Araba ile Balkanlar ve Avrupa turuna devam (Belgrad-1)

Araba ile Balkanlar ve Avrupa turuna devam (Belgrad-1)

2014 yılının Ağustos ayında 2001 model arabam Kara Şimşek ile Belgrad’a vardığımda, hayal meyal bir aile öyküsü gelmişti aklıma. O tarihten tam 44 yıl önce annem ve babam, akrabamız Hüseyin DOĞANLAR, eşi ve kızı ile birlikte, arabayla bir Balkanlar ve Orta Avrupa turu yapmışlardı. Rahmetli Hüseyin amcaların 1968 model Anadol marka arabasıyla yola düştükleri bu maceranın duraklarından biri de Belgrad olmuştu. 

Nesiller arasında bir yolculuk 1970’den 2014’e arabayla Balkanlar ve Avrupa …

Bizimkilerin 1970 yılının yazında yaptıkları gezinin temel rotası; Bulgaristan, Yugoslavya, İtalya, İsviçre, Almanya, Avusturya olmuştu. Aile büyüklerinin bu gezisi sırasında, ablam ve ben de anneannem ve dedemin Kırıkkale’deki evlerinde kalmıştık. Yaşım epey küçük olduğundan çok fazla şey hatırlamıyorum o günlerden, ama Gümülcineli Fatma ninemin ıspanaklı kol börekleri ve bahçedeki hindi ve tavuklar hâlâ aklımda.

1970 yazındaki o geziden sonra anlatılanlardan aklımda yer eden konulardan biri 1968 model mavi Anadol’un son derece performanslı olarak bu geziyi tamamlamış olduğuydu. Babamın sıklıkla; “Meşhur yabancı marka otomobiller o İsviçre Alplerinde su kaynatırken, bizim Anadol’umuz tık demeden taşıdı beş kişilik kadromuzu.” dediğini biliyorum.

Aile büyüklerim, Hüseyin, Melahat, Gönül Büyüktopçu DOĞANLAR ve annem Özgül ELBEK

Babam Hayrettin ELBEK, annem, Gönül Abla ve Melahat Teyze.


Aile büyüklerimin Balkanlar ve Avrupa Gezisinden Görünümler

2014’de beni de Kara Şimşek taşıyordu ama bir Türk markası değildi.

Hodenist Hostel’in önünde park halindeki Kara Şimşek (2014-Belgrad)

1970 gezisini yaptıkları 1968 Model Anadol’un benzerinin fotoğrafı. 

Tabii ben, o sıralarda 4 yaşında bir çocuk olarak bizimkilerin Belgrad hakkında neler anlattıklarını hatırlamıyorum. Onların gezisiyle ilgili bazı başlıklar ve gözlemleri aklımda olmakla birlikte, Belgrad sadece isim olarak var anılarımda. Bana gelen oyuncaklar, en fazla üç hafta süren bu yokluğun hasretini gidermeye yetiyordu o zamanlar...

Bu kadar nostalji sonrası benim Belgrad günlerime dönelim şimdi de.

Belgrad’a ulaşmıştım, ama kulağımda hala Guça’daki trompet sesleri çınlıyordu. Bu harika coşku festivalini tekrar yaşamak veya okumak isteyenler geçen haftaki yazımıza göz atabilirler.

Belgrad’ta İlk Gün...

Belgrad, Guça’dan sonra oldukça sakin gelmişti. Hedonist Hostel’de güzel bir dinlenme sonrası sokaklara salındım. İlk durağım Kalemeydan oldu.

Kalemeydan (Kalemegdan)…

Belgrad Kalesi’nin bulunduğu bölge “Kalemeydan” olarak isimlendiriliyor. Günümüzde çok güzel ve büyük bir gezi parkı aynı zamanda. Sırpça’da da aynı adla “Kalemegdan” olarak anılıyor. İstanbul Kapı, Saat Kapısı, Defterdar Kapısı, Despot Kapısı, Kral Kapısı, Leopold Kapısı gibi isimleri olan tarihi kapılardan geçerek kalenin içinde ulaşılıyor.

 Kalemeydan’a giriş yaptığım bazı kapılar:

İstanbul’un fethinden 3 yıl sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatılan Belgrad alınamamış, ilk kuşatmadan yaklaşık 70 yıl sonra Kanuni Sultan Süleyman ele geçirmiş burayı. Sonrasında bu güzel kentte 350 yılı aşkın bir Osmanlı hakimiyeti yaşanmış.

Tarihi 15. Yüzyıla uzanan kale içinde Osmanlı izleri de var doğal olarak. Damat Ali Paşa Türbesi, zamanın yöneticisi Osmanlı paşalarının kaldığı konak bulunuyor. Kale, hakim mevkideki konumuyla size güzel bir Belgrad manzarasını da sunuyor. Osmanlı’dan şehrin teslim alındığına dair taş levhalar, Sırplarla birlikte savaşmış Fransızlara ait anıtlar, heykeller ve güncel sanatsal yerleştirmeler (enstelasyonlar) var Kalemeydan’da.

Damat Ali Paşa Türbesi, Kalemeydan, Belgrad.


Kalemeydan’dan fotoğraflar

10 ülkeden geçip gelen Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği yer Belgrad. Kaleden bu iki nehrin birleştiği yeri izlemek mümkün. Kalenin içinde bir askeri müze var. Bu müzenin açık alanında Yugoslavya dönemine ait savaş araç gereçleri, tanklar, güdümlü mermilerin sergilendiği bir alan da bulunmakta.

 Tuna ve Sava Nehirleri’nin birleştiği yerin Kalemeydan’dan görünümü.

Kalemeydan içindeki askeri araç, gereç ve silahlar.

Benim gezdiğim esnada genç bir Türk akademisyenle karşılaşmıştım. Kale içinde telli bir yerel çalgıyla hoş melodiler çalan sokak müzisyenine bendirle eşlik ediyordu. 

Kalemeydan’da sokak müzisyeni ve ona eşlik eden “Bendir” çalan Türk genci.

Kale meydan yakınlarında bulunan Bayraklı Camii Belgrad’ta günümüzde faal halde bulunan tek cami imiş. Kalemeydan çevresindeki diğer tüm camilerin kiliseye dönüştürülmüş olduğunu bir gezginden dinlemiştim.

Aylak aylak tüm Kalemeydan’da dolaştım. Bu sırada Kalemeydan’da gezen bazı Türkler gördüm. 2014’ün Ağustos ayının başında çok sayıda Türk turist vardı Belgrad’ta.

İkinci durağım renkli ve gün boyu yürüyenlerin pek eksik olmadığı Prens Knez Mihailova’nın adının verildiği ünlü cadde olacaktı. Kalemeydan çıkışı sonrası Knez Mihailova’ya doğru yöneldim.

Knez Mihailova Caddesi ve Cumhuriyet Meydanı…

Kafeler, restoranlarla dolu sokak müzisyenlerinin maharetlerini sergiledikleri eğlenceli ve meşhur bir cadde Knez Mihailova. Araç trafiğine kapalı. Canlı karakteriyle sizi içine çeken renkli bir yer. Alışveriş meraklıları için de seçenekler sunuyor. Kapitalizmin AVM çılgınlığı ve zincir markaları da burada yerlerini almış durumda. İstiklal Caddesi’nin eski hali diyebiliriz Belgrad için. 

Knez Mihailova Caddesi’nin sonunda da Cumhuriyet Meydanı’na ulaşılıyor. Protestolar, siyasi olayların gerçekleştiği küçük Taksim Meydanı diyebiliriz. Sırbistan'ın bağımsızlığını kazanmasında Osmanlılara karşı mücadele etmiş olan Prens Mihailova’nın heykeli var bu meydanda. Meydana yakın bir yerde Sırbistan Ulusal Müzesi bulunuyor. 

Knez Mihailova Caddesi’nden görünümler.

Cumhuriyet Meydanı, Belgrad.

Sırbistan’ın Değişen Yüzü…

Tabii ki ben bu yazıyı gezimden 6 yıl sonra yazdığımdan Belgrad’ta epey değişiklikler olmuş. Okumakta olduğunuz yazının taslağı üzerinde Belgrad’ta yaşayan arkadaşım Kenan HAMDİOĞLU ile konuşurken, 2014 döneminde kapalı olan Sırbistan Ulusal Müzesi ve yıllardır yenileme çalışmaları sürdürülen Çağdaş Sanatlar Müzesi’nin hizmete girdiğini öğrendim.

Bunun yanında düzelme eğilimi gösteren ekonomi ile benim gezdiğim zamanki birçok altyapı eksikliğinin giderildiği, işsizlik oranlarının düştüğü ve yaşayanlar açısından genel memnuniyetin arttığını da konuştuk arkadaşımla.

Sırbistan Ulusal Müzesi’nde; arkeolojik buluntular, mozaikler, sikkeler, büstler, heykeller ve birçok ünlü ressamın eseri bulunmakta. Ulusal Müze ücretsiz gezilebiliyor. Aşağıda gezgin Mert SEZER’in videosundan bu müzeden görüntüleri izleyebilirsiniz.

10 yılı aşkın yenileme çalışmaları devam eden Çağdaş Sanatlar Müzesi de (Contemporary Art Museum) 2017 yılında açılmış. Dünyaca ünlü Sırp performans sanatçısı Marina ABRAMOVİÇ de burada sergi açmış. Sabancı Müzesi’nde de sergi açan meşhur sanatçının oldukça ilginç bir yaşam öyküsü var. Merak edenler için aşağıdaki linkten vücut sanatı ve sanatçı hakkında bilgi veren 6 dakikalık videoyu izleyebilirsiniz. 

Beton Hala (Concrete Hall), benim gittiğim dönem sonrasında, Kalemeydan altındaki ambarlar bölgesinin son derece modern restoranlar haline dönüştürülmesiyle oluşturulan bir bölgeymiş. Dünyaca ünlü tasarımcıların projeleri ile gerçekleştirilen bölge, eğlence ve yemeğin modern buluşma noktası halini almış. Ön rezervasyon, birçok Belgrad mekanı gibi Beton Hala’da da önemli. Beton Hala bölgesini anlatan yazıya vereceğim bağlantıdan ulaşabilirsiniz. https://belgradgezi.wordpress.com/2017/04/20/belgrad-betonhala-da-ayri-bir-hayat/

Bu noktada yine alternatif bir videoya yer vermek istiyorum. Gezgin Mert SEZER’in samimi anlatımıyla hazırladığı güzel videosuyla 2 günde Belgrad’ta neler yapılabileceğini aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.

Ucuz İletişim için SIM Kart Alın…

Gezilerde iletişim için ziyaret ettiğiniz her ülkenin SIM kartını satın alıp kullanmak en hesaplı seçenek oluyor genelde. Bu Balkan ülkeleri için de, Güneydoğu Asya’da da, Güney Amerika’da da aynı biçimde. Tabii ki “Kapitalizmin koyunu, sonra çıkar oyunu” sözünü de akılda tutarak, sıklıkla değiştirdikleri kotalar, dakikalar ve koşullar için inceleyerek almakta fayda var. Zira her zaman bir Ali Cengiz oyunu ile karşınıza çıkan, kafa karıştıran seçenekler mevcut. Siz kartınızı oralarda yaşayan birinin önerisine uyarak alabilirsiniz.

Nikola Tesla Müzesi ve Genç Türklerle Karşılaşma…

Belgrad’ta Kalemeydan’da dolaşırken Türkçe konuşan üç genç görmüştüm ama konuşmamıştım. Oldukça eğlenceli kişilere benziyorlardı. Biri Beşiktaş tişörtü giyen bu gençleri Nikola Tesla müzesine girerken tekrar görünce muhabbetimiz başladı. Cem, Atalay ve Ozan, yollardaki üç hafta sonunda en fazla vakit geçireceğim Türkler olacaktı. 

Nikola Tesla Müzesi ufak bir bina. Büyük bilim ve teknoloji insanı olan Tesla’nın kişisel eşyaları, bazı aletlerinin prototipleri ile yazılı birçok belge ve açıklamanın olduğu müze burası. Nikola Tesla’nın külleri de müze içinde bulunuyor.

Rezervasyonlu Girişler: Girişi de 500 Sırp Dinarı ki bugün için 35-40 TL civarında tutuyor. Unutulmaması gereken bir detay da rezervasyonlu gitmenin uygun olduğu. Rehberli turları olan müzede ziyaretçi sayısı kısıtlı olduğundan bu ön-rezervasyon durumu önemli. Kapıya gidip müzeyi gezememe durumunda kalmayın.

Rezervasyon yapma gerekliliği Belgrad’ta aklınızda bulunması gereken bir başka önemli nokta. Prestijli restoranlar ve benzeri faaliyetler için rezervasyon yapma durumu aklınızda bulunsun.

Nikola Tesla Müzesi’nden görünümler:

Müze çıkışında gençlerle oturup kahvelerimizi içtik. Biraz iş, biraz gezme için Belgrad’ı seçmişlerdi ve her açıdan çok memnunlardı burada bulunmaktan. Bu genç ve canlı üçlüyle iyi anlaşmıştık. Gençlerin enerjisiyle Belgrad gezim hareketlenecek ve onlarla güzel vakitler geçirecektim. Hep birlikte akşam yemek yemeye karar verdik. Gideceğimiz yer turistik ve hareketli bir bölge olan Skadarlija olacaktı.

Sıra sıra restoranların bulunduğu bir bölge Skadarlija. Geceleri ağırlıklı olmak üzere eğlence, müzik ve yemek keyfinin yaşandığı bir yer burası.

Skadarlija Bölgesinde Gece…

Bizim gençler ve onların Sırp arkadaşlarıyla buluştuğumuz Skadarlija, açık havada akşam yemeği için olmazsa olmaz mekanlardan biriydi Belgrad’ta. Gayet turistik, nezih, aynı zamanda bohem bir eğlence ortamı. Sokak müzisyenlerinin harika müzikler yaptığı, eğlencenin, sanatın ve serdengeçtiliğin harman olduğu bir bölge.

Burada restoranlardaki Türkçe reklam panoları ve mönüler hemen dikkatimizi çekiyordu 2014’de. O zaman paramızın değeri şimdikinin iki katından fazlaydı sanırım. Yani burada iki yemeğe verdiğimiz parayı artık bir yemeğe veriyoruz. Bu denli değer kaybı karşısında üzülüyorum, hem bir vatandaş hem de bir gezgin olarak.

 Skadarlija’dan görünümler.

Bu noktada Erkan CAN ve Güven KIRAÇ’ın tatlı sohbetleri eşliğinde Skadarlija’da bir gece geçirmek isterseniz aşağıdaki videoyu izlemenizi öneriyorum.

Cevapçiçi ve Pljeskavica…

Sırp mutfağı et ve hamur işi ağırlıklı. Yıllardır Osmanlı egemenliğinde yaşandığından birçok yemek, alışkanlık ve Türkçe kelimeler girmiş Sırpça’ya. “Kaymak, fıstık, cevap (kebap), börek, sarma” bunlardan sadece bazıları. 

Geçen haftaki yazımda bir arkadaşım Sırbistan’da et kültüründen söz etmemi istedi. Açıkçası pek etçil biri olmadığımdan bu konuya çok eğilmesem de, et son derece lezzetli Sırbistan’da.

“Cevapçiçi” bizdeki kebap ve köfte benzeri bir et. “Pljeskavica” ise aynı kıymadan yapılan bir hamburger köftesi diyebiliriz. Belgrad’ta bu et ürünlerine meraklı olanların gidebilecekleri fazla sayıda restoran var. Fiyatlar da Türkiye’dekinden oldukça ucuz(du).

“Prijatno! (Priyatno)” afiyet olsun demek Sırpça. Yemek konusunda gayet leziz yemekler yiyeceğiniz Sırbistan’da sıkça bu sözü duyacaksınız. Belgrad’ın Nevizadesi olan Skadarlija’da yenilen güzel yemekler, söylenen Türkçe şarkılar sonrası hostelime döndüm. Zaten Skadarlija’dan ayrıldığım nokta benim hostelim Hedonist’in bulunduğu Simana sokağına çıkıyordu. Burnumun dibinde her gece festival vardı yani. Sırbistan günlerim keyifli geçiyordu.

Belgrad’ta Huzurlu Gün Sonunda Hedonist Hostel’de Sakin Gece…

Belgrad’ta öncelikli olarak görülebilecek yerleri ilk gün dolaşmış olarak hostelime ulaştım. Oldukça merkezi olan bu hostelde Guça’nın yorgunluğunu atıyordum. Ertesi gün gideceğim yerlerle ilgili gezginlerle konuşmalar sonrası uykuya dalmıştım.


 Hedonist Hostel’den görünümler.

Haftaya Belgrad’taki gezimiz devam edecek.

Sağlık ve sabırla geçecek güzel bir hafta diliyorum. Sevgi ve saygılarımla.

***

Not: Belgrad gezisi için faydalı olacağını düşündüğüm bazı siteleri aşağıda veriyorum:

https://belgradgezi.wordpress.com/author/belgradgezi/

https://www.neredekal.com/blog/belgrad-hakkinda-mutlaka-bilinmesi-gereken-6-sey/

Marina Abramaviç’in 20 yıl birlikte olup birlikte ürettikleri sanatçı Ulay ile bir performans sırasındaki sürpriz karşılaşmasının duygusal videosu: