Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Kayıp Anayasa

Kayıp Anayasa

featured

Av. Mihriban Ünal yazdı…

 Bir medeniyeti önce yok etmek sonra da onun belgeselini, dizisini, filmini çekmek ve tarihini, kültürünü çarpıtarak sil baştan yazmak, adına devasa müzeler inşa etmek…

Kayıp medeniyetler deyince Maya, Aztek, İnkalara, Kızılderililere kadar gitmeye de gerek yok artık, şimdi zaman daha hızlı akıyor ve kötülüklerin yok ediciliği de bu hızdan payını alıyor! Bosna, Azerbaycan, Afganistan, Irak, Suriye’ye bakmak yeter!

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben fâni bir insanım, bir gün öleceğim. Büyüklüğüne ve üstün kabiliyetine inandığım Türk ulusunun gerçek tarihinin yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum.” cümlesini belki biraz da bunun için kurdu!

Bugünkü yöneticiler, Türk Milleti’nin adını bile söylemekten çekinip sosyal medya hesapları üzerinden kendi vatandaşlarına tehditler savurma acizliğine düşmüşken, Mustafa Kemal Atatürk, kayıp Mu Medeniyeti hakkında bilgi toplanmasını, Türkler’in Mu kökenli olup olmadığının ve Türkçe ile Maya dili arasındaki benzerlik ve farklılıkların bulunup bulunmadığının araştırılmasını istiyordu…

Nerden nereye geldik! Yüz yıl önce büyük hedef ve çalışmalarla milletine hep ileriyi işaret eden büyük bir Lider’den kendi ülke ve yurttaşlarına İngiliz Kraliyet Afrikan Şirketi (The British Royal African Company) gibi bakan yöneticilere…

Bu İngiliz şirketi, kurulduğu günden itibaren Afrika’nın tüm kaynaklarını sömürmüş, “şeker ver insan satın al” gibi bir vahşilikle insanları köleleştirmiş, altın ticaretinden kazandığı paradan fazlasını kurduğu “köle borsası” ile kazanmış, Afrika’nın kökünü kazımıştır!

Bugün de bu kök kazıma faaliyetleri farklı alan ve değişik şekillerde, tüm dünyada aralıksız devam ediyor ve bir dönem herkesin öve öve bitiremediği, ancak dikkatli bakıldığında emperyalizmi eleştirir görünerek aslında onu yeniden üreten ve emperyalizmin büyüklük ve karşı konulamazlığının(!) reklamını köpürte köpürte yapan Avatar filminde Jake karakteri: “Eğer birileri istediğinin üstünde yaşıyorsa, önce onu düşman yap ki almak için hakkın doğsun!” şeklinde konuşturularak filmler üzerinden dahi mesajlar veriliyor.

İşte böyle bir ortamda memleket iplik iplik dökülürken, her gün mafya liderleri ile yasa dışı cemaatlerin meczup şeyhlerinin videolarını izlemekten sıkılmış olacağız ki, yeni bir milli spor bulduk kendimize: “Anayasa yazmak!”

Değiştirmek bile değil, sil baştan yazmak üstelik!

Gün geçmiyor ki birileri kucağında nur topu gibi bir anayasayla karşımıza çıkmasın! Bir gün iktidar, ertesi gün iktidarımsı muhalefet, öbür gün muhalefetimsi iktidar, başka bir gün bilmem ne odası, sonra filanca derneği… Meğer herkes işi gücü bırakmış olimpiyatlara hazırlanır gibi “anayasa yazmış!” Herkes kendi anlayışına göre bir “devlet tasarlamış!” Her şey büyük ödül için herhalde!

Oysa bırakalım yeni bir anayasa yazmayı, anayasayı değiştirmek bile mevcut Anayasamızın 175. maddesine göre belli başlı şartların ve nitelikli yeter sayıların oluşmasına, hatta gerektiğinde halkoylamasının yapılmasına bağlıdır!

Öyleyse anayasa yazma kuyruğuna girenlere hatırlatalım, anayasa (constitution), devlet teşkilatının yapısı ile vatandaşlar ve devlet arasındaki hak, özgürlük ve yükümlülükleri düzenleyip normlar hiyerarşisinde de en üst sırada yer alan kuralların bulunduğu, genel çerçeve çizen bir metin olduğundan olağanüstü bir durum ortaya çıkmadıkça değiştirilmesi   ihtiyacı doğmaz, hatta bunun şartları da öyle kolay kolay oluşmaz.

Eğer sömürge değilseniz ve sınırlarınız da cetvelle çizilmemişse durmadan yeni anayasalar yazmazsınız ve yazdığınız anayasaların ömrü de kelebeğin ömrü kadar olmaz!

Anayasa terimine karşılık gelen Fransızca kökenli “constitution kelimesinin sözlük anlamlarına dahi bakıldığında kurma, bileşim, meydana getirme, teşkil gibi manalara geldiği görülür.

Öyleyse anayasa yazıyoruz diye bir şeyi durmadan bozup bozup yeniden kurmaya kalkarsanız neden zorunuz var, bu neyin telaşı, her şey bitti anayasayla mı hukuki sorumluluktan kurtulmaya çalışıyorsunuz veya başka bir hesabınız mı var diye sormak zorunda kalırız hepimiz ve iktidarınız, muhalefetiniz şöyle dursun, ülke lego parçaları gibi elimizden dökülür!

Hiç unutmam, üniversite öğrencisiyken önemli bir şahsiyetin ziyarete geleceğini haber alan yöneticiler, ziyaretten önce o büyük(!) ismi ağırlayacakları binanın duvarındaki çatlağın üzerine kocaman bir Türk bayrağı astılar, akıllarınca bayrak kusurlarını örtmüştü!

Şimdi de anayasaya aynı işlevi yüklemeye çalışanlar var, geçmiş günahları, pislikleri örtmek için anayasa yazmaya çalışmak, çatlak duvarın üstüne Türk bayrağı asmaktan farksız, istediğiniz kadar saklamaya çalışın, bir gün herkes o beton yığını, çatlak, çürük binaların altında, bu akılsızlıkların altında kalacak!

Niyazi Berkes, Türk Düşününde Batı Sorunu isimli eserinde, dış yardımlara dayanan ve hatta o yardımların da çarçur edildiği Tanzimat döneminin, ülke ve halkı, Batı sermayesine sattığını ve bu sebeple egemenliğin artık halk iradesine dayanması gerektiğini ilk anlatmaya çalışanın Namık Kemal olduğunu, ancak askeri ve ekonomik sıkışmışlıklar nedeniyle anayasacılık ve halk egemenliği düşüncesinin tersine döndüğünü ve Abdülhamit istibdadının doğduğunu belirtir.

Yine aynı eserde, Namık Kemal’in özellikle köylünün, esnafın, maliyenin, devlet idaresinin, eğitimin durumuna ilişkin gerçekçi gözlemlerinin o dönemde dikkate alınmadığını, daha sonra Kanun-ı Esasi dediğimiz ilk anayasa çalışmaları yapılırken de sorunların asıl sebepleri unutularak ve herhangi bir hazırlık, plan, proje yapılmadan ve sanki Kanun-ı Esasi yapılınca her şey düzelecek anlayışıyla hareket edildiğini, Abdülhamit dönemi Osmanlı aydınlarının Anadolu’yu tanımadığını, daha çok İstanbul’da toplandıklarını ve memleketin gerçek sorunlarıyla uğraşmadıklarını, Türk köylü, esnaf, işçisinin durumları üzerine hiçbir inceleme ve çalışmalarının olmadığını, hatta İngiliz, Fransız, Alman, Rus askeri coğrafyacıları ile arkeologlarının Anadolu’yu onlardan daha iyi tanıdığını, bütün bu konularda Namık Kemal’den çok çok geride kaldıklarını da söyler Niyazi Berkes.

Niyazi Berkes’in o dönem için yaptığı değerlendirmeler bugünümüzü nasıl da yansıtıyor değil mi? Yıllar geçiyor, ama yaşadıklarımız aynı!

Öyleyse aynı hatalara düşmemek için, “yeni anayasa yazma”yı sorunlardan kaçmanın, oyalanmanın, kötülük ve hukuksuzlukların üstünü örtmenin, içerde ve dışarda birilerini memnun etmenin aracı haline getirmektense ülkemizin gerçek sorunları üzerinde durmak zorundayız.

Bu anlamda tıpkı Namık Kemal’in bir dönem yaptığı gibi bugün de saygıdeğer komutanımız Nejat Eslen çok sayıda “iç cephe” yazıları kaleme alıp mümkün olan en geniş katılımla gerçek sorunların tespiti ve onlara uygun çözümler üretilmesi için çalışıyor.

O halde sayın Nejat Eslen’in Veryansın’da 08.05.2021 tarihinde yayınlanan İç Cephe Üzerine başlıklı yazısında sorduğu aşağıdaki üç soru üzerinde her uzmanlık alanından kişilerin içtenlikle durup düşünmesinde ve “iç cephe”ye katkı sunmasında ülkenin ve hepimizin geleceği açısından “yeni anayasa yazmak”tan daha çok yarar vardır.

Sorular şöyle:

“1.Seçilen uzmanlık alanı ile ilgili mevcut durum nedir?

 2.Mevcut durum iç cepheyi neden ve nasıl olumsuz etkilemektedir?

 3.Seçilen alanda iç cepheyi güçlendirmek için hangi tedbirler gerekmektedir?”

Bu sorulara cevap ararken aslında ilk soru üzerine, yani gerçek sorunlara kafa yorulduğunda diğer soruların da ister istemez yanıtlandığı fark ediliyor.

Bizler de “cumhuriyet”in sağladığı imkanlarla okuyan hukukçular olarak vefa borcumuzu olsun ödemek adına bu sorulara kendi alanımızla ilgili şimdilik bu yazıyla sınırlı kalmak ve çok ayrıntıya girmemek kaydıyla cevaplar aramaya çalışalım.

Her şeyden önce Anayasanın devrim kanunlarını koruyan ve neredeyse unutulan 174. maddesi hatırlanarak hukukun, hukukçuların ve ülkemizin geleceğinin çoğu zaten dışardan yönetilen yasa dışı cemaatler ile terör örgütlerinin kıskacından kurtarılması, yasa dışı cemaatler ile terör örgütlerine ait eğitim merkezi, vakıf, kurs adı altındaki tüm yerlerin kapatılması, eğitimin her aşamasında olduğu gibi hukuk eğitiminde de birliğin sağlanması ve sadece devletin bu işi yapması gerekir.

Bugün ülkemiz ne yazık ki yasa dışı cemaat ve terör örgütlerinin, özellikle çocuk ve gençleri devşirerek kendi zihniyetlerine göre farklı dil ve yöntemlerle adeta üretip kopyaladıkları savaş alanına dönmüş, hukukumuz ve hukukçularımız da bundan payını almıştır.

Oysa 12 Eylül’den hemen sonra dahi Huzur Partisinin (HP) kapatılması davasında, partinin programında “Türk alfabesi ile ilgili yeni düzenleme yapılacağı ifadeleri” nin yer alması, başka hukuka aykırılıklar bir yana, Anayasa’nın 174. maddesine aykırı görülmüş ve partinin kapatılmasına karar verilmiştir.

Hukuk alanındaki bu temel sorun yanında ayrıca ve kısaca belirtmek gerekirse,

*Kuvvetler ayrılığının gereği olarak yasama, yürütme ve yargı organlarının hak, yetki ve sorumluluk alanlarına çekilerek birbirlerinin işlerine müdahale etmemesi,

*Tabela hukuk fakültelerinin kapatılması, sayıya değil niteliğe odaklanılması,

*Hukuk fakültelerinin eğitim sürelerinin 7 yıla çıkarılması ve ilk 4 yıl genel hukuk eğitimi verildikten sonra öğrencilerin yapılacak bir sınavla sonraki 2 yıl için uzmanlık alanına göre ayrılması, son yıl ise uzmanlık alanına göre stajın okula bağlı olarak yapılması,

*En az 5 yıl avukatlık yapmadan kimsenin hakim ve savcı olamaması,

*Hakim ve savcılık mesleklerinin eğitim, staj, lojman, kürsü de dahil olmak üzere birbirinden tamamen ayrılması,

*Sözlü ve denetime elverişsiz her türlü sınavın kaldırılması,

*İhtisas mahkemeleri kurularak alanında uzmanlaşmış hukukçuların atanması,

*Olağanüstü bir hal olmadığı sürece davaların makul sürede bitirilmemesinin caydırıcı yaptırımlara bağlanması,

*Hukukçularla çalışan polis, asker gibi personelin özel olarak eğitilmesi,

*Baroların bölünmesinin engellenmesi,

* Hakim, savcı ve avukatların sıkı denetimlerden ve ara ara yapılacak yazılı sınavlardan ve eğitimlerden geçirilerek mesleğe devam etmesi uygun görülmeyenlerin elenmesi,

*Eyaletlere bölünme projesinin alt yapısını hazırlayan istinaf mahkemelerinin kaldırılması ve bunun yerine yüksek mahkemelerin daire ve personel sayılarının artırılması,

* Özellikle anayasa hukuku temel eğitiminin ilkokuldan itibaren verilmesi

gibi konuların önemli olduğu inancındayız.

Elbette daha çok şey yazılabilir ve çözüm önerisi getirilebilir, dileğimiz bunu hep birlikte  detaylandırmak ve yapmak, çünkü bu iyi niyetli girişimlerin tamamının, ülkemiz ekonomi, yargı, güvenlik, eğitim gibi alanlarda devasa sorunlarla boğuşurken “yeni bir anayasa yazacağız perdesi altında oynanan cambaza bak oyunlarından” değerli olduğuna inanıyoruz.

Bütün bu çabaların sonunda eğer gerçekten yeni bir anayasa yazılması ihtiyacı doğarsa da bu anayasayı, mevcut anayasaya dahi uymayıp ülkenin tüm değerlerini yerle bir edenler değil, acil ve öncelikli sorunlarını çözdükten sonra egemenliği kayıtsız-şartsız eline alan Türk Milleti yazacak ve bunu yazarken de vicdanının en derininde bir yerlerde kayıp medeniyetler gibi toprak altında kalmış ve kuvvetler ayrılığına dayanan “kayıp anayasası” ile kuruluş ve kurtuluş ilkelerinden mutlaka ilham alacaktır!          

 

*** Kapakta kullanılan fotoğraf Göbeklitepe’ye aittir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 Yorum

  1. Burada Ataturkculuk kisvesi altinda ulusalcilik vatanseverlik taklidi yapmaya calisanlara, cagdaslik, baticilik kisvesi altinda Turk milletini ve devletini hergun alenen asagilayanlara, fetocu agziyla konusanlara, onun secimle getirdigi cumhurbaskanina alenen hakaret edip duranlara, yulardan bahsederek esek yerine koyanlara, biden onu delige supurecek diyerek abd mandacisi oldugunu acik acik ilan eden nato milliyetcilerine, bu devletin ekmegini yerken utanmadan pkk ile bir olup devlete meydan okuyanlara cevabi yine Turk milleti verecektir..Ataturk gorseydi sizi dogduguna dogacagina pisman olurdu..!

  2. Ne cabuk unuttunuz, 7 haziran 2015 secimlerinde Akp nin oylari dusup tek basina iktidar olamadigi zaman, hdp li esbaskan chp liyle karsilastiginda gulerek “ beraber iyi salladik” diye espri yapmisti….! Ne cabuk unuttunuz sirtlarini ypg ye ypj ye dayadiklarini gururla soyleyenlerle yaptiginiz secim ittifaklarini…Ne cabuk unuttunuz kasim 2015 te hendeklerle TC ne isyan eden pkk lilara KK nun “Arkadaslar” diye hitap ettigini….Ne cabuk unuttunuz 15 temmuz gecesi yasananlari ve o gunden bugunlere nasil gelindigini..? Son carelerinin Biden olmasi, herkesten evvel sonuclar bile kesinlesmeden Kilicdaroglunun biden a tebrik mesaji yayinlamasi, biden geldi diye fetonun pkk nin sevinc naralari atmasi bosuna mi? Bunlari da mi unutttunuz?

  3. Malesef bu ulke bekir kayik gibi beyni erdogan dusmanligi ile yikanmis bu ugurda vatani fetoye pkk ya abd ye teslim etmeye hazir, partilerinin Ataturk kisvesi altinda yaptigi her turlu ihaneti hakli gorebilecek kadar gozleri kararmis, milletten ve halktan tamamen kopmus ama yarattiklari paralel evrende mutlu mesut yasayan tiplerle dolu…!!!! Piskinlige bakarmisiniz, deve cok hakli..!

  4. Bekir kayik icin yazdigim okkali cevap nicin yayinlanmadi? Veryansin yoksa sizde mi bekir kayik gibi olaylari carpitma pesindesiniz? Guven sinirlarimizi zorluyorsunuz…Anladik azili muhalifsiniz, aferin hepinize…Bravo..Gercekler ve gun isigi sadece yarasalari korkuttugu icin mi yayinlayamadiniz cevabimi…???

  5. Bekir bey, olaylari ve tarihleri carpitmakta uzerinize yok…7 haziran secimleri 2015 te oldu.Bahsettigin kartlar coktan bitirilmisti zaten…Şöyle ki:..Feto tasfiyesi 2012 den evvel basladi..Karsiliginda mit krizi subat 2012 de feto tarafindan RTE ye karsi intikam ve rovans olarak yapildi..Dershanelerinizi kapatacagim demesi ise kasim 2013..Bahsettigin kürt karti suructa iki polisimizin uykularinda pkk tarafindan sehit edilmesiyle 2014 yaz aylarinda oldu ve cozum sureci 2000 den fazla pkk linin etkisiz hale getirilmesiyle son buldu…Yani 7 haziran 2015 secimlerinden tam bir yil once bahsettigin kürt karti coktan el fatiha olmustu…Senin dedigin gibi secimlerde oyu dustukten sonra kürt kartini birakmadi, tam tersi pkk ya haddini bildirdigi icin bir yil sonraki secimlerde oylari dustu..Cunku sizin aslan muhalefet devletten surgun yemis feto ve TSK dan feci dayak yemis hdpkk ile cilvelesmeye baslamislardi…Oylari bu yuzden 2015 7 haziranda dusmustu..Soylediklerinin tam tersi yani..

  6. 20 Kasım 2020, 13:16

    zeytinyağı gibi üste çıkmayı ne güzel beceriyorsunuz!!! RTE bunları çok vatansever olduğundan mı tefe koyup kovaladı acaba?7 haziran seçimlerinde oyları @ ın altına düşüp TBMM de çogunluğu kaybettiği zaman yani iktidarı kaybettiği zaman kürt kartından vazgeçti.Bugün aynı durumu görsün yani başkanlığı kaybettiğini gördüğü anda kürt kartını anında yeniden açmayacağını kim garanti edebilir?

  7. 20 Kasım 2020, 12:09

    Korkmayın Vatan Partisi var, ne muhalefete bunu yaptığını saklamasına izin vermez-vermedi de, ne de Akp nin bunu sahiplenip dayatma yapmasına müsaade etmez. ellerinde patlatır :)

  8. Ağzı açık kalmak sözü var.Pişkinliği görünce olur genelde.Uyanmak lazım tabi ama bir de uyurgezerlik var ki büyük bela.

  9. Yahu, hdpkk ile dort ay boyunca bolucu anayasa hazirlayan, bunu milletten saklayan sonra inkar edenler millet ittifaki partileri iken, siz kabagi buna ragmen dondurup dolastirip CB Erdoganin kafasinda patlatmissiniz….Sayin Alogan, bir turlu anlamadiniz gitti,…Bu anayasa hazirlayan fetocu ve pkk lilar bundan 10 yil once Akp ile anlasmislardi..Dogru..Bunlari Erdogan CB olur olmaz tamamini tefe koyup Gul zamaninda oynanmis tum oyunlari bosa cikardi..Partiden kovaladi, devletten surdu bunlari…Simdi bu kovalanan, surgun yemis ne kadar azili libos fetocu pkk sevicisi varsa hepsi muhalefette kendine yer buldu, siyaset yapmaya devam ediyorlar…Erdogan tum bu surec icinde hangi noktalarda suclu.?..Bazisinin dedigi gibi tum bu fetoyu pkk yi basimiza musalllat eden mi, yoksa bizi tek basina hem fetoden hem pkk dan kurtaran mi? Basimiza feto pkk yi Erdogan musallat etti diyenler nedense son bes yildir feto ve pkk ile can ciger kuzu sarmasi olmuslar..Anayasa calismasi bile yapmislar..Buna ne deginen var ne de sasiran var? Dahasi var da uzatmayayim..Deniz baykal operasyonu..Uyanin artik biraz.

  10. 20 Kasım 2020, 08:31

    Aynen katiliyorum sayin Alogan’a, Turk Millet’ine Anayasa hazirlamak, ne bu gunki rejimin, nede bu gunki cakma muhalefetin isi olamaz, boyle bir hak ve yetenege sahip degiller.

  11. Sen çok yaşa Sayın Alogan.Daha dün,30 Ekim’li yazınızda devlet altı güçlerden,şu ne idüğü belirsiz Suriye’li mülteci göçmen ne ise muammadan filan bahsedip bunların sahaya sürüleceğini ilan etmiştiniz.Hakikaten şuursuz halde,adeta maymunlaşmış ruh haliyle ‘Eeeee bak sen neler de yaparmış neler de söylermiş” makamından bildiğin mal gibi seyrediyoruz.Tek başınıza gaipten haber verir gibi uyarıyorsunuz bizi.Uyarılıyoruz da açıkcası.Ama empotans halindeyiz.Başımıza gelecek var.

  12. Yavuz bey soyledikleriniz,cok dogru. Gecti Borun pazari,sur esegi Nigdeye.

  13. Saygıdeğer Yavuz Bey,
    Yazınızı içmeyi de okudum. Günlük gazeteleri takip eden birisi olarak yazınızdan ek bir bilgi edinemedim. Ayrıca hukuk tabii ki siyasetin köpeğidir. Her devrin her güçlü iktidar o dönemde hukukun gücünü de güdümü altına alır.
    1920 li yıllarda kurucu güç de bindi ve kendine göre kişnetti hukuku…
    Bunlar olağandır.
    Daha derin yazılar bekliyoruz.
    Biraz baştan savma olmuş yazınız…

  14. burada ılgınc bır durum var.bu tesebbuslerınınıye gızlı yapıyorlar. bu gızlenebılınecek bır sey degıl kı. madem boylebbır fıkrın var. acıkca ızah eder eder anlatırsın yanı soylersın. bu hem korkarım hem yaparım modu neden?

  15. 20 Kasım 2020, 06:50

    Yani Sayın Aloğan,biz şimdi yağmurdan kaçarken, doluya mı tutulacağız? Bu dolu bizim kafamızı gözümüzü yaralayacak mı? Okyanus ötesi istekleri doğrultusunda “harakiri” yapıp, Dünyanın en büyük Devrimcisinin kurduğu,dünya güzeli bu ülkeyi fabrika ayarlarını bozup, lime lime mi edileceğiz.biz “aman ne yapalım muhalefet de içimize sinmiyor ama bunlar kazanmasın” mantığıyla ve gönülsüz bu avane muhalefeti mi destekleyeceğiz.!! Peki biz niye hep kırk katır ile kırk satır arasında tercih yapmaya zorlanıyoruz..!!!? O zaman çözüm; yepyeni bir ufuk ve Cumhuriyet idealleri ile Atatürk Cumhuriyetini yeniden inşa edecek birliktelik kaçınılmaz ve yegane kurtuluş çözümü olacaktır.Yaşasın Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!