Alev Coşkun Cumhuriyet'i nasıl kime satıyor! 

Nihat Genç yazdı...

Alev Coşkun Cumhuriyet'i nasıl kime satıyor! 

BİR

Algida ve Magnum (çikolatalı yalamalı dondurma) aynı firmanın ürünüdür.

Algida Türkiye, kendi sitesinde markasını şöyle tanımlıyor: 'Birleşmiş Milletler K.A.Ç. tarafından hazırlanan 2020 Mutluluk Raporu Global Sponsoru...'

Hapiste açlık grevleri sürerken direnci kırmak için hapishane müdürü, çikolata, şeker, gofret ve dondurma çeşitleriyle sepet yapıp hücre hücre dolaşır, ve, günlerce açlık grevinde olan mahkuma doğru, bir Algida ya da Magnum uzatarak, aynen şöyle der: '-Ama bak, Algida'.

Direnen mahkumlar hapishane müdürünün ikramı Algida'yı Magnum'u tabii ki rededip almadı ama hapishane müdürünün 'Ama bak, Algida' deyişi çok kullanışlı bir metafor olarak beynimizin bir köşesinde kaldı.

Şimdi, milli muhalefette direnen, anayasanın giriş maddelerini asla değiştirmeyiz diyenlere karşı, Halk TV sunucuları/yazarları ve Cumhuriyet Gazetesi, 'Ama bak laiklik' demeye başladı.

Uzun zamandır PKK açılımı Halk TV'den satmakla görevli Ayşenur Arslan, Şirin Payzın, vs. gibi sunucular, CHP'li izleyicilere, ama, bakın, HDP'lililer de sizin gibi 'laik' diyerek, hain ittifakı 'laiklikle' pazarlıyor!

Bugün Cumhuriyet'te Alev Coşkun'u okuyorum, o da 'ama bak, magnum' demeye başlamış.

Alev Coşkun, şaşkınlığımız budur, çünkü, karakteri, kimlik, geçmişi ve bunca zaman yazdığı çok sert tavizsiz Atatürkçü ve Kemalist yazılarıyla TÜSİAD'ı onaylayacak bir kişilik hiç değil.

Bu sütunlarda daha önce dile getirdiğimiz gibi kemalist aydınlar liberalleşme sürecine girmişler. Bugünkü yazısında TÜSİAD'ı yere göğe koyamıyor! Kemal Derviş gibi bugünlerde cilanan Acemoğlu'na vurgu yapıyor altını çiziyor öne çıkartıyor, yani çok önemsiyor.

(Hakkını da verelim, aynı gazetede Zülal Kalkandelen ise tam tersi TÜSİAD'a karşı net tavrını tavizsiz şekilde ortaya koyuyor...)

Alev Coşkun, tıpkı Halk TV'de HDP/PKK pazarlayan yazarlar gibi kemalist kitleyi ikna için o da aynı yöntemi TÜSİAD'ın 'laikliğini' öne çıkartıyor.

HDP'nin bölücülüğünden ve ayrı bir bayrak ayrı bir devlet ayrı bir ordu isteyen ittifak anlaşmasından zırnık bahseden çıtlatan hiç yok, ama, liberalleşen kemalistler hep HDP'nin 'laikliğinden' dem vurmaya başladı.

Tıpkı, 15 Temmuz gecesi ihtilal yapan Fetö'nün Halk TV ekranında okunmakta olan bildirisinin yine Atatürkçü kitlenin ihtilali acaba kim yaptı merakını gidermek için olacak, sunucu, hain bildirinin 'laiklik' cümlelerinin altını çizerek vurgulayarak söylemişti, bildiride 'laik' olduklarını söylüyor'un altı çiziliyordu.

Yani, laiklik'i Fetö de kullandı, HDP zaten hep laik, TÜSİAD oldum olası laik, o halde, TÜSİAD'la bir sorunumuz yok, o halde HDP'yle de bir sorunumuz yok, o halde, Fetö'yle de bir sorunumuz yok, demeye getiriyorlar.

Oysa hem TÜSİAD hem HDP hem İyi Parti ve CHP içinde kökleşip dümeni ele geçirmiş Fetö'nün derdi 'açılım'... Alayı anayasanın giriş maddelerini değiştirmek istiyorlar. Yani Türk egemenliğine göz dikmişler. Ve biz de ittifakın anayasayı değiştireceğiz politikalarına baştan aşağı karşıyız diye bu sütunlarla feveran içinde veryansın yayınlar yapıyoruz, ve ama...

Alev Coşkun gibi sırım pehlivan Atatürkçüler, bize mazgaldan 'ama bak, laiklik' diye rüşvet uzatıyor, ve PKK ve TÜSİAD'ı laiklik diyerek bunamış beyniyle bize şirin göstermeye çalışıyor!

Ulan terbiyesizler, ülkenin bir yarısını PKK'ya veren andlaşmalar içindesiniz, ses yok, ama, laikmiş, şu göz boyacılığa ikiyüzlülüğe bakın... Ülkenin bir yarısını vermeyi siyasi tartışma ve meclis konusu edinip bir şekilde meşrulaştırmaya dahi göz yumuyorsunuz, ama, işte, laiklikmiş, yala yala bitmez!

Yani, bu ülkeye Sevr'i dayatan emperyalistler o günlerde büyük bir yanlış/eksik yapmışlar, Sevr'in yanında onlar da 'ama bak laiklik' deselermiş, Alev Coşkunlar, Ayşenur Arslanlar ve şürekası Sevr'i anında kabul edeceklermiş.

Ülkenin bir yarısı ittifakla tartışma masasına yatırılıyor, ülkeyi açıkça peşkeş çekiyorlar, ses yok, ama, laiklik deyince, nerdeyse, .öt veriyorlar ve akla ünlü Azerbaycanlı Neriman Nerimanov'un tarihe geçmiş ünlü sözleri geliyor: Karabağ senin .tün mü veriyorsun'...

Ama, laiklik olunca, veriyorlar, TÜSİAD'a veriyorlar, PKK'ya veriyorlar, Fetö'ye veriyorlar!

Türkiye'nin bağımsızlığından tek laf etmeyen, TÜSİAD'a ve HDP'ye veriyorlar, milli ve planlı kalkınmayı aşağılayan ırkçılık ve diktatörlükle suçlayan TÜSİAD'a veriyorlar, Türk silahlı kuvvetleri tasfiye edilirken susmuş TÜSİAD'a veriyorlar, Allende'nin tıpkısı Ecevit'i de bildirilerle ve stokçulukla deviren TÜSİAD'a veriyorlar, niye veriyorlarmış, çünkü TÜSİAD, laikmiş..

İyi, seçimlere kadar yalayın, bakalım.

Alev Coşkun, sıradan bir yazar değil, Cumhuriyet'i yöneten şahıs. Şimdi anlıyoruz ki TÜSİAD'a bir şekilde teslim olmuşlar ve olacak şey değil Daron Acemoğlu'nu utanmadan parlatma yarışına girmişler, hadi afiyet olsun, yalayın bakalım.

TÜSİAD raporu, Cumhuriyet, Halk TV, Sözcü, Tele 1, vs. için Birleşmiş Milletler Mutluluk Sponsuru...

Alayı mutluluğu bulmuş, alayı 'laiklik' yalıyor yalatıyor!

Bu, Cumhuriyet Gazetesi için yeni bir dönüm noktasıdır!

Unutulmasın, kayıtlara geçsin, keriz yerine koyulan kemalistler cumhuriyetçiler Atatürkçüler'i Algida ve Magnum'la kimler uyutuyor kimler ülkenin peşkeş çekilmesini örtmeye çalışıyor, ibreti alem, mezarlarına tükürülsün.

İKİ

Veryansın'ın yayınevi Pankuş'un bu haftaki kitap fuarına katılmasına karşı çıktım, çünkü, yeni bir yayıneviyiz ve on-onbeş kitabımız ancak var ve çok pahalı stand kirasını ödeyemeyiz, diye.

Ancak, böyle olmadı, Vodinalı, Celal Çelik, Beyazıt Karataş, Cem Gürdeniz, Rengin Gürdeniz ve Nihat Genç'in dünkü imza günü üçbuçuk uzun saat izdiham içinde geçti, neye uğradığımızı şaşırdık.

Başta Cem Gürdeniz, Rengin Gürdeniz ve Beyazıt Karataş'a bu kadar yoğun okuyucu ilgisi, inanın, bu sütunlarda verdiğimiz milli mücadelenin karşılığı!

Koca fuarda binlerce yayını olan bir iki yayınevi dışında en büyük kalabalığı toplayan üstelik fuarın bir yan sokağında olmamıza rağmen Veryansın yazarlarına gösterildi.

Bu yoğun ilginin sebebi çok basit, insanımız, anayasanın giriş maddelerinin tartışma masasına koyulmasından çok rahatsız, ve insanlar bizden 'dik' durmamızı, cumhuriyet'ten, kazanımlarından, toprak bütünlüğümüzden ve anayasa'dan zırnık taviz vermeden yazıp-çizmemizi bekliyor!

Bu yoğun ilgi büyük bir milli muhalefet boşluğunu gösteriyor!

Bu yoğun ilgiyle okuyucu, biz neler döndüğünü görüyoruz, ve kendimize yakışan bağımsız yazarlarla aynı bedende aynı kitaplar içinde aynı siyaset içindeyiz diye hepimize mesaj gönderiyor!

Beş-on kitapla açtığımız standın TV reklamları olan TV yazarlarıyla dolu ve binlerce kitap basan yayınevleriyle baş başa büyük ilgi görmesi, bize şunu diyor: Sırtladığınız yüklendiğiniz bağımsızlık ve cumhuriyetçilik fikri sizden de büyük, çünkü, arkanızda bir millet, bizler varız!

Ve, yazıyorsunuz da ne oluyor, yazıyorsunuz da nereye gidiyor, yazıyorsunuz da kimler okuyor, yazıyorsunuz da değişen ne, gibi, soruları olanlara, dün Pankuş standı cevabını verdi, yazdığınız milli bağımsız cumhuriyetçi okuyucularınız, işte burada, sizinle gittikçe büyüyor!

ÜÇ

Benden başka tabut boyayacak kadar gözü dönmüşleri ifşa edecek tek bir sanatçısı yok mu bu ülkenin!

Diyarbakır'da 'boyanmış tabutlar' sergisi neden infial yaratmaz, neden büyük-büyük-büyük sanatçılar gazeteler bu alçaklığa karşı insani vicdani tek laf edip karşı çıkmaz!

Bir insan evladı bombom şekeri gibi tabutları niye boyasın.

Kapitalizmin ve reklamın geldiği alçaklığa bakın şimdi de ölen insanlarımızın tabutlarını mı boyata boyata satacağız!

Olmadı, bir daha ki sefere tabutların üstüne krema sürün yalatın!

Açılım yaygarası kopartmak için düzenlenen yeni megri megri sergisinde boyanmış tabutların niye boyatıldığını sorgulayan bu topraklarda vicdan sahibi tek bir yazar sanatçı yok!

Acıları trajedileri kimler için boyuyorlar, yoksa Algida gibi, dünya mutluluk sponsorları mı tabutları boyatıp boyatıp Türk siyasetine satıyor!

Ve mankenler boyanmış tabutlar önünde poz veriyorlar!

Acılar ve trajediler içinde yitirilmiş insanların hiç değilse mezarına/anısına/ölüsüne saygı gösterin, değil, sırf açılım algısı yaratılsın diye, tabutları boyatıp pazarlamaya başlamışlar!

Dandiklik züppelikten çok öte bu insanlık dışı eyleme bir de 'sanat' diyorlar!

Diyarbakır'ın bir semtinde çocuklarını PKK'ya kaptırmış anneler hergün nöbet tutup ağlarken, öbür tarafta, İstanbul'un züppe yazarları sanatçıları, hayatlarını gençliklerini hiç yaşamamış genç yaşta öldürülmüş çocukların şimdi de tabutlarını boyatıp poz verip şekil yapıp ekmek yiyor ve kendilerine de afralı tafralı sanatçı diyorlar!

Kan içmek buna denir!

Pek yakında döktükleri kanın renkli şuruplarını da yapıp İstanbullu züppe sanatçı ve mankenlerle içerler.

Yas, diye bir şey var, taziye var, cenazanin töreni var, töresi var, insan ölümüne saygı göstermek içindir, ama siz, mezarından tekrar çıkartıp boyuyorsunuz, bir insan evladının ölüsüne/cesedine/anısına bu kadar acımasız bir saygısızlık olur mu?

Oluyor, işte, üstelik boyanmış tabutlar önünde Ertuğrul Özkökler İsmail Saymazlar 'halay' çekiyorlar!

Bir yazar olarak Nihat Genç, insanlığın bu topraklarda bu denli aşağılandığı bir sergi-açılış-olay görmedim, lolipop şekeri gibi tabut boyamak nedir?

Halk TV, Tele 1, KRT, Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerinden tek bir sanatçı ortaya çıkıp, kardeşim, tabutları bayram şekerleri, büfe şekerleri, mevlid şekerleri çocuk şekerleri, akide şekerleri, gibi, yalanacak şekerler gibi, size boyattıran hangi tür canilerdir, diye sormuyor, soramıyor!

Çünkü açılım algısı oluşturmak için bugün sadece tabut boyatmıyorlar, sözde kemalistlerin gözlerini de boyuyorlar, adına sanat diyerek adına sergi diyerek, insanlığın en yüksek ahlaki görevi ölüye saygıyı-insana saygıyı dahi sırf cepleri dolsun sırf şöhretleri artsın diye boyata boyata pazarlıyorlar!

Çünkü ölenler, kendi çocukları değildi!

Çünkü yaşanan acılar ve tradejiler onlar için sadece siyasi bir kumardı!

Çünkü yaşanan acılar ve tradejilere kurban gidenler öldükten sonra dahi bu üç kuruşluk dandik sanatçıların yazarların şöhretlerine lüks arabalarına parlak takım elbiselerine, yazar ve vekil maaşlarına hizmet etmeli!

Şu komediye bakın, tabutları boyayanlarla İmamoğlu'nu, Kaftancıoğlu'nu, Fetöyü, PKK’yı boyayıp Halk Tv vb ekranlardan satanlar, aynı Birleşmiş Milletler mutluluk sponsorları!