Kim bu gizemli FETÖ’cü? Bu sorunun cevabı sadece bir kişide!

Kim bu gizemli FETÖ’cü? Bu sorunun cevabı sadece bir kişide!

Bazen anlamakta güçlük çekiyorum.

Uluslararası bir saldırı altındayız.

Yine çok kritik zamanlarda Ekrem İmamoğlu çıktı tıpkı daha önce Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Kemal Kılıçdaroğlu gibi dünyada siyasete yön veren Chatham House’a gitti.

Üç kişi-beş kişi sesimizi çıkardık.

Çıt çıkmadı…

Elazığ’daki deprem ziyareti sonrasında da Palandöken’de bir tatil yaptı, kızılca kıyamet koptu.

Tepki haklı.

Fakat, “kayak”, “Chatham House”dan çok daha mı önemli?

Asla! Fakat millete göre durum farklı herhalde?

Yine…

CHP’de yeni bir Anayasa taslağı hazırlanıyor.

Ve olan oluyor.

CHP taslağa göre, “Türk milleti” kavramını siliyor, “Atatürk milliyetçiliği” kavramını yok ediyor.

Bu konu CHP’nin tabanında kımıldanmaya bile neden olmuyor!

Neden, çünkü dertleri bu değil.

Ama CHP Genel Başkan Yardımcısı biri sırf hırs uğruna bir kuaförü kapattırıyor.

Kopuyor kıyamet!

Yine…

Avrupa Birliği Türkiye’nin yıllardır onuruyla oynuyor.

Almanya tüm FETÖ’cülere kucak açmış durumda, PKK ülkelerinde cirit atıyor.

ABD… 15 Temmuz’un derin sahibi.

Diğer ülkelere girmiyorum bile.

Toplumca yeterli tepki veriyor muyuz?

Hayır!

Ama bir kendini bilmez ırkçı Yunan şanlı bayrağımızı yırtıyor. Hak ettiği tepkiyi millet olarak topluca gösterebiliyoruz.

Yahu, bu batı, bu AB, bu ABD ülkeye kurşun atanları besliyor, milletin onurunu, Türk devletin gururunu ayaklar altına alıyor.

Taşeron PKK şanlı bayrağımızı taşıyan askerlerimize kurşun atıyor, PKK da FETÖ de kahramanlarımızı yok ediyor.

Birliğimize, dirliğimize saldırıyorlar.

Halbuki bayrak nedir? Birliğimiz, dirliğimizdir. Fiziki olarak yırtılmasına verilecek tepkinin belki de bin katı ülkemiz hakkında ajanlık faaliyeti yaptıkları zaman acımadan verilmelidir.

Veriyor muyuz?

Bakın, ben sizlere bildiğiniz konuları hatırlatmaya çalışıyorum.

Ülkenin dirliği ve birliği şanlı bayrağımızı alçakça yırtınca değil, içimizdeki hainlerin faaliyetlerini sürdürmesiyle yıkılır.

Odaklanmamız gereken yer burasıdır.

***

Bıktı ülke İmamoğlu’nun kayak keyfinden…

Bir ülke bir belediye başkanını bu kadar konuşuyorsa, muhalefeti ile hükümeti ile o kişiyi zaten bir şekilde başkan adayı yapmıştır kafasında.

Şu İmamoğlu gündemi 4 gündür sürüyor.

Peki Enver Altaylı iddianamesi neden gündemden düşürülüyor?

Seviyesiz, iğrenç lağım dolu ağızlardan çıkan çirkin sözlerle, gereksiz ve anlamsız kavgalarla Türkiye bir medya rezilliği seyrediyor.

Hiçbir şey öğrenilmediği gibi, hiçbir şey tartışılmıyor.

Sunucular da bu işten sanki çok rahatsızmış gibi duruyor ya, yalan söylüyorlar. Resmen memnunlar.

Onlar için kavga olsun, biri ağır bir laf etsin de olay çıksın derdindeler.

Metin Özkan denilen zatın ağzından çıkan bir iğrenç söz Enver Altaylı’nın faaliyetlerinden daha çok konuşuluyorsa bu ülkede, sorun vardır kardeşim.

Baksanıza Nagehan Alçı denilen kişi açık açık ekranlarda “siyasi ayak” arıyor! Aynaya sadece saçını taramak için bakanların rezilliklerini seyrediyor bu millet!

Sormamız gereken sorular başka, konuşmamız gereken konular başka…

Veryansın Tv yine soruyor, yeni soruları da yazıyor.

***

Yazıya maalesef böyle bir giriş yaparak girmek zorunda kaldım. Önce bir çirkin ve gerçek dışı gündemi geriye alalım ve devam edelim diye…

Geçen yazımızda bir soru sormuştuk.

“CHP Genel Başkan Başdanışmanı Rasim Bölücek neden hala partideki görevinden alınmadı ya da kendisi neden istifa etmedi?” diye.

Kılıçdaroğlu’dan henüz bir açıklama gelmedi.

Yakın çevresi Enver Altaylı ile yapılan görüşmeleri önemsemiyor.

Peki, tamam.

Ben başka bir soru soracağım.

Gazeteci Şaban Sevinç, 23 Ocak’ta Rasim Bölücek ile 40 dakika telefonda konuşmuş. Sevinç daha sonra Bölücek’in kendisine söylediği sözleri aktarmış.

Sevinç’in aktarımından Rasim Bölücek’in ifadelerini kısa kısa özetlersek:

“Enver Altaylı’nın tutuklanmasına çok şaşırdım. Hiçbir şekilde Enver Abi’yi suçlamak istemem, umarım haksız çıkar hakkındaki iddialar ve aklanır.”

“Devlet ne konuştuğumuzu biliyordur. Dinlemişlerdir. Bir tane bile suç unsuru bulurlarsa hodri meydan. Bir kelime dahi bulamazlar.”

“Kılıçdaroğlu bilgi istemedi, ben de bilgi vermeye gerek duymadım. İddialar o kadar asılsız ki!”

“FETÖ ile ilişkim yok.”

“Kontrollü darbe lafını ben önermedim. Ben öyle demedim, benim lafım değil, rasyonel bulmam bu lafı.”

“MHP kökeninden gelmeyim ama solculaşmış biriyim.”

Gazeteci İsmail Saymaz da Bölücek ile görüştü, haberi yapıldı.

Haberde şu ifadeye verildi:

“Gülen ile görüşme girişimi suçlamasına ilişkin Bölücek, ‘Alçakça ve şerefsizce bir yalan. Dava açacağım’ dedi.”

Kimse burasını tartışmadı.

Acaba Sayın Bölücek bu konuda bir dava açtı mı?

Bilmiyoruz.

Bir gazeteci olarak merak ediyorum. Saymaz ve Sevinç iddianameyi okudularsa şayet, Bölücek’e neden “Şakir Şen kimdir” diye soru sormamış? Acaba sordu da yanıtı mı yazmadılar?

Şimdi biz soralım…

Şakir Şen isimli biri var. Altaylı ve Bölücek’in telefon rehberinde bu isimle kayıtlı

İddianameye göre, Şakir Şen, söz konusu kişinin gerçek ismi değil, bir kod. Ve Şakir Şen denilen kişi FETÖ’nün bir yöneticisi.

İddianamede Altaylı’nın gözaltına alındıktan sonra telefonunun incelendiğinden bahsediliyor.

Bu inceleme sonrasında bazı ekran görüntülerine rastlanıyor.

Ekran görüntüsü “Rasim Bölücek ile Şakir Şen’in mesajlaşmasından” oluşuyor.

İddianamede diyor ki:

“(Enver Altaylı’nın) cep telefonuna ait kütüklükler içerisinden çıkan, cep telefonu mesaj uygulamaları aracılığıyla yapılan mesajlaşmaların yer aldığı ekran görüntülerine ait resimlerin tespit edildiği, mesaj içeriklerinde profil resmi görülen kişinin Rasim Bölücek isimli şahıs olduğu, tespit edilen resimlerde Rasim Bölücek’in cep telefonunda Şakir Şen ibaresi ile kayıtlı şahısla yapmış olduğu mesajlaşma olduğu, Rasim Bölücek’e ait mesajlaşma ekran görüntülerinin şüpheli Enver Altaylı’ya iletildiği…”

İddianamenin devamında mesaja ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor (özetliyorum)

Altaylı, Bölücek ve Şakir Şen kod adlı şahsın ABD/New York eyaletinde görüşme planladıkları, Bölücek ve Altaylı’nın New York’a gelebileceği,Bölücek’in Şen’e Edwina Rogers (ABD’li bir senatör) adlı birinden bahsettiği, Bölücek’in mesajlarda Şakir Şen ile yüzyüze görüşmede daha net bilgi vereceğini, Bölücek’in Şen’e “dostlara selamlar gözlerinden öpüyorum” dediği, Şakir Şen’in Bölücek’e, “kendileri çok ciddi grip olmuş, kabul edemedi maalesef. Doktorlar kimseyle görüşmesine müsaade etmiyor. Ben ise hararetle meseleyi çözmeye çalışıyorum. İnşallah en kısa sürede çözeceğim” dediği, Bölücek ve Şen’in Sabah gazetesi yazarı Ersin Ramoğlu’nun bir yazısı konusunda konuştukları, Şen’in bu konu ile ilgili Bölücek’e, “MİT tarafından talimatla bugün yazdırıldı, gücünü bildikleri için operasyon yapmaya devam ediyorlar” şeklinde mesaj gönderdiği, Bölücek’in de bu mesaj üzerine, “Kesinlikle, çok dikkatli olunmalı” cevabı verdiği,…

Yazıyor da yazıyor…

Ortada FETÖ’cü Şen ile Bölücek’in birden fazla bir yazışma var ve bu yazışmaların ekran görüntüleri Enver Altaylı’nın telefonundan alınmış.

Kumpas olabilir mi? Neden olmasın? Ekran görüntüleri oluşturulmuş olabilir.

Fakat! Bu deliller incelenmeden iddianamede kullanılır mı?

Gelelim sorularımıza…

Peki tamam, Altaylı ile herkes görüşüyor önemli değil.

Şakir Şen ile bu görüşmeler gerçek mi?

Gerçekse içeriğinde ne anlatılıyor?

Bölücek’in, FETÖ yöneticisi Şen’e söylediği, “dostlara selamlar gözlerinden öpüyorum” sözündeki “dostlar” kelimesi kimleri kapsıyor?

Soruları yüzlerce kez sıralayabiliriz…

Fakat tek bir konudan soralım:

Şakir Şen kimdir?

Bu kişi kod ismi olarak bunu kullanıyor. Ancak söz konusu zat, kimdir neyin nesidir bilinmiyor?

Ancak Bölücek’in telefonunda “Şakir Şen” koduyla tanımlı!

Bölücek’in çok zeki ve akıllı olduğu, kimlerle ne konuşacağını bildiği falan yazıldı.

Peki gerçek ismini bilmediği bir kişiyle Bölücek görüşür mü sizce?

Bence görüşmez!

O zaman Sayın Bölücek’ten bu kişinin gerçek ismini alalım.

Kimdir bu Şakir Şen?

Bölücek bunu açıklarsa dosyaya büyük katkı sağlar. Bu da devletin işine yarar.

Bakın, dikkat edin, Bölücek neden FETÖ’nün üst düzey yöneticiyle görüştü diye sormuyorum.

Sorum basit:

Gerçeği Bölücek biliyor. Kim bu Şakir Şen?

Bölücek açıklarsa devletin aradığı adamın en azından ismini bilmiş olur.

Bölücek ülkesini seven, ülkücü, FETÖ’ye karşı mücadele eden, “solculaşmış” biriymiş! Öyle yazdılar.

Doğrudur.

FETÖ’ye karşı mücadele eden Bölücek’in, bu FETÖ’cünün ismini açıklaması mücadelesinin en önemli parçası olacaktır.

Haksız mıyım?