Aleviler ‘hızır orucu’nu neden tutar?

Ali Rıza Özdemir yazdı...

Aleviler ‘hızır orucu’nu neden tutar?

Tunceli Valisi Sayın Mehmet Ali Özkan ile Erzincan Valisi Sayın Mehmet Makas, Hızır orucuyla ilgili birer mesaj yayımladılar. Benzer hususlara vurgu yapılan her iki metinde de “Anadolu-İslam” inancına, Hızır’ın darda düşenlere yardım ettiğine, tutulan oruçların ve dağıtılan lokmaların kabulüne, Hızır günlerinin barış, kardeşlik ve birliğe vesile olmasına vurgu yapıldı.

Daha önce de 2020’nin Hızır günlerinde Erzincan Belediye Başkanı Sayın Bekir Aksun tarafından olumlu bir adım atılmış, cemevleri belediye meclisinde “oybirliği”yle ibadethane olarak kabul edilmişti. Bu adım gerçekten şaşırtıcıydı ve Alevi toplumu üzerinde büyük bir sempati yaratmıştı.

Tunceli ve Erzincan gibi Alevi nüfusun yoğun yaşadığı yerlerde, Aleviler için kutsallık arz eden günlerin devleti temsil eden valiler tarafından anılması, cemevlerinin belediyeler tarafından ibadethane statüsüne alınması elbette takdir edilmesi gereken güzel gelişmeler. Alevi nüfusun yaşadığı diğer illerimizdeki valilerin ve belediye başkanlarının da benzer işler yapması her bakımdan yararlı olacaktır.

ALEVİLER NEDEN HIZIR ORUCUNU TUTAR?

Peki, Hızır orucu nedir ve Aleviler neden Hızır orucunu tutarlar?

Alevi inancına göre Hızır orucunun kaynağı Kur’an-ı Kerim’dir. İnsan Suresinin 7 ile 10. ayetlerinde şöyle denilmektedir:

“Onlar, verdikleri sözü yerine getirirler ve dehşeti her yerde hissedilen bir günden korkarlar.
Onlar, kendileri sevip istedikleri halde yoksula, yetime ve esire de yemek verirler. 
(Ve şöyle derler:) ‘Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. 
Biz, öfkeli, çetin bir günde rabbimizden (azabından) korkarız.’”

Bu ayetlerin nüzul sebebi, Sünni ve Şiilere ait birçok hadis, tarih ve tefsir kitabında Ehlibeyt’le ilgili bir olayla açıklanır. Aktarımlara göre Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hastalanır. Hz. Ali ile Hz. Fatıma da çocuklarının iyileşmesi için adak orucuna niyetlenir. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin de bu niyete iştirak ederr. Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin iyileşince, ailece üç günlük oruca niyetlenirler. İlk gün iftar vakti kapılarına bir yoksul gelir ve zaten az olan iftarlıklarını ona verirler. İkinci gün iftar vakti kapıyı bir yetim çalar. Bu defa iftarlıklarını yetime verirler. Üçüncü gün ise iftar vaktinde kapıya bir esir gelir. O gün de iftarlıklar, yetime nasip olur. Böylece Ehlibeyt, üç gün sadece suyla iftar yaparak oruç tutmuş olur.

Bu nedenle Aleviler de, üç gün arka arkaya oruç tutarlar.

***

Peki, neden bu oruç Hızır orucu olarak adlandırılır?

İnanca göre Ehlibeyt’in kapısına farklı kıyafetlerde gelen kişi Hz. Hızır’dır. O nedenle bu oruç “Hızır” adıyla anılır. Alevilikte oruçlar, Hızır veya başka biri için tutulmaz. Alevilikte bütün ibadetler gibi Hızır orucu da Allah rızası için yerine getirilir. Nasıl Ramazan ayında tutulan oruçlar Ramazan adıyla anılmasına rağmen Allah rızası için tutuluyorsa, Hızır orucu da sadece ve sadece Allah rızası için tutulur.

HAZRETİ HIZIR KİMDİR?

Şimdi gelelim Hızır’ın kimliğine. Acaba Hızır kimdir?

Hızır’ın kimliğini de, tıpkı orucu gibi Kur’an-ı Kerim’den öğreniyoruz. Hz. Hızır hakkındaki bilgiler, Kehf Suresinin 60 ile 82. ayetleri arasında anlatılır. Adı, ayetlerde açıkça Hızır olarak anılmaz. “Kullarımızdan biri” olarak tanıtılan Hz. Hızır, ledün ilmine sahiptir. Hz. Musa, sahip olmadığı bazı bilgileri Hz. Hızır’dan öğrenir. Hz. Hızır, yolculuk boyunca Hz. Musa’ya kılavuzluk ve öğretmenlik yapar.

Alevi inancında Hızır’ın birçok özelliği vardır. O nebidir yani peygamberdir, kılavuzdur, rehberdir, yoldaştır, misafirdir, berekettir, ledün ilmine (gayb ilmi) sahiptir, ölümsüzlük suyundan içmiştir, darda ve zorda kalanın imdadına yetişir.

 “BOZATLI HIZIR” MI “HOZAT’IN HIZIR’I” MI?

Yukarıda saydığımız hususların tamamı, Hz. Hızır’ın doğrudan veya dolaylı şekilde Kur’an ayetlerinden çıkarılan özellikleridir. Hz. Hızır’la ilgili bazı kültürel aktarımlar da vardır. Onun “bozatlı” olması bu kültürel özelliklerden biridir. Eski Türk kültüründen kaynaklanan bu özellik, boz rengiyle ilgilidir. Bilindiği üzere eski Türk inanışlarında Bozkurt, kut verilen kişilere kılavuzluk yapan göksel bir varlık olarak kabul edilir.[i]

Esasen Hızır’ın bozatlı olduğuna dair Aleviliğin yazılı kaynaklarında çok sayıda kayıt vardır. Aleviliğin sözlü kültürü de bu bilgiyi açıkça teyit etmektedir. Mesela Yunus Emre, Hızır’ın bozatının bulunduğunu, denizde zorda kalanlara yardımcı olduğunu, ölümsüzlük suyundan içtiğini pek veciz bir şekilde anlatmıştır:

“Demir boz ata bindim deniz üzre yürüdüm
Hızr ile hayat suyun içiben kanan benem”[ii]

Aleviliği Türk kültürü dışında konumlandırmak isteyen kimi çevreler, “Bozatlı Hızır” yerine, gülünç şekilde “Hozat’ın Hızır’ı” (Hızıre Hozati) adını yaymaya çalışmaktadır. Mesela “Pülümür’ün Hızır’ı”, “Mazgirt’in Hızır’ı” gibi kullanımlar yoktur ama Bozatlı Hızır adını perdelemek için “Hozat’ın Hızır’ı” şeklinde bir kullanım söz konusu edilmiştir. Basit gibi görünse de bu durum, son derece tehlikelidir ve Aleviliği, Türk kültüründen uzaklaştırma amacı taşıyan adımlardan sadece biridir.

“MİLLİ BİRLİK” İÇİN NE YAPMALI?

Burada ve başka mecralarda defalarca dile getirdik. Alevilik, yurtdışı kaynaklı kimi güç odakları tarafından bir milli güvenlik meselesine dönüştürülmek istenmektedir. Ali’siz Alevilik olarak bilinen Haricilik de bu amacın adi bir aracı haline getirilmiştir. Bu konuda, ne yazık ki, hayli mesafe alınmıştır. Özellikle Alevi toplumunu Türk kültür havzasından koparmayı amaç edinen ve etnik ayrılıkçılığı merkeze alan çalışmalar yoğunluk kazanmıştır.

Alevilik bir milli güvenlik meselesine dönüştürülmeden “devlet aklı” devreye girmeli ve konuyla ilgili uzun vadeli bir çalışma planı hazırlanmalıdır. Alevilerin inanç değerlerini saygıyı temele alan bu plan, mezhebi endişelere dayanmayan ve Türk milli birliğini esas olan bir çerçevede, uygulanabilir ve sürdürülebilir olmalıdır.

Bunun dışındaki her yol, bizi başarısızlığa sürükler. Farkında olmalıyız ki, yakın bir gelecekte bizi bekleyen tehlike, Alevilerin tek başına başa çıkacağı türden bir tehlike değildir. Etnik ayrılıkçılığı merkeze alan terör süreci gibi, uluslararası desteğe sahiptir ve bu nedenle devletin ve milletin desteğine muhtaçtır. Henüz fiili olarak teröre başlamasa da Türklük ve İslam düşmanlığı temelinde şekillenen bu yapılar, psikolojik ve fikri olarak terör sürecine destek olan ortak bir tabana sahiptir.

***

ALEVİLİKTE HIZIR İNANCI HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN YOUTUBE KANALIMIZDAKİ VİDEOMUZU İZLEYEBİLİRSİNİZ.


Sonnotlar

[i] Detaylı bilgi için bk.: Mustafa Duman, “Bozkurttan Hızır’a Türk Halk Anlatmalarında Kılavuz”, Millî Folklor, 2012, Yıl 24, Sayı 96, s. 190-201
[ii] Abdulbâki Gölpınarlı, Alevi – Bektaşi Nefesleri, Remzi Kitapevi, 1963, s. 49.