Memleket ve kolektif hareket

Memleket ve kolektif hareket

Kollektif Hareket kuramı[1], kısaca, benzer hedef ve yaklaşımda olan bireylerin bir üründen olabildiğince fazla pay almak için bir araya gelerek, aldıkları payı azaltacağını düşündüklerini de dışlayarak zaman içinde güçlenmesine ilişkin. Coğrafi olarak birbirine uzak bulunan tarım çalışanlarının, ya da işsizlerin ve emeklilerin değil de, fabrika işçilerinin ya da şirket çalışanlarının, ve en çok da iletişim teknolojilerine erişimi en olası finansal sektör organizasyonlarının kollektif hareketleri çok daha olası.

Bu grupların oluşumu ve denetimsiz gelişimi, ekonomide tekelleşmeyi ve dolayısıyla verimsizlik ve işsizliğin artışını açıkladığı gibi, siyasette de etkinliğini artıran bu çıkar guruplarının demokrasiye ve adalete zarar vereceği açıktır. Bu durum, kamu malı ve hizmeti üretmenin güçlüğüne, ve vergi toplama yetkisi olan tek kurum olan devletin sürdürülebilir bir toplum ve kalkınma için vazgeçilmez önemine işaret eder.

Kamusal kaynak dağıtımının ve refah bölüşümünün, siyasette dönüşümlü olarak etkin olabilecek dar çıkar gruplarına teslim edilmeyecek biçimde yerleşik kurumsal denetim ve gözetim mekanizmalarının yetki alanında olması bu sebeple gereklidir. Devlet bu sebeple, bir siyasi partinin vizyon ve organları ile tanımlanamaz, ancak yerleşik kurumlarıyla işlevini görebilir. ABD’nin güçlü finans lobilerinin yol açtığı 2008 krizinin yaygın etkilerinin[2], pandemi döneminde daha da artan refah eşitsizliklerinin tahammül edilemez boyutlara ulaşması şeklinde ortaya çıkışı, finansal çıkar gruplarının kendi kazançları uğruna yarattığı verimsizliğe, kamusal zararı sürdürülemez boyuta getirdiğine işaret etmkte.

Bunlar ışığında, Nihat Genç’in tarikatların Osmanlı İmparatorluğu’ndan bugüne durumunu irdelediği son Veryansın söyleşileri son derece önemli. Tarikatların, din ve ibadeti hiçbir değer üretmeden zenginleşme amaçlarına alet etmeleri, bu amaca hizmet için kendilerine gerekli eğitimsiz ve bağımsız düşünme kabiliyeti yokedilmiş insan gruplarının bolca temini için siyaset-devlet-şirket-finans kapalı devresinin desteği bugün ülkeyi kalkınamaz bir noktaya getirmiş bulunuyor. Medya, akademi ve davetli ihalalerle beslenen bu kapalı devre ülkenin tüm kaynaklarını ele geçirirken, temel iktisadi göstergeler 20 yıl öncesine dönmüş, daha da fenası, halk bugün Cumhuriyetin birikimlerinden mahrum bırakılmış; tarikat ağlarıyla örülmüş yapıyı beslemek için verilen davetli-kamu garantili ihaleler yüzünden borç yükü altında ezilmiş; ve en kötüsü de, yıpratılan eğitim sistemi ve sosyal sermaye, zayıflatılan toplumsal dayanışma ile geleceğe olan umudunu yitirmiş vaziyette.

Faiz lobisi flan değil, tarikatlar bu ülkenin en beter çıkar gruplarıdır, toplumu zehirlemekte, milletin gelecek potansiyelini yok etmektedirler! Ve bu tabii ki o işe gelince ardına saklanılan dış güçlerin emellerine bire bir hizmet etmektedir. Tüm olanları sessizce seyredenlerse sonuca katkıda bulunuyor...burası olmazsa yurt dışında yaşarım diyebilenlere vatan sevgisi aşılamak için ise maalesef geç.

Bu ahval ve şaraitte, tam bağımsızlık ve onurlu bireyler olarak yaşamak için mücadele için gerekli kuvveti tabii ki bize bu toprakları vatan yapan Mustafa Kemal Ataürk’ün devrimleri ve öğretilerinin ışığından alacağız. İşte bu ışıkta birleşecek olanlar ise aslında çoğuz...ama çok da dağınığız. Bu yüzden geniş çaplı kollektif hareketimiz zor görünür; ama olacak!

[1] "Mancur Olson, 1965. The Logic of Collective Action."

[2] Bkz. https://www.veryansintv.com/kolektif-hareket