Amerika’da seçimi küreselciler kazandı, peki şimdi ne olacak?

Amerika’da seçimi küreselciler kazandı, peki şimdi ne olacak?

Artık Amerika’daki seçimi Joe Biden kazandı diyebiliriz. Olağanüstü gelişmeler olmazsa Biden başkanlık koltuğuna oturacak.

Seçimlerde hile yapıldığını iddia eden Trump, Beyaz Saray’ı terk etmemek için direnebilir.

Amerikan halkı seçimlerde tercihini korumacı-ulusalcı Trump yerine, küreselci Biden için yaptı ve Biden ülkenin gelmiş geçmiş en yaşlı başkanı olarak bu ülkeyi yönetecek, Amerika’yı yeniden dünya lideri yapacak, dünyayı yeniden şekillendirecek (?!)

Biden’ın başkanlığı Amerikan ve dünya tarihinde yeni bir dönem başlatacak, yeni jeopolitik depremler yaşanacak.

Biden bir küreselci ve amacı Amerika’yı yeniden dünya lideri yapmak. Biden, dünya liderliğini hem Amerika ve hem de dünya için bir zaruret olarak görmekte. Asıl sorunda bu. Çünkü, Amerika bu kapasitesini giderek kaybetmekte.

Trump döneminde Amerika’nın dünyadaki nüfuzunun ve etkinliğinin azaldığını iddia eden Biden, Amerika’yı yeniden dünya lideri yapmak için liberal ekonomik düzeni ve bu düzenin kurumlarını canlandırmaya çalışacak.

Biden korumacı ekonomi politikaları uygulayan Trump’ın aksine gümrük duvarlarını kaldırarak serbest ticareti destekleyecek.

"Demokrasi"nin Amerikan’ın en önemli "kurucu değeri ve gücünün kaynağı" olduğuna inanan Biden, "Amerika’nın demokrasi değerleri"ni yayarak dünya liderliğine yükseleceğine inanmakta. Eğer Biden demokrasi değerlerini Arap Baharı'nda olduğu gibi yayacaksa, yine çok canlar yanacak demektir.

Aslında "demokrasi değerlerini yaymak" meraklısı olan Biden’ın bu gayretlerine kendi ülkesinde başlaması gerekir.

Çünkü, kendilerini üstün ırk kabul eden Anglo-Saksonların kendi renginden olmayanlardan nefret ettiği, evsizlerin, yoksulların sayısının arttığı, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek büyüdüğü, sağlık sigortası olmayanların sokaklarda öldüğü Amerika’da gerçek demokrasinin varlığından söz etmek mümkün değildir.

NATO’nun Amerika’nın güvenliğinin kalbi olduğuna ifade eden Biden sadece NATO’yu değil, Trump’ın aksine, bütün ittifakları ve ortaklıkları güçlendirmeye çalışacak.

Çin’in Amerikan çıkarlarına karşı meydan okuyan en güçlü rakip olduğunu söyleyen Biden, bu ülkeye karşı müttefikleri ve ortakları ile müşterek bir cephe kurarak mücadele edecek. Bu amaçla Biden, Güney Kore, Japonya, Avusturalya ve Filipinler ile dayanışmayı geliştirecek.

Başkanlığı döneminde klasik "Amerikan değerleri"ni öne çıkaracak, liberalizmi ve serbest ticareti destekleyecek, ittifakları ortaklıkları güçlendirecek olan Biden, dış sorunların çözümlenmesinde, kendi ifadesi ile diplomasiye öncelik verecek, askeri gücü son çare olarak kullanacak.

Özetle, Trump şov sona ermiş, Amerika’da küreselcilerin ve derin yapının adamı yaşlı Biden seçimi kazanmıştır.

Biden döneminde Amerika’nın karşı karşıya olacağı asıl sorun, Amerikan’ın kurduğu dünya düzenini ve bu düzenin kurumlarını koruyabilmek, Çin merkezli yeni bir dünya düzeninin kurulmasını önlemektir.

Küresel liderlik için yapılan güç mücadelesinde şimdi Çin daha avantajlı görünmektedir. Çünkü, Amerika’yı refah ülkesi, küresel lider yapan liberal ekonomik düzen, günümüzde Amerika’dan çok, Çin’in çıkarlarına hizmet etmektedir.

Küreselciler Amerika’da yönetimi teslim alırken rakamlarla, bu ülkenin içinde bulunduğu duruma bakalım (Yazı kaleme alındığında usdebdtclokorg’a göre):

-Ulusal borç 27.2 trilyon dolar

-Kişi başına borç 82.3 bin dolar

-Federal bütçe açığı 3.2 trilyon dolar

-Federal borcun gayrisafi hasılaya oranı yüzde 128

-ABD’nin toplam borcu 85 trilyon dolar

-Toplam kişisel borç 20.8 trilyon dolar

-Ticaret açığı 840 milyar dolar

-Çin ile ticarette açık 300 milyar dolar

-Yoksul sayısı 35.5 milyon

-Sigortasız sayısı 28.3 milyon

-Milyoner sayısı 18.3 bin

Yukardaki rakamlar Amerikan’ın içinde bulunduğu güç durumu göstermektedir. Amerika iflas etmiş bir tüccar gibidir. Amerika’nın bağışıklık sistemi zayıflamıştır.

Amerikan küreselcilerinin bu açmazdan kurtulmak için reset oyunlarını bir yana bırakıp Çin ile uzlaşmaktan başka çaresi yoktur. Yukardaki rakamsal tablo, Amerika’nın daha ciddi iç sorunlara da gebe olduğunu göstermektedir.

Amerika’daki seçim sürecinde Türkiye’deki haber kanalları iyice tuhaflaştı, gece gündüz seçim programları yaptı.

Salıncak eyaletlerin adlarını ezberledik, bu eyaletlerdeki sayımları dakika dakika izledik.

Türkiye, Amerika uzmanları sayısında rekorlar kırdı. Her gece izlediğimiz, yüzlerini ezberlediğimiz her konunun uzmanı genel maksat uzmanları, Amerika uzmanlığı konusunda da hünerlerini gösterdi. Başka konularda uzman olanlar ise hızlı bir geçiş yaparak Amerikan uzmanlığına dönüştüler, neler söylediler neler…

Varlığını Külliyeye adamış ve Külliye sayesinde statü kazanmış değerli yorumcular, Tayyip Erdoğan-Trump dostluğunun önemini ve faziletlerini sürekli anlattılar.

Bu süreçte, Türk haber kanallarında, Trump’çı Türkler ile Biden’cı Türklerin kavgasını bile ilgiyle izledik.

Bu uzmanların çoğu, kısa bir süre önce, deprem uzmanı kimliği ile İzmir depremini anlatıyordu.

Haber kanallarının Amerikan seçimi sevdası bize İzmir depremini bile unutturdu...

SON SÖZ

Önümüzdeki dönemde, Amerika’da güçlü kişinin, zaman zaman torunlarının sayısını hatırlamakta zorlanan Başkan Biden mı yoksa onun yardımcısı Kamala Harris mi olacağını zaman gösterecektir.

Biden döneminde Türk-Amerikan ilişkilerini öncelikle, Amerikan’ın Ortadoğu politikaları, dayatmaları ile Türkiye’nin Atlantik yapısı ile ilgili pozisyonu, Atlantik yapısının ne kadar içinde veya dışında olduğu belirleyecektir.

Türkiye-ABD ilişkilerinin sağlıklı bir düzlemde yürütülebilmesi için ABD’nin;

- Türkiye’nin egemen bir ülke olduğu bilincine varması, iç işlerine karışmaması, dayatmalar yapmaması,

-PKK-PYD’yi destekleyerek Türkiye için güvenlik sorunu oluşturmaktan vazgeçmesi,

-Doğu Akdeniz’de adil ve tarafsız bir politika izlemesi,

-Yunanistan’ı kayıtsız şartsız desteklemekten vazgeçmesi,

-NATO üyesi ülkelerin Türkiye’ye tehdit oluşturmasını önlemesi gerekmektedir.

Biden’ın Türkiye’nin bu hassasiyetlerini dikkate almazsa, doğal olarak Türkiye giderek Atlantik yapısından uzaklaştıracaktır.

Dünyanın yeniden şekillendiği jeopolitik ortamda, Atlantik yapısından giderek uzaklaşan Türkiye, kritik coğrafi konumu ve bölgesindeki jeostratejik etkinliği nedeni ile ABD’ye ve Atlantik yapısına ciddi bir bedel ödetebilecektir.

İşte bu nedenle de ABD-Türkiye stratejik ilişkilerinin yeniden tanımlanması gerekmektedir.