Çanakkale Kara Muharebeleri

Ahmet Yavuz yazdı...

Çanakkale Kara Muharebeleri

Dizinin ilkinde genel olarak Çanakkale cephesinin neden açıldığına ve 18 Mart günü İtilaf donanmasının maruz kaldığı yenilgiye değinmiş; iflas eden “orduya karşı donanma” stratejisinin yerini “orduya karşı ordu” stratejisine bıraktığına yer vermiştik.

Bu yazıda bu stratejinin nasıl hayata geçirildiğini anlatacağız.

Artık bir şey netleşmişti: Boğaz’ı donanmayla geçmek için mayınların temizlenmesi gerekiyordu. 

Mayınları temizleyebilmek için kıyıda mevcut topçunun susturulması şarttı. Zira topçu, hem İtilaf savaş gemilerinin seyir rotalarını etkilemekte hem de mayınların temizlenmesini engelleyen bir işlevi yerine getirmekteydi. Topçunun susturulmasını sağlamak için de çıkarma yapılmalıydı.

Sonuçta kara harekâtına yani çıkarmaya karar verildi.

Ancak bunun için hazırlık gerekiyordu. Bu hazırlık zamanı iki taraf açısından da hayati önemdeydi.

Karşılıklı olarak hazırlıklar sürerken General Liman vonSanders Çanakkale’yi savunmakla görevli olarak kurulan 5. Ordu’nun komutanı olarak atandı. 26 Mart 1915 günü bölgeye geldi. 

İKİ TARAFIN DA YANITINI ARADIĞI SORU: ÇIKARMA BÖLGELERİ

Savunma hazırlıkları oldukça ilerlemişti. Savunmaya ilişkin kritik karar da verilmişti: Kıyılarda kuvvetli olunacak, ihtiyatlar da kıyılara yakın tutulacaktı.

Buna göre Türk komutanlar muhtemel çıkarma bölgelerini Seddülbahir ve Kabatepe olarak belirlemişti. Liman Paşa ise kıyılarda zayıf kuvvetler bulunmalı, ihtiyatlar kuvvetli olmalıydı. O’na göre çıkarma, öncelikle Anadolu kıyılarındaki Beşike Koyu ve Gelibolu yarımadasında Bolayır bölgelerinde beklenmeliydi. [1]

İKİ TARAFIN PLANLARI 

Bu değerlendirmeye göre birlikler aşağıdaki gibi tertiplendi:

Anadolu kıyılarını savunacak 15. Kolordu’nun 2, tümen vardı.

Gelibolu Yarımadası’nı savunmakla görevli 3. Kolordu’nun 2 tümeni: 9. Tümen kıyı savunmasından sorumluydu. Yarbay Mustafa Kemal’in komutanı olduğu 19. Tümen ise ihtiyattaydı.

Bolayır bölgesindeki 2 tümen isegenel ihtiyatı oluşturuyordu. Hem çıkarma bölgeleri zayıf tutulmuş hem de ihtiyatlar oldukça geride tutulmuştu.

Düşman ise hem çıkarma bölgeleri hem de hedef doğru saptanmıştı: Güneyde İngiliz 29. Tümeni Seddülbahir’e, Batıda Anzaklar Kabatepe’ye çıkarak iki taraflı bir manevrayla Kilitbahir Platosuna el atacaktı. Fransız Tümeni’nin bir kısmı Kumkale’ye çıkacak, İngiliz Kraliyet Tümeni de Saros Körfezi’ne bir aldatma çıkarması yapacaktı. [2]

İLK ÇIKARMALAR ve SAVUNMA

Sonuçta İtilaf kuvvetleri 25 Nisan sabahı Seddülbahir bölgesinde 5 ayrı koya ve Kabatepe bölgesinde Arıburnu’na çıkmaya başladı. 

Seddülbahir bölgesinde İngiliz kuvvetleri beş ayrı yere çıktı: Morto Koyu, Ertuğrul Koyu, Tekke Koyu, İkiz Koyu ve Pınariçi Sahili. Saat 05.00’te başlayan bombardımanın ardından öncü kuvvetler kıyıya çıkmaya başladı. Ana çıkarma Ertuğrul, Tekke ve İkiz koylarınaydı. Sadece Pınariçi Koyu’na yapılan çıkarma çok başarılı oldu. Diğer yerlerde büyük zayiat vardı. Bu birliklerin hedefi Alçıtepe idi. İkinci kademede çıkacak birliklerin hedefi ise KilitbahirPlatosu’ydu. [3]

Pınariçi Koyu’na çıkan kuvvetlerin süratle Alçıtepe istikametine ilerlemeleri ve bölgeye hâkim olmaları mümkünken, bunu yapmadılar. Askerleri iyi savaşıyordu ancak komuta heyeti ve subayları inisiyatif kullanma konusunda çok geriydiler. 

Cephenin bu kesiminde Ordu Komutanı Liman Paşa’nın tertiplenme hatası kendisini fazlasıyla hissettirdi. Buna rağmen askerlerinin kahramanca savaşmaları yanında sevk ve idare örneği sergileyen 26. Alay Komutanı Hafız Kadri Bey ve 26. Alay 3. Tabur Komutanı Mahmut Sabri Bey savunmanın ayakta kalmasını sağladılar. Bölgede o gün verilen zayiat toplamı 1.700 oldu. [4]

Arıburnu’ndaAnzakbirlikleri önceden saptanan çıkarma bölgesinin kuzeyine 04.45 sularında çıkmaya başladı. Birliğin hedefi Conkbayırı -Kocaçimen Tepe blokuydu. Sarp arazide ilerleme, bir süre sonra savunmanın direnciyle karşılaştı. [5]

Bu bölgede 80 kişilik bir takım bulunuyordu. Çıkan öncü kuvveti ise 1.500 kişiydi. Saat 05.30 sularında, çıkarma yapan kuvvetlerin toplamı 4.000’e ulaştı. Karşılarındaki Türk askeri sayısı ise 320’ydi. Bölgedeki toplam savunan asker sayısı 600’ü bulmuyordu. [6]

YARBAY MUSTAFA KEMAL’İN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI

Mustafa Kemal, 25 Nisan sabahı Arıburnu’ndaki çıkarmadan sabah saatlerinde haberdar oldu. Birliklerine hazır olma emrini verdi. 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, 06.30’da kendisinden bir tabur takviye göndermesini talep etti. [7]

İhtiyat birlik komutanı olarak amirlerinden izin alması gerekliydi. Ancak onlara ulaşamayınca not bırakarak harekete geçti.

Mustafa Kemal, bölgedeki çıkarmanın esas çıkarma olduğunu o anda anladı. Bulunduğu yerden çıkarma bölgesini görmüyordu. Ama olup biteni aklı ve sezgisiyle kavramıştı. Kritik araziye düşmandan önce el atılmalıydı. Aksi türlü savunma çökerdi. Bölgeye 57. Alayı ve topçu bataryasını sevk etti. Kendisi de süratle Conkbayırı’na tırmandı. 

Birliklerinden önce tepeye ulaştığında, geri çekilmekte olan askerlerimizi durdurdu. Bunlar kıyı savunmasında görevli birliğin bir kısmıydı. Cephaneleri bitmişti. Tüfeklerine süngü taktırdı. Kendilerini takip eden birliğe karşı mevzi aldırdı. Bunun sonucu olarak Anzak askerleri de durdular ve mevzi aldılar. Daha sonra o günü anlatırken “Kazandığımız an o andı” diyecekti. [8]

“SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM!”

Bilahare 57. Alay’ın subaylarına, tarihe geçen şu emri verdi: “Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Bizler ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.”[9]

O gün çıkan kuvvetler denize dökülemese de düşmanın kritik araziyi ele geçirmesi önlendi. Eğer o gün başarılı olsalardı, muhtemelen tarih farklı yazılacaktı.

Arıburnu bölgesindeki çıkarmaya müdahale eden tek birlik Mustafa Kemal’in 57. Alay’ı değildi. Daha batıda bulunan ve bölgeye sevk edilen 27. Alay da, Mustafa Kemal’in 10.30’da devreye girmesinden önce düşman taarruzlarına karşı koydu. O günkü direnişte önemli katkısı olan 27. Alay Komutanı Şefik Bey, 19. Tümen’in emrine girdi. 

Sektördeki bütün birlikler Yarbay Mustafa Kemal’in emrindeydi ve O artık Arıburnu birlikleri komutanıydı. Bu durum 19 Mayıs’a kadar devam etti.

Herkesin ortak kanısı o gün savaşın akışında esas rolü oynayan kişinin Yarbay Mustafa Kemal olduğudur.

İngiliz yazar Moorehead, “İtilaf devletleri açısından bakıldığında, ast rütbeli, ama dâhi bir Türk komutanının o anda o noktada bulunması tüm seferin en acımasız rastlantılarından birisidir; o orada olmasa Avusturalyalı ve Yeni Zelandalılar Conkbayırı’nı belki de o sabah ele geçirecekler, savaş daha o anda sonuçlanmış olacaktı”diye yazmaktadır.[10]

Her iki bölgede de savunma zorluklar içinde, büyük zayiat pahasına ancak başarıyla sürdürüldü.

Gelecek yazıda Ağustos ayındaki yeni çıkarmaya temas edeceğiz.

[1] Göncü-Aldoğan, Siperin Ardı Vatan, s. 29. Vd.
[2] Edward J. Erickson, Çanakkale Savaşı: Ateş Altında Komuta, Çev: İsmail Hakkı Yılmaz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2019, s. 165.
[3] Edward J. Erickson, Çanakkale Savaşı: Ateş Altında Komuta, s. 183 vd.
[4] Gürsel Göncü-Şahin Aldoğan, Çanakkale Savaşı Siperin Ardı Vatan s. 60, 65.
[5] Edward J. Erickson, Ateş Altında Komuta, s. 193:195.
[6] Gürsel Göncü-Şahin Aldoğan, Çanakkale Savaşı Siperin Ardı Vatan s. 41, 42.
[7] Gürsel Göncü-Şahin Aldoğan, Çanakkale Savaşı Siperin Ardı Vatan s. 43 vd.
[8] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Pozitif Yayınları, İstanbul, s. 102
[9] Edward J. Erickson, Size Ölmeyi Emrediyorum, Kitap Yayınevi, Çev: Mehmet Tanju Akad, İstanbul, 2011, 3. Baskı
[10] Alan Moorehead, Gelibolu, s.122, 123.