Macron, öldürülen Cezayirlilerin cebinden Mustafa Kemal’in fotoğrafının çıktığını biliyor mu?

Gürbüz Evren yazdı...

Macron, öldürülen Cezayirlilerin cebinden Mustafa Kemal’in fotoğrafının çıktığını biliyor mu?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, son dönemlerde Cezayir yönetimiyle büyük sıkıntılar yaşıyor.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’ın, Fransız sömürgeciliğinin ülkesinde yol açtığı yıkım ve kıyımları sıklıkla dile getirmesi, Paris’ten özür beklediklerini söylemesi, Macron’u saçma sapan açıklamalar yapmaya, hatta hızını alamayarak Türkiye’yi bile suçlamaya itti.

Macron son olarak Cezayirlilere şirin gözükme hesabıyla şimdiye kadar yapmadığı bir şeyi yaptı. Paris’te, 17 Ekim 1961 tarihinde Fransız polisi tarafından öldürülen 300 Cezayirli için Paris’te, Seine Nehri üzerindeki bir köprüde saygı duruşunda bulundu, çelenk bıraktı. Böylelikle Cezayir’e bir jest yaptığını, tansiyonu düşüreceğini sandı, ama kimse onu dikkate almadı.

17 Ekim 1961 tarihindeki bu katliamın nasıl olduğunu anlatalım.

Söz konusu tarihte, 1953’de başlayan Cezayir’deki bağımsızlık savaşı 8’inci yılına girmişti.

Savaşın Cezayir’e bağımsızlık verilmesiyle biteceği belli olmaya başlamıştı. Ancak dönemin Fransız Hükümeti, bu gerçeğe direnmekte devam ediyor, Cezayirlilere karşı katliama dönüşen saldırılar düzenliyordu.

Cezayirli siviller ise sadece barışçıl gösteri ve yürüyüşlerle bu politikaları protesto ediyordu. Bu gösterilerden biri de kısa adı FLN olan Cezayir Kurtuluş Hareketi’nin çağrısı ile 17 Ekim 1961 tarihinde, Paris’te düzenlendi.

Gösterinin asıl nedeni, dönemin Paris Valisi Maurice Popon’un, Cezayirli Müslüman Fransızların kentte gece dışarı çıkmasını yasaklayan, yasağa uymayanların da vurulmasını öngören 5 Ekim 1961 tarihli kararıydı.

Göstericilerin toplanmaya başladığı sırada aldığı emir ile hareket geçen polis, metro istasyonlarının çıkışlarında, Paris’in özellikle Bonne Nouvelle, Sentier, Pont Neuilly ve Pont Neuf gibi bölgelerinde yakaladığı Cezayirlilere hiçbir ayrım yapmadan saldırmaya, acımasızca coplamaya başladı.

Bazı Fransızlar polise destek vermek için Cezayirlilere saldırıyordu. Tüm bu olaylar yaşanırken, Cezayirliler en küçük bir direniş göstermiyordu.

Büyüyen panik ortamına müdahale eden polis, kaçanların arkasından hedef gözeterek ateş açtı. Seine Nehri üzerindeki köprülerde, özellikle de Saint Michel semtinde bulunanlar ise canlarını kurtarmak için nehre atladılar. Yüzme bilmeyenler boğuldu, bilenler de polis kurşunlarının hedefi oldu. Polis ayrıca vurduğu yaralı Cezayirlileri de nehre atıyordu.

Polis müdahalesi sona erdiğinde, birçok Cezayirli sığındıkları binaların mahzenlerinde boğularak öldürülmüş halde bulundu. Yaralılara ise müdahale edilmesine izin verilmemiş, oldukları yerde ölüme bırakılmıştı. Kimi Cezayirlilerin cesetleri de asıldıkları ağaçlarda sallanıyor, Seine Nehri ise su üstünde yüzen cesetlerle kaplanmıştı.

Polis, 11 bin 538 kişinin gözaltına alındığını açıklıyordu. Bu kadar insanın karakollara sığmayacağı bilindiği için Palais des Sports, Parc des Expositions, Stade Pierre de Coubertin gibi sergi ve spor salonları ile statlara götürülmüştü.

Resmi rakamlara göre 140 kişi hayatını kaybetmişti. Kayıpların sayısı ise verilmemişti. Ancak sağlık kuruluşları sadece kendilerine müsaade edildiği kısa süre içinde 200 ölü saymıştı. Kayıp sayısını ise yine sadece ilk gün için 400 olarak vermişlerdi. Gözaltındaki binlerce Cezayirli de çok ağır işkencelerden geçirilmişti.

Polis, ölen bazı Cezayirlilerin ceplerinden çıkan fotoğraftaki, at üzerindeki asker üniformalı kişinin kim olduğunu anlayamamıştı. Fotoğrafların bazılarında, “Moustapha Kemal” yazıyordu. Sorguya çekilenlere fotoğrafı göstererek, “Kim bu adam? Neden bu fotoğrafı taşıyorsunuz? diye sorduklarında, o kişinin Atatürk olduğunu öğrendiler.

Mustafa Kemal’in aynı fotoğrafı, daha önceki yıllarda da Cezayir’deki savaşta öldürülen birçok Cezayirli direnişçinin cebinde bulunmuştu.

Fotoğraf ilk kez, Cezayir’in Oran bölgesindeki bir çatışmada, yaralı ele geçirilen Cezayirli bir direnişçinin, göğüs cebinden çıkmıştı. “Kim bu adam” diye soran genç Fransız teğmene yanıtı yaşlı bir Fransız astsubayı vermişti.

Maurice Dupont isimli astsubay, “Birinci Dünya Savaşı’nda, Türkiye’yi işgal ettiğimizde, Antep bölgesinde görevliydim. Bize karşı savaşan direnişçilerin lideriydi bu adam. Adı da Mustafa Kemal’dir. Ülkesini kurtaran kahramandır. Sonradan ünü buralara kadar yayıldı. O Müslüman ülkeler için bir kahramandır” diyordu.

Fransız Hükümeti ile FLN arasında Ekim ayının başında zaten barış görüşmeleri başlamışken, barışı desteklemek için yürüyüş yapmaya hazırlanan Cezayirlilerin katledilmesi büyük bir çelişki olarak belirmişti.

Herkes gerçek ölü ve kayıp sayısının bildirilmesini beklerken, büyük şaşkınlık yaratan bir açıklama geldi. Paris Valisi Papon, 1 Kasım 1961 tarihinde yayınladığı bildiride, operasyonun düzenli yürümesi için bizzat kendisinin kentin birçok noktasına gittiğini, Cezayirlilerin güvenlik güçlerine ateş açtığını gördüğünü söylüyordu. Papon, “Polis üstüne düşeni çok iyi şekilde yapmıştır” dedikten sonra, polise seslenerek, “FLN çağrısı üzerine Müslüman Cezayirlilerin düzenlediği yürüyüşte, size verilen görevi başarıyla yerine getirdiğiniz için hepinizi kutluyorum” ifadelerini kullanıyordu.

Valinin, polise ateş açıldığı yalanının üzerine kimse gidemedi. Katliamın ardından ne bir dava açıldı ne de tek bir polis ya da yetkili, soruşturmaya uğradı, mahkemeye çıkarıldı. Suç duyurularının hiçbiri dikkate alınmadı. Yakınlarını soranlara, “İntihar etti” deniliyordu.

Birkaç milletvekilinin, parlamentoda, olayları araştırmak üzere bir komisyon kurulması için verdiği önerge de Hükümet tarafından engellenmişti.

Paris’te, Cezayirlilere yönelik polis tarafından yapılan katliamda en az 400 kişinin öldürüldüğü kabul edilmektedir. Bu katliamda hayatını kaybedenler, ilk kez 2000 yılında, Seine Nehrine atıldıkları Saint Michel köprüsü üzerinde anılmıştır.