İşte 2. Dünya Savaşı Türkiyesi’nde hem bölgesel, uluslararası emperyalist taleplerin dayatması ve değişkenliği sonucu ülkeyi yönetenler, hem ülke içindeki bağımlılık ilişkisinin ürünü yeni sınıf ve katmanlar gün gelir emperyalist siyasasıyla çeliştiklerinde, buna uyum gösteremediklerinde tasfiyeye uğrarlar.
İşte 12 Eylül 1980 darbesi Türkiye’de gerçekleşmiş diğer darbelere oranla emperyalist-kapitalist sistemin çıkarlarına en fazla karşılık düşenidir.
Darbe, Türkiye’yi bir yandan emperyalist-kapitalist sistemin 80’li yıllarda dünya çapında geçekleştirdiği neo-liberal atağa uyumlu hale getirirken, diğer yandan emperyalizmin Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgeye dönük spesifik taleplerini de sonuna dek karşılamıştır.

Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.
12 EYLÜL’ün ekonomi politiği: îmâlât sanayi işkolunun çalışanlarına borcu başta Kıdem Tazmînâtı olmak üzere emek-yanlısı yasalar sâyesinde o denli artmıştı ki, fabrikalara haciz-memurları mârifeti ile el koymak imkân dâhiline girmişti. Peki işçiler bu fabrikaları idâme ettirebilecekler miydi? Hayır! Sermâye mallarını, birkaç ay önce UZEL traktör fabrikasında vâkî olduğu gibi, haraç-mezat satacaklardı (orada çapulcular yağmalıyor). Fabrikalar kapanacaktı. O şeref (UZEL gibi lüzumsuz fabrikaları kapatma şerefi) bugün Sn.ERDOĞAN’a nasîp olmaktadır.