Hz. Peygamber’in sınav sorularını verdiği yalanı

Uydurma Dinden Terör Örgütüne Fetö-6

Hz. Peygamber’in sınav sorularını verdiği yalanı

Ülkemizde adaleti, yurttaşlık haklarını, temel hak ve sorumluluk duygularını, demokrasi kültürünü ve güveni sarsan Fetö, tüm bu insani ve ahlaki değerleri, fütursuzca kullandığı İslam dinine, Allah’a ve peygamberine yükleyerek çürütmeye çalışmıştır, çalışmaktadır.

Önceki yazılarımda Fetö lideri Feto’nun kendini Allah, Peygamber ve İslam bilgini yerine koyduğunu; böylece yeni bir din kurduğunu kendi söz ve yazılarına dayanarak belirtmiştim. Buna göre, yeni bir din kuran ve bu dinin Allah’ı, Peygamberi olduğunu ilan eden bir kimsenin İslam dairesinden çıktığını, bunun bilerek ve isteyerek dinden dönme (irtidat) olduğunu vurgulamıştım.

İrtidat, iki şekilde olur: ilki, bireysel duygu ve düşünceleri doğrultusunda mensubu olduğu dinden kendince bazı sebeplerle soğumak; sonuçta onu terk etmek ve gerekirse başka bir dine girmektir. Ancak bireysel ve öznel düzeydeki bu irtidattan dönülmesi mümkündür; tevbe eder ve yeniden İslam dinine dönebilir.  İkincisi, Müslüman göründüğü halde, planlı ve maksatlı olarak İslam’dan dönmekle kalmaz. İslam’ı, küfrünün ve inkârının aracı haline getirerek ona savaş açmaktır. Bu tür irtidat, İslam hukukunda en ağır şekilde cezalandırılır ve tevbe ile dönüş yolu kapalıdır.

Feto ikinci tür mürteddir; onun yeniden İslam’a dönüp tövbe ederek kurtuluşa ermesi için artık hiçbir yol kalmamış demektir. Kaldı ki Feto’nun böyle bir niyeti, isteği ya da pişmanlığı da yoktur. Onun irtidadı, çok farklıdır. Çünkü o sadece İslam’dan çıkmamış; kendini İslam’ın en temel inanç esaslarını oluşturan Allah ve peygamber yerine koymuştur. Kısacası “Allah ve Peygamber üstünden yine onlara ve İslam’a savaş açmıştır.”

Türkiye’deki sınav sorularını Hz. Peygamber’in Feto’ya ve cemaat üyelerine bildirdiği yalanını uydururken yine halkımızın Hz. Muhammed’e olan sevgi ve saygısını kullanmaktadır. Peygamber’e inanan ve ona saygı gösteren her Müslüman, onun adına söylenen ve söyletilen her türlü yalana inandırılmak için yıllarca ortamlar yaratılmıştır. Önceki yazılarımızda Feto, Hz. Muhammed’in cemaati için müfettiş, Anadolu’da örgütlenme sorumlusu ve kendi vaazlarını dinleyen bir ziyaretçi olduğunu söylediğini açıklamıştım.

Feto, Hz. Muhammed’in söylemediklerini söylemiş gibi aktarmakta; onu cemaati lehine her türlü haksızlık ve yolsuzluğa alet etmekte; hatta Türkiye’deki her türlü sınavın sorularını önceden kendisine bildirdiği yalanını utanmadan dillendirmiştir.

Feto, hak yolunda olduğunu ve manevi olarak Peygamber tarafından onaylandığını öne sürer:

“Hak yolunda olunduğunun manen teyidi sayılabilecek bir emare (iz, işaret-şf) ifade etmek isterim ki; bu istikamette yürürken, şimdiye kadar yüzlerce, belki binlerce bazen rüyada bazen de yakazaten (uyanıkken-şf) Efendimiz (aleyhi’s-salatu ve’s-selam) müşahede edilmiş (görülmüş-şf) ve onun müjdesine mazhar olunmuştur…Bir çok vesile ile bu kimseler için Efendimiz: “Korkmayın biz sizin arkanızdayız, ben bu hizmette sizin arkanızdayım” demiştir.” (Gülen, Mefkure Yolculuğu (Kırık Testi 13), Nil Yayınları, İstanbul 2014, s. 170).

Buna karşılık Hz. Muhammed bin beş yüz yıl önce, Feto ve benzeri din kalpazanlarının kendisi adına ne yalanlar uydurabileceklerini ön görmüş olmalı ki, kesin bir dille bu tür iftiraları reddeder:

“Kim bana yalan isnat ederse, ateşteki yerine hazırlansın” (Buhari, İlim, 38). İbn Hacer el-Heytemi’nin “Verdiği hutbede Peygamberden uydurma rivayete yer veren konuşmacı sürgün cezasına çarptırılır” (İbn Hacer el-heytemi, el-Fetava el-Hadisiyye, s. 43) şeklindeki fetvası, bu noktaya dikkat çekmesi bakımından önemlidir. (Kendi Dilinden Fetö Örgütlü  bir Din İstismarı, TDVY., Ank. 2017, s. 49).

Hz. Muhammed, kendi adına yalan uydurulmasını kesin bir dille reddettiğine göre, “korkmayın, ben sizin arkanızdayım” diyen de yine Peygamberimiz olmadığına göre, Fetö’ye bu sözlerle cesaret verenler, vermeye ısrarla devam edenler kimlerdir? Kendilerini Hz. Muhammed yerine koyan bir kısım şarlatanlar mıdır? Elindeki gücü, onun adına Fetö’ye aktaranlar mıdır? Hz. Muhammed Fetö’ye arka çıkmadığına ve Feto’nun da bunu adı gibi bildiğine göre, onun bu yalanına inanan bazı saflar mı, yoksa tıpkı Feto gibi bu şarlatanlığın üzerine basarak Türk milletinin başında dini kılıç gibi kullananlar mı? İlk olasılık, akla ve mantığa; ikinci olasılık ise, Türkiye Cumhuriyetine ve Türk halkına savaş açmaktır. Peygambere yalan yüklemek bakımından her iki durum da birbirini ağdırmaz; aynı kalpazanlığın iki yüzüdür.

İslam hakkında en yüzeysel bilgisi olan bir kişi bile, Hz. Peygamber’in “ben Feto cemaatinin arkasındayım, sakın korkmayın” demeyeceğini adı gibi bilir. Peygamber, cemaatin hizmetkârı yapılarak bütün Müslümanlar ağır bir yalanın ortağı yapılmaktadır. Bu yalana inanan veya hizmet eden herkes, en az Feto kadar İslam dairesi dışına çıkmış ve Müslümanlara ihanet etmiş demektir.

Hiçbir dini literatürde, hadis kaynaklarında ve güvenilirliği düşük uç kitaplarda bile geçmeyen bir başka yalanı Feto yine Hz. Muhammed’in ağzından uydurur. Yalan, daha çirkinleşerek devam eder:

“….Allah Resulü, insan değil de keşke hayvanların yediği ot olsaydım, insan değil de şu ağacın başındaki kuş olsaydım, sonra insanlar beni yeseydi, insanların vücudunda yerimi alsaydım ve sonra da beni dışarıya çıkarsalardı”. (17-10.1974, Manisa, Sesli Vaazlar-12, ışığa doğru 02, dk. 42:57-43:20 arası).

Şimdi bu çirkin sözler 1974’te vaaz olarak sarf edilmiş ve bir Allah’ın kulu kalkıp, “sen Peygamberimizin, insan dışkısı olmayı istediğini nasıl söylersin, saygısız, utanmaz herif, in o kürsüden, kes şu zırvaları! Demiş midir? Şu herzelere bakar mısınız? Peygamber öyle bir manevi hale yükselmiş ki, manevi sekre (sarhoşluğa) ve ruhani gizeme ulaşmış ki, kendini bir insanın yiyip dışkılamasını arzular bir dereceye yükselmiş!

Ey Muhammed’in ümmeti olduğunu diline vird eden insanlar! Maneviyatın yüce derecesine erdiği için haşa insan dışkısına dönüşme özlemi çeken bir Peygamber olabilir mi? Böylesine çirkin ve alçaltıcı sözü Hz. Muhammed kendisi hakkında söyler mi? Peygamberden bile üstün olduğuna kanıt olarak en akla ziyan uydurma hadislere bile rahmet okutan bu iftirayı atmaktan çekinmeyen Feto ve Fetö’yü nasıl olur da takdis edersiniz?  Neyin şüphesi içinde bocalıyorsunuz? Yoksa bizim gibi inanmayanlara karşı stratejik ortağımız diye mi düşünüyorsunuz? Allah hangi namus ve haysiyet yoksunu iftiracıyı aklayacaktır? Bu din ve onun kutsal katilleri ile birlikte olmaya ve “arkanızdayız, korkmayın “ demeye devam ettiğiniz sürece, Hz. Peygamber’e ümmet, hala Allah’a emanet ve İslam’a mensubiyet içinde bulunduğunuzu mu sanıyorsunuz?

Feto, meleklerle konuştuğu yalanını eklemekten geri durmaz.

“Desem ki size, ben her gün bir tane cinle görüşüyorum desem yalan söylemiş olmam. İçinizde vardır böyle bin tane. Melaike-i Kiramla (saygın meleklerle-şf) görüşen bir sürü insan vardır desem yalan söylemiş olmam. Bir mümin cemaati içinde olur bu kadar. Resul-i Ekrem’in ruhaniyeti ile çok defa benim telakim (karşılaşmam-şf) oluyor dese insan, yalan söylemiş olmaz…” (Giriş, Tebliğde Gaye ve Metot, dk. 04:50).

“…Melekler, hatta Hıristiyanların nazarında dahi temessül ederler (cisimlenirler-şf).” (02 Sesli Vaazlar-1/Melekut Alemi/1978-03-03_Melekut Alemi-01.mp3, dk. 30:20).

Üst üste alıntıladığım bu sözleri iki şekilde çözümleyebiliriz. İlki, metin analizidir. İkincisi ise içerik bakımından İslam inancına ne denli aykırı olduğu meselesidir.

İlkinden başlayayım: “Desem ki…yalan söylemiş olmam” metinde çok sık tekrar ediliyor. Demek ki her desem dediğinde yalan söylüyor. Doğru söylese, “yalan” sözcüğünü her önermesinin sonuna eklemek gereksinimi duymaz. Saygın meleklerle eğer bin kişi görüşüp konuşabiliyorsa, a. Feto’yu dinleyen her bir kişi, o binin içinde olduğu umudunu taşır. Eğer o bin kişi arasında olmayı istiyorsan, benim söylediklerime harfiyen uyacaksın, mesajı verilmektedir. Mümin cemaati, Feto’nun hitap ettiği kesimle sınırlıdır ve bu kesim için meleklerle görüşmek işten bile değildir. b. Cemaat üyeleri meleklerle görüşme imkanını yakalarken, onlara bu imkanı bağışlayan Feto, Hz. Muhammed’le görüşmek gibi daha üstün bir karşılaşma ayrıcalığına sahiptir. Bu, şu demektir: ben meleklerle her zaman görüşebiliyorum, o bin kişi içinde benim olmamam, zaten düşünülemez. Ama Hz. Muhammed’le görüşmek sadece benim ayrıcalığımdır. Öyleyse ben size üstünüm ve meleklerle görüşmenizi sağlayan kutsallık ve imtiyaz bendedir. Ona göre tertip alın, demektedir.

İkincisine gelelim: İslam inancında, insan meleklerle görüşemez ve melekler de görünmez. Melekleri görmek Kuran’da iki istisna ile dile getirilir: “Biz ona (Meryem’e) ruhumuzu (Cebrail’i) gönderdik. Cebrail ona tam bir insan olarak göründü” ( Meryem 19/17). Vahiy meleği Cebrail bu ayette sadece Hz. Meryem’e insan suretinde görünmüştür. Bu ise, ayetle ve özel olarak belirtilir.  Kadir Suresi’nde “meleklerin Kadir gecesinde tan ağarıncaya dek bölük bölük yeryüzüne indikleri” (Kadir 97/14) belirtilmesine rağmen, Kadir gecesini ibadetle geçirenlere bile bu meleklerin görünmediği ve insanlarla konuşmadığı açıktır. Şu halde Feto, bu ve benzeri ayetleri hiçe sayarak melekleri cemaatinden en az bin kişinin rahatlıkla görebileceğini, kendisinin de hem meleklerle hem de Hz. Muhammed’le karşılaştığı yalanını hiç çekinmeden söylemektedir. Bu yalanların İslam itikadıyla bağdaşmadığı apaçıktır.

Ancak Feto-ileriki yazılarımda ayrıntılı bir şekilde açıklayacağım gibi-melekleri görmek ve onlarla konuşmak ayrıcalığının sadece “mümin cemaat”ine verilmediğini söylemeden geçmez. Hıristiyanlar da melekleri cisimsel olarak görebilir ve konuşabilirler.

Peki, bu iddia neyin nesidir? Feto için İslam dini ile Hıristiyanlığın hiçbir farkı yoktur. ‘Dinler arası diyalog’ ve ‘Kutlu Doğum’ oyunlarının ilk izlerini bu sözlerde görebiliyoruz.

Sonraki yazılarımda ele alacağım.

Şu sınav sorularına gelelim.

Hepimizin yakından izlediği gibi, Fetö sınav sorularını çalıp cemaat üyelerine sınavdan önce hem de cevaplarıyla birlikte veriyordu. Bu hırsızlıkla ilgili çeşitli operasyonlar yapılmış, failleri yakalanmıştı. Ancak Feto’ya sorarsanız bu bir hırsızlık değildir. Neden? Sınav soruları çalınmamış, tam tersine Hz. Muhammed o soruları Feto aracılığıyla sınava girecek adaylara önceden vermiştir. Çaldığı söylenen cemaat üyeleri, aslında Hz. Peygamber’den gelen habere göre kutsal görevlerini icra etmişlerdir. Mademki soruları Peygamber önceden haber vermiştir, o halde örgüt üyelerine düşen, bu soruları ne yapıp edip “Ümmet-i Fetullah’a ulaştırmak gibi yüce bir görevi ifa etmektir. Çünkü Hz. Muhammed bu cemaatin hizmetindedir. Ümmet-i Muhammed yok, Ümmet-i Fetullah vardır; kendilerini Muhammed ümmeti sananlar fena yanılmışlar; soruları ancak sınavda görebilmişlerdir. Önceden görenler, hizmet ve rahmet ehlidir. İşte Peygamber’e yalan söyletmenin apaçık resimlerinden biri budur.

Bakalım Feto bu haberi Peygamberden nasıl almış:

“Mesela, bazı kimseler, daha sonra kazanacakları başarıyı, çok öncesinden rüyalarında görebilmekte ve gireceği imtihan sorularını bütün ayrıntılarıyla müşahede edebilmektedirler”. (Gülen, Gençlere Pırlanta Ölçüler 6 Fasıldan Fasıla’dan Muştu Yayınları, 2011, s. 120).

Rüyalar İslam inancına göre dini, akli ve mantıki bakımdan kanıt teşkil etmez. Rüyalar inanç ve ibadetler için de kesin ve açık bir delil değildir. Bu yüzden rüyalara dayalı olarak ne dini ne de akli hükümler verilemez. Bu nokta onlarca hadiste ve tefsir külliyatında bu şekilde anlatılır. İşin dini yönü budur.

Feto, sarf ettiği sözlerin İslam itikadına, ruhuna ve mantığına uyup uymadığına aldırmaz. Onun için tek ölçüt, uydurma bir din kurup silahlı örgütlenmeye giden yolda gerçek İslam engelini aşmaktır. Rüya yalanlarıyla sadece sınav sorularını değil, devlet kademesinde kimlerin görev alıp kimlerin görevden el çektirileceğini de ‘bilmişlerdir’, hala da ‘bilmektedirler’. Bu rüya oyunu, son zamanlarda sosyal medyaya yansımaktadır. Fetö troller ordusunu oluşturan asker görünümlü kaçak hainler ve yurtdışında yaşayan gazeteci, akademisyen görünümlü aşağılık köleleri, özellikle twitter dünyasında kimin tutuklanacağını, kimin serbest bırakılacağını önceden bilmekte ve kamuoyuna ilan etmektedirler. Rüyaların yerini bu günlerde twitler almıştır. Eminim ki kendi aralarında, Feto’dan aldıkları rüya talimatıyla ülkemizin kaderine müdahale edecek “haberleri” Hz. Muhammed’den aldıklarına şeksiz inanıyorlardır. En akıllı ve tahsilli geçinen Fetöcüler, Cihat Yaycı’nın görevden alınacağını, hangi gazetecinin ne zaman tutuklanacağını Feto’nun “rüya klasiklerine” olan inançlarından aldıkları güçle, önceden ‘bilmişler’dir. Feto bu bilgileri olaylardan önce Hz. Muhammed’den aldığına inandırdığı twitter teröristlerini Türk milleti ve devletinin karşısına dikmektedir.

Öyleyse, rüyalarla devleti ve milleti biçimlendirmeye çalışan Fetullahçı terör örgütüne karşı rüyasından uyanamayan bahtsızlar şu ayete iyi kulak versinler:

“Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahret gününü inkâr eden kimse iyice yoldan çıkmıştır.” (Nisa 4/136).

Ayete dikkat edin: İman edenleri yeniden imana ve iman edecekleri şeylere çağırmaktadır. Demek ki Fetullahçı olan ve o yoldan hala medet uman kim varsa, “yoldan çıkmıştır”. Yola girmesi, “itirafçılık”la telafisi mümkün olmayan devrimsel bir mücadele ile mümkündür.

Sınav sorularını (haşa) Hz. Peygamber’e “çaldıran”, devleti ve milleti de çaldırır.