Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Geliyor gelmekte olan!

Geliyor gelmekte olan!

featured

Yavuz Alogan yazdı…

CHP’yi eleştirmekten nefret ediyorum. Bunun pek çok sebebi var. Her şeyden önce insanların umut bağladığı ya da rol icabı umut bağlıyormuş gibi göründüğü bir şeyi eleştirmek bana saygısızlık gibi geliyor. Ayrıca pek çok CHP’li arkadaşım var. Kazaya ve kadere değil, tedbire ve bilime inandıkları için onlarla elbette daha iyi anlaşıyorum, en azından konuşabiliyorum.

İki tür tepki oluyor. Bazıları “Seçimlerden önce böyle eleştiri olmaz,” diyorlar, gizemli bir tavırla. “Önce şu iktidardan kurtulalım, sonra ne olacak bakalım!” Daha sert olanlar, “AKP’yi eleştirmekten korktuğunuz için CHP’ye saldırmak size kolay geliyor,” diyerek cesaretimizi sorguluyorlar.

İkinci tür tepkinin benim için geçerli olamayacağını bu köşeyi okuyanlar bilirler. Birinci tepki ise hedefe kilitlenen CHP’lilerden geliyor. Saygıyla karşılamak lazım.

Eleştirsem de CHP’nin seyirlik bir gösteri topluluğu olarak beni eğlendirdiğini itiraf etmeliyim. Tahsilli terbiyeli, eli yüzü düzgün fakat siyasî tecrübesi sıfırın altında genç ve cevval milletvekillerinin haklı bir davayı savunuyormuş gibi seslerini yükseltip parmaklarını sallayarak temel sorunlarla ilgisi olmayan, herkesin anında öğrenebildiği, zaten bildiği eften püften konularda Saray’ı eleştirirken sergiledikleri coşku ya da Başkan’larının “Allah’ın izniyle iktidara geldiğim zaman soracağım, yapacağım, edeceyiz, göreceyiz,” diye konuşması beni güldürüyor. Allah da onu güldürsün!

Partide tecrübeli kadro açığı olduğunu, istişare ve stratejik planlama anlayışının ise tamamen terk edildiğini anlıyorum.

Ulusçu, kamucu, Kemalist, kendi partisinin tarihî kazanımlarını politik karakterinde cisimleştirmiş, partili olma bilincine sahip bütün mücadeleci, sahici ve kalantor unsurlar, Baykal’ın son döneminden başlayarak il ilçe başkanı düzeyinden genel merkeze kadar sistematik biçimde tasfiye edildikleri ve yerlerine etnik milliyetçi, mezhepçi, liberal ya da bir daha seçilmek için genel başkanının ağzının içine bakan, sokaktan toplanmış sıradan unsurlar getirildiği için ortaya bir müsamere topluluğu çıkmış. Siyasî temsil yapıyorlar.

Sloganları da eğlenceli. Geçmişin “Herkese iş, köylüye toprak, halka hürriyet” ya da “Toprak işleyenin su kullananın” gibi sloganları eğlenceli değildi fakat programatikti; yani, sahici bir iktidar programının, üzerinde düşünülmüş, bilinçli olarak seçilmiş sloganlarıydı. Bunları ancak akaryakıt tankerlerinin arkasına yakışacak türden “Geliyor gelmekte olan” ya da “Yavaş gardaşım yavaş, geliyor Mansur Yavaş” gibi kamyoncu sloganlarıyla kıyaslayamayız.

Neyse uzatmayalım…

Sık sık küçük kazalar yapan, kırıp döken, elindeki silahın mekanizmasına yabancı olduğu için kendi ayağına ateş eden ya da top çevireyim derken kendi kalesine gol atan, kaş yapayım derken göz çıkaran insanlara “sakar” diyoruz.

CHP’nin önemli bir sorunu da sakarlıktır.

Sakarlığın sebebi, partinin çok dar bir grup tarafından ilkesel değil deneysel olarak, el yordamıyla yönetilmesi ve partiyi yöneten kadroların ideolojik/politik bakımdan türdeş olmamasıdır. Parti geleneksel ruhunu kaybetmiş, ödünç aldığı farklı ruhları bedenine sığdırmak için debeleniyor.

Birincisi (dar yönetim kadrosu), Devlet Partisi’nden başlayarak bütün partilerin sorunudur: tek adam ve çevresindeki dar danışmanlar grubunun keyfi yönetimi. Genel ve yaygın bir sorundur. Bütün orta kademeleri ihanetle suçlayarak sürekli tasfiye ettikten sonra, 20’li yaşlarında gençlerle “çıkış yolu” arıyormuş gibi yapan 80’lik liderlerin durumu ibretliktir mesela. Orta kademe yok edilmiş, tecrübeli ara kadrolar yok! Sokaktan adam toplayıp yönetici yapıyorlar.

İkincisi (ideolojik/politik olarak türdeş olmayan kadrolar) ise CHP örneğinde vahim sakarlıklara yol açmaktadır. Son örnek: TSK’ya atılan kimyasal silah iftirasını gerçek kabul ederek konuya ilişkin soru önergesi vermeye hazırlanan milletvekilinin genel merkezin adamları tarafından alenen kınanması. Bu çok büyük bir sakarlıktır. Parti içinde “Ecnebi devletlere yaranmak için” Boğazlayan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’i 10 Nisan 1919’da idam sehpasına gönderenlerin soyundan gelen unsurların fırsat kolladığını anlıyoruz.

Birer sakarlık örneği olarak “Helalleşme”den, başörtüsüne devlette yasal güvence sağlama girişimiyle AKP’nin sıfırdan anayasa tasarısının canlandırılmasından; bütün bu sakarlıkların yarattığı ve yaratabileceği çok yönlü sonuçlardan, ısrarla unutturulan laiklikten, görmezden gelinen Altı Ok’tan söz edecek değilim.

Peki kültürel ve bilimsel Amerika seyahatine ne buyrulur?

Sakarlığın zirvesidir.

Amerikan Büyükelçisi’yle, konsoloslarıyla kapalı kapılar ardında toplantı yapmış, otel lobilerinde buluşup görüşmüş, Ekmeleddin’i aday gösterip bütün ülkeyi kendine güldürmüş adamsın. İki büyük şehir belediye başkanın seçilir seçilmez Chatham House’a koşup yüz göstermişler. Utanacak ne var? Nasıl olsa sistemin adamısın. Herkes senin ne yaptığını görüyor, anlıyor. Git adam gibi Amerikalı senatörlerle görüş, RAND çevrelerinde dolaş, CIA’yla konuş, Yahudi lobilerini kolaçan et, partinin programını anlat, destek iste. Bırak sana “İcazet almaya gitti” desinler. Zaten diyeceklerdi, nitekim diyorlar da…

Sayın Saray, Richard Perle tarafından American Enterprise Institute’e (AEI) takdim edildiğinde milletvekili bile değildi. Morton Abramowitz tarafından BOP eşbaşkanlığına henüz atanmış fakat koltuğuna oturmamıştı. Türk halkının yüzde 98’i o sırada yine ABD karşıtıydı. Her işin bir raconu, her tekerleğin kendisine bağlı olarak dönen bir bijonu vardır! Kimi kandırıyorsun!

Bilimdeki son gelişmeleri merak ediyorum diye MIT akademisyenleriyle fotoğraf çektirmek, Daron Acemoğlu gibi tatlı su frenklerinin ve Barnie Sanders gibi sahici Amerikan solcularının arkasına saklanmak, insanı güldüren bir seyirlik gösteri değilse, nedir?

Peki 8 saatin esrarı nedir? Bilemiyoruz. Ancak tahmin edebiliriz.

Bence Bernie Sanders’la görüştü.

Bay Kemal’le bir tutulmaktan hoşlanmadığı için onunla fotoğraf vermek istemeyen Bernie, bu ilginç fenomene duyduğu merakı yenemeyerek Nevyork-Vaşington arasında bir hamburgercide, başında NY kepi, BigMac’ini ısırıp kahvesini yudumlayarak onu bekliyordu.

Karşılaştıklarında Bay Kemal’e şöyle dediğini tahmin ediyorum: “Günümüzde zenginlerin serveti artarken orta sınıflar daralıyor ve milyonlarca insan açlık ve yoksulluk sınırında yaşıyor. Onları birleştirmek için mücadele etmeliyiz. Demagoglar bizi rengimize, etnik ve dinî mensubiyetimize, cinsiyetimize, doğduğumuz yere göre bölmek istiyorlar. Bu bölünmeleri reddederek emekçi sınıfların en geniş birliğini kuralım, sendikaları güçlendirelim, oligarkların hâkimiyetine son verelim.”

Buna karşılık Bay Kemal, “Savaşta Ukrayna’yı desteklemeliyiz” dediği anda hamburgeri boğazına kaçan Bernie boğulma tehlikesi geçirerek…

Şaka bir yana, Sayın Kılıçdaroğlu’nun “İyi insanların bir araya gelmesi şart” diyerek iyi insanı Amerika’da arayıp Sanders’ı bulması nasıl bir saçmalıktır! İnsan inanamıyor! İyi insan arıyorsan okyanusu aşmana gerek yok, evinin birkaç kilometre ötesinde oturan Korkut Boratav’la, Bilsay Kuruç’la konuş! Bak sana neler neler anlatacaklar, dünya, Türkiye ve CHP hakkında…

Neyse uzatmayalım… Daha da CHP’yi eleştirmeyeceğim. Bu son! Geliyor gelmekte olan Allah’ın izniyle inşallah maşallah diyerek, sessiz kalacağım.

Bu uzun yazıyı buraya kadar sabırla okuyabilenleri tebrik ediyor, şu güneşli pazar gününde herkesi siyasette sakarlık, çapsızlık, maddi çıkar ilişkileri ve sahici kadrolardan tam yoksunluk üzerine düşünmeye davet ediyorum. [email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

30 Yorum

  1. 27 Ekim 2022, 00:29

    sayın yazar,
    maalesef geleni gördüğünüzü sanmıyorum. bu yazılarla hâlâ konu hakkında en ufak bir fikrinizin olduğunu da sanmıyorum. evet geliyor gelmekte olan da, ne geliyor diye belirtmeden gizem yapmışsınız biraz. ancak kısır siyasi tartışma işte sizinkisi.. ne var içeriğinde.. hiç..
    merak etmeyin.. türkiye için çok güzel günler geliyor. müsterih olun..
    yeter ki kendinizi şartlandirmadan bakın olaylara.. büyük bir değişimin ucundayız, bahsettiğiniz konular çok nayif kalıyor bunun yanında. sevgiler.

  2. 24 Ekim 2022, 22:51

    Bilgiye en kolay erişilen bu zamanlar,kadrolaşmayıda en yaygın,yaşayan ve yönetilebilemez bir organizma haline getirmektedir..Toplumlar kaçınılmaz olarak çağının içindedir..Biz görenler;….

  3. 24 Ekim 2022, 19:49

    Ya şimdi öyle trajik bi durum var ki.CHP ve yönetiminin sanki Akp tarafından yönetiliyormuş gibi kurgusal manevralar yaparak daha doğrusu halktan uzak doğru dürüst projeler üretemeyen Atamızın misyonundan çok çok uzak garip bi şekilde kukla gibi dizayn edildiği düşünülüyor çok kişi tarafından.Şaka gibi parti CHP,söylemleriyle icraatlalarıyla hep kurgusal olmuştur benim gözümde de.Yazık ki yazık.

  4. 24 Ekim 2022, 12:07

    Sayın Alogan Boğazlayan değil Boğazlıyan olacaktı.. Saygı ve sevgiyle.

  5. 23 Ekim 2022, 23:42

    Yazınızdaki tespit ve eleştirilere katılıyorum. Ancak, “Ayrıca pek çok CHP’li arkadaşım var. Kazaya ve kadere değil, tedbire ve bilime inandıkları için onlarla elbette daha iyi anlaşıyorum, en azından konuşabiliyorum.” cümlelerinize itirazım var. Tedbire ve bilime inanılmaz. Çünkü bilim din olmadığı gibi kutsal da değildir. Bilim tarihi pek çok iyi şeyin yanı sıra binlerce kötülükle doludur. Bilimsel düşünce metoduna sahip olunur ve insanın her türlü eyleminde bu metot kullanılırsa başarı kazanılır. Bilim yanılmaz değildir. Karl Popper’e göre bir teoriyi bilimsel yapan mutlak doğruluğu değil yanlışlanabilirliğidir.

  6. 23 Ekim 2022, 22:41

    Söylediklerinizde tamamen haklısınız CHP nşn altı ok ilkelerinin tamamen dışına çıktığını ve aynı zamanda sol olma özeliğini bitirdiğini görüyoruz ancak şuda bir gerçekki CHP nin oyu hep %25 civarlarında kaldığı belli tabi bu yüzde ile iktidar olma şansı hiç yok bize öneri getirin ne yapmalıyız gidip tayibemi oy vereceğiz

  7. 23 Ekim 2022, 21:24

    Sonuna kadar ilgiyle okunan yazınız inin varolunuz.

  8. 23 Ekim 2022, 18:41

    Aklınıza,kaleminize,sağlık.Duygu ve düşüncelerime tercüman olmuşsunuz.

  9. Korkut ve Bilsay hocalarla sekiz saat geçirseydi faydası olur muydu bilmem ama, tüm CHP üst yönetimi katılacaksa denemeye değer. Öğrenmenin de öğretmenin de yaşı yok!

  10. 23 Ekim 2022, 16:50

    Görebildiğim kadarıyla olabildiğince hoş bir üslupla yapılmış bu en kıymetli CHP eleştirisini Ankara’daki CHP bünyesinin anlayabileceğini, anlasa da değer verebileceğini, değer verse de olumlu ya da olumsuz bir tepki verebileceğini hiç sanmıyorum. Seçmen çevresi mi? Artık ‘sadık’ unvanı kazanmış; Şeyh Sait’in, Seyit Rıza’nın, Said Nursi’nin üzerinde sörf yapmasından zevk duyarmış gibi uysal dalgalara mı dönüşmüş yoksa artık dağların tepesine çıkıp ateşi mi yakacak? Dağın ardında gibi görünse de umut hep var.

  11. “Açık mektup” olmuş… Kimse üzerine alınmaz ama!

  12. 23 Ekim 2022, 15:16

    Üstat ellerinize ve yüreğinize sağlık, bu memlekette vizyoner insanları görmek bana umut aşıladı. Size takip etmeye devam edeceğim. Doc. Dr. Serhat Ayas

  13. 23 Ekim 2022, 15:06

    Kökünü kaybeden ağaç yaşamaz.CHP içi çürümüş bir ağaçtır.kuruyan ağaç canlanır,çürüyeni kurtaramazsın

  14. Çok keyifli bir yazı, elinize sağlık

  15. Aydınlıķçılar heveslenmesin. 20li yaşlardaki gençlerle çelik çomak oynayan Doğu da zikrediliyor yazıda.

  16. Sayın Alogan yine ya ben de böyle düşünüyorum, fakat böyle güzel ifade edemiyorum dedirtmiş. Tabi bu insanın her akıldan kendine pay çıkarması çabası.. Benim ekleyebileceğim şu olabilir. Ülkemizin zinde güçlerinden asker sivil aydın zümre artık bitmiştir
    Askerin durumu acıklı sivilin durumu komiktir. Ve belki de artık parti kavramı üzerinde düsünmeliyiz. Ayrıca Kemalizm ve ardılı 27 Mayıs falan artık somut/pratik bir zemin değil, soyut bir mirastır..Artık kesinlikle yeni şeyler söylemek yapmak gerek. Galiba yolumuz en doğru yol sol sol zamanı.

  17. 23 Ekim 2022, 12:17

    Sayin Alogan, sizin gordugunuzu Chp secmeninin %10’u gorebilse keske. Tercihlerin tek sebebi Rte dusmanlgi olunca, saglikli degerlendirme yapan da cok cok az oluyor

  18. 23 Ekim 2022, 11:55

    Kk nereye koşuyor.

  19. 23 Ekim 2022, 11:40

    Yerinde saptamalar ve eleştiriler. Adınız Yavuz Alogan olmasa AKP’li etiketi çoktan yapıştırılırdı üzerinize.

  20. Teşekkürler Üstad. Şapka çıkarma emojisi de bırakıyorum yoruma.

  21. 23 Ekim 2022, 10:37

    Analizler iyi, şakalar kötü.

  22. cok guzel analız. aradakı chp ,kemal sozcuklerını kaldırsanız bıle gayet kolay anlasılacak ne kastedıldıgı veya kım. Bu arada her basın mensubunun yaptıgı gıbı cok guzel yazılmıs yazının arasında Baykala da bır tane cakmadan duramamıssınız. bu gazetecılık refleksı (yandas ulusal
    fark etmıyor)nereden kaynaklanır cok ederım saygılar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!