Nesli kendiyle tükenmiş bir dev adam: Ferhan Şensoy

Nihat Genç yazdı...

Nesli kendiyle tükenmiş bir dev adam: Ferhan Şensoy

1980'li yıllara damgasını vurmuş Türk tiyatrosu ve mizahının usta ismi Ferhan Şensoy vefat etti, sağlam karakterli yüksek ruhlu soylu bir insandı, nur içinde yatsın!

Bugün gençler Ferhan Şensoy'un sahnede ve siyasi hayatta estirdiği rüzgardan habersiz!

Türkiye sahneleri böyle neşeli ve dobra bir adam görmedi!

Tiyatrosunu, halkın atan kalbi halkın nefesi halkın iktidarla .aşak geçtiği eğlencesi haline getirmeyi başardı!

Doğuştan gelme çok heyecanlı çok ateşli ve yerinde duramayan çok hareketli ve çok bereketli bir oyuncu ve yazardı!

Bir sanat dehası bir sanat mucizesi değildi ama 80'li yıllarda susturulmuş korkutulmuş ağzını açamayan bizler ve halkımız için öyleydi!

Ferhan Şensoy Haldun Taner'in bir nevi gelenekleşen ve okullaşan 'kabare' tiyatrosunda (Metin Akpınar-Zeki Alasya) küçük skeçlerle işe başladı.

Ve çok geçmeden kendi kurduğu 'ortaoyuncular'ı da aynı tiyatro ve mizah ekolünden geleneksel bir okul haline getirmeyi başardı.

Ferhan Şensoy'un oyunu var dendiğinde gişe salonlar tıklım tıklım yıkılıyordu!

Ferhan Şensoy Kenan Evrenli ve Özallı yılların fenomeniydi. 

2000'li yıllarda ilk hastalıklar başladı ve internet çağının ve imkanlarının pek hayrını görmedi.

Gençlerin ilk bilmesi gereken şey, Ferhan Şensoy'un 1980 başında henüz otuz yaşına varmadan Şahları Da Vururlar oyunuyla ülke çapında büyük bir şöhreti yakalaması.

Şahları da Vururlar oyunun büyük sükse yapmasının asıl sebebi İran Devrimi henüz sıcaklığını yani gündemini korurken müzikli şarkılı kabare oyunuyla İran'ın yeni molla rejimini sıkı dalgaya almasıdır!

O gün bugün siyasi islamcılar Ferhan Şensoy'u hiç sevmez, ve yıllar sonra Şan Tiyatrosu'nun kundaklanıp yakılmasının arkasında Ferhan Şensoy'un durdurulamaz siyasal islamcı siyaset eleştirisine tahammülsüzlük olduğu bilinen gerçektir!

Ferhan Şensoy tüm hayatı boyunca, oyunları, tepkiler, ve röportajlarıyla hemen her gün konuşulan çok parlak bir sanatçıydı!

Mesela Münir Özkul'dan aldığı kavuk'u kime vereceği yirmi uzun yıl tartışıldı.

Mesela, Şan Tiyatrosu'nun kundaklanması onlarca yıl konuşuldu.

Ve mesela Şahları Da Vururlar oyunu onlarca yıl dillerden düşmedi!

Ve en son, mesela, Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmadan önce 'ülkemizde haybeden tırt üç tane darbe yapıldı bir işe yaramadı, ama asıl şimdi darbe yapılmalı siyasi islamın önü alınmalı, yoksa geçmiş olsun' mealine gelecek bir açıklama yapınca, işte Ferhan Şensoy'un bu darbeci konuşması 2008'li yıllarda manşetlerden hiç düşmedi, çok konuşuldu!

Levent Kırca'yla birlikte Atatürkçülüğünü oyunlarında ve her röportajında ısrarla vurguyla öne çıkartarak dile getirdi!

Ve kendinden bir sonraki mizah kuşağına tırsıp korkup siyasi mizah yapmadıkları için kırgınlığını küslüğünü mesafe alarak adlarını ağzına almayarak yatağını tek başına ayrı serdi!

Yıl 1979, Ferhan Şensoy, Şahları da Vururlar oyununu yazar ve tiyatronun peygamberi olarak gördüğü Haldun Taner'e oyununu değerlendirmek için verir.

Haldun Taner, bu genç adama, hemen burada önünde oyunu okumasını ister, ve okur. Haldun Taner oyunu çok beğenir ve Ferhan Şensoy'un eşsiz macerası başlar, onu artık kimse tutamaz ve onu kimse artık susturamaz!

Meraklısına şunu da söylemeliyiz, Ferhan Şensoy'un Şahları da Vururlar Oyunu şema olarak aslında Haldun Taner'in Keşanlı Ali Destanı'nı kopya etmiştir.

Şöyle, mutlaka bir koro vardır şarkılar söyler ve dans eder ve mutlaka müzik vardır, ve tıpkı Haldun Taner gibi sokaktaki boyacılar ya da alt tabakadan insanların ağzından konuşmalarından hikayeyi kurar!

Ferhan Şensoy'un 'ortaoyuncular'ını ve kendine ideal edindiği ortaoyununu tanımak için Brecht'in ünlü epik tiyatrosunu bilmek lazım. 

Ferhan Şensoy da çok defa dile getirmiştir ki Brecht'e gerek yok Osmanlı'da Kavuklu ve Pişekar'ın 'ortaoyunu' işte epik tiyatronun kökü kaynağı bizim kültürümüzdedir, demiştir!

Nedir epik tiyatro? Bir çok amacı vardır. Birincisi ciddi ağır başlı klasik burjuva tiyatrosuna karşı doğmuştur. 

Burjuva yerine 'halk'ı yani alt sınıfları emekçileri işçileri yoksullar adına konuşur! 

Asıl önemlisi büyük burnu havada ağdalı şaşalı tiyatro salonları yerine sokak'ı ya da halkla içiçe bir tabure bir masa gibi basit derme çatma sıradan ucuz dekorlarla oynanır!

Ve klasik tiyatro gibi seyirciyle arasına mesafe koymaz ve bir çok oyunları seyirciyi aktif olarak içine alır ya da oyuncular oyun içinde sahneden iner seyircinin içine girerler, bugün Show TV'de Güldür Güldür programı da aynı ekolden gelmektedir!

Ve klasik tiyatronun pahalı ve birebir tıpkısının aynısı dekorları ve kostümleri ortaoyuncular hiç sevmez.

Bu yüzden 'gibi' gibi yapmak epik tiyatroda esastır. 

Yani bir hamalın dahi başına kavuk koymak onu padişah yapmak için yeterli ya da bir oyuncu gündelik giysisiyle ben başbakanım diye kendini gösterince seyirci onu başbakan olarak görür. Yani bir nevi klasik tiyatroyla dalgasını geçer!

Bir büyük özelliği de saçmalık (absürd) epik tiyatroda kelime oyunlarıyla dibini bulur, kelimelerin leşini çıkartmak işleridir, kelime oyunlarıyla hiç tahmin edilmeyecek bozukluklar-arızalar-yanlış anlamalar ve gülünçlükler anında orada sahnede gerçekleşir! Oyuncuların oyunu ve sahneyi dinamit gibi patlattıkları saçmalığın dibini buldukları yani zivanadan gerçekten hayattan tarihten ve anlamdan ve rasyonelden çıkıp seyirciyle birlikte toplucu koptukları ve uçtukları bu yerdir! Saçmalığın dibini bulup uçtukları bu yer neresidir? Trans hali! Nirvana! 

Ayrıca konu bütünlüğü yoktur, oyuncular kelime cambazlıklarıyla tuhaflıklara saçmalıklara doğru daldılar mı kahkahaları dinamit gibi patlatıncaya kadar manyak-sapık-bozuk-küfürlü-ağza alınmayacak-olacak şey değil gibi el değmemiş dokunulmamış manyaklıklara inerler. 

Ve epik tiyatronun oyuncuları için kelimeler gelenekselin kutsalın ve dokunulmazlıkların daşşak geçildiği gladyö kılıçları çekildiği arenadır. 

Oyuncular burjuva ve kilisenin kutsallarını kelime oyunlarıyla öyle bozarlar ki leş haline getirir iğrendirir yani iktidarın çok bilindik baskın kavramlarını sorgulattırırlar!

Çünkü epik tiyatroda 'kutsal' yoktur!

Epik tiyatroda kostüm ve dekorun birebir tıpkısı aynısı olmak zorunda hiç değildir, hatta açılacak kapı yoktur, oyuncu ağzıyla gacur gucur deyince seyirci orada bir kapı olduğunu anlar. 

Adı halk ve sokak tiyatrosudur, sıradan ve ucuz olması ve kolay anlaşılması esastır!

Epik tiyatronun oyuncuları gerçekte kıyasıya siyasi ve sosyal eleştirmenlerdir ve sahnede birinci işleri, şarlatan ve soytarı iktidar ve burjuvanın pisliklerini lime lime etmektir! Yani halk filozofluğu herşeyleridir!

Ama asıl, epik tiyatronun dilidir, halk dilidir, Nasreddin Hoca dili gibi basit ve anlaşılır olmak zorundadır, bu yüzden, halkın gündelik dili esastır, epik tiyatro uzun cümleleri ve belagatı ve hamaseti hiç sevmez, dalgasını geçer. 

Ortaoyunu halkın kendine güvenini inşa eder, yani burnu havada kibirli havasından tafrasından geçilmeyen iktidar ve yandaşlarına karşı sahnede çok ciddi bir karşı oyun kurarak halkın bilgeliğini ve zekasını ortaya çıkartır! Halkın kendine güvenini kazanması için kurulmuş karşı oyunun zekası şaşırtıcı ve hayran vericidir, Karagöz ve Hacivat oyunlarında olduğu gibi. 

Haldun Taner'in 70'li yıllarda moda ettiği baştan sona bir hikayenin dramatik şekilde anlatımı değil birbirine bağlı küçük skeçlerle hikayeyi anlatan Kabare Tiyatrosu çok sonra Ferhan Şensoy'un tarzını belirledi ve Ferhan Şensoy bu müzikli korolu şarkılı skeçlerle dur durak bilmeden onlarca oyun sahneye koydu!

Hayatı ekonomiyi iktidarı enflasyonu generalleri burjuvayı holdingleri alaya dalgaya alan bu  küçük skeçlerle düzenlenmiş oyunlar Kenan Evrenli ve Özallı 80'li yıllarda Türk halkına ilaç gibi geldi.

1980 ve 90'lı yıllarda Ferhan Şensoy ününün doruğundaydı!

Laf cambazıydı, kelime oyunları ürettiği yeni kelimeler bozduğu kelimeler hergün gençlerin dilindeydi!

Önceleri sahnede seri ve çok hızlı konuşması bazen dezavantajı oluyor yani bir çok espirisi anlaşılmıyordu ve ama sonra sonra vurucu yerleri tonlamayı çok iyi başardı ve tek kişilik gösterisi Ferhangi Şeylerle sosyal hayatı felsefi ve ahlakı sorgulayan bilgece bir derinliğe ulaştı!

Öyle ki artık seyirci Ferhan Şensoy espri yapsın yapmasın hep konuşsun istiyordu. 

Çünkü otomatiğe bağlanmış hazır cevap çoğu yine tülüat (doğaçlama) repliklerinin tiryakisi bir seyirci kitlesi oluştu, kapısı açılmayan boş gişeye oynayan tiyatroya aynı oyuna defalarca giden büyük bir kitle kazandırdı!

Dönemler değişti iktidarlar değişti Berlin Duvarı yıkıldı ve küreselleşme modası başladı ve aydınlar AB'ye girmeye can atmaya başladı ve ama Ferhan Şensoy siyasi dilini hiç yumuşatmadı, ağzından çıkmakta olan lafları hiç dizginlemedi!

Aşırı derecede dur durak bilmeden çok yazan çok çok oyun sahneleyen Ferhan Şensoy 2000'li yıllara doğru ister istemez yorulduğu da oldu ve hem oyunlarında ve kitaplarında vasata ve tekrara düştüğü de oldu. 

Ve pek tabii Ferhan Şensoy'ın kelime oyunlarıyla moda ettiği mizah dilinin aynı ekolden gelen takipçisi sanatçılar tarafından bugün bir çok yönden aşıldığını da pekala söylemeliyiz.

Ama, Ferhan Şensoy'un cesur siyasi mizahının bugün takipçisi yoktur!

Gerçek şu ki bir ömür boyunca ağzından çıkan tek kelimeye sansür koymadan yani dilini hiç sakınmadan verdiği kahramanca tiyatro savaşı onu çoktan çok saygı duyulan dokunulmaz yüksek bir yere taşıdı!

Siyasi islamın doğuşuna şahit olup en sert şekilde acımasız uyarıcı diliyle içimizde ilk karşı çıkan sanatçıların başında Ferhan Şensoy gelir. 

Ve, arkadaşları ya da çevresi liberalizme ya da İslamcı siyasete tölerans göstermeye başlarken Ferhan Şensoy eyvallahsız siyasi duruşundan neden zerre geri adım atmadığını bugün çok daha iyi anlıyor ve milletçe, takdir ediyor helal olsun diyoruz!

Ne mutlu bize ki ilk gençlik yıllarımızda siyasi eleştiriyi tiyatrolarının cesurca en büyük ana konusu haline getiren o yılların Levent Kırcalarını Ferhan Şensoylarını o yılların Kabare tiyatrosunu çok yakından tanıma şansına sahip olduk!

Bir zamanlar bu ülkede coşkun, neşeli ve ışıktan alevden eyvallahsız harbi sanatçılara çok yakındık, bizden biriydiler ve her gün aramızdaydılar, kahvede okulda her gün onların esprilerini konuşuyorduk!

Acı trajik gerçeğimiz bugün iktidar sansürü ve zoruyla mizah sanatçılarımız sahnede TV'de siyasi mizah yapamıyor!

Ve sanatçılarımız tırsarak siyasi mizaha uzak kalarak halkımıza yeniden güvensizlik çaresizlik aşıladı ve köle ve mürid ve onun bunun adamı köpeği olmaya teşne utanılacak bir kültürün önünü açtılar!

Oysa bir zamanlar bu ülkede Ferhan Şensoy ve ekolü gümbür gümbür konuşuyor sahnenin altını üstüne getiriyordu!

Ne diyelim!

Hey gidi günler!