Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Troçki ve Erdoğan

Troçki ve Erdoğan

featured

Yavuz Alogan yazdı…

Ülkemizin aynı zamanda çok eğlenceli olduğunu kim inkâr edebilir? Sadece tartışma programlarını, sosyal medya atışmalarını izleyerek, hatta köşe yazılarını okuyarak çılgınca eğlenebiliyorsunuz. Umarım bu özelliğimizi kaybetmeyiz. Emin olun dünyanın başka ülkelerinde böyle bir imkân bulamazsınız, bu tamamen bize özgü bir durum.

Bazen öyle şeyler okuyorum ki önce hayretten donakalıyor, sonra gülme krizine giriyorum, bir süre kendime gelemiyorum.

Hürriyet gazetesinin değerli yazarı Abdülkadir Selvi’nin “Sürekli Devrim ve Yeni Yargı Reformu” yazısı beni çok güldürdü. Allah da onu güldürsün!

Önce inanamadım, daha doğrusu anlayamadım. Yazıyı bir kere daha okuyunca kısa süreli bir zihinsel durgunluk, kısmî beyin felci gibi bir şey yaşadım, sonra gülmeye başladım.

Sayın Selvi, Cumhurbaşkanımızın yeni yargı reformunu, Rus devrimcisi Lev Troçki’nin Sürekli Devrim teorisiyle açıklıyor.

Yazının ilk cümlesinde mevzuya ani bir giriş yapıyor, “Sosyalist liderlerden Troçki, ‘sürekli devrim’ teorisini ortaya atmıştı,” diyor. Ardından, Sayın Reis’in de “Manifesto” gibi bir açıklamayla hukuk reformunun esaslarını ortaya attığını yazıyor.

“Manifesto” sözü de manidar. “Komünist Manifesto”yu çağrıştırıyor sanki. Fakat hayır, “Sürekli Devrim” teorisi söz konusu olduğuna göre, Troçki’nin “1938 Geçiş Programı”nı kastediyor olmalı. O da bir tür manifestoydu zira, 4. (Komünist) Enternasyonal’in manifestosu… Acaba Sayın Reis, elbette sosyalizme değil de muhtemelen siyasî İslam’a geçiş manifestosuyla, yeni bir Enternasyonal mi kurmaya çalışıyor? “Ey Müslümanlar, zincirlerinizden başka kaybedecek bir şeyiniz yok…” Ya da “Yeryüzünün bütün Müslümanları, Sürekli İslam Devrimi’nin lekesiz bayrağı altında toplan, yaklaşan zaferinin bayrağıdır!…”

Sayın Selvi, daha sonra AKP’nin geçmişte “Sessiz Devrimler” yaptığını belirterek, parti çevresinden ismini sakladığı birinin şu sözlerine yer veriyor: “Biz AK Parti olarak devrimci bir partiyiz. Muhafazakârlığımız kültürel alanla ilgilidir. Ama siyasî anlamda hep devrimci olduk. Biz devrimi AK Parti iktidara geldiğinde bir defalığına yapılmış bir şey olarak görmedik. O nedenle sürekli devrim vurgusu yapıyoruz.” Acaba Reis’e ait sözler mi? Olabilir…

“Troçki’nin sürekli devrim tezine vurgu yapmamın nedeni o” diye açıklıyor Sayın Selvi. “Sessiz devrimden sürekli devrime” geçildiğini ilan ediyor.

Bazı utanmaz Maocular, bunca yıl sonra beni hâlâ “Troçkist,” hatta “Troçkist tasfiyeci” (daha ağır bir ifade!) olmakla suçluyorlar. Troçkizm iktidara gelmiş, “sürekli devrim” yapıyor, haberleri yok! Neyse artık, olan olmuş!.. Reis bile Troçkist sürekli devrim teorisine geldiğine göre, bu Maocu arkadaşların “Troçki’ye haksızlık etmişiz” diyerek bana özeleştiri vermelerini bekliyorum (!).

Gençliğinde Troçkizm’le çok uğraşmış biri olarak (dile kolay, sadece makaleleri on dört cilt!) hatırlamaya çalışıyorum. Troçki galiba devrimin demokratik aşamada durmaksızın sosyalizme geçmesini öneriyordu. Yani eski rejimi, Çarlığı devirip feodal ilişkileri hızla tasfiye ettikten sonra durmuyor, üretim araçlarına proletarya adına el koyarak burjuvaziyi tasfiye ediyor ve sosyalizme geçiş sürecini başlatıyorsunuz.  “Süreklilik” buradan geliyor.

Acaba sayın Reis  eski rejimi (laik, demokratik, sosyal hukuk devleti) yıkıp Cumhuriyet’in bekçisi Türk Ordusu’nu hızla tasfiye ettikten sonra durmaksızın, üretim araçlarına tarikatlar ve cemaatler adına el koyarak bütün ulusçuları ve Kemalistleri tasfiye edip şeriata geçiş sürecini mi başlatacak?

Sürekli devrim formülasyonunda, gördüğünüz gibi, her şey yerli yerine oturuyor (!).

Troçki’nin bir de dünya devrimi perspektifi vardı. Hayal meyal hatırlıyorum. Şöyle bir şeydi: Sömürge ve yarı sömürge ülkelerde demokratik devrim aşamasında durmayarak sosyalizme geçiş, gelişmiş kapitalist ülkelerde devrim yoluyla doğrudan sosyalizme geçiş, devrimini tamamlamış fakat bürokratik dejenerasyona uğramış ülkelerde (Sovyetler Birliği’ni kastediyor) politik devrim. Bu perspektifi, Stalin tarafından tasfiye edildikten sonra, sürgünde geliştirmişti.

Bu Troçkist formülasyonu da Saray’ın sürekli devrim teorisine uyarlayabiliriz. Batının sömürü sistemi içinde yer alan mazlum ülkelerde “ılımlı İslam” aşamasında durmayarak şeriata geçiş, gelişmiş İslam ülkelerinde doğrudan şeriata geçiş, uluslararası arenada Dârülislâm’ın (şeriatla yönetilen ülkeler) Dârülharb’e (kâfir ülkeler) İslam şeriatını sürekli tebliği ve cihat yoluyla nihayet bütün arzın Tevhit Bayrağı altında teşmili (kapsanması).

Nasıl ama Troçkist formülasyonlar! Sürekli devrim dediğin böyle olur. Sayın Selvi’ye yararlı olabildiysem ne mutlu bana!

“Hiç de eğlenceli değil,” diyebilirsiniz. Aslında eğlenceli olan bu değil, AKP’li yazarların Reis’in ani dönüşünü açıklama çabası. “Ekonomi sıkıştı, dışarıda reformcu görünüp içeride tabanı pekiştirerek laikçiler üzerinde baskı kurmak için son bir manevra yapmaya çalışıyor,” diyemezler. Mecburen Troçki, sürekli devrim, demokrasi reformu, biz Avrupa’nın içindeyiz gibi dikkati dağıtan, uçuk kaçık enteresan şeyler söylüyorlar. Bütün bunlar siyasî İslam’ın fikrî/ideolojik barutunu tükettiğini de gösteriyor. Düşündüklerini söylemiyor, söylediklerine inanmıyorlar.

Aslında AKP’nin radikal tabanı “devrim”den kastedileni gayet iyi anlamış. Partinin Bilecik Kongresi’nde Reis’in çocukluk fotoğrafının yanındaki pankartta şöyle yazıyor: “Bir akıl gelecek ki akıllar delirecek ve bir devrim, evvela devrimi devirecek.” Necip Fazıl’ın aklı…

Mustafa Kemal, “Şaşarım aklı perişanına!” derdi.

Bu güneşli Pazar sabahında ev hapsinde olan herkese akıl fikir ve zihin açıklığı diliyorum.   [email protected]        

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

16 Yorum

  1. 7 Şubat 2021, 06:47

    İyi ki gülmece biçeminde yazılmış, yoksa soluğum kesilecekti!..
    Güzel yazı…

  2. 7 Şubat 2021, 08:55

    Güzel yazı ,elinize sağlık.

  3. 7 Şubat 2021, 08:57

    Bu kadar guncel /tarihi carpik propagandayi ,yazim tarzinizla bizlere aktarip ,ruh sagligimizi korudugunuz icin varolunuz..

  4. Bu güneşli Pazar sabahında ev hapsinde olan herkese akıl fikir ve zihin açıklığı diliyorum. [email protected]

    oncelıkle bır mukabele dıyelım.trockının ondort cıltlık makalesı sızıde yormus anlasılan.vaktınızı bosa gecırmıssınız. bu ..ızmlerın arkasında aynı gucun oldugunu bıseydınız. oyuna gelıp bırer pıyon olarak ulkenın bugunku durumua gelmesınde ulkucu rakıplerınızle ortak olup yuzlerce gencın hayatına neden olmaz bır o kadar gencın de gelecegının mahvolmasına neden olmazdınız Bu yuzden sızı artık 45 yıl sonrasına alalım. ha dedıgınıze gelınce haklısınız o ısın komık tarafı yanı.

  5. 7 Şubat 2021, 10:34

    Troçki ve Erdoğan ben hep hitabet yeteneklerinin benzediğini düşünürdüm fakat başka benzeşen yönlerde varmış.

  6. 7 Şubat 2021, 11:14

    Güzel bir pazar yazısı olmuş.
    Gülelim, eğlenelim ve elbette düşünelim de!

  7. 7 Şubat 2021, 15:10

    Sayın Alogan, üzgünüm.. 12 Eylül’e, 28 Şubat’a, -hattâ aranızda hızlarını alamayan bazıları- 27 Mayıs’a bile “darbe” diyerek, ordumuza “Amerikancı” diyerek, “reyiz’den” önce sizler tasfiye ettiniz “Cumhuriyet’in bekçisi Türk Ordusu’nu”. Bu kadar büyük vefâsızlık karşısında, maalesef Türk ordusu da bizler gibi seyretti, AKP ile birlikte göz göre göre gelen şeriatı. Şimdi arayın ki bulasınız “Cumhuriyet’in bekçilerini”. Evet, ihtimâl o ki, Türk ordusu için, “günah çıkarma bâbında” söylediğiniz “Cumhuriyet’in bekçisi” tanımı çok doğruydu. Aslında belki bundan çok daha önemlisi, “lâikliğin bekçisiydi” Türk ordusu. Ve eğer ordumuz başımızda olup, sadece lâiklik bile ayakta kalsaydı, o -gerçekliği şüphe götürür- “Amerikancılıktan” da, “emperyalist uşaklığından” da döndürebilirdik memleketi. Yorgan gitti, kavga bitti! Şimdi hep birlikte evlerimizde bilgisayarlarımızın başına oturup, Cumhuriyetimizin artık mâzide kalan o aydınlık günlerini yâd ederek, geyik muhabbeti yapalım gazete köşelerinde. Her ne kadar kendi bakış açımdan, bizleri bu günlere getiren etmenler konusunda sizi eleştirsem de, memleketin şu an içinde bulunduğu durumu en iyi idrâk edebilen bir aydın olmanıza duyduğum saygıyla, ben de size geçmişle muhâsebenizde “zihin açıklığı” dilerim.

  8. 7 Şubat 2021, 15:22

    Süresiz yalan, sürekli tahrik ve istismar bütün yaptığı.
    Bazen de hergün Kerbela, hergün aşure…
    Olsa olsa. Selvi aklı zorlayıp, tarihi çarpıtmak adına korkarım kendini çatlatacak gibi…

  9. Guzel bir yazi. Tebrik ederim. Trocki-ism ve Bolsevizm’in neoliberalism’e ne denli yakin oldugu bugun ortaya cikti. Eger dikkat ederseniz, ABDde neokon denilen ve Biden ile geri donen azili grup, kendilerini Trockist olarak tanimlar. Rusyada Stalin’den kacan bolsevik yahudiler ABDye gelip fikirlerini orada surdurmeye calismislardir. Ata-babalari Bernard Lewis bir Trockist oldugunu bizzat soylemistir. Bircok kimseye alisilmadik gelebilir ancak bugun ABDnin basinda neoliberal denen ve kureselciligi savunan Trockistler var. O bakimdan AKPli yazarlarin neden bir anda Trocki’den bahsetmeye basladiklarini izah etmek gerekiyor. Belki’de Biden’in gelmesi ile topun agzinda olduklarini bildiklerinden, yeniden Biden’e yaranmaya calisiyorlar (?). Bu arada yazinizda bizdeki Mao’cularida unutmamissiniz. Sayin Doktor Vatansever Dogu Perincek’in halen surdurmekte direttigi Maocu hareket (Ataturkculukle hic bir alakasi yoktur), Turkiye’de halk tarafindan fazla ilgi gormuyor. Cin bile Maoculugun kati prensiplerini terketmis ve acilimci devlet kapitalismine yonelmisken, Vatansever Doktor Perincek’in neden halen demode Maoculukta israr etmeyi surdurmesini anlamak gercekten guc. Herhalde gencliginden gelen takintilar olsa gerek. Trockism gibi Maoculukta Turkiye’nin kaliplari ile hic bir sekilde bagdasmayan ideolojilerdir. Bu yuzden ne Vatan Partisinin tercih eder gorundugu ucuk islamiyet soslu Rus mandaciligi, ne Cin mandaciligi, nede coktan iflas etmis Trockism bir cozum olabilir. Bize cok zararli ideolojiler yerine, tarihsel yapimiza uyan Ataturkcu dusunce ve ilkeler Turkiye’yi duze cikaracak yegane yoldur. Turkiye’nin kendisine kalip gibi uyan gercek Ataturkculuk ilkelerine geri donecegine inaniyorum. Saygilarimla.

  10. Çok şükür.. zihnimizin derinliklerinde bir heyecan geldi. Teşekkür ederim Yavuz Alogan..

  11. Alkışlıyorum bu yorumu. Cumhuriyete on yıllarca burun kıvır küçümse, şimdi de durmadan başkalarını kilimde, başkalarına suç at!

  12. Bizim bir atasözümüzü anımsadım bu öykü uzunluğundaki içi boş bomboş yorumu okurken.
    “Boş teneke çok tangırdar”
    Adam kahveler kapalı olunca, buraya yazmış!

  13. o gunlerı yasamıyanlar ya da yasadıkları halde uyanamıyanlar eksıyı basmıs.

  14. 8 Şubat 2021, 07:42

    Sn. Alogan
    Troçki’nin tezinin, çok kısaca, “Tek Ülkede Devrim olamaz, başarılı olamaz, bu nedenle, Sovyet Devrimi, hemen Avrupa’ya oradan da dünyaya sıçratılmalı, yani bunun için devrimci savaş devam ettirilmelidir” olduğunu hayal meyal hatırlıyorum. Troçki ve bu görüş, SSCB yi ilk sosyalis devlet olarak yaşatmak isteyen yöneticiler tarafından tasfiye edildi.

  15. 9 Şubat 2021, 10:35

    Metin Bey dislike yemekten bıkmıyorsunuz! Dislike Tükrüğü yağmur gibi

  16. 9 Şubat 2021, 10:37

    Sayın yüksek mühendis hayal Mayel hatırlıyormuş. Gördüğü rüyayı buraya yazmış sayın yüksek mühendis levent bey

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!