FETÖ ilk kez işkence suçundan yargılanıyor

FETÖ ilk kez işkence suçundan yargılanıyor

“Kör oldum komutanım, göremiyorum!” kulağımdan yıllardır eksilmeyen bir çığlıktır benim için. Ara ara geceleri rüyalarıma da girer. Bağıran eski bir askeri öğrenci. İsmini cismini hatırlamıyorum ama çığlığı kulaklarımda. Zaten sağımıza solumuza bakmak, konuşmak, dinlenmek, düşünmek, yemek, içmek, uyumak hatta tuvalete gitmek bile yasak. Eriyoruz yavaş yavaş. Birileri bizi öldürüyor.

2010 yılı, güzel İzmir’in Urla’sında bulunan Menteş bölgesindeyiz. Kuleli ve Maltepe Askeri Liselerinden yeni mezun öğrenciler birer Harbiyeli olmak için burada. Yaklaşık 40-50 günlük bir intibak kampına giriyorlar. Kampın sonunda yemin edip çakı gibi birer Harbiyeli olacaklar ve ardından dört sene eğitim alıp şanlı Türk Ordusunun kahraman subayları olarak cepheden cepheye, görevden göreve canla başla atılacaklar. Ama olmuyor. Türk subayı görünümlü FETÖ’nün hizmetçileri iş başında! 1980’li yıllardan beri ilmik ilmik dokunan hain bir plan devrede.

SİLAH ARKADAŞLIĞINI ÖLDÜRME ÇABASI

Daha öncesinde fişlenen vatansever öğrenciler, bu sözde subaylar tarafından “şok mangalarına” alınıyor. 10-15 kişi arasında değişen bu mangalarda sadece öncesinde belirlenen öğrencilere işkence uygulanıyor. FETÖ mensubu öğrenciler ise gayet rahat… İşkence gören devre arkadaşlarına bakıp sırıtıyorlar, kantinlerde dondurma yalıyorlar, mavi pijamalarını giyip mışıl mışıl uyuyorlar. Hatta bazıları işkence gören arkadaşlarının durumunu biraz daha zorlaştırmaya çalışıyor. Botlarını, ayakkabı boyalarını, keplerini dahi çaldıkları oluyor. Bazılarını komutanlarına ispiyonluyorlar. Daha fazla ceza alsınlar, daha fazla sürünsünler, daha fazla kanlı idrar atsınlar diye. Silah arkadaşlığını öldürüyorlar. Ordumuzun temeline tecavüz ediyorlar. Çığlık çığlığa bir sessizlik. Kimse duymuyor bizi.

Burada bile bir sıra, nizam var. Kimin, hangi sırayla okuldan tasfiye edileceği belli. Emir yukardan. Örgüt mahrem imamları işini iyi biliyor. Gece gündüz uyumadan çok çalışmışlar, belli. Sırası gelen şok mangasına alınıyor ve başlıyor işkenceler. En dayanıklı, sporcu, zeki, başarılı vatansever öğrenciler birer birer dökülüyor. Tek suçları Fetullahçı olmamak! Zorla bir matbu dilekçe imzalatıyorlar bize. Üzerinde “hiçbir insanlık dışı hareket ve hakaret görmedim”, “kendi isteğimle ayrılıyorum”, “sivil hayatta çok daha başarılı olacağıma inanıyorum” diye belirlenmiş kalıp ifadeler var. Hiçbir hak talep edemeyelim, bir ömür susalım, yaptıkları yanlarına kâr kalsın diye! Bunu imzalamadan işkence mangalarından çıkış yok bize. 17-18 yaşlarındayız. El mecbur, imzalıyoruz. Bize işkence edenlerin keyifleri yerine geliyor, yüzleri gülüyor.

Peki,bizden boşalan yerler? Bu yerler kitleler halinde FETÖ mensuplarınca dolduruluyor. Barajı zar zor geçmiş, ÖSYM sınavlarında başarı sağlayamamış, konuşması bozuk, sağlığı bozuk, sporu zayıf bir yığın örgüt mensubu harp okullarına doluşturuluyor. Örgüt abileri/ablaları öyle emretmiş!

8 YILDA 4 BİN ASKERİ ÖĞRENCİ TASFİYE EDİLDİ

İşte 2006-2014 yılları arası dört bine yakın askeri öğrenci bu şekilde tasfiye edildi. Yerlerine kitleler halinde sivil liselerden gelen FETÖ mensupları dolduruldu. Nerede oldu bunlar? Hepimizin gözü önünde oldu. Kara Harp Okulu’nda, Hava Harp Okulu’nda, Deniz Harp Okulu’nda… Dahası henüz 2008 yılında Işıklar Askeri Lisesi’nin Hava Lisesi’ne dönüşme projesiyle bu lisede de baskılar başladı. 2012 yılı itibariyle Kuleli ve Maltepe Askeri Liseleriyle birlikte Deniz Lisesi’nde de FETÖ hizmetçileri tasfiye için harekete geçti. İşkenceler askeri liselere kadar indi. Henüz bıyıklarımız terlememişti!

ATATÜRK’ÜN ÜNİFORMASINI TEKMELİYOR

“Kör oldum komutanım, göremiyorum!” diye bağırıyor. Gecenin karanlığı çökmüş. Dalgalar kıyıya vuruyor. Art arda dizilmiş, yılan olmuş sürünüyoruz kumsalda. Başımızdaki subay görünümlü Fetullahçı birden bağırmaya başlıyor. “Kurşun geliyor, kurşun geliyor, aptal herifler, hımbıl adamlar!” ve başlıyor tekmelemeye. Ağzımıza, yüzümüze, vücudumuza tekme atıyor. Hayallerimizi, geleceğimizi tekmeliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün üniformasını tekmeliyor. Türk Milletini tekmeliyor. Ağzımız, kulaklarımız ve gözlerimiz kumla doluyor. Yukardaki ay şahit. Yıldızlarımız teker teker kayıyor.

Ölüyoruz kimse umursamıyor. Bir Harbiyeli böbrek yetmezliğine bağlı olarak ölüyor, duymuyoruz. Düşüyor, başını taşa vuruyor, kanlar akıyor görmüyoruz. Psikolojisi bozulan kaç askeri öğrenci intihara kalkıştı, kaçı sakatlandı, bilmiyoruz. Ailesi tarafından kaçı evden kovuldu, kaçı üniversite okumak için dışarıda zor şartlarda çalışmak zorunda kaldı, kaçı ödemek zorunda kaldığı maddi tazminat yüzünden bunalıma girdi?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gelecekteki yönetim kademesini oluşturacak bu gençlerimize ne oldu? Sorumsuz sorumlular nerede?

***

Yıllardır bu öğrenciler başlarına gelen felaketi duyurmaya çalışıyorlar. Kendileri için değil, Türk Milleti için. “Bakın, geliyorlar, askeri okulları ele geçirdiler, geliyorlar”diye haykırıyorlar. Duyan oldu mu? Hayır. Sonu 15 Temmuz Darbe Girişimi!

Darbe girişiminde kilit noktalarda olan bu subay görünümlü Fetullahçıların çoğu, 2006-2014 yılları arasında isimleri askeri okullardaki işkencelere karışmış olan kişiler. Bunlar; Harp Okullarında ve Askeri Liselerde FETÖ mensubu olmayan öğrencileri işkenceyle acımadan tasfiye eden şahıslar. O gece de milletimizin üzerine acımadan kurşun yağdırdılar. Birçoğu darbe girişimindeki faaliyetlerinden dolayı yakalandı, cezalandırıldı. Fakat ya işkence suçu? İnsanlık için utanç verici olan işkencelerin hesabı sorulmayacak mı? Yanlarına kâr mı kalacak?

Öyle zannediyorduk. Darbe girişiminden kısa bir süre sonra FETÖ tarafından işkenceye maruz kalan askeri öğrenciler yine unutulmuştu. İlgili yerlere verdikleri bir sürü şikâyet dilekçesi vardı. Ama kimse harekete geçmiyordu. Yine birileri kör, sağır ve dilsizi oynamayı tercih ediyordu. Neyse ki yavaş yavaş kıpırdanmalar başladı. Bunların arasında şu ana kadar en kayda değer gelişme,13.06.2019 tarihinde Ankara Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan davadır. Bu dava FETÖ meselesi açısından bir ilk olma özelliği taşıyor. İlk kez Kara Harp Okulu’nda takım komutanlığı yapmış olan Ayhan Y. isimli sanık, FETÖ üyeliğinin yanı sıra “işkence yapmak” suçundan da yargılanıyor. Bu davanın genişlemesi, harp okullarında ve askeri liselerde işkence yapan ilgili dönemdeki bütün sorumluların bu kapsamda yargılanması bekleniyor.

İŞKENCECİ HATIRLAYAMIYOR!

Peki, 13 Haziran günü bu davada neler yaşandı?

Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan tutuklu sanık Ayhan Y., 7 senedir kullandığı şahsi telefon numarasının ardışık ankesörlü arama soruşturması kapsamında tespit edildiğine yönelik suçlamalara “Üstünden seneler geçtiği için hatırlamıyorum, ama çarşı iznindeki öğrenciler olabilir” şeklinde yanıt verdi. İşkence suçlamalarına yönelik ise yazılı hazırladığı savunmayı okuyan sanık özetle suçlamaları reddettiğini, kendisinin iç hizmet kanununa riayet ettiğini, olan eğitimlerin de askeri öğrencilerin gelişmesi amacıyla ve ayrım yapmadan herkese uygulanan eğitimlerden ibaret olduğunu söyledi.

İşkence mağduru eski Harbiyelilerden T. K.,Kuleli’den dereceyle 2012’de mezun olduktan sonra Kara Harp Okulu (KHO) intibak kampından itibaren aralarında dönemin KHO 11. Bölüğünde Takım Komutanı olarak görev yapan sanık Ayhan Y.’nın da bulunduğu kişiler tarafından işkencelere uğradığını belirtti. İzmir Menteş bölgesinde öğlen sıcağında aç ve susuz bir biçimde sadece belli bir kesim öğrenciye uygulanan eziyetlerle karşılaştığını belirtti. Sıcak asfaltta saatlerce süründürme, yerde taklalar attırarak kusturma ve birbirlerinin kusmuğu üzerinden süründürme, geceleri sabaha kadar altından kalkılması mümkün olmayan ve oldukça saçma görevler vererek uykudan men etme, hakaret, aşağılama, okuldan ayrılması yönünde baskı gibi muamelelerle karşılaştığını belirtti. Bunlara dayanıp intibak kampını bitirmesine rağmen KHO eğitim öğretim dönemi içinde de bu baskı ve işkencelerin devam etmesi ve okuldan mezun edilmeyeceğinin defalarca kendisine söylenmesi üzerine 2012 Aralık ayında istemeyerek istifa ettiğini belirtti. Darbe girişiminden bir sene öncesinden kendisine bu işkenceleri yapan ve FETÖ’cü olduğunu değerlendirdiği kişilerden şikâyetçi olduğunu da ekledi.

TANIK ANLATIYOR

Müşteki eski Harbiyelilerden T. B. A., 2012 yılında Maltepe Askeri Lisesi’nden mezun olmadan önceki son iki yılda ve Kara Harp Okulu intibak kampında daha nizamiyeden girer girmez FETÖ mensubu olmayan öğrencilere ayrı muamelelerde bulunan komutanlar olduğunu; bu eziyetlerin insan onuruna ve üniformanın şerefine yakışmayacak kadar korkunç şeylerden oluştuğunu söyledi. Herkesin içerisinde sudan sebeplerle küfür ve hakaretlerle karşılaştığını; aç, susuz ve uykusuz bırakılarak sürekli fiziki eziyetlere maruz kaldığını, zorla bir anda çok miktarda su içirilerek kusturulduğunu belirtti. Bu işkenceleri yapanlar arasında sanık Ayhan Y.’nın da olduğunu belirterek, kendisine ayrılması yönünde sürekli baskılarda bulunulduğunu ve kendisini ikna edebilmek adına ayrılma tazminatlarının 10 bin liraya düştüğü konusunda yalanlar söylendiğini belirtti. TSK içerisinde barınamayacağı yönünde sanık Ayhan Y. tarafından tehditlerde bulunulması üzerine istifa ettiğini söyledi. Darbe girişiminden bir yıl önce tıpkı T. K. gibi savcılığa bu şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu da ekledi.

Bir diğer müşteki eski Harbiyeli B. A., 2012 yılında Maltepe Askeri Lisesi’nden mezun olmasından sonra Kara Harp Okulu intibak kampında T. K. ve T. B. A. ile birlikte sanık Ayhan Y. tarafından şok mangası adı verilen gruba ayrılıp diğer öğrencilerden farklı olarak planlı ve sistematik bir biçimde fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz bırakıldıklarını ifade etti. Bahsedilen fiziksel işkencelere ek olarak ifa edilmesi mümkün olmayan görev ve sorumluluklar altında ezildiklerini söyleyen B. A., bir keresinde geceden sabaha kadar o sırada uyuyan 140 kişilik bölüğün hepsinin kişisel bilgileri, aile bilgileri, ayakkabı numaraları ve kıyafet bedenleri, çadır yatma planları, çadır düzenleri gibi pek çok görevin tamamlanmasını istendiğini; bunu diğer şok mangası mağduru arkadaşlarının da yardımıyla tamamladığında ise sanık Ayhan Y.’nın daha kağıtlara bakmadan yırtıp suratına fırlattığını anlattı.

KUŞUN ALTINA BEZ BAĞLAMAK

Ayrıca çadır bölgesi temizlik sorumluluğunun da kendisine verildiğini söyleyen B. A., bir seferinde sabaha karşı saat 5’te yüzlerce çam ağacının bulunduğu çadır bölgesinde yerde bir çam iğnesi olduğu için veya sabaha kadar çadırları hortumla yıkamasına rağmen içtima sırasında çadırlara bir kuş pislediğinde kuşun altına bez bağlamamaktan dolayı hakaret ve eziyetler gördüğünü açıkladı.

B. A. ayrıca bu verilen angarya görevlerin kanıtı olan ve yıllardır sakladığı kağıtları hâkime göstererek hepsini açıkladı. Ayrıca psikolojide “gaslighting” olarak bilinen işkencelerin gayet planlı biçimde kendilerine uygulanarak, yaşadıkları gerçeklik algılarının bozulduğunu ve sürekli kendi iç dünyalarında kendilerini suçladıklarını; yıllardır bu fiziksel ve psikolojik işkencelerin etkilerinin devam ettiğini ve halen devam etmekte olduğunu belirtti. Bu işkenceler sırasında hayatını kaybeden veya intihara kalkışan kişiler olduğunu da ekledi.

Eziyetlerin intibak kampı ile sınırlı kalmayıp KHO eğitim öğretim döneminde de devam ettiğini belirten B. A., tüm bunlara 1 sene dayanmasına rağmen sahte bir sağlık raporuyla okuldan atıldığını söyledi. KHO eğitim öğretim döneminde sınavlardan önce angarya işlerin yüklenerek sınavlara çalışmasının engellendiğini, sınav kâğıtlarındaki yanıtlarının silinerek sınav notlarının düşürüldüğünü, eğitim sınavından 100 almasına rağmen 50 notla geçirildiğini ve pusuladaki yönlerin anlamını bile bilmeyen diğer öğrencilerin bu sınavdan 100 notla geçtiğini söyledi. Daha sonra sivil hastanelerde muayene olduktan sonra askerliğe elverişsiz olduğunu gösteren herhangi bir bulguya rastlanmadığını, buna rağmen okuldan atıldığını ve kendisine sivil üniversitelere yatay geçiş yapma hakkı tanınmadığını ifade etti.

BABAYA OĞLUNU GÖSTERMEDİLER

Dava kapsamında müştekilerle birlikte müştekilerin anne ve babalarının da tanık ifadelerine başvurulmuştu. Bazı müştekiler ve aileleri kamu görevinde olduklarından ya da ikametleri farklı şehirlerde bulunduğundan dolayı bulundukları şehirde ifadelerini vermişti. Müştekilerden Emrah G.’in anne babası ise duruşmaya katılarak tanık ifadelerini mahkemeye verdi. Oğullarının Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olduktan sonra KHO intibak kampında işkencelere uğradığını, babasının Menteş bölgesine gidip oğlunu görmek istediğinde 3 gün kendisine oğlunun gösterilmediğini ve kimse tarafından muhatap alınmadığını, annesinin dönemin takım komutanı sanık Ayhan Y.’yı defalarca aramasına rağmen sanığın telefonlara çıkmadığını ya da muhtemelen kendisini farklı tanıttığını belirttiler.

74 KİLODAN 42 KİLOYA DÜŞTÜ

Emrah G.’in babası 74 kilo olan oğlunun istifa ettirildiğinde 42 kilo bir şekilde kendisine teslim edildiğini, sanık Ayhan Y.’nın oğullarına kapalı bir zarf vererek hiçbir sebep olmaksızın GATA’ya sevk ettiğini, bu zarfı asla açmadan GATA’daki doktora vermesini emrettiğini ve daha sonra yine sebepsiz yere 1 ay verem teşhisiyle oğullarının GATA’da yatırıldığını, daha sonra da 9 ay hava değişimi verildiğinden dolayı oğullarının devre kaybettiğini ifade etti. Buna rağmen hava değişiminden sonra tekrardan okula dönen Emrah G.’e eziyetlerin devam etmesi ve mezun olamayacağı yönünde tehdit ve baskıların sürmesi üzerine istemeyerek oğullarının istifa ettiğini belirttiler.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından herkesin gerçeği görmeye başladığını anlatan mağdur Harbiyeliler, kendilerine işkence yapan subaylardan hain darbe girişiminden yıllar önce şikayetçi olsalar da o dönemde kimsenin bu konunun üzerine gitmediğine vurgu yaptı. Şikâyetçi oldukları subayların tamamına yakınının 15 Temmuz’da darbe girişimine bizzat iştirak ettiklerini kaydeden mağdur öğrenciler, işkencecilerin tamamının FETÖ mensubu çıktığının altını çizdi.

***

13 Haziranda görülen bu çarpıcı FETÖ işkence davasından sonra yaşananlara yine kayıtsız kaldık. Bu konuyu duyuracak eller sanırım kalem bulamadı, gözler kapandı ve diller yine sustu. Sanırım yazarlarımızın köşeleri kepenk kapattı. Daha önemli mevzular mı var? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temeli askeri okullar sarsılmış, Fetullahçılar hala pusuda, halk arasında yayılmış birçok kara propaganda dolaşıyor. Neden görmemekte ve duymamakta ısrar ediyorsunuz?

DAVAYA ŞAHİT OLUN

Yine kulağımda aynı çığlık: “Kör oldum komutanım, göremiyorum!”

Sahi uyanmak mı istemiyorsunuz? Yoksa siz de mi kör oldunuz!

İlgili davanın devamı 29.08.2019 Perşembe günü saat 09.00’da Ankara Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edecek. Bu mesele hepimizin.

Çağırmaya gerek var mı?

Kara Harp Okulu özelinde ‘FETÖ ile imtihanımız’