Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Halkın kalbi kırılınca

Halkın kalbi kırılınca

featured

Yavuz Alogan yazdı…

Gelmiş geçmiş bütün Sezarlar zayıflayan kudretlerini askerî bir zaferle yenileme hevesine kapılmışlardır.

“Sezar” lafına takılmayın. Eski Roma’dan bu yana ülkenin bütün güçlerini elinde toplayan diktatörlere verilen ortak isimdir. Bunlar tebaalarından topladıklarını bizzat zenginleştirdikleri sınıfa aktararak, Devlet’in bütün kuvvetlerini kendi şahıslarında toplayarak hükmederler. Kasaları boşalınca kendi adamları tarafından alaşağı edilirler. Fakat ondan önce tebaayı böler, ahaliyi birbirine kırdırırlar; Roma’yı ateşe vermeden sahneyi terk etmezler.

Klasik siyasî tragedyanın kurgusu böyledir.

Bu edebî türün temellerini, elbette Şekspir, Jül Sezar adlı oyunuyla atmıştır. Okumanız gerekmez, zahmet etmeyin. Joseph L. Mankiewicz’in 1953 tarihli Julius Caesar adlı filmini seyretmeniz yeterlidir. Filmde Marlon Brando’nun canlandırdığı Marcus Antonius karakterinin “harmanisini başına çekerek kendisini insafsız hasımlarının öldürücü hançer darbelerine terk eden, cansız bedeni Kapitol’ün taş basamaklarında kalan” Sezar’ın naaşı başında attığı uzun tirada dikkat ediniz. Her şeyi kapsar. Unutulan geçmiş zaferler, emperyal ihtişamın çöküşü, siyasî riyakârlık, ihanet, kendi imparatorunu parçalamaya hazır senatörlerin korkunç ve sinsi ihtirasları, tebaanın şaşkınlığı ve Sezar’ı devirenlerin halkı yatıştırmak, durumu açıklamak için sergiledikleri umutsuz çaba…

Elbette bu yazının manşetinde yer alan görsele de dikkatle bakmanız gerekir. Bu resimleri süs olsun diye koymuyoruz. Salvador Dali’nin, 1937 tarihli “İç Savaş Önsezisi” adlı bu tablosu ressamın derin kaygılarını, savaşın korku ve dehşetini yansıtır. Hakkında farklı yorumlar yapılmıştır. İspanyol İç Savaşı’nın (1936-1939) başlarında yapılan bu sürrealist (gerçeküstücü) tablo, bana kalırsa Frankizm’in, yani İspanyol faşizminin zaferini öngörmektedir.

Tabloda parçalanmış, neredeyse iç içe geçmiş iki insan vücudu görülmektedir. Üstteki savaşı kazanmıştır; kendi kemiklerinden güç alarak kargaşanın içinde doğrulmuş, zafer duygusuyla başını kaldırarak göğe doğru yükselmiş, muzaffer bir ifadeyle sırıtmaktadır. Yere saçılmış fasulye taneleri halkın açlığını ve yoksunluğunu anlatır. Arka plandaki muhteşem, derinlikli gökyüzünün insana verdiği sonsuzluk duygusu, iç içe geçmiş bu iki figürü korkunç bir aykırılık, iğrenç bir leke, insan varoluşuna ters düşen çıplak bir şiddet ifadesi olarak gösterir. Bu rahatsız edici tablo bize “iç savaşın kazananı olmaz” demektedir.

Siyasî trajedilerin ilk perdesi açıldığında, hâli vakti yerinde insanların oluşturduğu siyasî toplumun türdeş bir görünüm verdiğini, birbirinin kıçını koklayarak topluca dolaşırken arada bir dalaşan ve bazen oynaşan iç içe geçmiş siyasî partilerin ve şahsiyetlerin halkın gerçekliklerinden tamamen koptuklarını görürüz. Bunların keskin söylemleri, atıp tutmaları, tehditleri, insanları korkutmak için sıktıkları palavralar ve uçuk kaçık vaatleri artık sıradan insanların kulağına ulaşmaz.

“Kararsızlar”ın oranı artmaya başlar. Aptal siyasetçi “kararsızlar” artıyor diye sevinir ve onları partisine katmak için debelenir. Oysa “kararsızlar”ın artması en tehlikeli durumdur; halkın siyasî topluma yabancılaştığını gösterir. Devlet ve siyasî toplum kendi içine doğru çöküp yeniden tertiplenirken, sahipsiz kalan halk devlet-altı gayri resmî yapılarla dayanışma ağları oluşturarak başının çaresine bakmaya çalışır. Fakat bu çabanın sürekliliği iktisadî krizin süresine ve şiddetine bağlıdır. Bu arada Devlet doğal işlevlerini kaybetmeye devam eder.

Belirleyici olan, halkın yabancılaşması, kalbinin kırılmasıdır. Korona yasakları yüzünden esnafın canından bezdiği bir ortamda binlerce kişiyi pandeminin en yaygın olduğu illerin birindeki spor salonuna tıklım tıkış doldurmakla övünürseniz, halk size yabancılaşır. Esnaf öfkelenir, “İmtiyazlı mısınız lan siz, biz dükkânımızı açamazken…” diye söylenir. Şehit oğlunun mezarı başındaki annenin hıçkırıklarını coşkudan ağzı köpürmüş siyasî topluluğa dinlettikten sonra, “Onlar Allah yolunda şehit oldular, biz şimdi kendimize bakalım, kendimize!” diye bağırır, ardından da Laz şivesiyle espri yaparsanız bütün bir halkın kalbi kırılır.

Belli etmezler, kendileri de ilk anda fark etmezler ama kalpleri kırılır. O anki duruma göre söylem kuran fakat ortaya inandırıcı bir program koyamayan, hareketleri ve sözleri giderek kuşku uyandıran politikacı, ağzından çıkan her söze taraftarlarının ve bütün halkın inandığını düşünürse çok yanılır.

Ülkeyi yöneten kişilerin iç siyaseti tertipleme, siyasî partileri çözerek güç toplama, yeni bir anayasayla rejimin vidalarını biraz daha sıkma girişimleri sıradan insanları fazla etkilemez. Fakat “Çarşamba günü size bir müjde vereceğim” diyerek vatan evlatlarının hayatını tehlikeye attığınız zaman işin rengi değişir. En hödük parti taraftarı, en kalın kafalı örgüt çomarı, en sıradan yurttaş bile ülkenin dış politikasını ve ordusunu kısa vadeli siyasî hedeflerinizle tevhit ettiğinizi, iktidarda bir saat daha fazla kalabilmek için her şeyi yapabileceğinizi anlar.

Mağaranın dibinde kurşuna dizilen vatan evlatlarının mektupları, ana babalarının, eşlerinin nişanlılarının öyküleri herkese ulaşır. Yıllarca görmezden gelinen bu çocukların “Çarşamba müjdesi”ne feda edildiklerini herkes anlar. Benzer olaylarda sonuç alan Devlet’in bu çocukları neden unuttuğunu insanlar sorarlar. Halkın kalbi kırılır, Devlet’e zaten azalmakta olan güveni biraz daha azalır. Siyasîler birbirlerini suçlarlar. Değerli askerî uzmanlar ellerinde çubuk harita başına geçerek, bölgeye nasıl hâkim olduklarını, falanca yer ile filanca yer arasındaki irtibatı nasıl kestiklerini, böylece teröristleri tepelemenin yolunu nasıl açtıklarını anlatırlar. Fakat yemezler… Muhalefetle aradaki 7 puan farkı kapatmak için acil askerî zafer kaygısıyla hareket edildiğini herkes görmüştür.

Bütün Sezarlar zayıflayan kudretlerini askerî bir zaferle yenileme hevesine kapılırlar. Fakat iktidarda kalmak için ülkenin geleceğiyle, dış politikasıyla, askeriyle, dış ve iç savaş ihtimaliyle oynamanın vebali çok büyük, tarihin keseceği ceza ise çok ağır olur.

[email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17 Yorum

  1. 21 Şubat 2021, 13:46

    Sayın Kemal & Şinasi,
    PKK bataklığın sineğidir. Bataklığı oluşturan ise Reis’inize BOP eş başkanlığı vermiş emperyaller ve ABD’dir.
    Türk ordusu idam sehpasına asrın davalarıyla gönderilirken, Anayasa ve Milli Egemenlik çiğnenip, Hendek savaşlarına çanak tutan Açılım Süreçleri ile Türkiye nin üniter yapısı bitirilmeye çalışılırken, Kıbrıs Annan görüşmeleri ve referandumlarla pazarlanmaya çalışılırken, Reis’inizin nerede durduğu ve ne yaptığı bellidir.
    Ayna da kendi yüzünüze bakıp hesaplaşma cesaretiniz varsa, ondan sonra sizin de yolunuz açık olsun!

  2. 21 Şubat 2021, 13:36

    Selim;
    Balık hafızası tabirinin sana yabancı olduğu açık. ”Açılım Süreci”, şehirlere döşenen mayınlara göz yuman vatan haini gafiller, Türk tarihinin yüz karası olan ”Ergenekon ve Balyoz” süreçlerini gerçekleştiren iktidar, senin yandaşı olduğun iktidar..
    Selim;
    Senin ve senin zihniyetinde olanların ellerine bulaşan vebal de burada olduğu yerde ve haliyle durmakta…

  3. Şahane bir yazı olmuş sayın Alogan. Özellikle “Bunlar tebaalarından topladıklarını bizzat zenginleştirdikleri sınıfa aktararak, Devlet’in bütün kuvvetlerini kendi şahıslarında toplayarak hükmederler. Kasaları boşalınca kendi adamları tarafından alaşağı edilirler.” bu kısmın altını çizerek not ediyorum.

  4. Yavuz Bey, yazınız için teşekürler.
    Aklını kiraya verenler, yazınızı çarpıtmak için çok çaba harcıyorlar ama, boşa uğraşıyorlar. Güneş balçıkla kapatılamaz. Bazı yorumcuların buğüne kadar sağa oy verenlerin hepsini Atatürk karşıtı gibi göstermek biraz aymazlık değıl mi? Menderes, Demirel, Kenan Evren, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, ne kadar Atatürk karşıtıydı?
    AKP ve R. T. E ne kadar Atatürk karşıtı.
    Bir de HDP PKK karşıtlığı ve etnik milliyetcilik politikası konusunda, AKP ve RTE için sormak lazım. Bu soruya cevap vermeden önce, acaba etnik milliyetcilikten oy devşiren AKP ve HDP PKK değilmi?
    Öyleyse ortada bir çelişki paradoks var.
    HDP PKK sevicileri dedikleri muhalefet, neden etnik milliyetçilerin oyunu alamıyor da, buna karşılık HDP PKK düşmanı gibi görünen AKP ve RTE etnik milliyetcilikten daha çok oy alıyor.
    Aklını AKP ve RTE ye kiraya verenler halkımızın kalbinin kırılmasını anlamakta güçlük çekiyor.
    Yavuz beye tekrar teşekkürler.

  5. 19 Şubat 2021, 17:27

    Mafya-tarikat rejimi iktidarda kalmak icin halkin cocuklarini heba etmekten cekinmiyor.

  6. 19 Şubat 2021, 17:24

    Halk,kücük MHP olmak icin can atan, “vatan savasi “diye tv lerden inmeyen partinin saflarinda yer aldi! Yeni “taraf”cilar kendini Sezarin yaninda konumlandirinca milyonlar arkalarindan geldigini hayal ediyor.

  7. 19 Şubat 2021, 16:19

    Bu kadar doğru sözlere negatif puan verilmiş. Beyin karaborsaya düşmüş herhalde…..

  8. Bu halkın kalbi falan kırılmaz. Çünkü bu halkın bir kalbi yok. Kalbimizin olması için belli bir kültüre sahip olup onu ozumsemeniz gerekir. Toplum asgari bir kültüre sahip olmazsa ne olur? Prof da olsa doktor da olsa başka bir bok da olsa mesleki bilgi dışında en temel insan içgüdüleriyle hareket eder. Böyle bir toplumu da koyun gibi rahatça güderseniz. Güçlü olan, arkadan vuran, hile yapan hayatta kalır. Diğerleri de ya ülkeden gider ya da yok olurlar. Pakistan’da da insan formunda yaşam var ve hayat onlar için de devam ediyor. Burası için de benzer şekilde devam eder.

  9. 19 Şubat 2021, 11:34

    Ben de bu günlerde mutlaka elindeki silahsız masum insanlarımızı kafasından kurşunlayan PKK canilerini yazar bir görüş bildirir diye beklerim ama sayın Alogan Sezar mezar taaaa ortaçağa ilk çağlara girmiş….

  10. 19 Şubat 2021, 10:21

    Halkın kalbi, vatansız, bayraksız Türk soluna ve sosyal sosyal demokrasicilik oynayan sahte Atatürkçülere çok kırgın ki, sittin senedir oy vermiyor.
    Ülkesine bayrağına sahip çıkanları seçiyor hep. Hainlik edeni sırtından atıyor halk hemen. Kalbi çok kırgın halkın çünkü. Şehidine saygısızlık istemiyor…HDPKK ile işbirliği istemiyor…Halkın kalbi çok kırgın… Atatürk’ü kullananlara… Şeyh Said diyen Dersim diyen, Seyit Rıza diyen hainlere…
    Çok ama çok kırgın halkımızın kalbi…
    Ne dersiniz Sayın Alogan?

  11. ”Halk plajlara akın etti,Vatandaş denize giremiyor” tadında bir yazı olmuş,Tebrikler bu tadı yakalayabilmek için özel ilgi ve alaka ve gözlük gerekiyor

  12. Yine çok çarpıcı bir yazı olmuş gerçekten.Benim de bir vatandaş olarak yorumum naçizane şudur: iktidar, görevi teslim edene kadar mutlaka ama mutlaka Suriye ve Irak ile saldırmazlık paktı imzalamalı Esat ile barışılmalıdır..Mavi vatan ile kucaklaşmak istiyorsak, Mısır ile barışmamız doğu Akdenizde barışı ve üstünlüğü sağlayacaktır.ikinci önemli husus ise ; açlığı önlemek, tarımı kısmen de olsa ayağa kaldırmak, hem de gıda açısından dışarıya el açmamızı önleyeceği gibi kısmen de istihdamı artıracaktır.son olarak da Anayasa ile oynamayın.halkın gündemi Anayasa değil.uslubunuzu yumuşatın..halk bunalmıştır..Türkiye’ye bir sadakat gösterisi yapınız.

  13. Kılıçdaroğlu gittiği gün, Tayyip düşer……. Eğer samimi iseniz, öncelikle şu uğursuz adamı gönderin, ki gözümüzün önünü görelim.

  14. 19 Şubat 2021, 06:41

    Yavuz Alogan, başarılar dikerim.
    Halkını dizin gibi çok düşünen beş on akıllı gazeteci daha çıksa, bu ülkede ne PKK kalır ne HDP!!!!
    Salvador Dali’ymiş….
    Halkın kalbi kırılmış….

  15. “Bütün Sezarlar zayıflayan kudretlerini askerî bir zaferle yenileme hevesine kapılırlar. Fakat iktidarda kalmak için ülkenin geleceğiyle, dış politikasıyla, askeriyle, dış ve iç savaş ihtimaliyle oynamanın vebali çok büyük, tarihin keseceği ceza ise çok ağır olur.“

    Öyle mi?
    Yani PKK ile canhıraş savaşa bakışınız bu öyle mi?
    Durun ayağa kalkayım da alkışlayayayım… Şu bakışa bakın sayın seyirciler…
    O zaman HDP de oyları artsın diye mi Hendek kazıyor, mayın döşüyor?

  16. Sayın Aloğan, elinize sağlık. İçeriği anladığımı sanıyorum. Bir tek şunu anlamadım…. Hangi muhalefet? Eğer, siz Kılıçdaroğlu ve çevresindeki bataklığı muhalefet olarak tanımlıyorsanız, yazıklar olsun bana!

  17. 19 Şubat 2021, 06:32

    Bu yazınızla iyice perçinlemişsiniz; hep diyorduk, sizlerin kalbi bu ülke için çarpmıyor. Umurunuzda değil olup biten gerçekler… Ağzınızda puro, çeviri kitapların toprağımıza yabancı bilgileriyle konuşan diliniz… Konuş babam konuş!

    Ana kuzuları eksi 30 derecede vatan için can vermiş vermemiş…
    Bisikletin oturağı sağlam olsun yeter!
    Yolunuz açık olsun!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!