Bu bayram kurbanlarımızı kimlere bağışlıyoruz?

featured

Nihat Genç yazdı…

Arkadaşlar kurban bayramı yaklaşıyor ve Diyanet ve Kızılay ve İnsanı Yardım Dernekleri kamu spotlarıyla kurban bağışları için çoktan harekete geçtiler.

Bayramlar Müslümanların birlik ve dayanışma ayıdır.

Evet, sırası geliyor bu sütundan olmadık ağır laflar da söylüyoruz. Ancak mübarek bayramlar hepimize mümin Müslüman kardeşler olduğumuz gerçeğini bir daha hatırlatıyor.

Diyanet ve Kızılay’dan peş peşe telefonla aradılar, Nihat bey, son günlerde kokain mafya siyaset yolsuzlukları yüzünden Müslüman halkımız kuşkuya düştü, güvenilirliğimiz zedelendi..

-Eeeee, dedim.

‘Sizler, dedi, ne kadar ağır laflar etseniz de biz sizin temiz kalbinizi biliyoruz, biz sizin samimi güvenilir bir insan olduğunuzu biliyoruz’, dedi.

Ve baklayı ağızlarından çıkardılar: ‘Kamu spotlarımızda toplumun tanıyıp sevdiği bir çok sanatçı kurban bağışı için çağrıda bulunacak’….

Eeee? ‘Sizin de güvenilir sevilir kişiliğinizle kamu spotlarımızda kurban bağışı için halkımıza seslenmenizi rica ediyoruz.’

Çok duygulandım.

Bundan büyük ödül mü olur!

Evet, çok doğrudur güvenilir bir ismim var, çocukluğumdan beri, bu para işlerinde arkadaşlar kasa-banka diye hep beni kullanılır, Nihat nasılsa beş kuruş yemez, diye, nasıl bir tezgah kurmuşsam hepsini böyle inandırmışım.

Madem bir hayır işi ve bizden de bir yardımseverlik talep ediliyor, hiç düşünmeden kabul ettim. Bir Rahibe Teresa değilim ama arkadaşlar arasında benim de bu adam asla para yemez enayivelilullah’a çıkmış bir adım sağolsunlar bir namım vardır.

‘Ancak, bir şartım var, sizler gelen bağışları Arakan’a Suriyeli çocuklara Etiyopya’ya Somali’ye istediğiniz ölçekte yapın, fakat, bağışların hepsini de Afrika ve Suriye’de kullanmayalım, dedim.

‘Ülkemizde de bu bağışlara şu an ihtiyacı olan yoksullar var, bağışların yüzde onunu hiç değilse acil ihtiyacı memleketteki zavallılara göndersek..’ dedim.

Sağolsunlar, kırmadılar, her ne kadar memleketimizde tek bir aç olmadığını kabul etmeseler de sonunda her yoksul ve düşkün insana dinimizce bağış kutsaldır, deyip, ricamı-nazımı kabul ettiler!

‘Bir de dedim, madem, bu yüzde onluk kısmın kurban vekaleti benim ismim üzerinden olacak, bağış hesabı benim üzerimden açılsın. Ve gelen bağışları ben yönlendireyim. Dinimizce de şahitlik vekalet böyle olmalı, dedim. Nasılsa dijital dünya, gelen giden otomatik yazılıyor ve ekranda görülüyor, bir hata yanlış olmaz..

Arkadaşlar, inanılır gibi değil, kurban bağışı için çağrıyı daha geçen hafta başlayıp yaptık ve  bir hafta dolmadan cep telefonumdan vekaletle yönettiğim hesabıma 20.307 kurban bağışı yapıldı.

Bizim de sofrada bir tuzumuz olsun, böyle bir hayır işinde adımızın geçip vesile olmamızın Allah katında manevi tatmini boldur, ne kadar mutlu oldum, anlatamam.

Ancak, bu internet elektronik dijital hesaplara çok da alışık değilim, nereye ‘tık’ deyip basıyor ve ‘gönder’ tuşuyla siz de kabul edersiniz epey acemilikler aksilikler yaşadım. İyi niyetle yaptığımı Diyanet ve Kızılay yetkilileri de biliyor, sağolsunlar, bana güvenleri tam. 

Sehven, yanlışlıkla bağışları başka yerlere gönderdiğim de oldu, ama, Diyanet ve Kızılay yetkilileri kalbimin çok çok pirüpak temiz olduğunu kötü bir niyetim asla kata olmadığını iyi bildikleri için ‘olsun’ ‘canın sağolsun’ deyip, bu küçük dijital kazaları-yanlışlıklarımı hoş gördüler.

Müslüman kardeşlerim, vekili olduğum sistem şu an çalışıyor, bağış banka numaraları aşağıda verilmiştir. Sofranızı siz de ümmetimizle paylaşın. Arkadaşlar, Müslümanlık paylaşınca güzeldir. Nihat Genç kardeşinize vekaletinizi verin, mübarek bayram günü açta açıkta kalmış kimsesizlere yardım ellerini uzatalım.

Arkadaşlar hayır işi yapmak ne kadar güzel bir duyguymuş, şöyle ‘tık’ deyip paraları gönderince kendimi haşa evliyadan bir insan gibi görüyorum, neyse?

Arkadaşlar, Süleyman Soylu hakkında son yıllarda çok kötü alçak iddialar var, bin kadar kurbanı Soylu kardeşimize avukat ve mahkeme masrafları için gönderdim, bu zor günde Müslüman dayanışması biraz olsun moralini düzeltir!

Tüüüh, hay aksi, arkadaşlar, gönder düğmesine yanlış basmışım, Soylu’ya gönderdiğim bağışlar, Menzil şeyhinin milyon dolarlık jeep’ine kışlık lastik takılacak, bilmeden yanlış ‘tık’la bağışları Menzil’e göndermişiz, sehven oldu, özür dilerim.

Arkadaşlar, bin kadar kurban bağışını da Habertürk’ten kovulan işsiz parasız kalan Veyis Ateş’e gönderdim. Arkadaşlar bu zor günlerde birbirimizden elinden tutmalıyız, Allah güzel insanların yanındadır, dost kara gün içindir.

Tühhh, hay aksi, arkadaşlar yine gönder tuşuna yanlış basmışım, yanlışlıkla bağışları, Mehmet Barlas’ın maymununa göndermişim. Bilmiyor olabilirsiniz, arkadaşlar, Mehmet Barlas’ın maymunu sadece ithal Venezuela sineği yiyor ve Venezuela sineği Venezuela orman sıçanlarının kulaklarında bulunuyor, toplanması zor, ithali çok zor.

Mehmet Barlas, ki, dinimizin direği Sabah’ın baş yazarı. İstedim ki boğaz gören yalısında maymunu sineksiz kalmasın, sehven oldu, özür dilerim, olsun yine de bir hayra vesile olmuştur!

Arkadaşlar, adı Allah defetsin kadın pazarlamacısına çıkan Korkmaz Karaca kardeşimiz büyük bir iftira altında ve çok yalnız günler yaşıyor.  İstedim ki, birkaç kuruş desteğimiz olsun, yüz kadar kurban bağışını da Korkmaz Karaca kardeşimize gönderdim, barbekü mü yapar konu komşuyla barbekü başında selfi mi çektirir, neyse, hayrını görsün.

Tühhhh, hay aksi, arkadaşlar yine gönder tuşuna yanlış basmışım, yanlışlıkla bağışları, Japonya’da vajina kuaförleri ve vajina estetikçileri bir kadın derneği var, oraya göndermişim, sehven oldu, özür dilerim.

Arkadaşlar, beş yüz kadar kurban bağışını da haksız yere suçlanan Hadi-Süleyman Özışık kardeşler’e gönderdim. Ne zamandır program dahi yapamıyor, açtırlar parasızdırlar kimsesizdirler dedim, bu zor günlerde Müslüman merhametini şefkatini görsünler imanları kuvvetlensin istedim.

Tühhhh, hay aksi, arkadaşlar, bu dijital dünyayı hiç sevmedim, yine yanlış tuşa basmışım. Benim her gün gittiğim Kuğulu Parkı tuvaleti var, parkın kenarında.

Yıllardır gire çıka düşündüm, bir laz olarak insanlığa bir icadım geçsin dedim. Ayakta işeme pisuvar yanına şöyle küçük bir kurulama niye olmasın. Hani oto kuaförü oto yıkama var ya bıcıbıcı cicibici diye. Bir firmayla anlaştım, pisivarun yanına musluk kadar küçücük bir minik bıcıbıcı yapacak ve gelen giden de uzatıp kurutacaktı.

Sehven oldu, yanlışlıkla bu bıcıbıcıya göndermişim, Diyanet’ten Kızılay’dan hayırsever Müslümanlardan çok çok özür dilerim.

Arkadaşlar, yüz kadar kurbanı da psikolojik olarak töhmet altında kalmış zor günler yaşayan çok bilmiş alemin kurnazı Sevilay Yılman hanıma gönderdim, çoluk çocuğuyla bir başına gecekondusunda yanlız yaşıyordur, Allah kabul etsin.

Tühhh, hay aksi, arkadaşlar yine yanlış tuşa basmışım, geçen hafta polisle meydanlarda arbedeye girişen LGBT üyesi birkaç travesti arkadaşın estetik memeleri yırtılmış, bir yardım kampanyası açmışlar, ben de yanlışlıkla travesti kardeşlere gönderdim, sehven oldu, özür dilerim.

Arkadaşlar, bin kadar kurban bağışını da yalı borçlarını ödemekte zorlanan ancak dinimizi siyasi iktidarımızı canla başla savunan Nagehan Alçı hanıma ve mübarek düvesine gönderdim, hayrını görsün.

Tühhhh, hay aksi, arkadaşlar yine yanlış tuşa basmışım, jigololuk hayaliyle bir şirket tarafından dolandırılan yüzlerce ortada kalmış saflığının kurbanı jigolo arkadaş var, onların hesabına göndermişim. İnanın sehven oldu, özür dilerim.

Arkadaşlar, Ahmet Hakan Coşkun bey’in nasıl canla başla programlar yapıp İslam ve din ve iktidarımız uğruna nasıl dişini canına takması gözlerimizi yaşartıyor, bazı geceler, bir insan evladı bu kadar mı çalışkan yorulmaz olur arkadaş diyorum, şevki iştahı karşısında utanıyorum, bin kadar kurban bağışını da Ahmet Hakan Coşkun beyin Nişantaşı şubesindeki hesabına gönderdim.

Tühhh, hay aksi, yanlış tuşa basmışım, bizim kafede bir Ayten abla var, tutturmuş sağ-sol iki kalça (loblarına) lale dövmesi yaptıracak, ancak para da bulamıyor, yanlışlıkla Ayten ablanın hesabına gönderdim, sehven oldu, özür dilerim.

Arkadaşlar, beş yüz kadar kurban bağışını da İslamcı iktidarımıza yorulmak bilmeden her Allah’ın günü büyük hizmetlerde bulunan Engin Ardıç beyin hesabına gönderdim, zekasına ironisine bin bereket, hayrını görsün, bizden de duasını eksik etmesin!

Bu sefer doğru bastım arkadaşlar, yanlış tuşa basmadım, bilerek tam amacına hedefine uygun gönderdim. Duyduğuma göre Engin Ardıç bey dik tutamıyormuş, penis büyütme olmadı bilezik taktırmak istiyormuş.

Ancak Emine hanım ‘tasarruf’ çağrısı yaptıktan sonra ben de israf olmasın dedim. Gençler bilmez Turgut Özal’ın meşhur ‘küçük Turgut’u vardı ve küçük Turgut’a da metal bir çubuk takıldığı söylenir ve liberal yazarlar Küçük Turgut’u Algida gibi yazıp çizerdi. Mezarlık müdürlüğüyle görüştüm, Özal’ın kullanılmayan çubuğunu çıkartıp Engin Ardıç’a göndersinler. Parası neyse, şimdi bağıştan harcarsınız, dedim, Engin Ardıç bey’e hizmetlerinden dolayı mutluluklar diliyorum.

Arkadaşlar, çok da şikayet sızlanma alıyoruz, sosyal medyadan yazan arkadaşlar, zaten milyar dolarlarımızı çalıyorlar, bir de kurban bağışlarını mı gönderelim diyorlar ve senin gibi inandığımız bir insan buna nasıl alet olur, diyorlar.

Asla arkadaşlar, demeyin, ağzınızdan kötü bir söz çıkmasın, bu insanlar İslamcı iktidarımızı yirmi yıldır ayakta tutuyor, ne laflar işitiyor ne ağır hakaretlere maruz kalıyorlar, bu mübarek günlerde soframızı onlarla bölüşmeyeceksek kimse kendine Müslümanım demesin kimse evinin odasına Hazreti Ali’nin posterini asmasın.

Arkadaşlar, Akit Gazetesi’nin dinimiz imanımız için nasıl korkusuzca cesurca İslam’a hizmet ettiği ortada. Bugün bir Akit Gazetesi olmasa millet mini etek giyecek herkes içki içecek, iyi ki varlar. Bu mübarek günlerde onlara da hayrımız olsun, deyip beş yüz kurban bağışı gönderdim.

Tüh, hay aksi, yine yanlış tuşa basmışım, arkadaşlar, bizim bir briç ekibimiz vardı, hepsi yaşını almış ağbilerdi, öyle briç oynayıp şakalaşırken derdik ki kim önce ölürse diğerleri her yıl düzenli gelip mezarına bidonla rakı dökecek, diye. Ağbilerin hepsi sizlere ömür! En gençleri bendim. Ve her yıl düzenli bidon bidon mezarlarına gidip rakı döküyorum. Yanlışlıkla parayı rakıcıya göndermişim. Sehven oldu, Akit Gazetesi’nden özür dilerim.

Arkadaşlar, malumunuz Suriye savaşıyla ümmete büyük hizmetleri dokunan Malkoçoğlu Ahmet Davutoğlu parti kurdu, kiraydı çaycısıydı gazetesi yazarıydı, müşkülü çoktur, tam bin adet kurban bağışını da valla hiç tereddüt etmeden şak diye Davutoğlu bey’e gönderdim, hizmetlerinden dolayı, hayrını görsün.

Tühh, hay aksi, yine yanlış tuşa basmışım, sübyancılık yüzünden kiliseden kovulmuş boş işsiz parasız kalmış rahiplerin bir derneği varmış, onlara göndermişim, sehven oldu, tüm İşid kırması İşid artığı arkadaşlardan özür dilerim.

Hatırlatmakta fayda var, bu mübarek bayram günleri aramızdaki kırgınlıkları küskünlükleri giderir ve kucaklaşmamıza vesile olur, arkadaşlar, bağışlarımız şu an devam ediyor, aşağıda banka hesabı verilmiştir.

Arkadaşlar, Ali Babacan’ı geçen ekranda gördüm, biraz zafiyet içinde soluk gördüm, beti benzi atmış, dediler ki, çok yoruluyor ve İslam’a hizmetten yemeden içmeden kesildi. Dine hizmetlerini nasıl unuturum., tam iki bin kurbanı da Babacan’a gönderdim.

Tühhh hay aksi, yine yanlışlıkla, emekli hayat kadınlarının kurduğu bir dernek var, zührevi hastalıklarla başları dertte, arkadaşlar yanlışlıkla kerhaneye göndermişim, sehven oldu, özür dilerim. (Not: Geneleve gönderdiğim para geri iade edildi arkadaşlar, helal olsun dürüst kadınlarmış, onlar da bağışın hakiki sahibi Ali Babacan’ı çok tonton buluyor çok seviyorlarmış, oy istemek için ayaklarına kapılarına kadar gelmesi bizleri yeterince mutlu eder diye de not düştüler, sağolsunlar.)

Arkadaşlar, duydum ki Mehmet Ağar bey ameliyat olmuş, hiç değilse hastane masraflarına bir kuruşluk hayrımız olsun istedim, vallahi Ağar ismini görünce tık’a tetiğe basar gibi düşünmeden nişan alıp bastım, tam iki bin bağış gönderdim.

Tühhh, hay aksi, yine yanlışlıkla…  AMATEM’e göndermişim. Yüzlerce eroinman çocuk tedavi için sıra bulamıyor odalar yetmiyormuş, sehven oldu, özür dilerim.

Arkadaşlar, elimde üç bin tane bağış kaldı, onları da…

Malumunuz Sezgin Baran Korkmaz gurbet ellerde tutuklandı. Mal varlıkları elinden alındı. Konuşursa Allah korusun bir Reza Zarrab vakası daha. Dünya liderimizi yine Amerika sıkıştırır, ki Allah korusun. ayrıca gazetecilerimiz siyasilerimiz düşünün ne büyük zan altında kalırlar dünya basınında adları kara paracı diye yazılır…

Bu sefer tam isabet, düğmeye doğru bastım, üç bin kurbanı, Kars Kaz Yetiştiriciler’i Derneği’ne gönderdim.

İstedim ki yokluğunda beş parasız kalan Karslı gazetecilerimiz hamisiz dostsuz aç kalmasın ‘Kaz Partileri’ne devam edebilsinler, hayrını görsünler!

Arkadaşlar, elimde beş yüz tane kurban kaldı, onları da…

Bir hukuk mektebi açıp cumhuriyet savcısı yetiştirmek için bağışlamayı düşünüyorum.

Ancak ‘Yök’ten izinsiz okul açılamıyormuş, arkadaşlar binlerce tarikat medresesi açmak serbest ama okul açmak yasak, ayrıca ona buna Diyanet ve Kızılay dışında bağış yapılması da yasakmış, yakalanırsam kara para ve dolandırıcılıktan içeri atılırmışım…

Oysa ne zamandır kafaya koymuştum bu ülkeden ahrete göçmeden bir hukuk mektebi açmalıyız.

Yüzlerce hukuk mektebimiz var ama.

Yüzlerce tarikatımız var ama.

Yüzbinlerce camimiz var ama.

Emeklisiyle on binlerce maaşını alıp siyaset yapan vekilimiz var ama.

Cumhuriyet adına hesap soracak tek bir hakimimiz savcımız yok, arkadaşlar!

Sıfırdan hakim savcı yetiştirebilmek için.

Beş yüz kurbanı da bizim mahalledeki ‘kreşe’ gönderdim, inşallah beni ‘dolandırıcılıktan’ yakalamazlar. Dua edin arkadaşlar. Sabaha kalmaz kapıya dayanırlar diye korkuyorum.

Oysa memleket yediden yetmişe bataklığın pisliğin kirliliğin üç kağıtçılığıın dolandırıcılığın içine garkolmuş, bu yüzden yedi yaşından daha küçük mini minilerle başlamalıyız.

Hayaldir imkansızdır demeyin, bir tanecik yavruyu olsun, yetiştiremez miyiz?

Bir tanesi olsun helal süt emmez mi?

Bir tanesi olsun ‘yaradanına’ sığınıp Cumhuriyet düşmanlarına karşı hukuk savaşı vermez mi?

Allah büyüktür, ‘vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, bulunur elbet kurtaracak, bahtı kara maderini!’

Bu bayram kurbanlarımızı kimlere bağışlıyoruz?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

9 Yorum

  1. 12 ay önce

    “Mabadını” düşünenler varsa ” Maderini” düşünenler de var. Örn: Tüm veryansın kadrosu ve Ümit Hocamız

    Cevapla
  2. 12 ay önce

    ÇANAKKALE VE KURTULUŞ SAVAŞI GİBİ bir savaş çıkmadan bu ülke asla düzelmez. Çoğunluk çürüdü, ya PARAYA ya LİDERE tapıyorlar. Para ve Liderlerinden korktukları kadar yaratıcı tek ALLAHTAN korkmuyorlar.
    ülke sanki içeriden işgal edilmiş ve yağmalanıyor gibi görünüyor.
    ALLAH yardımcımız olsun. Harbi işimiz ALLAHA kaldı.

    Cevapla
  3. 12 ay önce

    Bir yildir artan bir sekilde Kurbaniz ve kimse farkinda degil !

    Kurban deyince koyun anlasiliyor.

    iki ayakli koyunlar farkinda bile degil ! Olmayanlara sözüm yok !

    Cevapla
  4. 12 ay önce

    Degerli Nihat Genc, Korona konusuna hic girmiyor.

    Bunun icin doktor olmaya gerek yok.

    Görüslerini cok merak ediyorum !!!!

    Hep ayni konulari dinlemekten bikmadik ama Korona tezgahini ciddiye almayanlari nasil ciddiye alayim, diye kendime soruyorum….

    Yoksa degerli Nihat Genc`i korona tezgahi tegetmi geciyor?

    Korona cözülmeden ( bitmeden demedim! ) konusulan geri kalani bilinen hikaye….

    Bir yildir milletin anasini aglatiyorlar, degerli Nihat Genc`ten bir kere olsun laf isitmedim…

    Yani sayin Hüseyin Vodinali da olmasa diyecegim artik….

    Korona tezgahi bu kadar önemsizmi?

    Cevapla
  5. 12 ay önce

    Sağol Nihat GENÇ , ama bu defa para yok millette bu sefer neyini satıp savıp bağışlayacak bilinmez! Bu millet kendi eliyle çoğu bile bile lades dedi..eeee amelleri neyse onunla taçlanacaklar!

    Cevapla
  6. 12 ay önce

    Sayın Nihat Genç, yazılarınızı çok önemsiyorum .dürüst, cesur ve akıllı söylemleriniz hep devam etsin. Atamızın “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” veciz sözünü başlarına taç etmiş, vatan sevgisini ana sevgisi gibi tertemiz bilen, toprağına, bayrağına, ormanına, kuşuna ve balığına hürmetle sahip çıkan, helal süt emmiş yavrular, canlar , çocuklar milletin bağrındadır.

    Cevapla
  7. 12 ay önce

    Türkiye’nin en güzel yazan ve konuşan yazarını ,aydınını televizyonlardan attılar. Türkiye’nin basın organları düzelmedikçe Laik Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuramayız.

    Cevapla
  8. 12 ay önce

    Nihat abi, böyle ironili yazılar değilde, daha önceleri gibi bilgi verici yazılarını bekliyoruz

    Cevapla
  9. 12 ay önce

    Bunca kirliliğin içinde bakalım daha ne kadar yaşamayı sürdüreceğiz…bakalım dediğiniz gibi “”Bizim de günümüz gelecek” mi Nihat abi…

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!