Karar sizin: Peşkeş mi, değil mi?

Ahmet Yavuz yazdı...

Karar sizin: Peşkeş mi, değil mi?

İki haftadır aynı tartışma sürüyor. CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın bir televizyon kanalında kullandığı ifade ortalığı karıştırdı. Her ne kadar demek istediği belliyse de, kendini yanlış ifade etmek kişinin kendi sorumluluğudur. Nitekim düzeltici açıklamalarda bulundu. Sürç-ü lisan etti diyelim.

Ama bana göre iyi de oldu. Hiç olmazsa Ordumuzun sahipsiz olmadığını öğrenmiş olduk! Daha doğrusu dün Orduya kumpas kuranların ya da kumpasa ortak olanların ya da kumpas mağdurlarının eşlerine randevu bile vermemek suretiyle kumpasa seyirci kalanların saf değiştirdiğini anlamış olduk. Tabii meselenin arka yüzündeki küçük hesapları, istismar gayretini görmeseydik içimiz rahat ederdi ama şimdi etmiyor…

Öte yandan, dönen devranın enerjisine katkı vermek adına soluğu MSB ve Genelkurmay Başkanı’nın makam odalarında alan Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığındaki odalar heyetinin sergilediği hassasiyete de hayranlığımı dile getirmeliyim! Bu şahsiyetlerin aklına bir güne bir gün kumpasa uğrayanların ne aralarından birine ne de onların örgütlediği KUMPASDER’e selam verdiği ve geçmiş olsun dediği ne duyulmuş ne de görülmüştür!

Ancak bu arkadaşlar, günün ihtiyaçlarına göre, kendi hassasiyetlerinden ziyade siyasi iktidarın esas tartışılması gereken “Tank Palet Fabrikasının BMC’ye devri konusunun üstünü örtmek ve Ordu yönetim kademesinin de bu netameli konuda iktidarın arkasında durduğu” algısına katkı vermek için bu ziyareti istek üzere yaptıkları açıktır. Organize işler…

Çok merak ettim: Destek vermek için ziyaret ettikleri Genelkurmay Başkanı’na, millete iletmek istediğiniz bir sorununuz var mı diye sormuşlar mıdır? Ya da Türkiye’nin içinde ve çevresinde savaşan ordumuzun “askeri sağlık ve yargı sistemlerinin” ortadan kaldırılmış olması görevinizi nasıl etkiliyor, demişler midir?

Meclis ya da Oda mensuplarının bu içtenliği(!) tabii gözlerimi yaşarttı! Buna ayak uyduran medya mensuplarının da hemen hemen tamamının, şöyle veya böyle kumpasa selam duranlardan olması tesadüf olmasa gerekti.

Çifte standart ülkesi oldu benim yalnız, hüzünlü ve canım ülkem!

Devran böyle bir şeydir… İlkesizliği bayrak yapar!

TANK PALET FABRİKASININ BAŞINA GELEN

Meselenin sevindirici tarafı ise Tank Palet Fabrikasının başına gelenleri kamuoyunun daha iyi öğrenmiş olmasıdır. Ancak konuya girmeden önce iki konuyu bilmekte fayda vardır: İlki, fabrikanın ne ürettiği; ikincisi, Altay tankının kısa geçmişi…

Tank Palet Fabrikası 1973’te Kara Kuvvetlerinin tank ve top gibi zırhlı araçlarına fabrika düzeyi bakımını yapmak için kurulmuştu. Daha sonra yenileştirme, yerlileştirme ve üretim gibi amaçlara yöneldi.

Bunun en önemli sebebi, Kıbrıs Harekâtı nedeniyle ABD’nin; iç güvenlik operasyonları bahanesiyle Almanya vb. ülkelerin koyduğu ambargolara karşı yeni bir arayışa girilmiş olmasıydı. Bu arayış çok kıymetliydi. Atatürk zamanında kurulmaya çalışılan ancak NATO’ya girişle bir kenara bırakılan yerli silahlanmaya dönmek gibi yüce bir amaca yönelikti. Stratejik bir adımdı.

Günümüz savunma sanayiinin temel taşlarını oluşturan ASELSAN, TUSAŞ, İŞBİR, HAVELSAN, ROKETSAN vb. bu anlayışın bir parçası olarak 1975’den itibaren kuruldular. MKE 1921’de kurulmuştu. Bu kuruluşlar Türk Ordusundaki değerli komutanlarımızın ve bir ölçüde de siyasilerimizin millete sunduğu hizmetlerdir. Türk milleti de bu çabaya maddi ve manevi destek vermiştir. Hepsine minnet ve şükran borçluyuz. Bu süreçte OTOKAR (1963), BMC (1964), FNSS (1988) gibi firmalarımız da kuruldu. Günümüzde giderek artan oranda yerli üretim yapabiliyorsak, dün o temelleri atanlar ve atılanlar sayesindedir.

Bugün de bazı olumlu adımlar atılmaktadır. Deniz Kuvvetlerinin tasarımı olan MİLGEM projesinde yukarda sıralananlar dışında METEKSAN gibi irili ufaklı birçok firma üretime ortak oldu. İHA/SİHA üretimi yapan BAYKAR özel bir örneği oluşturdu. Başkaları da var. Ancak henüz kat edilmesi gereken çok mesafe vardır.

Öncülük eden, üreten ve katkı verenlere minnet duyarız ancak Tank Palet Fabrikasının BMC’ye tahsis edilmesini ya da yazının sonunda da anlaşılacağı üzere Altay tankı üretiminin BMC’ye verilmesini çok yanlış bulduğumu belirtmeliyim. Açıkçası yapılanın kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Birilerinin borazanı olanlardan olmadığım için rahatlıkla ifade edebilirim.

FABRİKANIN ÜRETTİKLERİ

İçinde demiryolu ve dünya ölçeğinde zırhlı araçların test merkezi bulunan fabrikada zırhlı araçların bakımı yanı sıra: M44 ve M52 toplarıyla M48 ve Leopard tanklarının modernizasyonu; zırhlı araçlar için palet üretimi; dünyanın en etkili toplarından olan FIRTINA üretimi (280 adet); dürbün, periskop, teleskop üretimi, yedek parça üretimi yapılmaktadır. Birilerinin önemini hafifletmek adına telaffuz ettiği gibi sıradan bir yer değildir.

ALTAY TANKININ HİKÂYESİ

Önce Altay tankının geçmişine değinelim. Bu konuda daha fazla bilgi için E. General Osman Aydoğan’ın makalesine bakılabilir (http://www.sehriyar.info, 12 Aralık 2020, Altay Tankı).

Tank Palet Fabrikasında ASELSAN, ROKETSAN, MKE ile ortaklaşa başarılan bu işler, dönemin ilgililerini millî tank yapma adına cesaretlendirmişti. Başlatılan millî tank projesi kapsamında dört ayrı ülkenin son model tankları incelendi. Onlarla işbirliği olanakları araştırıldı. Bunlar Ukrayna’nın T-84, ABD’nin Abrams, Almanya’nın Leopard ve Fransa’nın Leclerc tanklarıydı. Bu çalışmalar yerli tankın niteliklerini ortaya çıkardı.

İki seçenek vardı: Ya Tank Palet Fabrikası Altay tankını FIRTINA topu gibi işbirliğiyle doğrudan üretecekti ya da kurulacak bir ortaklıkla üretim yapılacaktı.

Nihayetinde 2004 yılında, SSM tarafından OTOKAR, FNSS ve BMC’den oluşan BOF isimli bir ortaklık kurularak tankın prototipinin ortak üretimine karar verildi. BOF, 14 ay sonra Güney Kore tankı olan K2 üzerinden Altay tankının yapılabilirliği sonucuna vardı. SSM’in 2007 yılındaki ihalesine üç firma ayrı ayrı katıldı ve sonuçta ihaleyi kazanan OTOKAR prototip tank yapımını üstlendi. İhale bedeli 495 milyon Dolardı (Osman Aydoğan, age).

OTOKAR, dört ayrı prototip üretti. Bunlardan ikisinin gövde ve kule zırh çeliği kesme ve bükme işlemleri Tank Palet Fabrikasında yapıldı. Bu tezgâhlar da Fırtına üretimi için temin edilmişti. İlerde tank yapılacağı da varsayılmıştı.

Ancak ilk yapılan ihale sonuçsuz kaldı. Bu ihalede en yüksek fiyatı BMC’nin verdiği iddia edilmektedir. İkinci ihale 2017’de sonuçlandı. İkinci ihalede en düşük fiyatı veren BMC kazandı. Yazılıp çizilene göre üç firmanın teklifleri arasında kayda değer bir fark yoktu. Daha sonra atılan adımlar neden ikinci ihalenin yapıldığını anlamaya yetmektedir!

BMC, 250 tanklık ihaleyi kazandı ama parası yoktu. Tecrübesi de olmadığı gibi… Katar’lı ortak bulundu. Sahibinin TV’de anlattığına göre, ortağı bulan CB Erdoğan’dı; BMC ile ortak etti ve ayrıca yerli bir başka ortak daha buldu.

Bunlar yetmedi. Sakarya Karasu’da BMC’ye fabrika yapması için 2 milyon metre kareden fazla arazi tahsis edildi. Ek olarak teşvikler sağlandı 200 milyon Dolar ek kaynak tahsis edildiği yazılıp çizildi.

FABRİKANIN DEVRİ

Bu da yetmedi. Tank Palet Fabrikası Katar ortaklı BMC’ye devredildi. Bu nasıl oldu?

31 Temmuz 2016’da Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü; 12 Ocak 2018’de Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. (ASFAT) kuruldu. Varlıkları Hazine’ye, işletmesi MSB’ye bağlandı. Fabrika 19 Aralık 2018’de özelleştirme kapsamına alındı ve ardından ASFAT’a tahsis edildi.

ASFAT da gecikmeden Tank Palet Fabrikası tesislerinin işletme hakkını Katar ortaklı BMC’ye devretti; 25 yıl süreli “işletme hakkı devri” yapılmış oldu. Buna göre, taşınmaz malların mülkiyeti Hazine’ye bırakıldı ve firmaya 50 milyon Dolar yatırım yapma zorunluluğu getirildi.

25 yıl sonra ne olur? Allah bilir…

KRİTİK SORU

Altay Tankı ihalesine neden Tank Palet Fabrikasının tahsisi dahil edilmedi?                       Fabrikanın özelleştirilmesi daha sonra yapıldı denilebilir. Ancak bu açıklama şeffaflık adına yeterli olmadığı gibi kuşku duymak adına kişiyi nefessiz bırakmaya yeter...

İster istemez insanın aklına ikinci bir soru daha geliyor: 15 Temmuz 2016’dan tam 15 gün sonra meşum darbe girişiminin sokaklardaki izlerini temizleyemeden Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü kurulmasını acil kılan neydi? Bu işlerin hazırlığı bu hengâmede ne ara ve nasıl yapıldı?

SONUÇ                                                          

Tank üretilemedi. Oysa tank 2019 sonunda üretilmiş olacaktı. Ortada yok. Olacağı da yok gibi duruyor. Olursa da yerli ve milliliği tartışmalı olacak. Bu arada eğer Katar tank üretme becerisine sahip bir ülke olmuş olsaydı, işin mantıklı bir yanı olabilirdi. Ama yok…

Bütün bilgi birikimi heba oldu.

MSB’lığı, sahibi olduğu fabrikayı bedavaya devretti. Fabrikanın ürettiği her şeyi maliyet artı yüzde 12 karşılığı satın alıyor! Tabii özel şirketlere satışta fiyat sınırlaması yok. Tutturabildiğine...

Milli Savunma Bakanı son bütçe görüşmeleri esnasında bu devir işleminin “peşkeş” olmadığını söyledi. Ama ne olduğunu söylemedi!

Merak edip peşkeşin kelime anlamına baktım. Bakanı üzecek bir anlamı yok: armağanmış. Milletin bir varlığı BMC’ye armağan olmuş!