İslam’da müzik haram mı? Talibanseverler için kılavuz

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı...

İslam’da müzik haram mı? Talibanseverler için kılavuz

Yönetimin Taliban’a altın tepside sunulmasını emperyalizmin yenilgisi sananları, Türk Kurtuluş Savaşı ile kıyaslayanları, “Cumhuriyet kadını” etiketiyle burkacı köleliğe özenenleri, ‘onlarla aynı şeye inanıyoruz’ diyenleri düşünürken, kaçırdığımız önemli bazı konular olduğunu fark ettim. 

Taliban yönetimi yalnız Afganistan’ı ve Türkiye’yi değil, Kafkasları ve Rusya’yı da son derece rahatsız etmektedir.  Özellikle son zamanlarda kadın, müzik, günlük yaşam ve eğitim-öğretim konularında Taliban’ın sözüm ona “İslami” kuralları egemen kılacağını açıklamasının ardından, aldıkları kararların gerçekten İslam’a uygun olup olmadığını yerli ve yabancı akademisyenlerin akademik kaygılarla sormaları üzerine, hepsini değil belki ama bugün bunlardan sadece müzik konusunu işleyeceğim. Siyasal dincilik ile İslamofobi arasındaki akrabalığı görmek, her Türk aydınının asli görevidir.

Yerli ve yabancı basında Taliban’ın, müziği haram olduğu gerekçesiyle yasakladığına dair haberlerin çıkması da dünya kamuoyunda kaygıları artırmaktadır.

Bu arada bazı okurlarımız, dini konular hakkında yazmamdan rahatsızlık duyduğunu belirtiyor. “Ben inanmıyorum, neden yazıyorsun? Din devri kapandı, bilim her şeydir” diyerek itirazlarını dile getiriyorlar. Din hakkında yazmak, inananı vazgeçirmek, inanmayanı mümin yapmak amacını taşımıyor, bir kere bu noktanın altını çizeyim. İkincisi, aydınlanma olgusu, maddi-manevi kültür öğeleri içinde en önemlilerinden olan din konusunda gerçekleşmediği sürece, diğer kültürel alanlarda aydınlanma gerçekleşemez. Batı felsefesi tarihi bunun örnekleriyle doludur. Yazılarım ne davetkâr, ne de din-karşıtı amaç taşır. Bilgilendirme, bilgiyi paylaşma ve aydınlanma dışında bir amaca da hizmet etmez. Bunu özellikle belirtmek istiyorum.

Kur’an ayetlerinde müzik ve müzikle ilgili herhangi bir kavram, isim ya da konu geçmez.  Hiçbir ayette müzik geçmediği gibi, müzik çeşitleri, enstrümanlar, müzik çalmak, müzik çalmanın kuralları gibi konulara da rastlamayız. Kur’an bir şeyi özellikle haram kılıyorsa bunu açıkça belirtir. Örneğin, domuz eti haramdır ve bu ayetlerde açıkça belirtilir. Faiz, yalancı şahitlik, cinayet, hırsızlık, tecavüz, insanlar arasında bozgunculuk yapmak gibi haramlar bir bir sayılarak anlatılır. Ancak müzik hiçbir şekilde Kur’an’da geçmez. Kuran eğer bir şeyin adını açıkça vermiyorsa o şeyin haram olduğunu değil, haram olmadığını düşünmek gerekir. Çünkü haramlar sayılıdır, oysa helaller sayısızdır.

Emir kipindeki hükümler de aynıdır. Eğer “yapılmalı” gibi açık ve kesin hüküm yoksa o şeyi yapıpı yapmamak kişinin kendi özgür iradesine kalmıştır. “Yap” veya “yapma” emirleri, sanıldığı ve ileri sürüldüğü gibi, çok değildir. İyi olan ne varsa yapılır, kötü olan ne varsa uzak durulur. Kötü olanlar açıkça yasaklanır.

Buna rağmen bazı eski İslam bilginleri müzik hakkında ayet bulamayınca çoğu uydurma olan Peygamber sözlerine yani hadislerine bakarak hüküm vermişlerdir. Verdikleri hükümler üç türlüdür:

1.     Müzik haramdır diyenler

2.     Müzik ne haram ne helaldir diyenler

3.     Müzik helaldir diyenler

Müzik haramdır diyenler, ayetlerde dayanak bulamayınca bazı uydurma hadislere bakarak bu yargıya varmışlardır. Ancak bu hükmün İslam dünyasında radikal dinciler dışında fazla alıcısı yoktur. Teoride ve uygulamada geçerlilik kazanmamıştır.

Müzik ne haram, ne de helaldir diyenler, kararsızdır. Hatta helaldir diyenlerle aynı şekilde düşünürler. Bu son iki gruba, yani çoğunluğa göre müzikle ilgili haram hükmü vermek doğru değildir. Müzik sırf müzik olduğu için haram sayılamaz.

Peki, harama götüren müzik olur mu?

Olabilir. Örneğin,  içeriğinde insanı intihara, huzursuzluğa, depresyona iten sözler varsa; topluma düşmanlık tohumları eken ifadeler bulunuyorsa, insanı yaşama karşı küstürüyor ve isyan ettiriyorsa, bu tür müzik dinlemek haram olabilir. Tıbbi olarak tercüme edersek, bu tür şarkılar sağlığa zararlıdır. Aynı akıl yürütmeyi, başka şeyler için de yapabiliriz. Örneğin Kuran’ı ya da İncil’i, insanları kandırmak için öğrenmek ve öğretmek, haram olur. Neden? Çünkü bu haramlık, kutsal kitaplardan değil, onların okunma amaç ve şekillerinden ileri gelir. Yoksa evrende her şey insan içindir. Tanrı, yasaklayacağı hiçbir şeyi yaratmaz.

Kuran, dincilerin din dili yobazlığı için verimli bir kaynak değildir. Daha doğrusu şöyle denmeli: Kuran, sanıldığının aksine yoğun bir din dili kullanmaz. Neden? “dini”- “din dışı”, veya “İslami”- gayri İslami” gibi kavramlar Kuran’da yer almaz ama bizim mollalar, Kuran’ı bile yeterli görmemiş olacak ki bu kavramları çağımızda dillerine pelesenk yapmışlardır. Kuran sözlüğünü, “dinselleştirmişler”, “İslamileştirmişleridir.” Dincilerin dili ile Kuran bu yüzden dili birebir örtüşmez. Sırf bu yüzden siyasal dincilik, üstü dinselleşmiş örtü ile kaplı dünyaperestliktir. Başka türlü dersek, siyasal dincilik, veresiye ahret ödülüne bel bağlamaz.

Doğa ve içindekiler için “iyi-kötü” yargıları vermek aptalcadır. Güneşli hava iyi, yağmurlu hava kötüdür veya tersi. Bu ve benzeri yargılar doğayı bağlamaz. Yalnız insanı bağlar. Bu yargılar insan toplumu içinde geçerlidir. Doğayı kötüye kullanırsanız, doğa size haram olur. İyiye kullanırsanız, helal olur. Çünkü “O Allah yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratmıştır”[1] Demek ki iyi ve kötü kavramları doğanın içinde değil, insanın ve toplumun yarattığı yargılardır. Verdiğimiz yargılar, döner bizi yargılar.

Müzik, söze, enstrümana, aletlere dökülmeden önce doğadaki seslerden oluşuyordu. Doğa bu seslerle, bize ne iyiyi ne de kötüyü dayatmıyordu. Ne var ki insan doğanın bu seslerini enstrümanlarla, sözlerle ve notalarla ifade etmeye başladığında, iyi ve kötü kavramları o zaman ortaya çıktı. Kulağı tırmalayan bir şarkı ile ruhlara tat veren bir şarkı elbette bir değildir. İlkinin kötü olduğunu bilmemiz için ille de haram kılınması gerekmez. İkincinin iyi olduğunu bilmemiz için de ille de helal olması gerekmez.

Kısacası, insanın ruhunu, kulağını, zihnini ve duygusunu iyi yönde etkileyen her türlü müzik helal, böyle olmayan her türlü müzik de, haram değilse bile, dinen tavsiye edilmez. Yani akla ve matematiğe uygun müzik yararlıdır. Yararlıysa bir şey, helaldir. Hiçbir insan, zararlı olanı helal, yararlı olanı haram sayamaz.

Müziği haram sayanlar hangi gerekçeleri ileri sürüyor, bakalım:

“İnsanlardan öyleleri vardır ki, halkı fark ettirmeden ve hiçbir bilgiye dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve dini alaya almak için boş söz ve eğlendirici sözler (lehve’l-hadis) satın alırlar. İşte onlar için hor ve hakir edici bir azap vardır”[2]

Müziği genel olarak haram sayanlar, bu ayetten yola çıkarlar. “Lehve’l-hadis”, yani eğlendirici sözü, her türlü müzik ve müzik aleti diye tefsir ederek, genel bir haram hükmüne varırlar. Oysa bu ifade, Arapçada ne müziği, ne herhangi bir müzik aletini ne de müzik sözlerini dile getirmez. Buradan müzik haramdır hükmünü çıkarmak mümkün değildir. Haram hükmü çıkaranlar bu gerçeği bildikleri için bazı uydurma hadislerle desteklemek zorunda kalmışlardır. Dayanak gösterdikleri ipe sapa gelmez hadisleri anmaya gerek yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır, buradaki “eğlendirici söz”ü, şarkı ya da müzik olarak değil, genel anlamda boş ve ahlaka zarar veren her türlü söz ve eylem olarak[3] yorumlar ki genel görüş bu doğrultudadır.

Müziğe haram diyenlerin kanıt olarak gösterdikleri tek ayet budur. Buradan da haram yargısını çıkaramayacağımızı yineleyelim.

Buna karşılık, müziği helal gören veya en azından zararsız, günlük hayatın bir parçası sayan İslam bilginleri, haram yanlılarına göre çok daha fazla dini kanıtlara sahiptirler.

 Bakalım:

“Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler”[4]

Eğlence denilince, buna,  insanlık sınırlarını aşmadan her türlü neşe, mutluluk ve ferahlık verici müzik dahildir. Müziksiz eğlence düşünülemeyeceğine göre, müziğin haram olması mantıksızdır.

“Allah size haram kıldığı her şeyi açıklamıştır”[5]

Haramlar ve helaller bellidir. Açıkça haram kılınanlar dışında, herhangi bir yasaklamanın olmadığı her şey helaldir. İslam dini, hayatta haramları değil, helalleri temel alır. Yaşamı haramlar değil helaller kuşatır, belirler. Çünkü haramlar tek tek sayılmıştır ve sayıları helallerden çok daha azdır.

“De ki: Benim rabbim ancak, açık ya da gizli yüz kızartıcı çirkin işleri (fuhuş), günahı, haksız yere başkalarının hakkına tecavüzü (bağy), Allah’a hiçbir delil indirmediği şeyi ortak koşmanızı (şirk) ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi yasaklar” [6]

Fuhuş, açık ya da gizli her türlü çirkin işler ile başkalarının namus ve haysiyetine tecavüzü; ism yani genel anlamda günah, akıl ve mantığa aykırı her türlü davranış ve bilerek Allah’ın yasaklarını çiğnemeyi; “Bağy”, haksız yere başkalarının can, mal, namus ve kişilik haklarına tecavüzü anlatır.[7]

Son ayet, her Cuma minberde hutbeden sonra tekrarlanır. Bu ayette “fuhuş”, “ism” ve “bağy” sözcükleri çok açıktır. Haram olanlar, aynı zamanda insan toplumunu bozan, düşmanlığı, fitne ve fesadı doğuran, yeryüzünde insanlar arasında huzur ve mutluluğu tehdit eden her türlü aşırılık, tecavüz ve saldırganlıktır. Ne var ki, ayette sayılan haramların büyük kısmı, özellikle İslam ülkelerinde yaygındır. Ama buna rağmen, dincilik, ayetlerde zikredilmeyen ve hayata dair her şeyi haram kapsamı içine alarak, önce din kardeşlerini, sonra da tüm insanlığı dünyaya geldiğine pişman etmek için hiç İslam’a rağmen din üstüne din uydururlar.

  Müzik, hiçbir Kuran sözcüğünde ne açıkça ne de dolaylı olarak anılıp haram kılınmamıştır. Din uydurmacıları, açıkça ya da dolaylı olarak haram kılınmayan pek çok şeyi haram dairesi içine tıkıştırıp, haramı çoğaltarak, helali azaltarak dini tepetaklak etmişlerdir.

Bu nedenle ayaklar baş, başlar ayak olmuştur. Bunun çaresi, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimiz sayesinde dişimizle, tırnağımızla kazandığımız bağımsızlık ve özgürlüğün gölgesinde, hiç durmadan aydınlanmaktır.

Gelecek yazımda İslam’da resim ve heykel gerçekten haram mı, yasaklanmış mıdır? Sorusuna yanıt vereceğim.


[1] Bakara Suresi, 2/29.

[2] Lokman Suresi, 31/6.

[3] Hak Dini Kuran Dili, İst. 1942,  V, 3839.

[4] Yasin Suresi, ayet, 55.

[5] En’am Suresi, 6/119.

[6] A’raf Suresi, 7/33.

[7] Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili, III, 2155.