FETÖ'den atılan askeri öğrenciler nerede karşımıza çıktı?

Erdem Atay yazdı...

FETÖ'den atılan askeri öğrenciler nerede karşımıza çıktı?

2007-2016 yılları arasında üniversiteler PKK ve FETÖ’nün kontrolündeydi.

Herkesin bildiği ancak kimsenin çözüm aramadığı bir gerçekti bu.

2015 ve özellikle 15 Temmuz 2016 sonrası biraz kendimize geldik, PKK’yı fazlaca, FETÖ’yü çok ama çok az bir şekilde okullardan uzaklaştırdık.

PKK öğrenciler arasında, FETÖ de akademide daha fazla örgütlüydü.

FETÖ’nün üniversite ayağına hiç dokunulmadı desek yeridir. Ama PKK’nın etkinliği oldukça azaltılmıştı ki… Son yıllarda durum yeniden eskiye dönmeye başladı.

PKK yeniden üniversitelerde örgütlenmeyi hızlandırdı.

2019’un sonlarında örgütün ağırlığı artmıştı. Bir şekilde başını çıkarmayı bir kez daha başarmıştı. Örgüt özellikle kritik üniversiteler seçiyor, örgütlenmek istediği okullara PKK sempatizanı ‘öğrenciler’ yatay geçiş yapıyor ya da o okulu kazanıyor.

Aynı yıl sadece Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde (DTCF) 100 kadar etkin PKK ve DHKP-C yandaşı öğrenci vardı. Bunun 50’den fazlası yatay geçişle üniversiteye yerleşmişti. Çok garip değil mi?

Bunların bir kısmı ‘özel militan’dı. Yani iddiaya göre, bazısı dağ kadrosundan, bazısı dağa adam taşımak için görev verilen kimselerdi. Öğrenci olmayıp da okul dışında örgütlenmeyi yönlendiren kişiler de vardı.

Abartıyorsun’ diyebilirsiniz.

Örnek mi istiyorsunuz?

2016 Nisan’da Bursa Ulu Cami’de saldırı yapan teröristin ismi Eser Çali

Çaydanlıkta bomba hazırlayan görüntüleri ortaya çıkan örgütün Yüksekova sorumlusu Emel Güçlü

İstanbul Bayrampaşa’da Çevik Kuvvet’e saldırı düzenleyen Berna Yılmaz

Çağlayan Adliyesinde Savcı Mehmet Kiraz’ı şehit eden Bahtiyar Doğruyol

Hepsinin ortak noktası DTCF’li olmasıydı.

Bu sadece bir üniversite…

Birçok üniversitede varlar ve örgütlüler.

2015-2016 yıllarında temizlenseler de onlar yeniden okullara hükmetmeye hazırlanıyorlar.

Bakın ilginç bir bilgi vereyim:

Boğaziçi Üniversitesi’nde olayların çıkmasına neden olan, polise ‘katil’ sloganları attırıp, kalkanına tekme atan kişilerin Boğaziçi’de okumadığını söylesem! Zaten Boğaziçi öğrencileri, haklı eylemlerini odağından saptıran grupların olduğuna işaret eden bir açıklama da yapmıştı.

O ‘öğrenciler’den biri ODTÜ’de, diğeri de DTCF’de okuyor! DTCF’deki yatay geçişle gelenlerden mesela… Peki Ankara Üniversitesi öğrencisi birinin Boğaziçi Üniversitesi’nde ne işi olur?

Aynı kişiyi DTCF’yi karıştırdığında videolardan görmüştüm, baktım ki Boğaziçi’nde de polis kalkanını tekmeliyor. 

Soru şu… PKK sempatizanları okullarda nasıl bu kadar rahat hareket ediyor? Bizler defalarca haberini yaparken, AKP hükümeti ne yapıyor?

Hiç!

Sadece 19 Ekim 2020’de iki ‘öğrenci’ PKK’ya destek vermekten tutuklandı. Onlar da çok aleniydi. Onun dışında örneği yok.

Farklı farklı örgütlere, öğrenci topluluklarına sızdılar, HDP’ye yakın bir politikanın üniversitelerde etkin olması için mücadele ettiler ve ediyorlar.

O nedenle üniversitelerde olabilecek birçok hükümet karşıtı eylemde muhakkak bu gruplar durumu kontrol altına almaya başlayacak. Sonra da zaten AKP tarafından ‘Bunlar terörist’ denilerek eylem gayrimeşrulaşmış olacak, bu yine AKP’ye yarayacak.

AKP-HDP ittifakı dönemlerini unutmuş olanlara da hatırlatalım, o zamanlarda da bu gruplar hâkimdi ve vatanseverlere nefes dahi aldırmıyorlardı.

O zamanlar bu ‘öğrencilerin’terörist’ olduğunu aklına getiremeyen AKP, şimdi ne zaman eylem olsa o ‘öğrencileri’terörist’ yapıyor.

Devam edelim… İşin hiç ama hiç konuşulmayan konusuna gelelim…

***

FETÖ 15 Temmuz’u başarsaydı yapacağı ilk iş Türk Silahlı Kuvvetleri’ni parçalamak, GATA’yı, askeri okulları ve harp okullarını kapatmak olacaktı.

15 Temmuz’da ülkemizi ele geçirmeyi başaramadılar ama bu yukarıda yazdıklarım yine de gerçek oldu. Şimdi olur ya, bu yanlıştan dönerler diye bekleyip duruyoruz.

Aslında askeri okulların kapanması olağan bir süreçti. Zira askeri okullarda son yıllara doğru neredeyse öğrencilerin tamamının FETÖ referansıyla ve çalınmış sorularla geldiği alenileşmişti. Öncesinde de bu rakam zaten yüzde 90’lardaydı. Hatta öyle ki, 2012 yılı ve sonrası okula giren Fetullahçıların yüzde 90 olduğu itiraflarda ve yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştı.

2006-2014 yılları arasında da Fetullah Gülen ve örgütüyle bağlantısı olmayan yaklaşık 4 bin vatansever askeri öğrenci işkenceler nedeniyle okulu bırakmak zorunda kaldı.

E malum, girenlerin yüzde 90’ı Fetullahçı, geri kalan yüzde 10’un bir kısmı okulları öyle ya da böyle bir şekilde terk edince… Okulları kapatmaktan başka çözüm kalmamıştı(!) Bu öğrenciler gönderilecekti ve artık öğrencisiz okula da gerek yoktu!

Kritik soruyu şimdi soralım:

Tamam, okullar kapandı ama burada okuyan yaklaşık 16 bin 400 öğrenci nereye gitti? ‘Fetullah’ın askerleri’ dediğin ve TSK’yla ilişiğini kestiğin bu öğrenciler, buhar olup uçmadılar ya!

***

Bu konuyu yıllarca FETÖ’nün ‘Şok mangalarının’ işkencelerine uğramış, bu nedenle Harp Okullarını bırakmak zorunda kalmış Veryansın Tv yazarı Yağız Aksakaloğlu dışında gündeme getiren oldu mu? Neredeyse hiç!

Bunu yazdığım için yine saldıracaklar, yine mağduru oynayacaklar ama gerçekleri gizleyemeyecekler.

Devletin kayıtlarında bu askeri okullara girenlerin neredeyse tamamının ‘menşei’ni yazdım: Fetullahçı!

Bunlar asker olmamalıydı ve o dönemde çok doğru bir iş yapılarak bu ‘öğrenciler’ okullardan uzaklaştırıldı.

Önce ‘Yaşayan Şehitler’ adında örgütlenmeye çalıştılar.

Amaç, okuldan ayrılan öğrencilerin sivil hayatta da örgütlenmesini kolaylaştırmak, itirafçılığı engellemek ve yeni bir intikama hazırlanmak!

Tabii ki aralarında masumlar vardı! Ama asıl gerçek, bu kişileri kontrol eden örgütün bizzat FETÖ olduğu gerçeğiydi. Ve hepsi Atatürk fotoğraflarıyla, vatanseverlik pozları verdiler sosyal medyalarda…

Hala öyle olanlar var…

Omuz Omuza Son İçtima” adlı derleme bir kitap çıkardılar. O kitapta adeta intikam yemini içtiler.

Sonra ne mi oldu?

AKP hükümeti TSK ile ilişiği kesilen Harp Okulu öğrencilerine ülkenin en kaliteli üniversitelerine sınavsız yerleşme hakkı verdi.

Askeri okula giriş sınavlarında soruları çalmışlardı…

Fetullah’ın referansıyla buralara kadar gelmişlerdi…

Bu örgüte çalıştıkları için askeri okullardan atılmışlardı…

Ancak şimdi bu kişiler sınav bile olmadan istediği üniversiteye yerleşme hakkına sahip olmuştu.

Yanlış okumadınız.

Fetullahçı askeri öğrenciler, devlet tarafından adeta ödüllendirildi.

Nerelere mi yerleştiler?

Boğaziçi Üniversitesine…

İstanbul Teknik Üniversitesine…

Ankara Üniversitesine…

İstanbul…

Galatasaray…

ODTÜ’ye…

Hacettepe…

Bilkent…

Gazi Üniversitesine…

4. sınıfta olanlara istedikleri okullardan diplomayı verdiler, çok yüksek not ortalamasıyla mezun ettiler. Şu an hala oradan mezun olan ve olmayı bekleyen binlerce kişi var.

Tek fark var: O zamanlar ellerine silah tutuşturacaklardı bu öğrencilerin…. Şimdi kalem tutuyorlar, dil biliyorlar, bilim biliyorlar.

Bunlar KHK’lı değiller. Dolayısıyla bugün devlet kurumlarında çok rahatlıkla iş bulabilirler, en önemli şirketlerde yönetim kurul üyeliklerine kadar yükselebilirler, yükselecekler de…

Askeri okullarda FETÖ’nün işkencesine maruz kalmış öğrencileri hiçbir şekilde düşünmeyen AKP, bu öğrencileri düşündü ve onları en iyi üniversitelere yerleştirdi.

Tabii ki kazandırılsın topluma… Cemaat, tarikat ve örgütlerden bu çocuklar uzaklaştırılsın. Ama öyle mi?

Asla değil! Hala örgütlüler ve içlerinden azımsanmayacak kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük bir kin ve intikam besleyenler var.

Peki Boğaziçi eylemlerinde bu kişiler de var mıydı?

Bu soruyu devletimiz yanıtladı mı?

Bundan sonraki eylemlerde olacaklar mı?

Bir gün Atatürkçü, bir gün ülkücü, bir gün muhafazakâr, bir gün PKK’lı olmayı başarabilme yetisine sahip olanlar bu üniversitelerde hangi örgütlere sızdılar?

***

Bırakalım tartışmayı kavgayı!

Evet, terörist örgütleriyle bağlantılı kişiler oradadır, oradaydı… Masumca eylemlerini yapanların emeklerini bir çırpıda bitirenler de onlardı. “Siz teröristle yanyana geldiniz” diye yaftalandıklarında kimsenin sesi çıkamadı. Çünkü o eylemi yapan iyi niyetli öğrenciler de biliyordu bu gerçeği.

Ama bir gerçek daha vardı.

Fetullahçı diye askeri okullardan attığın o öğrencilerin Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinde ne işi vardı?

PKK’nın üniversitedeki örgütlenmesine ilişkin bir gazeteci olarak ben iki üç araştırmayla birçok bilgiye ulaşabiliyorsam, devlet ulaşamıyor muydu?

PKK’nın kontrolündeki grupların oralarda ne işi vardı?

***

Sen teröristsin” demek kolay! Devlet söylüyor bu sözü, devletin en başındaki kişi söylüyor.

Acı gerçek şu ki, kimse bu gerçeği söylemiyor.

HDP ve FETÖ’ye laf edemeyen CHP bu gerçeği bilmiyor mu? Neden Erdoğan’a, “Sen devletin başısın, temizle bunları” demiyor?

Ya da AKP bu eylemcilere terörist derken, neden buralara yerleşirlerken sessiz kalıyor?

Çünkü birileri terör örgütlerini, masum öğrencileri kullanmak istiyor. Bunları yaparlarken haklı eylemlerimize tecavüz ediyorlar.

AKP’si de ediyor, CHP’si de…

Sonra da üniversitelerde yok ‘terörist’ varmış, yok ‘demokratik eylemciymiş’, yok ‘darbe yapacaklarmış’ diyorlar. Bize bir orta oyun sergiliyorlar, bizler de izliyoruz ve bir izleyici gibi değil, taraftar gibi hareket edip düşünüyoruz.

***

Hani devlete meydan okuyan “Omuz Omuza Son İçtima” kitabından bahsetmiştim ya!

O kitapta bir öğrenci aynen şu ifadeleri kullanmış:

“…Pes etmek yok, bir gün hak yerini mutlaka bulacaktır ve o zaman zalime aman yoktur!”

***

Şimdi soralım:

PKK ve FETÖ yandaşlarına ses etmeyen, eylemlerde birlikte hareket eden CHP mi suçlu?

Yoksa…

Bu örgütlerin sempatizanlarının üniversitelere yerleşmesini görmezden gelen hatta bazı konularda ön ayak olan AKP mi?

Yoksa…

Alayı mı?

Gaflet'i almak için tıklayınız...