınızı büyük bir keyif ve öğrenme sevinciyle okudum. Her yazınız tarihsel bir ders niteliğinde. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

  19. 22 Ocak 2021, 17:25

    Yorumlarinizi yararli ve gercekci buldum, guzel yazi, varolunuz .

  20. 22 Ocak 2021, 17:32

    Insanlarin ogrenip dusunmesinden niye bu kadar korkuyorsunuz

  21. Cin tarihi hakkinda iyi bir degerlendirme.

  22. Yavuz Beye yazısı için teşekkür ederim. Yazı konusu her ne kadar “başarısızlığı algılamak” olsa da, yazının özü “bilimi ve aklı” kullanmayla bağlantılıdır. Yazar yazının girişinde Georgi Plehanov dan aldığı görüş te bilimi ve bilimsel araştırmayı dikkate! almayı vurgulamaktadır. Yazının özü Dünya tarihinden verilen örneklerle anlatılmış. Ancak ülkemizde yaşanan başarısızlıkları ve algılamayı somut örnekleriyle çok iyi bilen ve takip eden Yavuz Bey, yazısını “kadir kıymet bilmez nankör muhterisler” sitemi yerine, “bilime ve akla” inanmayan yada görevleri gereği, “bilime ve akla” inanan ancak, “bilimi ve aklı” halkımızı yanlışa yönlendirmek için kullananları açığa vuran örnek söylemleri yazması daha isabetli olurdu.
    Son günlerde gündem ve güncel olan örnek: Sayın Cumhur başkanı R. T. E “Ben tıp dan anlamam. Benim alanım ekonomidir dedi. Ancak dada sonra yaptığı açıklamada; “faiz sebep-enflasyon sonuçtur biçiminde, ekonomi biliminin kanıtlanmış teori ve gerçeklerine aykırı bir hamaset yaptı”
    Şimdi “devrimci” yada “sosyalist” bir önderden emperyalizme karşı mücadeleye örnek : “Dünyanın Ülker ürünleriyle tanıdığı Yıldız Holding’in başındaki sanayicimiz Murat Ülker, “Toprak işleyenin, su kullananın” diyor.
    Murat Beyi önemle izliyoruz, yalnız bisküvi üretmiyor, sanayicinin tarihî programını güncelliyor. O program, Asya’nın yükseliş ikliminde filizleniyor. O programda plan var, kamu ile özel kesimin eşgüdümü var, Türkiye’nin ekmek teknesi var. Özetle IMF dayatmalarıyla paslanmaya terk edilen üretim ekonomisinin pasını silmek, çarkını çevirmek var.”
    Yani Çin le iş tutan sanayici nasıl oluyor sa! emperyalizme kafa tutuyor. Çin le iş tutan batılı sanayiciler ne oluyor acaba ?
    AKP iktidarının emperyalizmle pazarlık yaparak Türkiye Cumhuriyetinin Kimliğinin ve niteliklerinin aşındırmasını ve yok olmasını görmemezlikten gelmek yada, emperyalizmle pazarlığı emperyalizmle mücadele gibi gösterilmesi aldatmacasını bilimsel verilerle açığa çıkarmak tüm yurtseverlerin görevidir.
    Sonuçta başarısızlığı algılama da kılavuzumuz akıl ve bilim dir. Akıl ve bilimi dışlayan AKP iktidarının ve lideri Sayın R.T.E nın başarısızlığı aşikar olup; Ülkemizin ve halkımızın çağdaş uygarlık yolunda kaderine bir katkısı olmadığı ve olamayacağı iktidarın uygulamaları ile bilinmektedir.
    Aklımızı ve bilimi kullanalım. AKP iktidarını desteklemek için kiraya da vermeyelim.

  23. “Kendi başarısızlığını algılamaktan aciz, kadir kıymet bilmez nankör muhterisler ne devrim yapabilirler ne de devrimci olabilirler.”

    Sanki Dogu Perincek’e bir mesaj olmus gibi.

  24. 23 Ocak 2021, 05:59

    Efendiler yorumlarımıza pek sinirlenmişler. Sinirlensinler. Biz de AİHM’deki, Silivri’deki Perinçek’i şimdi bu hallerde görünce sinirleniyoruz.

  25. 23 Ocak 2021, 08:53

    Mao nun elinde devlet gücü vardı, hizipleri denetleyip ortak noktada ve akılda birleştirip denetliyordu, yazıdan anladığım bu. Bu gün de Perinçek elinde hiç yada çok az bir güç ile hizipleri devlet-millet çıkarı etrafında birleştirmek için çaba harcıyor.. Biz görüyoruz, görmeyen gözler açılsın da görsün…
    Parinçeği çok oy alamadığı için başarısız buluyor olabilirsiniz, ancak kırılması gereken kalıplar ve zincirler var oy verenlerin elinde, boynunda (batılı medya ve diğer karalayıcılar)… Ayrıca bir de Abd etkisienden henüz kurtulmaya başlamış, adamı yıllarca hapsetmiş, bir devlet mekanizması.
    Haliyle, Siz Akp ye yanaştı diye eleştirip ayrıldınız, yanıldınız yukarıdaki taktiği uyguluyor adam mevcut imakanlar ile, nankörlük etti dediğiniz kişiler de Hdpkk kapatılmasın çizgisine gelmiş kişiler olarak ortaya çıkmış. Sizi de Gültekin beyi de severek okurdum, hala da öyle diyebiliriz. Ama işi terbiyesizliğe vurmaktan kaçınmanızı dileriz.

  26. cok dogru umarım yukarda bu eleştrıyı yazan tsk mensubu kısı bırazda kendı gıbılerıne yontar

  27. 23 Ocak 2021, 09:57

    Sn. Alogan,
    Ben kişisel bir başarıyı da doğru algılamanın önemli olduğunu düşünüyorum.
    Bir kişi bir hareketin önderi olabilir, ama bu hareket başarıya ulaştığında,
    bu başarıyı sağlayan kendisi dışındaki kişiler, tarihi koşullar nelerdi,
    bunları görmezden gelip, hepsini ben yaptım,
    başka kişilerle, başka koşullarda, yine bu başarıyı tekrar edebilirim düşüncesinde olabilir ve
    bu söylemde de bulunabilir.
    Bu da büyük bir yanılgı olur.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!