ABD'den 'hasım devlet' ilanı: Türkiye’ye karşı 'containment' stratejisi

Nejat Eslen yazdı...

ABD'den 'hasım devlet' ilanı: Türkiye’ye karşı 'containment' stratejisi

J. Biden’ın yönetimi devralmasından bu yana Amerika’da Türkiye ile ilgili raporlar yayımlanmaya devam ediyor. Yazılan raporlar genellikle Amerikan yönetimine Türkiye ilgili politika önerilerini kapsıyor.

Foreign Policy’de ‘’Between Cooperation and Containment: New US Policies for a New Turkey’’ başlığı ile yayımlanan rapor, Türkiye uzmanı, akademisyen Nicholas Danforth tarafından hazırlanmış.

İsterseniz raporun başlığından başlayalım. Raporun başlığı ABD’nin Türkiye ile ilgili yeni politikalarının cooperation (işbirliği) ile containment (çevreleme, kısıtlama, tahdit etme) arasında bir seçim olması gerektiğini ifade etmekte, raporun bütününde ise işbirliğinin artık mümkün olmadığı, ancak kısıtlı alanlarda uygulanabileceği vurgulanarak ‘’containment’’ tedbirleri önerilmektedir.

Biz bu "containment" kavramına Soğuk Savaş döneminden aşinayız. ABD, bir numaralı hasmı Sovyetler Birliği’ne karşı ‘’containment’’ stratejisi uygulamıştı.

Raporun yazarı, ABD yönetimine‘’containment’’ tedbirleri önererek Türkiye’yi tahdit edilmesi, çevrelenmesi gereken, ABD çıkarları karşısındaki hasım (tehdit, düşman) olarak tanımlamaktadır.

Raporun başlığından da anlaşılacağı üzere artık Amerika’nın Türkiye’ye bakışı çok farklıdır.

Rapor, doğrudan Erdoğan’ı ve yönetimini hedef yapmaktadır.

Rapor, 2016 yılından bu yana, Batı’nın çökmekte olan hasım olduğuna ikna olan Erdoğan ve çevresinin daha bağımsız dış politika uygulamaya başladığını ileri sürmektedir.

Uygulanan bu daha bağımsız politikanın Türkiye’ye, Avrupa ve Amerika ile ilişkilerinde, kendi tercihine göre yeni bir başlangıç yapma imkanı sağlayacağına Erdoğan yönetiminin inandığı raporda vurgulanmaktadır.

Rapora göre, sert gücün iddialı bir şekilde kullanılmasını esas alan bu yeni yaklaşımı ile Türkiye, hem kendi çıkarlarını geliştirebilecek, hem de bölgesel güçlerden oluştuğuna inandığı eksenin kendisini çevrelemesine mani olacaktı.

Raporun yazarı Danforth’a göre Amerika’nın Türkiye ile ilişkilerindeki asıl sorun, Türkiye’nin daha bağımsız politikasını sert gücünü de kullanarak uygulamasıdır.

Danforth, bu noktada kesin bir yargıya varmaktadır: Türkiye’nin ideolojik tabanlı bu algısı değişmedikçe, iki ülke arasından anlamlı bir işbirliği mümkün olmayacak ve ittifak bağları giderek yıpranmaya devam edecektir.

Gördünüz mü? Bir zamanlar Türkiye’nin Ortadoğu’da Yeni Osmanlıcı, İhvancı politikalar izlemesini, Suriye’de sert gücünü kullanarak rejim değişikliğini gerçekleştirmesini isteyen ABD, günümüzde Türkiye’nin ideolojik tabanlı algılarla sert gücünü kullanmasının karşısına dikilmektedir.

Görüleceği gibi Danforth önyargılı bir akademisyendir, Amerika masumdur ve ona göre Amerika-Türkiye ilişkilerinde tek suçlu Erdoğan ve yönetimidir.

Danforth raporunda Amerikan yönetimine şu önerilerde bulunmaktadır:

-Washington, eski ABD-Türkiye ittifakını yeniden canlandırmayı veya ilişkilerde süreklilik kazandıracak yeni bir başlangıcı ümit etmemelidir.

-Washington, Rusya’yı dengelemede Türkiye’ye güvenmemelidir.

-Washington’un, Türkiye’nin maceracı girişimlerini geri püskürtmek için Avrupa’da ve Ortadoğu’daki bölgesel müttefikleri ile birlikte çalışması için birçok fırsat mevcuttur.

Türkiye’nin yanlış algılamalarla Batı'yı tehdit olarak gördüğünü ve bölgesel eksen tarafından çevrelendiğini değerlendirdiğini iddia eden Danforth, ABD’nin Türkiye’ye karşı Avrupalı ve Ortadoğulu müttefikleri ile birlikte tedbirler geliştirmesini önererek hem ciddi bir çelişkiye düşmekte, Türkiye’nin algılamalarının yanlış olmadığını da kendisi kanıtlamaktadır.

Danforth, Biden yönetiminin gecikmeden Türkiye’ye karşı yaklaşımını belirlemesi gereken dört iltihaplı alanı işaret etmektedir:

-Suriye; Biden yönetimi YPG’ye askeri ve diplomatik desteğini artırmalıdır.

-Doğu Akdeniz; yeni yönetim Türkiye’nin tahriklerine karşı bölgesel ortaklar ile koordinasyonunu geliştirmeli, gerginliği gidermek için müzakereleri teşvik etmelidir.

-Hukuki meseleler; Biden yönetimi, Halkbank davasının politik müdahale olmadan yürütülmesini sağlamalıdır.

-Rusya; S-400 hava savunma sistemi konusunda Biden yönetimi CAATSA yaptırımlarını daha etkin bir araç olarak kullanmalıdır.

Bu dört alanda ABD’nin Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışacağını rahatlıkla ifade edebiliriz.

Danforth, yönetime Türkiye ilişkileri konusunda şunları önermektedir;

-Türkiye olmadan planlama yapmak: ABD’nin Türkiye’ye stratejik bağımlılığını azaltmak, Türkiye’deki askeri tesislerin alternatiflerini geliştirmek.

-Türkiye’nin tahriklerini karşılamak için ortaklarla koordinasyonda bulunmak: Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yeni politikasına karşı AB ile işbirliği yapmak.

-Koordinasyonun mümkün olduğu alanlar için açık kapı bırakmak.

SON SÖZ

Soğuk Savaş döneminin bitmesi ile birlikte Türkiye-ABD ilişkileri yeni bir döneme girmişti ve iki ülkenin çıkarları artık çoğu zaman örtüşmüyor, hatta çatışıyordu. İşte bu nedenle iki devletin konuşarak ikili ilişkileri yeniden tartışmaları ve işbirliği yapılabilecek ve yapılamayacak alanları yeniden tanımlamaları gerekmekte idi.

Bu yapılmadığı veya yapılamadığı için bugün ikili ilişkiler krize dönüşmüş durumdadır.

İttifakları güçlendireceğini iddia eden Biden yönetimi, daha güçlü bir Atlantik yapısını planlamaktadır. Biden’ın arzu ettiği yeni Atlantik yapısı şu şeklide formüle edilebilir:

Yeni Atlantik yapısı= ABD+NATO+AB+Ortadoğu’da İsrail eksenli koalisyon şeklinde tanımlanabilir.

Veya Biden’ın yönetiminin böyle bir Atlantik yapısı arzu ettiği söylenebilir.

Bu formüldeki Atlantik yapısı unsurlarının tamamı ne yazık ki Türkiye karşısındaki blokta yer almaktadır ve Türkiye’ye karşı ‘’containment’’ stratejisi uygulamaya kararlıdır.

Bu raporun yazarının kaleminden Biden yönetimi Türkiye’ye “Sen kafana göre takılamazsın, Atlantik yapısının üyesi isen bağımsız politikalar uygulayamazsın” mesajı vermektedir.

Kim ne derse desin bu resim hayırlı bir resim değildir.