Kazığa kimler çekilecek?

Nihat Genç yazdı...

Kazığa kimler çekilecek?

(Kılıçdaroğlu, makamındadır, helalleşme ve özür'den sonra 'danışmanlarıyla' gelen tepkileri değerlendirmektedir...

Genel başkanlık odası, danışmanlar sırasıyla, 1. Mızmız, 2. Tarçın, 3. Ponpon, 4. Reçel, 5. Sosis, 6. Cücü, 7. Suzan, 8. Karamel, 9. Pamuk, 10. Fıstık, 11. Jelibon, 12. Oylum, 13. Cingöz, 14. Bal, 15. Nalan, 16. Şaşkın, 17. .öt oğlanı, 18. Kandil, 19. Karayılan.

Çaycılar: 1. Lulu, 2. Sakız, 3. Miniş, 4. Çilek, 5. Canan 6. Taha Akyol

Özel kalem: 1. Cookie, 2. Boncuk, 3. Juliet, 4. Kekik... 5. Enver Altaylı, 6. Emre Uslu..

Ve diğer oyuncu bir 'nesne': Kapıdaki büyük bayrak direği!)

PERDE AÇILIR

Kılıçdaroğlu: Arkadaşlar, özür kampanyamızdan sonra kamuoyunu yokladınız mı, son durum nedir? Tarçın, buraya gel, gazeteleri okudun mu?

Tarçın: -Efendim, T 24 ve Karar Gazetesi, yani eski Taraf ekibinden liberaller zil takmış göbek atıyor. Çok duygusala bağladılar, ağlayan ağlayana. İstisnasız bütün liberallerin .ötleri kalktı!

Ponpon (araya girer): Efendim, Ali Bayramoğlu, Yıldıray Oğur, Oya Baydar gibi kürtçü Amerikancı liberallerin takdirlerine mazhar olmuşsak, güneşe akın var akın, bu iş bitmiştir!

Kılıçdaroğlu: Jelibon oğlum, Sözcü'ye baktın mı, onlar ne diyor?

Jelibon: Efendim, Sözcü'dekiler liberalliğe henüz geçtikleri için çok utangaçlar, ama hepsi sevinçten kafesinde duramayan kırmızı .ötlü maymunlara döndü!

Ponpon: -Efendim, aslanın hikayesini biliyorsun değil mi, bir gün kırmızı .ötlü maymunu çakallar sırtlanlar topluca düzer, bana tecavüz ettiler diye aslanın huzuruna gelir, aslan, maymunun açıktaki kırmızı .ötüne bakar bakar, vallahi sen kaşındın der...

Kılıçdaroğlu: Arkadaşlar kırmızı .ötlü maymunlardan özür diledik mi?

Ponpon: Vallahi efendim, bu erkek egemen cinsiyetçi dilinizi kınıyorum...

Kılıçdaroğlu (konuyu değiştirerek): -Sosis, yavrum, memleketimiz Dersimliler ne diyor?

Sosis: -Efendim, Dersim halaylara başladı, tabelayı bile değiştirdiler, Dersinoff, yaptılar!

Kılıçdaroğlu: -Karamel oğlum, başka?

Karamel: -Efendim, Mehmet Barlas haber gönderdi, benden de adımı vererek özür dilerse, ben de varım, dedi, ayrıca Ertuğrul Özkök, Nagehan Alçı, yüzlercesi, şu an sizlere hediye ve çiçek almakla meşgul, birazdan kutlama için burada olacaklar!

Kılıçdaroğlu: Çilek, kızım, çayları tazele, ağır misafirler geliyor! Çilek kızım gelenleri kapıdan karşıla, aman ısırmadan öpüşelim... Cücü, oğlum, Komünist Partisi ne diyor?

Cücü: Efendim, Komünist parti, Stalin'den özür dilenmediği için küsmüş...

Kılıçdaroğlu: Fıstık, oğlum, elçilikleri dinledin mi? İsrail ne diyor?

Fıstık: -Efendim, iki de bir bana oğlum demeyin, bütün gazeteler yazdı ben ameliyat olalı ohooo, ben artık kızınızım...

Kılıçdaroğlu: Maşallah, fıstık, bütün kızlardan özür dilemişsin, maşallah, İsrail elçiliğini aradın mı?

Fıstık: -İsrail, Kasap Şaron'dan özür bekliyor. Ermenistan'ı aradım, özür yetmez, Ağrı ve Doğu bölgesinden hemen çekilsinler ve tazminatları ödesinler. Yunanistan, Marmara Denizi'nde de kara sularını üçten dokuza çıkarttı efendim.

Kılıçdaroğlu: -Marmara bizim iç denizimiz değil mi, orayla ne alaka?

Jelibon(araya girer): -Efendim, sizin özrünüzden sonra herkesin ağzının suyu akmaya başladı... Çıplak .ötü gören koşuyor! Şu an Netflix dizisine döndük... Erkek kadın sağcı solcu katil masum yok, bütün insanlık özrünüzden sonra birbirini öpüyor kokluyor sarılıyor yalayarak ısırıyor efendim. Birleşmiş Milletler vallahi biz daha önce niye düşünemedik diyor. Şu anda Filistin sorunu çözüldü bile. Keşmir sorunu bitti.. İspanya'da Basklar Katalanlar vazgeçtiler... Şu anda Bıden, Afganlılar'ı IŞİD'çileri öpmekle meşgul... Putin bile Bıden'e sarılmış öpüyor... En son haber, Macron Kuzey Kore liderinin .ötünü öpüyordu, efendim, yeni bir dünya tarihi başlıyor, bu kadar etkili olamazdı.Erkeklik kadınlık gibi eski adetler bitti, sınırlar düşmanlıklar bitti, PKK silah bıraktı, vallahi siz helalleştikten sonra dolar öyle düştü ki, bir cent bile değil, ciddiye alan yok...

Kılıçdaroğlu: Suzan kızım, halkımız ne diyor halkımız, .iktir dünyayı, şöyle baktın mı sağa sola!

Suzan: -Efendim, çok yoğunsunuz yorgunsunuz, sizi anlıyorum, ama, beni de karıştırdınız adımı Abdullah olarak değiştirdim, artık egemen üst erkek diline transfer oldum..

Kılıçdaroğlu: Bağışla Abdullah, LGBT bizim helalleşmeye ne diyor:

Abdullah (Suzan)- .ötleriyle gülüyor...

Kılıçdaroğlu: Feministler ne diyor?

Abdullah (Suzan):- Vajinalarıyla gülüyorlar... Efendim gülerken çatlatıp yırtmışlar, Seda Sayan'ın programına çıkan bir estetikçi varmış, Kılıçdaroğlu bizim için onu arayabilir mi diyorlar!

Kılıçdaroğlu: -Ne iş yapıyor o estetikçi?

Abdullah (Suzan): -Efendim, yırtık .mları dikiyormuş...

Kılıçdaroğlu: -Ne var onda, iki dikiş atacak!

Abdullah (Suzan): -Öyle değil efendim, artık iki dikiş yetmiyor, ayrıca ilaveler var efendim, işitme duyma görme gibi özellikler de katıyorlar..

Kılıçdaroğlu: -Yani işitmese olmaz mı... Hayır anlamadım, '.m'a bile işitme kulak mı takıyoruz'...

Çilek: -Efendim, onlar da özür dilemek için yeni organlara ihtiyaç duyuyorlar, daha önce geri çevirdikleri aaa asla vermem dedikleri iştahlı abazan taliplileri kim varsa, bizatihi organın kendisi sesiyle megafon gibi sokak sokak kafe bar dolaşıp özür dileyecekler! Bütün .ötler helalleşecek. Hiç bir organın hiç bir organda artık gözü nazarı olmayacak!

Kılıçdaroğlu: -İş bu noktalara kadar geldi mi? Yahu arkadaşlar bilim nerelere girmiş! Bak ben de heyecanlandım, bunun Netflix'te filmini çekseler?

Jelibon: -Çekiyorlar efendim, yırtık .mın feryadı, filmin afişini de yapmışlar, yırtık dondan fırlamış kelleler, Suzan, Çilek, Jelibon, hepimizin resmi...

Kılıçdaroğlu: -Özür dileyip kapıyı açan benim, dünyanın bütün .ötlerini havalandıran ayaklandıran benim, ama benim bir resmimi koymamışlar öyle mi?

Jelibon: -Efendim, sizin için belgesel çekiyorlar, belgeselin ismi: .ikilmiş partinin davası olmaz!

Kılıçdaroğlu: Olur mu, bizim bir davamız var!

Jelibon, Çilek, Suzan (topluca bir ağızdan): -Efendim o dava nedir biz de öğrenmek istiyoruz.

Kılıçdaroğlu: -Arkadaşlar davamız, oylarda bir miktar düşüş yaşadıkça PKK, Ermeni, Rum, vatan haini, ajan, FETÖ kim varsa, tarikatçı, şeyh, .ötünü yalamaya başlıyoruz, davamız bu! Arkadaşlar davamız vatan doyduğun yer değil, doğduğun yer değil, vatan; satma hakkını kendinde gördüğün yerdir, işte büyük davamız budur.

Jelibon: -Ama efendim deniztaraklarından özür dilemedik!

Çilek(Kılıçdaroğlu'nun kulağına doğru): /Efendim, deniztarağı derken Deniz Baykal ekibini diyor!

Kılıçdaroğlu: -Karamel evladım, el .öt öpüp özür dilerken, ağzımızın dilimizin suratımızın alacağı şekil konusunda bilimsel bir rapor yazmanı istemiştim...

Karamel: -Efendim, el etek öt öperken, partimizin kurucu ilkeleri altı ok'tan esinlenen bir fikir geliştirdik, ok nedir, yay'la atılır, ama partimiz ok'la temsil edilirken yay'ı gören yok, o halde, dilimizi yay gibi uzatıp gereceğiz... Efendim, ok, erkektir, erkeklik organını temsil eder, ama, yay, dışarı fırlatır, doğurgan ana... Hatta efendim, Kılıçdaroğlu da erkek ismi, önce adımızı değiştiriyoruz, YAYOĞLU, yapıyoruz.. .mı .ötü yaylana yaylana dağıtmadan memleket ve insanlık huzur bulmaz efendim..

Jelibon: -Araya giriyorum, özür, efendim, dilimizi yay gibi açabilmek için, önce köpek dişlerimizi çektirmemiz lazım, ki, kimse bunlar yalarken ısırmasın diye tereddüt yaşamasın! Bir de efendim, hızlı vakum gibi emebilmek için dişlerimiz çizik yapabilir... Mesela efendim, önce sizin örnek olması için bir emerken bir fotoğrafınızı çekmemiz lazım...

Kılıçdaroğlu: -Tamam, okey, anlaşıldı, o halde, hemen dişlerimizi çektirelim!

Çilek: -Dişçimiz hazır efendim, dünya çapında bilim kongrelerine katılıyor, bir ekiple giriş katına ameliyat masasını kurdular, bile!

Kılıçdaroğlu: -Yahu bir diş çektireceğiz, abartmayın...

Çilek: -Efendim, bu, ağzını aç, kerpetenle diş çek, değil, bu derin bir diş çekme, kökünden çekebilmek için, dişçimiz kerpetenle makattan girecek, ağızdaki dişlere arkadan müdahale edecek...

Kılıçdaroğlu: -Taa oradan arkadan olacak şey değil, ağza varmak için bağırsaklar mide boğaz o kadar yolu niye geçsin... Takım taklavat Allah korusun içerde kalır... Şöyle düz soksun kerpeteni çeksin, işte..

Suzan: -Efendim, bu daha işin başı, ilk ameliyattan sonra, suratlarınızı da değiştireceğiz, İmamoğlu'nun Kaftancıoğlu'nun Ekmeleddin'in Sezgin Tanrıkulu'nun ve Demirtaş'ın suratlarını alacağız, her birinize 'ortak' bir surat takacağız, mesajımız daha iyi anlaşılsın diye! Mark-Hegel-Lenin posteri gibi dünyayı değiştirenler!

Kılıçdaroğlu: Bu 'ameliyat' işi biraz dursun, Jelibon, oğlum, başka kim ne dedi?

Jelibon: -Efendim, ırkçı faşist ulusalcılar harekete geçti, kazıkları hazırladılar, şu an da geliyorlar!

Çilek: -Efendim, doğabilimcilerden bir sitem var... Sizden dünyanın bütün akreplerinden yılanlarından farelerinden sırtlanlarından caretta carettalarından özür dilemenizi istiyor....

Kılıçdaroğlu: -Bak bunu akıl edemedik, başka?

Çilek: -Efendim, Nihat Genç diye bir yazar, Kazık'a karşı çıkıyor, Kazık Osmanlı'dan kalma, yok kazığı yontacak incelteceksin üstüne oturtacak gıdım gıdım çakacaksın günler alıyor, bize yerli milli ve pratik bir yöntem lazım diyor?

Kılıçdaroğlu: Yani?

Çilek: -Efendim, kapımızın önündeki bayrak direğinden şiş kebap yapacakmış... Bayrak direğini indirip, şiş yapacakmış... Şişe önce FETÖ'yü sonra bir liberali sokacakmış.

Şişe sonra Kılıçdaroğlu'nu sonra bir liberal.

Şişe önce Sözcü yazarlarını sonra bir liberal.

Şişe önce Halk TV'yi sonra liberalleri..

Kılıçdaroğlu: - Arkadaşlar ben ne diyorum size, ne zaman insanlığın ülkenin önünü açsak barış demokrasi desek bizi ya şişe geçiriyorlar ya kazığa oturtuyorlar... Bırakmıyorlar ki şurada ağız tadıyla PKK'nın Seyit Rıza'nın FETÖ'nün .ötünü demokrat ve barış içinde huşuyla  doya doya öpelim!