Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Yeni bir dünya kuruluyor

Yeni bir dünya kuruluyor

featured

Asya’da neoliberal kapitalizme karşı yeni bir uygarlık savaşı yükseliyor. Bu savaşın ilk top atışları geçen Kasım ayında Hindistan’da işitildi. İki yüz elli (250) milyon emekçi, üç siyasî parti ve on sendikanın önderliğinde greve çıktı.

Hint halkının yedi talebi var: bütün ailelere ayda 100 dolar değerinde destek, ihtiyacı olan herkese ayda 10 kg parasız tahıl, Mahatma Gandhi Kırsal İstihdam Güvencesi Sözleşmesi’nin genişletilmesi, yeni çalışma yasalarının kaldırılması ve liberal tarım reformunun geri çekilmesi, kamu sektöründe özelleştirmelere son verilmesi, kamu sektörü çalışanlarını erken emekliliğe zorlayan genelgenin geri çekilmesi, önceki emeklilik sisteminin genişletilerek geri getirilmesi…

İki yüz elli milyon Hintli emekçinin neoliberal serbest piyasa vahşetine ve özelleştirmelere isyan ettiğini, sosyal devlet arayışıyla mücadeleye atıldığını anlıyoruz. Sadece 13 emekçi gözaltına alınmış. Milyonlarca insanı gözaltında tutacak bir nezarethane olmadığı için herhalde!

Ülkemizin merkez medyasında gündem incir çekirdeğini doldurmayan siyasî parti atışmaları, partilerarası ve partiler içi entrika ve komplo muhabbetleriyle biçimlendiği için, bu büyük olay kendine bir yer bulamadı. Amerikan polisinin diziyle boğarak öldürdüğü siyahî George Floyd’un adını bütün dünya öğrendi fakat bu ay içinde Hint polisinin sopayla kovaladığı yaşlı Sih’in adını bilen yok.

Oysa bu sopayla kovalama görüntüsü Hint sosyal medyasında hızla yayılarak 7 Aralık günü başlayan yeni bir isyanı tetikledi, yüz binlerce çiftçi Delhi’ye giden yolları tutarak barikatlar kurdu.

Elbette bu yeni isyan dalgasının arkasında tarım yasası var. “Reform” diye tanıtılan bu yasa, “Hintli çiftçileri on yıllardır serbest piyasadan koruyan, tarım ürünlerinin satışı, fiyatlandırılması ve depolanmasıyla ilgili kuralları gevşetiyor.” Yasanın getirdiği “en büyük değişikliklerden biri, çiftçinin kendi ürününü, özel piyasa oyuncularına -tarım şirketleri, süpermarket zincirleri ve internet mağazaları- piyasa fiyatlarıyla doğrudan satmasına izin verilmesi. Hintli çiftçilerin çoğu şimdiki durumda kendi ürünlerinin büyük bir bölümünü devlet denetimindeki toptancı pazarına, yani mandi’lere, önceden ilan edilen taban fiyatlarından satmaktadır” (BBC News, 23.09.20).

Bütün bunlar size çok tanıdık gelmedi mi?

Neoliberalizmin krizi pandemi olayıyla birleşerek dünyanın Doğu’sunda ve Batı’sında yerli ve yabancı sermayeye pezevenklik eden özelleştirmeci, serbest piyasacı hükümetleri sarsmaya, en azından onları devlet ağırlıklı, kamucu iktisat politikaları uygulamaya zorluyor. Dünya halkları sosyal devlet, adil bölüşüm, toplumsal kalkınma, parasız bilimsel eğitim ve sağlık hizmeti istiyorlar.

Demek ki yeni bir dünya kuruluyor.

Kovid-19’la birlikte kapitalizm de mutasyon geçiriyor. İngiltere, Fransa ve Almanya’da devlet halka para dağıtıyor. Hani nerede serbest piyasa! Boris Johnson ve Angela Merkel ağlamaklı açıklamalar yaptılar, devleti serbest piyasanın üzerine çıkararak halka güvence verdiler. Sağdan ve soldan yeni ve radikal kitle hareketlerinin yükseleceğini görüyor, halkla empati kurmaya çalışıyorlar. Fakat gösterilerin sonu gelmiyor. Londra’da, Berlin’de, Paris ve Varşova’da, şu ana kadar dünyanın 35 ülkesinde halk, virüsün şahsında sistemi sorgulayarak gösteri yaptı. Sosyal yardımların artırılmasını, kiraların düşürülmesini, kapanma olacaksa bunun emekçiler dâhil herkesi kapsamasını talep ediyorlar. Yeni ve farklı bir dünya düzeni bütün halkların neoliberalizme karşı mücadelesinden, sosyal devlet arayışından çıkacaktır.

Büyük komplo teorileri, gönüllü kölelerin şehir efsanesi olarak yaydıkları palavralardan ibarettir. Devletlere hükmeden zenginler kendi aralarında konsorsiyum gibi bir şey kurmuşlar, her türlü mücadele ve isyan potansiyelini yok ederek insanlığı köleleştirmeye hazırlanıyorlarmış; ulaşım ve iletişimi durdurarak, aşı bahanesiyle herkesin kıçına çip takarak her şeyi kontrol edeceklermiş.

Zaten kontrol ediyorlar. Çipi cep telefonu biçiminde üzerinizde taşıyorsunuz, kameralara görünmeden bakkala bile gidemiyorsunuz. Önemli olan düşmanı kendi silahıyla vurmak, iletişim ağlarını, sosyal medyayı gevezelik ya da bireysel gösteriş için değil örgütlenmek için kullanmayı becerebilmektir. Hindistan’da emekçiler bunu yapabildiler.

Neyse konuyu dağıtmayalım, kendi acıklı durumumuza gelelim. Biz maalesef bütün mücadeleleri kaybettik: Laik Cumhuriyet mücadelesini, Millî Anayasa mücadelesini, demokrasi ve haklar mücadelesini ve en önemlisi özelleştirme karşıtı mücadeleyi kaybettik. Özelleştirme karşıtı mitingler yapan Türk-İş ne oldu? Tekel işçilerinin direnişi? Tekel tesislerinin satışından elde edilen gelirle Ankara’ya iki kazık kule diktiler. “Bu ne iştir?” diye soran oldu mu?

Sizce Arzu Çerkezoğlu’na, kendisinden önceki DİSK başkanları gibi CHP milletvekilliği yakışmaz mı? Bence yakışır. Mağdur yüz ifadesiyle asgari ücret olayını pek güzel anlatıyor. Ne yapsın? Tarihsel olarak ülkemizde uslu duran sendikacıları milletvekili yaptılar, uslu durmayanları Necmettin Giritlioğlu ve Şemsi Denizer gibi vurdular. Aslında Ergün Atalay’ı da AKP milletvekili, hatta bakan olarak görmek isteriz. Bence bunu hak ediyor.

Neyse, konu sürekli dağılıyor.

Toparlamak gerekirse, AKP’yi kendi açısından çok başarılı buluyorum. Mükemmel manevralarla toplumda bağımsız hareket eden tek bir kitle örgütü bırakmadı, kalanları da kuşatma altına alarak küçülttü. Halkı tarikat ve cemaatlere teslim ederken, siyaseti de halktan tamamen kopmuş etkisiz ve yetkisiz bir parlamentonun içine tıkıştırarak boğdu, merkez medyayı ele geçirip maymuna çevirdi.

Kendi kaderini ülkemizin kaderiyle birleştiren Sayın Saray, bir yandan yetkilerini sürekli genişletiyor, öte yandan seçim yasalarıyla ve seçmen adresleriyle oynayarak nihai zaferine hazırlanıyor. Solcu gibi duran vicdanı körelmiş belleksiz Saray taşeronlarını kullanarak Kemalistleri ve Cumhuriyetçileri bölüp denetim altına alma çabaları henüz sonuç vermediyse de, bu yönde önemli bir mesafe alındığını, vatanseverlik, solculuk, tarih ve laiklik gibi konularda zaten çalışmayan kafaların iyice karıştığını kabul etmek durumundayız. Saray geçmişte de solcu gibi duran liberalleri Batı âlemine demokrat görünmek için çok başarılı biçimde kullanmıştı. Lakin liberal entel-danteller zaman içinde istismar edildiklerini anlayabilmişler, hatta “bizi mayın eşeği olarak kullandılar” diye itirafta bulunmuşlardı. Şimdiki saray yalakalarının ileride nasıl bir itirafta bulunacaklarını merak ediyorum.

Bütün düzen partileri, AKP başta olmak üzere Atlantik istikametinde depara kalktı, yüz metre engelli koşuyorlar. İpi göğüsleyen iktidarı alacak. Bu arada alternatifler tartışılıyor. İşgücü piyasamızı kölelik şartlarında yeniden düzenleyerek Çinli müteşebbisin sömürüsüne mi açalım, yoksa Çokuluslu Şirketler’e mi pazarlayalım? Neyimizi satalım da biraz para kazanalım? Kara parayı nasıl aklayalım? Uyuşturucu baronlarını, kadın tüccarlarını, organ mafyasını ekonomimize nasıl kazanalım? Jeostratejimizi eskiden olduğu gibi NATO’ya mı, yoksa Rus jeopolitiğine mi bağlayalım? S-400’leri sarımsaklasak da mı saklasak… Yeni çözüm sürecini PKK/HDP’yle mi başlatsak, yoksa 90’ların Hizbullah’ından arta kalan unsurlara dindar ve kindar bir Kürtçü parti kurdurup onunla mı iş tutsak?

Durum ilk bakışta umutsuz görünüyor. Fakat şunu unutmayalım ki dindarı, ülkücüsü, devrimcisi, entelektüeli, askeri ve siviliyle bütün halkımızda tarihsel olarak bir “tepki gecikmesi” vardır. Tepki geciktikçe şiddet potansiyeli artar. Ayrıca henüz çok erken bir aşamada bulunuyoruz. On sekiz yirmi yıl tarih/zaman içinde çok kısa bir süre. AKP, Yankee emperyalizminin çılgın projesiydi. Proje iflas etti, çılgınlık ise Saray’ın üzerinde kaldı ve artık sürdürülebilir olmadığını görüyoruz.

Fakat insan üzülüyor doğal olarak, çünkü bizim her şeyimiz vardı. Hâlâ var. Verimli topraklarımız, mavi vatanımız, sanayi altyapımız, planlama geleneğimiz, teknik kadrolarımız, bilim adamlarımız, askerî strateji uzmanlarımız, “monşer” kategorisine giren geleneksel diplomatlarımız, batı kültür kuşağı içinde yetişmiş, laiklik ilkesini anlamış ve benimsemiş kentli nüfusumuz… Bu tarz bir deli gömleğine mecbur değildik. Toplumun güvenini kazanmış insanların ekonomi, jeopolitik ve devlet yönetimi (anayasal rejim) konularında ortak deklarasyonlarla halka yol göstermeleri gerekir. Ülkemiz, tarihi boyunca her çöküşten yeni bir Kurucu İrade’yle çıkmıştır. Öncelikli ve tehlikeli olan, acil çözümlenmesi gereken, deneme-yanılma yöntemiyle yönetilen Devlet’in derin krizidir.

Neyse… Siz benim yazdıklarıma bakmayın. “Arkadaşın kafası karışık” der, geçer gidersiniz. Hep yukarıya, canbaza bakın, bakın nasıl oynuyor!

Fakat sakın unutmayın, yeni bir dünya kuruluyor. Güvencesiz çalışan, geçen yüzyılın sonunda kaybettiği bütün hakları geri isteyen, birileri sürekli zenginleşirken sürekli yoksullaşan, kendisinin ve ailesinin geleceğini artık göremeyen, orta sınıfları ve geleneksel işçi sınıfını da kapsayan milyonlarca prekarya bütün dünyada hareket hâlinde! Dünya liderleri denilen çapsızların yüzlerinden düşen bin parçaysa, sebebi budur.

[email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

27 Yorum

  1. 25 Aralık 2020, 06:20

    Yine güzel bir Perinçek eleştirisi.

  2. Kapitalistlerin Great reset Komplo teorisyenleriyle aklınca dalga geçen yalogan, bu tavrıyla asıl köleleştirilmiş zihniyetin kendisi olduğunu itiraf ediyor. Çin ve Rusya nefreti de bu köleliği pekiştiriyor. Ha bir de zaten yenildik bittik edebiyatıyla da AKP ekmeğine yağ sürüyor

  3. Hintli solcuların da büyük oranda Maoist olduğunu ve Çin’den destek bulduğunu da yazsaymış. Hindistan iktidarı Modi faşizmi bugün abdnin Çine karşı doberman köpeği misyonunu sürdürüyor

  4. Sayın Aloğan, yazınızı okurken ağladım ben bu yaşımda, ama hırsımdan ve öfkemden.

  5. Perinçek takıntısı ayarını bozmuş aloganın

  6. “bütün halkımızda tarihsel olarak bir “tepki gecikmesi” vardır. TEPKİ GECİKTİKÇE ŞİDDET POTANSİYELİ ARTAR.”… muhtemelen konuyla ilgisiz fakat aklıma bir şarkı geldi. “ça ira” diye başlıyordu. büyük fransız devrimi şarkısıymış…hayırlara vesile olsun.

  7. Kesinlikle batıya haddini bildirmek lazım. Karşılıksız dolar euro basıp dünyayı sömürüyorlar. Batının niteliksiz insanları buralara gelip krallar gibi ağırlanıyor. Kendi vatandaşım evinden dışarı çıkamazken bu sömürgeciler keyiften dört köşe oluyor. Ezilen hallklar artık birleşmeli. Türkiye dünyadaki bu değişimi görerek hakkın adaletin yanında yerini almalı.

  8. Öfkemin nedeni çilekeş ve sabırlı Türkiyemin bu duruma düşürülmesi.

  9. Osman bey, söz önce bir çay içiniz. Daha sonra yazıyı yeniden okuyunuz ve yorumunuzla karşılaştırınız. Ben mi anlayamadım, yorum da mı bir ayarsızlık var, bilemedim.

  10. 25 Aralık 2020, 08:47

    Doların kölesi bu harami düzeni.Doları karşılıksız basanlar efendi.Dolar için her şeyini satanlar köle.Fiziki Altın GÜMÜŞ le paranın efendisi olun.KRAL ÇIPLAK

  11. Perincek ne etti size bu kadar, anlasilir sey degil?..Erdoganin yerine adayiniz kim sayin alogan, O nu da soylerseniz cok aydinlanacagiz..Devamli gaibe sesleniyorsunuz..Bos kuyulara bagiriyorsunuz midas gibi..!

  12. 25 Aralık 2020, 09:46

    çin’in yükselişini kişilere bağlayacaksak eğer, deng siaoping ve sun yat-sen mao dan daha etkin olmuşlardır. mao’nun büyük ileri atılımında milyonlarca insan ölmüştür. aynı stalinin 1928 den sonraki kalkınma hamlesinde olduğu gibi. daha sonra mao iktidardan uzaklaştırılmıştır.

  13. 25 Aralık 2020, 11:17

    ingilterenin cumhuriyet tarihi boyunca günümüze kadar ülkemizdeki operasyonlarını unutmamak gerekir. biz abd, sscb daha sonra rusya üzerinde odaklanıyoruz. fakat gelişmelerde ingiltere belki daha etkin. ayrıca çin, ingiltere ilişkilerine ve ingilterenin 20. ve 21. yy strateji ve operasyonlarına bakmak lazım. Bu sayede Turkiye içindeki işbirlikçilerini ve nasıl operasyonlar düzenlediklerini görebiliriz.

  14. Çin son yıllarda yoksullukla nasıl mücadele etmiş okuyun görün…
    https://asianewstr.com/5-soruda-cinin-yoksullukla-mucadelesi/

  15. 25 Aralık 2020, 11:45

    Einstain ; ” iki defa aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek ahmaklara mahsustur ” demiş ya; iktidar bunu kanıtlamak istercesine, yani geçen referandumda olan şekliyle; At’ı alan Üsküdar’ı geçti” ya da onların deyimiyle Üsküdara geçti..deyip 2.5 milyon geçersiz oyun, geçerli gibi kabul edeceği, adres oyunlarıyla ve mezardakileri de seçmen olarak kabul ettirip, bunun yanında karşı cepheyi lime lime ettikten sonra, sıra nihayi vuruşu yapma ve Cumhuriyetin işlevsizleştirilmesine gelecek sıra..hala bunu göremiyoruz ve olanları sessizce izlemekle yetiniyoruz.Peki ne yapalım?öncelikle mevcut iktidarı seçimle uzaklaştırmamız gerekiyor..(bazıları bunlar seçimle gitmezler demekteler..bal gibi giderler..) yeter ki tüm sandıklara sahip çıkılsın ve bunlara alternatif partinin klasik söylemlerin dışında biz gelirsek tarımı şöyle düzelteceğiz,eğitimi,sağlığı vs şunları yaparak ayağa kaldıracağız..işte bizim ekibimiz..işte…bunlar da yapacağımız işlerin finansmanı…şeklinde bir yapılanma olmazsa, maalesef bu Cumhuriyet için son çırpınış olur…ama naçizane olarak söylüyorum;liberal politikalarla bu ülkenin ayağa kalkma şansı yoktur..tek ve yegane ayağa kalkış çaresi..Cumhuriyetin kuruluş ( fabrika ayarı)felsefesi’ne dönüştür.

  16. Çok şükür okuduğumu anlıyorum hala. Ama siz pek anlamamışsınız satır aralarında yatar şeytan

  17. 25 Aralık 2020, 13:40

    Yazıya yapılan ilk yorum “yine güzel bir Perinçek eleştirisi” diyor. Yavuz Alogan beyefendi sizi yazılarınızdan ben dahil takip eden bir çok insan sirf bu yazisinda Sayın Perinçek’e ve Vatan Partisine ne demiş diye okuyor. Siz eğer üstü kapalı da olsa Perinçek’e ve partiye laf soruşturmasınız takipci sayınızda yorum yapanların sayısıda gerileyecek. Siz belk yazın hayatınız boyunca Aydınlıkta yazmaya başlayıp, oradan ayrildiktan sonra bu denli ilgi görmemiştirsinizdir. Emperyalizmin bugün için istediği şey; sınıf savaşının derinleşmemesi ve dünya halklarının kültürler arası çelişki doktirini ile etnik olarak birbirine düşürülmesi ve ulus devletlerin bu eksende parçalanması değil mi? Sovyetlerin dağılma ve Yugoslavya ornekleri ile başlayan bu süreç devam etmiyir mu? Hindistan da bu sorunlar kapida beklemiyor, Çin için aynı senaryolar devreye sokulmuyor mu? Evet yeni bir dünya kuruluyor Türkiye de o dünyada yerini almak istiyor. O kadar laiklik ve cumhuriyet kazanımlarından bahsediyorsunuz da, bizim bu konularda kaybettigimiz mevzilerin sorumlusu bati emperyalizmi değil mi? Ülkemiz küçük Amerika olma sürecinde bu mevzileri kaybetmedi mi? AKP nin bu sürecin sonunda iktidara gelmesi, yine uygulanan amerikancı politikaların sonucu olduğunu siz de söylüyorsunuz. Yine hepimizin kabul edeceği gibi bu süreç belli bir noktada kesintiye uğratılmis ve AKP bu süreçte ABD ile ayrı kamplara düşmüştür. Artık başta ABD ve AB emperyalistleri AKP yi Türkiye’nin başında istemediklerini acikca söylemekte ve buna uygun davranmaktalar. 2002 de AKP icin güzellemeler ve destek açıklamalarının yerini artık diktatör açıklamaları almıştır. Vatan Partisi AKP ye karşı iktidar mücadelesini sonlandırmış değildir. Yaptığımız şey emperyalistlerin cephesinden AKP ye vurmak değil, doğru siyasetlerle iktidar olanaklari yaratmaktır.

  18. “Solcu gibi duran vicdanı körelmiş belleksiz Saray taşeronlarını kullanarak Kemalistleri ve Cumhuriyetçileri bölüp denetim altına alma çabaları henüz sonuç vermediyse de, bu yönde önemli bir mesafe alındığını, vatanseverlik, solculuk, tarih ve laiklik gibi konularda zaten çalışmayan kafaların iyice karıştığını kabul etmek durumundayız”

    Cok dogru bir yorum. Ne yazik ki bizim gibi bircok vatansever Kemalist zamaninda Ataturkculukte mangalda kul birakmayan ama bugun iktidarin kuyrugunda giden, propagandasini yapan bu tur parazit partilere bel bagladi ve sonunda gercek yuzlerini gorunce husrana ugradi. Turkiye’nin onundeki tek secenek tam bagimsizliktir, ne bati nede dogu mandaciligidir. Gercek Ataturkculuk iste budur. Kemalistler! Sahte markalardan uzak durunuz.

  19. 25 Aralık 2020, 20:23

    Kral yazmış gene. Güzel yazmış, sarayın yancılarını unutmamış. Kalemin keskin olsun, tırnağına taş değmesin.

  20. 26 Aralık 2020, 01:37

    Vatan Partisi Atatürkçü mü? Rus ve Çin lobiciliğini üstlenmiş gözüküyor. Perİnçek AKPnin avukatı olmuş. Nerede o Silivri günleri? Ne demişse bugün tersini yapan kişi toplumda saygı bulmaz.

  21. 26 Aralık 2020, 01:42

    Haklısınız. Uzak durmak gerekiyor. Özellikle Vatan Partisinden.

  22. belki bunu yayınlayamayacaksınız ama yine de yazıyorum. eğer yayınlamazsanız dürüstlüğünüzde şüphe duyarım. BU YAZIDAKİ GÖRÜŞLERİ DESTEKLEYEN EL İŞARETİNE BASTIKÇA EKSİ İŞARETLİ SAYI ARTIYOR , ANCAK DİĞER YAZILARDA DURUM NORMAL ÇALIŞIYOR NEDEN ARKADAŞ BİR İZAHAT GETİR. potam sizde oraya da atabilirsin

  23. pardon bir yanlışlık oldu yanlış anlamışım son mesajı silebilirsiniz

  24. 26 Aralık 2020, 09:57

    Yahu sen neden yüzde yarım oyları var diye dalga geçip görmezden gelmiyorsun da Saraya oy kazandırıyormuş gibi davranıyorsun bu solcu dediğin insanlara? burada bir çelişkin yok mu? Kaldı ki onlar sadece yerli ve milli olanı destekliyor ve hiç bir menfaatleri de olmadan. Mücadeleden kaçıp uzaktan eleştirmek ise tek bildin yol galiba…

  25. 26 Aralık 2020, 10:04

    Keşke siyasi parti liderlerininde(en çok oynak olanlarının),gazeteciyim diye geçinenlerinde(en çok vatan severim diyenlerin),boş beleş yaşayan milletvekillerininde(en çok muhalif maskesi takanların)kafası Sayın Yavuz Alogan gibi karışık olsa.

  26. :))))))
    Ben de farkettim

  27. 29 Aralık 2020, 12:14

    Sayın Yavuz Alogan, değerli saptamalarınızı, emek dolu yazılarınızı veryansın tv’de okuyoruz.
    Saptamaların değerliliği ancak saptamaların sonunda sunulan çözümlerle ortaya çıkar. İzlediğim yazılarınızın bir çoğunda dış kaynaklı derin kitaplardan beslenmişliğinizin ve çevirmenliğinizin avantajlarını da kullanarak kimsenin elinin tersiyle atamayacağı görüşler belirtiyorsunuz. Fakat bu görüşleriniz ve saptamalarınız sonuçta ülkemiz için çözümün ne olduğu konusuna gelince bulutlu, sisli bir muğlaklıkla bitiyor.
    Oysa aydın ve bilgi yüklü bir insan, bildiklerini gördüklerini yazısında harmanladıktan sonra en azından Türkiye için şu şu şu yapılmalıdır! Benim önerim de şu şu şudur, diyerek hepimizin kafasındaki soruları giderecek bir çözümle sonuçlandırır yazısını…
    Uzatmayayım bir okur olarak sorum şudur: Bugünkü şartlarda önerdiğiniz parti, önerdiğiniz isim ya da önerdiğiniz çözüm yolu nedir?
    Doğu Akdeniz’de, Libya’da, Kuzey Irak’ta, Azerbaycan’da en önemlisi Güneydoğu’da mevcut iktidarın verdiği mücadelelerin sizdeki karşılığı nedir? Bugünkü şartlarda Erdoğan ya da ona destek verenler MHP ve Vatan Partisi dışında bizlerin seçeneği ne olmalıdır? Kafanızdaki aday profili nasıldır, kimdir?
    Ve sıklıkla destek verdiğiniz, içeri atılan gazeteciler diyerek öznelendirdiğiniz haksız yatan gazeteciler, yurtdışına kaçan gazeteciler, kimlerdir? İsimleriyle niçin yazmıyorsunuz? Daha somut olmaz mı? Bunlar kimdir nasıl bir haksızlığa uğramıştır?
    Daha açık, biz sıradan fanilerin de anlayabileceği açıklıkta ve çözüm de öneren bir yazınızı merakla bekliyoruz. Teşekkür ve saygılarımla.
    Selami Tandoğan

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!