Cadılar Bayramı

Nihat Genç yazdı...

Cadılar Bayramı

BİR

Cadılar Bayramı salgın bir felaket haline geldi, adını vermeyeyim, semt marketinde dün itibariyle bir kamyon Cadılar Bayramı'na özel 'bal kabağı' indirildiğini gördüm, hadi bir kaç tane neyse de bir 'kamyon', insan inanamıyor!

İyi Parti, parti reklamına 'Kudüs' resimleriyle girerken diğer taraf Cadılar Bayramı kutluyor, bunun orta yolu yok mu?

'Kudüs' destek çıktığımız bir siyaset ve ama bir partinin en önde en baş siyaseti olmamalı, ancak İyi Parti Kudüs'ü birinci mesele olarak koymuş, ki, AKP de yirmi yıldır Kudüs'le coşuyor, yani?

İyi Parti'ye geçen AKP'nin anketçisi/reklamcısı AKP'den oy kopartmak için Kudüs'e yoğunlaşmış!

Hakkaten bu ülkede Kudüs'u en büyük sorunları arasında gören milyonlarca seçmen mi var?

Ve Kudüs'ü baştacı eden seçmenlerin İyi Parti ve AKP arasında bölüşülemediğini ya da Kudüs'ü en büyük meselesi gören seçmenleri birbirinden çalma/kaptırmama yarışı sosyolojik olarak ne anlama geliyor?

Bence, her ülke gibi, ülkemizin de devasa birincil sorunları, anayasa ve hukuk güvencesi ve teminatı ve toprak bütünlüğü ve cumhuriyet kazanımları ve ekonomi ve terör ve sosyal eşitsizlik ve fırsat eşitliği ve yolsuzluk hırsızlık ve hukuksuzluk ve tarikatlaşma ve torpil ve adam kayırma ve vakıfların ülkeyi çiftlik haline getirmesi ve genç işsiz nüfus ve milyonlarca göçmen sorunu ve saraylar ve şaşaa ve lüks ve ağır enflasyon rakamları ve geçim endeskleri, işte her ülke gibi ülkemizin ağır sorunları bunlar iken, bir parti reklam/tanıtım/anma filmine Kudüs fotoğraflarıyla başlıyor Kudüs'le bitiriyor!

Son günlerde Kudüs'te bütün bu devasa sorunların üstüne çıkacak kadar bilmediğimiz olağanüstü ne oldu, burada bir manyaklık/delilik/saçmalık-uçmuşluk yok mu?

İktidar ve muhalefet partileri ülkenin devasa sorunlarını bırakıp Kudüs imgesi-sembolü-fotoğraflarıyla birbirlerinden seçmen kapma yarışına girmişlerse, vay halimize!

Dün bu sütunda İyi Parti'nin aleni-açıkça yasalara aykırı şekilde mezhep ayrımcılığı yaptığını dile getirmiştim, bugün de aynı filmde Kudüs'ün neden bu kadar öne çıkartıldığını soruyorum!

İşte ülkenin en büyük sorunu yukarıda sıraladıklarım hiç değil, ülkenin sorunu bu manyaklıkları/deliliklerini kasıtla görmeyen yazar/çizer/yandaş-medya sorunu!

İyi Parti ve AKP, her ikisi de mezhep ayrımcılığı yaptığı için yandaşları bu konuda birbirlerinin üzerine gidemiyor, her ikisi de, Kudüs'ten ekmek yediği için Kudüs üzerine şimdi benim sorduğum soruları soramıyor, her ikisi de Fetö'ye bulaşıp Fetö'yle kördüğüm oldukları için, birbirlerine Fetö üzerinden sorular soramıyor, ve böylece, paranoyayla suçlanıp dışlanan biz oluyoruz!

Yani bu saçmalığı siyaset yapanlar değil bu deliliği işaret eden bizim gibi yazarlar paranoyak şizofren manyak ithamlarına maruz kalır, çünkü, çoğunluk, soru sormamakta görmemekte ısrar ediyor!

Ve hem iktidar hem muhalefet yazarları biri demeden akıl edemiyor, yani, bir konuyu yazabilmeleri için bir yerden duymuş olmaları ya da kendilerine telkin talimat verilmiş olması ya da güvendikleri otoriter bir yazardan görmüş olmaları lazım, yani, muhalefet ve iktidar yazarları, arızayı, çirkini, abesi, ahlaksızı, yasaya aykırı olanı ve saçma sapan olanı kendi başlarına görüp yazamıyorlar, ya bilgileri yok ya cesaretleri kendine güvenleri ve yani bağımsız bir kişilikleri hiç yok!

'Biri demeden akıl edemeyen' bu yazarlarla kuşatılmış medya, ülkenin en devasa sorunudur!

İşte ülkenin en büyük sorunu ortada açık aleni olan deliliği görmemekte ısrar eden iktidar ve muhalefet tayfası!

Örnek, (bir spor yazısı yazmıyorum, kamera ve gerçeklik ve belge ve hukuk yazıyorum) son Trabzonspor-Fenerbahçe maçında ceza sahasına son sürat hızla girmekte olan oyuncuya Fenerli oyuncu kabul edilebilir omuz koymanın ötesinde bayağı elleriyle oyuncuyu itiyor ve düşürüyor. Elleriyle itme görüntüsü kameralarda!

A spor ekranında görüntü geliyor, beş-altı tane futbol yorumcusu var, kamerada açıkça elleriyle, bir de büyük harfle yazalım ELLERİYLE bir de vurgulayarak yazalım e l l e r i y l e bir de altını çizerek yazalım ELLERİYLE İTİYOR ve düşürüyor.

Buraya kadar anladık mı, kamera görüntüsü de ortada. Ve sunucu, spor yazarlarına soruyor, sizce burada bir elle itme ve faul var mı?

Yorumculardan bir tanesi hariç geri kalan dört tanesi 'hayır elle itme yok' ya da 'faul yok' diyor!

İşte kamera işte görüntü ama hala itme yok faul yok deniyor, göz göre göre!

İtme ve faul yok diyenler şöyle de yorum genişliğine sahip kendilerini savunuyorlar: Avrupa'da bunlara faul çalmıyorlar!

Bu ne demek? Fetö'nün göz göre göre Türk Silahlı Kuvvetlerini tasfiye etmesine pek de şey etmemek lazım. Aleni tarikatlaşmaya aleni hırsızlığa aleni mezhep ayrımcılığına da pek de şey etmemek lazım. Kamera ve görüntüsü ortadayken bile 'itme' yok denebiliyorsa göz göre uyuşturucu gemilerine pek de şey etmemek lazım. Göz önünde vakıfların ülkeyi çiftlik haline getirmesine de şey etmemek lazım!

Yani bu ülke 'cadılar' bayramını hak ediyor, cadı denilen şey, kadınların içine şeytan girmiş diye başlanan engizisyon ve ateşte yakma yargılamalarıydı.

Şöyle oluyor, önünüze bir kadın geliyor ve içine şeytan girmiş deniyor, peki, şeytanı gören var mı, işte usulen şeytan var mı yok mu mahkemesi bu yüzden yapılıyor, ama şeytan'ı gören yok.. Gözler belgeler hukuk içine girmiş şeytan görmediği halde suçluyor itham ediyor ve ateşte yakıyor, Türk Ordusu ve Türkiye'nin hukukunu ve bugünkü yolsuzlukların tıpkısı..

Ve aynısı, olmayan şeytanı görmüş gibi karar alan insanlar, aynı şekilde, kendi adamlarının içinde bizim görmediğimiz başka şeyler de görüyor, mesela 'melek' 'evliya' olduklarını görüyor, mesela Allah'ın dostu olduklarını her gece peygamberin yanında görüyorlar.. Bunlar da 'görünen' şeyler değil ama birileri görüyormuş gerçekmiş gibi söylüyorlar!

Ve mesela bazen 'aziz' gördükleriyle siyaseten düşman haline gelince aynı Aziz'in içine 'şeytan' girdiğini iddia ediyorlar, yani ne azizliği ne şeytanlığı görünen değil iddia edilen şey!

Meral Akşener, İmamoğlu'nun yüzünde Rabbi Yessir duası yani ilahi nurani müjdelenmiş seçilmiş Allah'ın bir işaretini görüyor, ancak, siyaseten düşmanlaştıklarında bu sefer İmamoğlu'nun yüzünde 'şeytan' görmeye başlıyor!

Daha düne kadar AKP'liler Fetö'nün Abdullah Gül'ün Bülent Arınç'ın ve Davutoğlu'nun yüzünde 'nur' ilahi işaretler 'güller' görüyorlardı ama bugün 'şeytan' görüyorlar!

Ve, kendine güveni olmayan yazarlar, ve sosyolojik ve siyaset bilgisi ve hukuk bilgisi olmayan yazarlar, biri demeden akıl edemeyen yazarlar, dün melek bugün şeytan görmeye devam ediyorlar, ve, kitlelerini hem şeytanlara ve meleklere inandıracak kadar büyük ve kuşatıcı bir medya desteği olan yazarlar!

Ve istediklerini nur peygamber evliya istediklerini anında şeytan gören bu siyasi partiler şimdi de yanlarına sözde kemalistleri aldılar!

Çok da üzülmemek lazım, bir roman yazıp bir film çekip bir vole vurup bir dayı-bağlantı bulup yırtacağına inanan milyonlar yaşıyor içimizde.

Milletçe, her sezon, iki transfer yapıp şampiyon olacağına taraftarlarına inandırabilen, ve her sezon hüsrana uğrayan ve ama yine taraftarlarını iki transferle şampiyonluğa inandırmayı sürdüren milyonlar her sezon aynı kandırılmış hezimet duygularını habire bıkmadan yaşıyor!

Bir parti başkanı bulup iki reklam filmi çekip iki ekrana çıkartıp ülkeyi kurtaracağına inanan milyonlar var, bu ülkede.

Bir tuhaf bitkinin suyunu içip kanserden covid'den tedavi olup kurtulacağına inanan milyonlar yaşıyor aramızda!

Ah bir Özal gelse, ah bir Cumhurbaşkanlığı sistemi gelse, ah bir Atatürk gelse, ah bir Tayyip tek başına gelse, ah bir Demirel gelse, ah bir AB'ye girsek, ah bir yabancı sermaye gelse, vs. kesin kalkınacağız huzur bulacağız diye inanmış milyonlar var bu ülkede!

Oysa, gelen hep aynı yarın!

Aynı yarınlar içinde irademiz aklımız toprak bütünlüğümüz ahlakımız her geçen gün un ufak oluyor paryalaşıyor kültürsüzleşiyor vasatlaşıyor köleleşiyoruz!

Aynı Özal aynı Tansu aynı Tüsiad, aynı açılım aynı Demirel aynı Tayyip aynı Akşener, dönüp dönüp aynı felaketin katmerlisi geliyor, bir geliyorlar Türk Ordusu yok ortada, yeniden geliyorlar Türk Hukuk sistemi yok ortada, yeniden bir daha geliyorlar ülke egemenliğini topraklarını peşkeş masasına çekmişler, bir daha geliyorlar, madeni, sahili, yaylası, dağı, ihalesi, kamu özel şirketi, bankası, varlığı, hazinesi, kalmamış, bir geliyorlar, milyonlarca müslümanı müslümana öldürtüyoruz, bir geliyoruz, Suriye'ye savaş iki geliyoruz savaş, üç geliyoruz savaş, bir geliyoruz milyonlarca göçmen topraklarımızda, bir geliyoruz yine Fetö'yle Nato'yla geliyoruz, bir geliyoruz Yunanlılar adalarımıza el koymuş, yeniden geliyoruz bir daha el koymuşlar, yeniden geliyoruz bu sefer Amerika'yı arkalarına almış yine geliyorlar!

Aynı yarın, aynı ihanet, aynı enayilik, aynı elim kırılsın, aynı ama onlar müslüman, aynı, ama o Anadolu çocuğu, ama o bizden, aynı şeytan aynı melek, aynı yarın aynı beklenti aynı yarın aynı gelecek, 90 yıldır üst üste aynı yarınların felaketlerini yaşıyoruz!

Gerçek, gelen-gelmekte olan aynı soytarılar aynı kuklalar aynı açılım, aynı palyaçolar aynı Fetö aynı Menzil aynı üç kağıtçı aynı vasıfsız düşük basit iki yüzlü ajan satılmış adamlar.

Dünü bugünü aynısı aynı kuklalalar aynı fırıldaklar aynı hırsızlar, aynı yalancılar, tezgah aynı tezgah dümen aynı dümen ve çünkü medya aynı medya!

Oysa, zoru uzun yolu seçen yok, acı çeke çeke üstüne koyan yok, dayanışma ve disiplin yok, on yıllarca tek tek tuğla üstüne tuğla koyarak milim milim kalkınma/hamle/büyüme hiç yok...

Şeytanlara ve meleklere değil kahraman ve hain ilan edilenlere değil rakamlara-gerçeklere-istatistiklere bakan yok!

Oysa gerçek hainler gerçek ajanlar, talihin bir günde dönüşeceğine inanan inandırılanlardır!

Oysa gerçek hainler bu kadar aleni düz yalanlara dümene kumpasa hileye gözlerini kapatmış ve görmemekte ısrar edenlerdir!

İKİ

Yeni CHP'nin tezkereye hayır oyu vermesi, ihanetle suçlanacak bir karar hiç değildir, sosyal demokrat bir partinin ülkenin kaderi üzerine kendi düşüncesi kendi projesi kendi iradesi kendi kararları vardır ve saygı duymak lazım, ancak, sizler, HDP'ye bu kadar angajman olursanız, HDP gelip Parti'nin içine sızar omurgasını kurumlarını iradesini ele geçirirse, işte o zaman aldığınız 'hayır' kararını kimse CHP'nin kararı olarak görmez. HDP'nin dümen suyuna girmiş, der.

Yani CHP HDP'ye mesafe koyabilseydi şimdi aldığı kararı kimse ihanetle asla suçlayamazdı.

Ancak HDP'yle aynı yatakta yatmaya başladığınızdan beri kimse bu kararın sizin öz iradenizin kararı olmadığını biliyor ve yüzünüze karşı söylüyor.

Ve sizi bir devlet partisi olarak görmüyor ve sizi milli tehdit içinde değerlendirir ve sizleri tehlikeli şaibeli bölücü projelerin sinsi adamlar siciline yazar!

Kendi bağımsız olmayan/olamayan kişilere ve kurumlara ve partilere ülkenin bekası konularında kimse güvenmez!

HDP'yle siyaset ittifak tekrar ediyorum başka şey HDP'leşmek başka şey.

Sözde kemalistlerin de suskunluğu sessizliği ve kiminin açıkça desteğiyle işte CHP kendi kimliğini kaybetti ve kendi parti bütünlüğünü iradesini ayakta tutamaz hale geldi!

Kişiliksiz ve güvensizlik içinde eridi, bitti, ağır ihanet lekeleri yaraları içinde karanlıklar içinde kayboldu gitti..

HDP'nin desteğine ihtiyaç duyup kişiliğini şahsiyetini HDP'ye kaptırmış CHP'liler ve onların kör destekçisi sözde kemalistler CHP'nin etnikçi marjinal bir parti haline gelmesi-getirilmesine boşuna ağlamasın!