Binali Yıldırım'la dolarizasyonu konuştuk 

Nihat Genç yazdı...

Binali Yıldırım'la dolarizasyonu konuştuk 

(Dolar, 12 liraya yükselirken, 26 milyar doları olduğu iddia edilen eski başbakan Yıldırım Binali Bey'le 'dolar' nedir, tarihi ve bugünü, ne işe yarar, etraflıca konuştuk..)

Nihat Genç: -Sayın Binali Bey, 26 milyar dolar büyük para, bu kadar parayı nasıl kazandınız?

(Binali Bey'in danışmanı da röportajımızdaydı, ikide bir salça olup araya girdi...)

Danışmanı: -Taş taşıyarak kazandı.. Ulan koca başbakana sorduğun sorulara bak! Başbakan'a nasıl kazanmış sorulur mu? Başbakan işte... Başbakan olunca Allah yüzde yüzde yağdırır!

Yıldırım: -Sen sus piç, bırak adam gibi sorularını sorsun, benim verilmeyecek hesabım yok...

Nihat Genç: -Binali Bey, siz düşerseniz Kâbe düşer Mekke düşer Libya düşer, saray düşer, diyorlar.... Dolar bu yüzden mi düşmüyor!

Danışmanı: -Bir Binali düşer, 999 Binali dirilir, Menderes'i yedirdik Özal'ı yedirdik....

Yıldırım: (Devamla) Tayyip'i yedirmeyiz...

Nihat Genç: -Sayın Yıldırım, dolarlar ışıldıyor mu, okunmuş mu, nurlanmış mı, 26 milyar dolarla bir milyon AKP'li garibanı hacca göndereceğiniz söyleniyor, doğru mu? Halkımızın hamuru mu saf dolarlar mı daha saf?

Yıldırım: -Hatırlayın ünlü kokain lideri Escobar dağda çocuğuyla açıkta kalınca dolarları yakıp ısınmıştı... İçiniz rahat edecekse söyleyeyim, tarikatlarımızı cemaatlerimizi camilerimizi partimizi çok güzel ısıtıyor!

Nihat Genç: -Hani şunun için sordum, fazlasını ne yapıyorsunuz? Ne bileyim, hadi bir milyon doları yaktınız, kalanını ne yapacaksınız? Bir de merak işte, dolarları ucundan mı tutuşturuyorsunuz yoksa tomar tomar kömür ateşi gibi kökleyerek mi alev alev mi yakıyorsunuz, yani Yıldırım Bey, yanan dolarların alevleri de bildiğimiz odun ateşi alevleri mi? Müsaadenizle, ilave bir soru, dünya yanarken memleket yanarken sizin dolarlar niye yanmıyor Binali Bey!

Yıldırım: -E kızlar e domuzlar/Günahım boynunuza/Ya vurun ya öldürün/ya koyun koynunuza...

(Danışmanı, kulağıma:) -Sıkışınca atma türkü atar!

Nihat Genç: -Anladım, Binali Bey, dolarlar sizi dokunulmaz mı yapıyor, olağanüstü bilgili bir adam mı yapıyor, dolarınız olunca ejderha mı oluyorsunuz, ya da dolarları Escobar gibi bir yerlere mi gömdünüz, mesela nereye gömdünüz, atma türkünüzde söylediğiniz gibi, yoksa oğlunuz kızların koynuna mı Singapur kerhanesine mi gömdü?

Yıldırım: -Ey Benim Gülizarım/Sen söyle ben yazayım/İki memen arası/Olsun benim mezarım!

Nihat Genç: -Anlamadım, dolarları iki meme arasına kim gömdü?

Yıldırım: Hayır, dolar çarpması diye bir şey var, güneş çarpması gibi, hani el yakıyor derler ya, kazanması kolay ama elinize aldığınızda yakıyor, benim oğlum, dolarları bir insanlık meşalesi gibi eline aldı ve yoksul Asya ülkelerinde sokak sokak insanlığı ısıtıyor!

Nihat Genç: -Yıldırım bey, şöyle sorayım, dolarları bir odaya yığıp hepsine yukardan kuşbakışı mı bakıyorsunuz, yoksa, tek tek elinize alıp yakından mı inceliyorsunuz? Hani Narcos dizisinde olduğu gibi yoksa bir yatağa doldurup üstüne uçarak mı atlıyorsunuz?

Yıldırım: -Armut dalda sallanır/yere düşer ballanır/E gız senin koynunda/Ölmüş adam canlanır...

Nihat Genç: -Anladım, siz sıyırmışsınız, baksana hiç bir soruma cevap vermeyip başka bir makama geçmişsiniz... Ümmetin başıydınız bu yüzden mi şimdi Türk Devletleri'nin başına sizi Turan Başkan yaptılar!

Yıldırım: (Danışmanına bir tokat atar) -Ulan sorulara cevap versene, niye beni zor duruma düşürüyorsun, konuş puşt, adam ne diyor bir dinle, dolarların üstüne mi atlıyorsunuz, diyor, Turan Başkan kim cevap ver!

Danışmanı: -Kirazun dallarını/bilirim hallerini/azucuk gel emeyim/memenun ballarını..

Nihat Genç: -Anlaşıldı, akıl sağlığınızı yitirmişsiniz, tabii yüz tane otomobili bin tane dairesi milyar dolarları olan bir insanın akıl sağlığı yerinde olamaz... 26 milyar dolar sizi hasta etmiş. Binali Bey, niye abarttınız ki, birkaç milyon dolarla da yaşanırdı, bakın 26 milyara çıkıp kendinizi mahvetmişsiniz. Yani, 26 milyar deyince fazla abartmışsın. Kapitalizm böyle yapar Binali Bey, abartıp abartıp sizi dinden çıkartır!

Yıldırım: -Ambarda darı gibi/kovanda arı gibi/koynunda memeleri/Mercedes farı gibi..

Nihat Genç: -Vallahi, klinik vaka... Elon Musk mesela... O da sizin gibi .mı .ötü dağıttı, dünyayı .ikti doymadı, şimdi ay'a güneşe sulanıyor....Yani Binali Bey, bu kadar parayı? Maden mi buldunuz?

Danışman: -Allah'ın madeni.. Allah'ın ipine sarılanı Allah ödüllendirir...

Yıldırım: (Danışman'ın ensesine tokatı çakar) -Allah'ı karıştırma ulan, makara bakaraya lafı getirmenin ne alemi var, densiz!

Nihat Genç: -Çok doğru, Allah'ı karıştırmayalım, Binali bey, dolar sevgisi mi daha büyük Allah sevgisi mi, vatan sevgisi mi? Binali Bey, şarkıcı Hadise Reza Zarrab'a vermiş diye bir dedikodu, üstelik bir çantaya, doğru mu?

Yıldırım: -Garanfilin dalina/gel salina salina/Benzeyi memelerin/cennet portakalina

Nihat Genç: -Olmuyor Binali Bey, benimle dalga geçiyorsunuz, ben üstünüzdeki bir şaibeyi kaldırmak ve halkımızı teskin etmek için ayrıntılı sorular soruyorum, siz, kalkmış, küfürlü müstehcen atma türküler .ikim .şağımda cevaplar veriyorsunuz, ipimde değil, der gibi.. Ya da 'dolar' zengini biri kendini dokunulmaz asilzade kendini sadrazamın sol .aşağı mı görüyor?

Yıldırım: -At başuna beyazı/gelsun dağların yeli/ak göğsünün üstünde/Kılsam sabah namazı..

Nihat Genç: -Yani pes valla, demek doların üstünde sabah namazı kılıyoruz, bu kadar milyar dolar sahibi olup sonra bu kadar naif espriler yapmak, var ya, hakikaten 26 milyarı hakediyorsunuz! Bu boş esprilerden amacınız, halkımız bizi aptal görürse, yok yaa bu adamın mümkünü yok 26 milyarı olamaz, desin, diye mi?

Yıldırım: -Çaykara iki yoldur/biri sağ biri soldur/İki memen arası/Cennete giden yoldur!

Nihat Genç: -Binali bey, doların yolu cenneti yolu mu olmuş, sanırım, çok kirlendiniz ve insanları artık ikna edemiyor bu yüzden dalgaya alıyorsunuz, ve bu esprilerle aslında halkımızı aşağılıyorsunuz, onlar zaten anlamaz diyorsunuz?

Danışmanı: (Ünlü cazcı zenci sanatçılar gibi eline bir Trompen alır kulağıma doğru ciyak ciyak çalmaya başlar...) Dıttırııııı cııııııı ıttırııııııı uuuuuuuuuuuUUUU!

Nihat Genç: -Binali bey, trompen mi çalmaya başladınız?

Yıldırım: -Bakın bu trompenin bakır deliklerinden ses nasıl yırtılarak çıkıyor, kulak ver, sanki zencinin sesi bakır delikleri yırtarak çıkıyor, işte buna zenci gırtlağı deniyor, ince dalgalı derin uzun çığlıklar... Dolar yükseldikçe milletin .ötü bakır gibi yırtılıyor, her şeyi görüyor anlıyoruz...

Nihat Genç: -Helal be, nihayet 26 milyar doları olan adam gibi konuştun, halkın acılarını çığlıklarını ne güzel ifade ettiniz? Binali Bey, sadede gelelim, doların yükselişiyle penisin sertleşmesi ve büyüklüğü arasındaki korelasyonu da açıklar mısınız?

Yıldırım: -Ufak bıçağımla keseceğim dilimi/elim sığacak kadar/göster bana memeni...

Nihat Genç: -Olmadı, yine hezeyan yine meczupa sardınız, yine başladınız, Yıldırım Bey, siz fazla kapitalist, fazla insafsız, fazla yalancı, faza Amerikalı, fazla vurdumduymaz olmuşsunuz, biraz sakin olun, siz de orta karar mütedeyyin bir kapitalist olamaz mıydınız? Mesela 26 milyarla iftar yemekleri sosyal yardımlar.. Bakın Binali Bey, doların yükselişine karşı en etkili aşı, bazı şeylerin bedava ucuz yapılmasıdır, parasız okul yurt gibi, ucuzundan meyve sebze gibi...

Danışmanı: (çok kızar, öfkeyle) -Ne yapsın, 26 milyarı pazarda marul gibi ıspanakların içine mi gömsün!

Nihat Genç: -Hah şöyle normal insan tepkisi verin, hayır kardeşim, covid aşısı gibi dolara karşı da bir aşı vardır, yoksulları korumak! Yani Binali Bey, dolar almış başını giderken 26 milyar dolarınızla biraz müslüman yoksul halkımızı korusak ve milli dayanışma milli değerleri yükseltsek ve böylece dolar istediği kadar yükselsin bizim de yükselen değerlerimiz var, deriz!

Yıldırım: -Koynundaki memeyi/ben yiyeyim yiyeyim/gel haule yanıma/ asiliy, göstereyim...

Nihat Genç: Ooo ama çok oldu ama, bana ne göstereceksiniz, penis mi, be adam, 26 milyar yeterince büyük penis demek, şimdi çıkartıp herkese göstereceksin demek... Bakın Binali bey, dolarizasyon, dolar artık herşey demek, girdabın kendisidir dolarizasyon, ahlak, din, vatan, insan, herşeyi yutar, dolarizasyon insanlığı uygarlığı yutar.... Egemenliğimizi Çanakkale savaşını, cumhuriyet'i, hukuku, dolarizasyon girdabında aklımızı bile kaybederiz!

Yıldırım: -Kardeşim siz dış güçlerin etkisinde kalmışsınız, dolar korkusunun hükmü altında yaşıyorsunuz?

Nihat Genç: -Hah bu işte, şöyle normal konuşun. İnsan dolarla büyümez Yıldırım bey. İnsan üsluptur, dürüstlük tevazu ve çalışmak ve emektir! İnsanın her bir kelimesine sinmiş ölçü ve ağırlıktır üslup! Dolar ise her yerde dolar, bakın bütün değerleriniz dolar olmuş, insan üslup ahlak kalmamış... Bakın Merkez Bankası aç aç.. Sizin 26 milyarınıza ihtiyacımız var.. Merkez Bankası öyle bir hale gelmiş ki kendi dolarlarının bakımı sağlığı için bir ülkenin varını yoğunu hazinelerini harcıyor.. Binali bey, acısını halk çekiyor! Binali Bey, uygarlık vahşi doğayı ehlileştirerek kuruldu ve uygarlık yoluna devam edecekse doları/parayı ehlileştirerek işe koyulmalıyız. Bakın 'dolarizasyon' dini kitabı ve vatanı 'ipotek'i altına aldı...

Yıldırım: -Armudi budakladım/dallarını sakladım/anasının yanında/gızını kucakladım...

Nihat Genç: -Anlamadım, kimin gızını kucakladın, ne demek istiyorsun, faizler inmezse gızı bir daha mı kucaklayacaksınız?

Danışman: (öfkeyle araya girer) -Yıldırım bey, kızı değil dolarları kucakladım demek istiyor! Üstelik 26 milyar gibi yuvarlayıp sallıyorsunuz, tamı tamına 25 milyar 330 milyon 251 bin lira 700 kuruş...

Nihat Genç: -Bir dur oğlum, zırvalama, ilk çağ filozofları hiç değilse soyut konuşup işi tadında bırakırdı, biz 26 milyar deyip tadında bırakıyoruz, dünyanın yaşını 6 milyar yıl 11 ay 21 gün 14 saat 28 saniye gibi, inandırıcı olması için aklınca kesin rakam mı veriyorsun? Hepiniz dolar borsa manyakları gibi saniyesine centine kadar rakam rakam konuşan delilere döndünüz!

Danışman: (Trompet'i kulağıma doğru cırlatır)... Dııı cııııuuuuuuuuuu dıııııı........

Nihat Genç: -Ulan yüzsüzler, yolsuzluktan utanmıyor bir de borazan çalıyorsunuz... Çiftliklerde malikanelerde saraylarda rantiyelerde milletin sırtına binmiş yan gelip yatmış....

Danışman: (eğlenerek) -Ne yapsın babası adını böyle koymuş: bin ali...

Nihat Genç: -Salak salak konuşma lan, ümmete binemediniz gidip Afrika'ya binemediniz, bakın emperyalistler kolonilerine bindi ama siz gelip Anadolu halkına biniyorsunuz, sizin elinize memleketi verenlerin....

Danışman: (Elindeki trompeti acı acı kulağıma doğru öttürür): -Dııııttırııııııı cuuuuuccııııııı....

Nihat Genç: -Bir sakin ol arkadaş, normal insan gibi bir röportaj yapamayacak mıyız?

Yıldırım: -Yaylalar otli olur/bekarlar dertli olur/bekar kızın memesi/gaymaktan tatli olur!

Nihat Genç: -Yeter be Yıldırım bey, eşeğin .mina.... Sizin kaymağınız dolar olmuş... Milletin kaymağını yiyorsunuz...

Yıldırım: -Tamam, tamam, baştan başlayalım, bir espri yaptık anlamadın, hadi, sıfırdan, ne biliyorsun sor.... En baştan!

Nihat Genç: -Hah nihayet, çok sağolun, en baştan....

Yıldırım: -Ennn enn en baştan!

Nihat Genç: (Uzun bir soruyu hazırlanır gibi) -Tamam söz en baştan! Lidyalılar parayı icad etti para da insanı icad etti Yıldırım Bey...

Yıldırım: -Olmadı bak, dinimize hakaret, insanı Allah yarattı!

Nihat Genç: -Asıl Allah'a hakaret eden sizsiniz. Sizi Allah yaratmış olamaz. Tamam, oraya girmiyorum, bakın Yıldırım bey, çok eskiden eski sikkeleri tutkallı boyayla boyarlardı, ki, altın sikkeyi kazıyıp üstünden toz kıymıklarıyla çalmasınlar diye... Aklıma geldi, biz de, dolarları zehirli boyayla bastırsak, ehli müslüman herkes ellemeye korksa, dininden olmasa.. Eski sikkeler aşınmasın diye tutkallı boya neyse doların da aşınmaması için zehirli boya, hani, dini bütün bakanlar filan avuçlamasın diye...

Yıldırım: -Dünya gerçeklerinden habersiz hayvanoğlu hayvan, sen ne diyorsun, dolar, zenginliktir, ihracattır, insanın devletin itibarıdır!

Nihat Genç: -Bakın Yıldırın bey, eskiler, altın paraların üstüne kabartma yaparlardı sebebi, sikkeyi kazıyıp aşındırıp üstündeki tozu satmaları, yani hileyle aşınmasını önlemek... Mesela Tayyip Bey, Likya kralı olsaydı ve paraların üstünde resmi olsaydı kimse korkudan kabartmasını aşındaramazdı! Bakın, paramızın üstünde Atatürk resmi vardı, aşındırdılar, çünkü Atatürk'e düşmandılar. Atatürk milli seferberlik cumhuriyet milli dayanışma demek.. Dolarla milli olan ne varsa hepsini aşındırdınız... Milli olanı aşındırdığınızda elinizdeki para pul olur, milletin .ötü de bakır gibi zenci gırtlağı gibi ciyak ciyak yırtılır!

Yıldırım: -Bırak Likya'yı bugüne gel, muhterem kardeşim!

Nihat Genç: -Bugün, dolarizasyon, milletleri devletleri dini ahlak'ı herşeyi yutuyor, siz de bir müslümansınız, bakın borsa dediğin tefecilik, dünyayı üretmeyen tefeciler ele geçirmiş, dinleri ülkeleri hazineleri yaylaları uluslararası tefeciler ele geçirmiş.. Binali Bey, dolar kimin cebindeyse onu zengin eder, tepeden bakmayı öğretir, vurdumduymazlığı öğretiyor insan olmayı unutturuyor! Dolarizasyonda 'istikrar' olmaz, doların inişi çıkışı hepsi krizdir, istikrarsızlığın kaynağı dolarizasyondur! Bakın, tapındığınız, Özal'la 24 şubat kararları herşeyi dolar görmeye başladı, ülkeyi sattı ülkeyi... Sadece kamu mallarına değil, hatta PKK çocuklarımıza el koydu hatta Fetö çocuklarımıza el koydu ve ülkemize karşı ajan ve katil yaptı.. Şimdi aynı güçler yeniden doları biz düşürürüz diyor, yine PKK çocuklarımıza el koysun yine Fetö devletimize el koysun diye yola çıktılar, işte helalleşe helalleşe geliyorlar... Yıldırım Bey, hatırlayın, size iktidarı açanlar, o yıllarda terör bitmişti, ama Kürt sorunu açılımı size dayattılar ve PKK'yı canlandırdınız, ve yine PKK zayıflatıldı ve yine aynı eller yine diyalog yine açılım demeye başladı.. Bütün bu ihanetler dolarizasyonla dayatılıyor! Sizde de bu dolar aşkı varken...

Yıldırım: -Güzel kardeşim, doğru diyorsun, bize doğuyu batıyı öğrettiler bize kuzeyi güneyi yönlerin hepsini öğrettiler ve her yöne savurdular ama ayağımızın altındaki merkez'den vatandan yer'den hiç bahsetmediler, bu kardeşiniz işte, hiç bir yöne kaçmıyorum, 26 milyarı ayaklarınızın altına gömüyorum... Evet doların şehvetiyle bizi dinden imandan çıkarttılar ve bize Türk Milleti'nin çalışkanlığından cesaretinden hiç söz etmediler! 26 milyar için çok çalıştık, çookkk! Soruyorum, Anadolu toprakları, sizin ve çocuklarınızın yaşamak istediği yer mi, değilse, kafa ütülemeyin, 26 milyar Anadolu'ya feda olsun! Bizim için Anadolu gidilecek varılacak son yer'dir, uygarlıkların vatanı Anadolu, henüz filizini vermeye başlamadı, çünkü, doları yoktu, 26 değil 2 trilyon dolar ona binali feda olsun!

Nihat Genç: -Hay ağzından bal akıyor, evet Yıldırım bey, buğday sonsuza dek geçerlidir ama borsa değil, Bizans'ın mavi freskleri niye karardı ve döküldü, çünkü Anadolu ellerinden çıktı. Borsa laf kalabalığı gibi harf ve rakam kalabalığı, Anadolu, atelyedir tarladır fabrikadır yayladır sahillerdir Anadolu topraktır...

Yıldırım: -İşte bu yüzden Anadolu'ya milyar dolarlar lazım, sanatçı için ilham nedir, içten gelen şey, yani sanatta bir vahiydir, bizim gibi devlet adamlarına dolar bir vahiy gibi geldi, makus talihimizi çevirmek için dolar göklerden indi... Şimdi barajlar köprüler üst geçitlerle Anadolu yeniden uygarlık yoluna girdi. 26 milyar dolar diyerek Binali'yi aşındıramazsınız, Tayyip'i aşındıramazsınız... Türk Milleti'ni kökünden İslam'dan Allah korkusundan Hazreti Ömer'in yolundan döndüremezsiniz!

Nihat Genç: (İçimden, ulan laf bu yöne nasıl girdi, afalladım toparlayamadım.)

Yıldırım: -Hem soruyu sordun hem beni dinlemiyorsun?

Nihat Genç: (Hayırdır, biraz sıyırır gibi oldum, cevap olarak) -Yaylalar otli olur/bekarlar dertli olur/bekar kızın memesi/gaymaktan tatli olur...

Yıldırım: -Dalga mı geçiyorsun puşt!

Nihat Genç: -Armudi budakladım dallarını sakladım/anasının yanında gızını gucakladım...

Yıldırım: -Anlamıyor musun ulan, vatan ipotekli ipotekli, ipoteği kaldırmak için dolardan başka kurtuluş yok, 26 milyarım ipoteği kaldırmak Malazgirt'in kapılarını yeniden açmak için! Görmüyor musun halk sağır din sağır tarikatlar camiiler sağır iktidar muhalefet sağır, neden, dolarınız yoksa, hiç bir şeyi göremez duyamaz olursunuz, dünya dolar dünyası, erken kalkıp yola çıktık, dolar sahibi olduk, memleketi kalkındırmak için, arabına zencisine gavuruna bin takla bin yalan söyledik, nedir, millet dolar görsün...

Nihat Genç: -Of'un ardı sürmene/gızlar giyer fermene/fermenenin altında/beyaz gudikli meme...

Yıldırım: -Doğru konuş lan, .şak mı geçiyorsun?

Nihat Genç: -Tamam tamam, özür, bir an kendimi kaybettim, şimdi, doğru konuşuyorum, sayın Yıldırım bey, 26 milyarı yerken hiç karnınız ağrıdı mı?

Yıldırım: -Yooo, lüp lüp lüp lüp.... Ulan terbiyesiz, 26 milyar bir baş yapıt! Bu kadar serveti yapabilen tarihte var mı, Kösem Sultan'ı Koç'u Sabancısı üç-beş yılda bunu yapabilir mi? Son yüzyılın en büyük kazananı olmak kolay mı sanıyorsun puşt! Hem dolar yok diyorsun hem benim 26 milyarımı küçümsüyorsun... Kalkmış ahlak aşındıkça dolar düşer gibi entel ayaklar yapıyorsun. Tabii ahlak aşınmadan dolar sahibi olunmaz. İşte bu yüzden kendimizi feda ettik, yeter ki biz puşt biz hırsız biz ahlaksız olalım ama milletimizin doları olsun istedik... İngilizler Amerikalılar nasıl zengin oldu sömürgelerini soydu, eee, biz de, memleket için devlet için soyduk! Ne yapacağız sarayı doları.. Mezara mı götüreceğiz... Şurada üç günümüz kalmış, 26 milyarı da sarayı da memlekete millete dinimize kalacak!

Nihat Genç: Valla bu sözlerinizle ben de coştum, aşka geldim Yıldırım bey... Çaykara iki yoldur, biri sağ biri soldur/iki memen arası/cennete giden yoldur... Aç şu gömleğini Yıldırım bey.... Cennetin saraylarına giden şu yola biraz da biz aklımızı kafamızı gömelim...

Yıldırım: (Beni iterek) -Ulan sapık mısın, ne arıyorsun gömleğimin altında!

Nihat Genç: -Sizi coşturan sizi besleyen o memelere dualar okuyacağım hatim indireceğim Yıldırım Bey..

Yıldırım: O memeleri biz İslam alemiyle ümmetle doldurduk, barajlarla köprülerle doldurduk, şimdi de Anadolu'yu emzirdiğimiz yetmedi, Türk Devletleri'nin başına atadılar beni, bugün de Türk aleminin bayramlarını aynı tertemiz Ömer'in adaletiyle annemizin ak sütüyle mübarek kılacağız!

Danışman: -Valla doğru diyor Turan Başkan!

Nihat Genç: Adı Yıldırım'dı ne zaman Turan Başkan oldu?

Danışman: - Sen de ne cahilsin be, Ergenekon yaratılış  destanını okumadın mı, kurt iki memesiyle emziriyordu, memelerden biri Ümmet diğeri Turan!

Nihat Genç:- O efsanedeki süt hala akıyor demek!

Danışman: -Baksana Turan Başkan'ın yüzüne kan geldi, mililetimize ümmetimize Turan Başkan'la can geldi! Amerika'yı yedik bitirdik şimdi Rusya ve Çin düşünsün.