Malazgirt Zaferi ile 30 Ağustos Zaferi yarıştırılamaz

Gürbüz Evren yazdı...

Malazgirt Zaferi ile 30 Ağustos Zaferi yarıştırılamaz

Son yıllarda Malazgirt Zaferini 30 Ağustos Zaferi ile karşılaştırma, birini diğerine üstün gösterme ya da yok sayma gayretlerine üzülerek tanık oluyoruz.

Malazgirt, bize yurt edineceğimiz Anadolu’nun kapılarını sonuna kadar açtı, 30 Ağustos ise yüzyıllar sonra elimizden gitmekte olan vatanımızı işgalden, düşmandan kurtarmamızı sağladı.

Atalarımızdan Sultan Alparslan’ın arkasına saklanarak, bir diğer atamız Atatürk’ün zaferlerini küçümsemek ve yok saymak, sadece cahillik değil terbiyesizliktir.

30 Ağustos yok sayılacak, öylesine geçiştirilecek ya da başka zaferle karşılaştırılıp, yarıştırılacak bir olay değildir.

Durumu açıklamak için başvuracağımız en iyi yöntem, Tarih ve Coğrafya üzerinden hareket etmektir.

1389 yılında Sırpları yenerek kazandığımız Kosova Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Kosova bugün sınırlarımız içinde değil.

1396 yılında Haçlı Ordusu özelliğindeki düşmanı yenerek kazandığımız Niğbolu Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Niğbolu Türkiye sınırları içinde değil.

1444 yılında Macar ordusunu yenerek kazandığımız Varna Zaferini kutluyor mu muyuz?

Hayır, çünkü Varna bugünkü sınırlarımız içinde değil.

1516 yılında kazandığımız Mercidabık Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü bugün Lübnan, Filistin, Suriye topraklarımız içinde değil.

1526’da Macarları yenerek kazandığımız Mohaç Zaferini kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Mohaç bugün sınırlarımız içinde değil.

Bağdat’ı, 1534 ve 1638 yıllarında 2 kez fethettiğimiz zaferleri kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Bağdat ülkemizin sınırları içinde değil.

1669’da Venedikleri yenerek Girit’i fethettiğimiz Zaferi kutluyor muyuz?

Hayır, çünkü Girit bugün sınırlarımız içinde değil.

Bu listeyi uzatarak vaktinizi almak istemediğim için diğer zaferleri siz ekleyin ve asıl soruyu soralım:

İstanbul’un Fethini neden kutlayabiliyoruz?

Çünkü, İstanbul Türkiye sınırları içinde.

Mustafa Kemal’in ısrarla yok sayılmaya çalışıldığı, gökyüzünden gelen evliyaların sayesinde kazandığımız palavrası atılan Çanakkale Zaferini neden kutlayabiliyoruz?

Çünkü Çanakkale sınırlarımız içerisinde.

“Malazgirt Zaferini neden kutlayabiliyoruz?

Çünkü Malazgirt Türkiye sınırları içinde.

İşte can alıcı nokta burada.

Eğer 30 Ağustos Zaferi kazanılmasaydı, ne İstanbul’un Fethini ne Çanakkale Zaferini ne de Malazgirt Zaferini kutlayacağımız Türkiye olmazdı.

İşte bu nedenle kimse 30 Ağustos ile Malazgirt’i yarıştırmasın.

Malazgirt Zaferini ve diğer zaferleri kutluyorsak, bunu 30 Ağustos’a borçlu olduğumuzu da kimse unutmasın.

30 Ağustosu küçümseyenler, "Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruz için neden 26 Ağustos’u seçtiğini biliyorlar mı?

Lütfen buraya dikkat edin, 26 Ağustos 1071 tarihindeki Malazgirt Zaferi ile Anadolu'yu yurt edinmeye başladık.

Kurtuluş Savaşı öncesi ise yurt edindiğimiz bu topraklar, düşman tarafından işgal edilmişti.

İşte Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruz için Malazgirt Zaferi’nin günü 26 Ağustosu özellikle seçerek, yurt edindiğimiz toprakları yeni bir zafer kazanarak koruyacağımızı ve düşmanı silip atacağımız mesajını vermişti.

Atatürk düşmanlığının egemen kılınmaya çalışıldığı bir tarih kurma peşinde koşanlardan, Atatürk’ün bu çok anlamlı mesajını anlamalarını zaten beklemiyoruz.

Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal başta olmak üzere Türk Milletine 30 Ağustos Zaferini kazandıran askerlerimizi, aralarında Erzurum-Horasan’dan Konya-Akşehir’e gelerek öküz arabasıyla aylarca orduya cephane taşıyan Dedem Hacı Feyyaz’ın da bulunduğu isimsiz kahramanları, minnet ve şükranla anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.