O karanlık kuşatma kaldığı yerden devam ediyor

O karanlık kuşatma kaldığı yerden devam ediyor

Hatırlayın 'yetmez ama evet' anayasası ve Demirtaş'a CNN'de bağlama çaldırıldığı günleri. Sosyal medyada sözlüklerde yüzbinlerce genç çocuğu gazla algıyla siyasi olarak suistimal ettiler.

İnsan soruyor, ağır ihanetin çok derin acı tecrübelerine rağmen değişen bir şey var mı, hayır. Dünkü günde yine eski günlerdeki gibi CIA ajanı sevgilileriyle yatıp kalkan, HDP haberleri yapan liberal gazeteciler yine baştacı yapılıyor, algı gaz dolduruşa getirilen gençler siyasi olarak kullanılıyor.

Yotube sitelerinde yüz-iki yüz kişinin dahi izlemediği çürümüş bin kez rezil olmuş siyasileri-gazetecileri eski günlerdeki gibi algıyla gazla yine hiçbir şey olmamış gibi yıkama-yağlama toplumun önüne sürüyorlar.

Bu sefer İllüminati ya da kim Sebaytaycıymış kitaplarının modası geçmiş olmalı, aşı karşıtları eski günlerdeki gibi büyük oyunu yine çözmüşler, bu ağbilere göre mesela ABD şu anda yüz milyon kendi insanını aşıyla soykırımdan geçirmeye başladı, bile, değişen nedir?

Netflix girdiği her ülkede parayı basıp senaryocu ve sinemacılara diziler-filmler yaptırmasıyla ünlü, insan soruyor, FETÖ kumpaslarından bin değil beş bin heyecanlı bölüm çıkar, hangi güç Netflix'e FETÖ dizisi yaptırtmıyor. Netflix Adnan Hoca gibi ballı bir konuyu niye es geçip filmini yüzlerce bölüm dizisini çekmiyor, çekemiyor!

Hadi Netflix'i geçtik bunca sinemacı var, hiç değilse, kısa filmci yüzlerce çocuk var, Türkiye'nin başından geçmiş ve geçmekte olan bu büyük siyasi trajediler hakkında bir küçük hikayeleri filmleri neden olmaz?

“Cumhuriyetimizi geri istiyoruz” diyen tek bir gazeteciniz, yazarınız var mı?

“Anayasal değeri ve kurumlarıyla Cumhuriyet bizim her şeyimiz” diyen aydını yazarı gazetecisi kaldı mı?

Alayı dizilmişler Davutoğlu, Babacan ve Kaftancıoğlu-İmamoğlu peşine ekran yapıp kitap sattırıp muhalefetçilik oynuyorlar anket şirketlerini ayarlayıp yine en güvenilir insan rollerine doymuyorlar. İşte İyi Parti'deki gladyoya karşı alayı sessiz kaldı, 90'lı yılların Susurluk'a sessiz kalınması gibi, bu 'en en en güvenilir ağbilerin' hangisi İyi Parti ve CHP içine sızmış bugünün gladyosu hakkında tek yazı yazabildi?

Yeni CHP'nin siyasi kirliliğini çok yazıp çizdik ama, siyasi kirliliği geçtik, şimdi yeni CHP'de ahlaki bir kirlilik skandal ve viral boyutlarda. Yazıp-çizebilen var mı, eski günlerdeki gibi alayı görmezden geliyor ve ama yine dünya fikir mimarları havaları da bitmiyor. Uğur Mumcu'nun Hablemitoğlu'nun adını dahi söylemeye korkan ama hâlâ Türkiye'nin en güvenilir kişileriymiş!

Eskiden FETÖ'cüler delili olmayan çok ama çok haksız konularda dahi dava açarlardı, biz de bunlar delirmiş mi, kanıt yok belge yok neye güvenip dava açıyorlar diye şaşırırdık. Sonra öğrendik ki savcılar ellerinde. Haklı olup olmamaya ihtiyaçları hiç yok. Şimdi değişen ne? AKP'li yönetici-isim öyle suç üstü yakalandı öyle haksız hukuksuz ki hiç şansı yok diyorsunuz. Değil!

.ok'a batmış bu rezil rüsvay haliyle bile hiç çekinmeden kalkıp size dava açabiliyor!

Bir unutulma yasası çıkartmışlar kripto-gizlenmiş kim var kim yok internet kayıtlarını sildiriyor, yarın yeni bir yasa çıkartırlar, isimlerini sildiren kriptocular kendilerini “Mustafa Kemal'in silah arkadaşları” olarak internet tarihine yazdırabilirler. Şaka değil, 31 Mart'ın idam edilen ünlü yobazı Derviş Vahdeti'yi İslam Ansiklopedisi yeniden yorumlayıp 'kahramanlaştırıp' öyle yazmış.

Eskiden 'hukuk'tan yırtmak için hukukun adına 'Kemalist hukuk' koymuşlardı, liberali İslamcısı her gün Kemalist hukuk deyip hücuma geçiyorlardı, değişen bir şey yok, yıkmak istedikleri ne varsa hala başına Cumhuriyet sonuna Kemalist koyuyorlar, liberali kriptosu yobazı İslamcısı saldırırken hala çok eğleniyor.

FETÖ'cüler kumpasçılar eskiden nerede ikamet ediyordu, gece gündüz Habertürk ve benzeri yerlerde, değişen nedir, beşinci sınıf kolpacı gladyonun adamı İyi Partili sözcüler dahi her akşam Habertürk'te. Eskiden Kanaltürk gibi FETÖ kanallarında yıllarca programlar yapanlar bugün de aynı programlarını yapıyorlar. Ve kankileriyle internet sitelerinde birbirlerini büyük gazeteciler olarak ağırlayıp ödüllendiriyorlar. Bir çok liberal site hala Türkiye'yi açıkça bölmek isteyen fonlarla beslenip yayın yapıyor.

Sağcısı solcusu ilericisi gericisi hepsi anlaşmış gibi hiçbirinin ağızlarından 'Cumhuriyet' kelimesi çıkmıyor!

Eski günlerde olduğu gibi alayı liberallerin ağzını-dilini kullanıyor tekrar tekrar demokrasi özürgürlük laflarının tekrarı. Yine ve hiç birinde Cumhuriyet yok. Demokrasi-özgürlük dedikleri de eskiden yargıyı Silahlı Kuvvetleri FETÖ'ye teslim etmekti şimdi de demokrasi-özgürlük Demirtaş-Kavala serbest bırakılsın demek.

Negahen Alçısı Cem Küçük'ü, ilaveten, bin çeşit fırıldak, dümenci, üç kağıtçı, balon, yazar ve gazetecilerin nicesi darbeden önce de Habertürk'te aynı koltukta oturuyorlardı, yine Habertürk her akşam kripto ve liberallerin içtimasını almadan yayın yapmıyor, yine aynı ossuruk aynı koltuk aynı düdük aynı yerdeler.

Maaşları görünürlükleri itibarları düşen azalan eksilen 'değişen' bir şey var mı?

Her şey 'yerli yerinde'.

FETÖ'cüsü, haini, kriptosu, yobazı, sözüm ona muhalifi, aynı 'tertip' 'dizayn' yani 'düzen' içinde aynı stüdyo içinde.

Yine sabaha kadar tekme tokat kavga ediyorlar ve ama cümlelerin içinde yine Cumhuriyet yok.

İki taraf da liberallerin FETÖ'cülerin İslamcıların kumpaslarının ihanetlerinin cinayetlerinin vahşi ayaklanmalarının ne adını anmak istiyor ne de izleyen 80 milyondan bir kişi kalkıp bu 'rezaletin' hiç değilse bir küçük kısa filmini çekmek istiyor.

Beyinlerden zihinlerden hayallerden beklentilerden yarınlardan umutlardan geleceğimizden, Cumhuriyet her yerden silinmiş ve kimse bir cümlecik silkiniş kendine geliş ne oluyor yahu bunlar yine 'gurut peyniri' gibi yiyorlar bizi hiç demiyor.

Çünkü bu ülkenin medyasında konuşabilmek için 'şarlatan' olma zorunluluğu var.

Bu ülkenin medyasında konuşabilmek için toprak bütünlüğünü hiçe sayacak açılımlara sıcak bakacak işbirlikçi vatan haini köpekoğluköpek olma zorunluluğu var, tıpkı ESKİ GÜNLERDEKİ GİBİ.

Ve Kaftancıoğlucusu FETÖ'cüsü yobazı işbirlikçisi kriptosu, alayı, bir de, ekrana çıkıp aşka gelmiyorlar mı, hala kitleyi 'dolduruşa' getirecek kızıştıracak laflar etmiyorlar mı, her birini bugün yine memleketin başına hangi belayı saracaklar diye korkuyla panikle okuyor izliyoruz.

Panoptikon, demek, hapishane kitabında Fuko bahseder, gardiyan önündeki mahkum hücrelerinin hepsini aynı anda görür.

Muhalefeti işbirlikçisi iktidarı, ayrı ayrı hücrelerinde ama bu cezaevini dizayn edenler her an aynı noktadan donumuza kadar her yerimizi her akşam görebiliyorlar.

Bazı akşamlar Kılıçdaroğlu Babacan'ın donunu giyiyor bazı akşam Davutoğlu Kılıçdaroğlu'nun kirli çoraplarını bazı akşamlar hepsi Demirtaş'ın sazını çalıyor, ama her akşam yandaşlar birbirlerinin kanlı iç çamaşırlarını değiş-tokuş giyip çıkarıyorlar.

Öyle hızlı değiştiriyorlar ki, işte, döndük dolaştık yine geldik başa, 'Açılım'ın kapılarına, yine sıcak paracı liberaller ve partilerinin ülkeyi alıp sattıkları o eski günlere dayandık, kaldık.

Kaşla göz arası yıkıldı dediğimiz şeyi yeniden yaptılar.

FETÖ yıllarındaki sessiz korkak ilgisiz aydınları, halkı ve gençliği, aynı gerekçeler aynı iddialar aynı sebeplerle, yeniden bir daha inşa edip, hepsini yine boyunlarından-gırtlaklarından birbirlerine bağladılar! Her akşam enine boyuna boylu boyunca Paranomik karşınızdalar işte!

Ortak düşmanları yine Cumhuriyet!

Görülmeyen, gösterilmeyen, hatırlatılmayan yine Cumhuriyet!

Bir millet bir devlet için anlamı ne, ne işe yarar, yazarlarınca ve yurttaşlarınca ve akademilerince hiç sorulmayan, yine Cumhuriyet!