Olası sondaj krizi ve Türkiye’ye kurulan tuzak

featured

Gürbüz Evren yazdı 

Türkiye açısından 9 Ağustos 2022 tarihi büyük önem taşıyor. Yeni sondaj gemisi Abdülhamid Han ilk görevine 9 Ağustos’ta başlayacak. Geminin Doğu Akdeniz’de görev yapacağı bölgeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklayacak. Eğer sondaj gemisi, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile kıta sahanlığı sorunu doğuracak bir bölgeye gidecek olursa, tam 2 yıl önce 2020’de yaşanan krizin daha büyük boyutlarda çıkması muhtemel gözüküyor.

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin Avrupa Birliği üyesi olmasının da etkisiyle konuya ilişkin senaryolar Brüksel’de yaklaşık 5 aydır tartışılıyor. Bu iki ülkeyi kendi sınırları kabul eden Avrupa Birliği ise çok sert tepkiler vermeye hazırlanıyor.

Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’ye karşı yapılacak hamleleri bir süredir kapalı kapılar arkasında belirlemiş durumda.

Konuyu, Avrupa Birliği Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Temsilcisi Joseph Borell’in çalışma ekibinde önemli görevleri olan bir İtalyan diplomatla konuştum.

Ayrıca Avrupa Parlamentosu’ndaki büyük siyasi gruplar Avrupa Sosyalistleri, Avrupa Halk Partisi ve Yeşiller’in önde gelen isimleriyle de görüştüm.

Son olarak ise Washington’daki birçok önemli yabancı yayın kuruluşunun Amerikan Savunma Bakanlığı ve Dışişleri muhabirlerinin yanı sıra daha önce Ankara’da görev yapmış halen Atina’daki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’nin önde gelen isimlerinden bir diplomat ile konuştum.

Konuya Avrupa Birliği’nden başlayacak olursak, Brüksel 2020’deki sondaj krizi sırasında alınan ve çoğu lafta kalan yaptırımların tamamını yeni bir krizin ortaya çıkması durumunda uygulamaya kararlı gözüküyor. Burada en önemli nokta, Avrupa Birliği’nin zaten sırat köprüsünde olan Türkiye ekonomisini özellikle doğrudan ve en sert şekilde hedef alma planı.

Ayrıca Türkiye’ye karşı pasif kalmakla suçlanan Avrupa Birliği Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Temsilcisi Joseph Borell başta olmak üzere Komisyon Başkanı Ursula Von Der Leyen, Konsey Başkanı Charles Michel, olası kriz sırasında Türkiye ile görüşmeyecek. Çok gerekli olması durumunda ise sadece Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer Landrut, Türk yetkililerle görüşecek. Büyükelçi Landrut’a, Brüksel’den gönderilecek bir AB yetkilisi de eşlik edecek.

Bu senaryoyu aktaran AB yetkilisi İtalyan diplomata, Türkiye’nin, düşük profilli diplomatlarla böylesi önemli bir konuda diyalog içine girmeyeceğini söylediğim de ise aldığım yanıt, “Bu kez kriz sürecinde hiçbir üst düzey Avrupa Birliği yetkilisi Ankara’ya gitmeyecek. Türk yetkililerle görüşme sadece Brüksel’e gelirlerse yapılacak” şeklinde oldu.

Avrupa Parlamentosu’ndaki 3 önemli siyasi grup Avrupa Sosyalistleri, Avrupa Halk Partisi ve Yeşiller de Doğu Akdeniz’deki yeni bir krize verilecek tepkilere ilişkin hazırlıklar yapmış.

Yunan ve Rum parlamenterlerin başını çektiği Fransız ve Alman parlamenterlerin büyük destek verdiği bir grubun öncülüğünde Türkiye’ye yönelik 4 ayrı yaptırım önerisi hazırlanmış. Bunların arasında, Türk hükümetinin önemli isimlerini kapsayan bir yaptırım önerisi de var.

Hemen hatırlatalım, Avrupa Parlamentosu’nun kararları Avrupa Birliği Komisyonu ve Konseyi’ne tavsiye niteliğindedir, bağlayıcılığı yoktur.

Söz konusu siyasi grupların temsilcilerinin iddiasına göre, bu kez Avrupa Parlamentosu tavsiyeleri Brüksel tarafından büyük oranda ciddiye alınacak ve uygulanacak.

Şimdi gelelim Amerika Birleşik Devletleri’nin tavrına. Doğu Akdeniz’de yaşanacak yeni bir sondaj krizinde Türkiye’yi bekleyen diğer tehlikenin Amerikan savaş gemileri olacağını söyleyebilirim.

Washington’daki deneyimli yabancı gazeteci arkadaşlardan edindiğim izlenim, kriz anında Türkiye karşısında sadece Yunan savaş gemilerini ve uçaklarını bulmayacak. Sondaj gemisi Abdülhamid Han’a eşlik edecek Türk savaş gemileri ve uçaklarının karşısına Amerikan güçleri de çıkacak.

Atina’daki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği üst düzey diplomatı ile görüşmemde edindiğim izlenim de Amerikan ve Yunan savaş gemi ve uçaklarının birlikte hareket edeceği yönünde.

Ankara’da da uzun süre görev yapmış asker asıllı bu Amerikan diplomata göre, Yunan ordusuna sadece Amerika Birleşik Devletleri değil Fransa ve Almanya silahlı kuvvetleri de destek verecek. Üstelik bu destek çok kararlı bir duruş sergilenerek verilecek.

Bu kararlı duruş nedir diye sorduğumda aldığım yanıttan, Yunan-Amerikan-Fransız-Alman deniz unsurlarının bir çizgi haline Türkiye kıyılarına paralel hareket ederek devriye gezmesini içeren ve askeri varlık gösterisini tehdit düzeyine çıkarmayı hedefleyen bir plan olduğunu anladım.

Öyle ki bu çizgiyi kuzeyde, Çanakkale Boğazı açıklarındaki Limni adasından başlayıp, Midilli ve Sakız adalarından devam ederek güneyde Simi ve Rodos adalarının önlerinden Türkiye karasularının dibinde bitecek şekilde çekmişler. Buradan da Meis adasına doğru uzatmışlar.

Gerekirse Simi ve Rodos arasında kalan uluslararası deniz yolunu Türk donanması unsurlarına kapatma düşüncesi de bu planın içinde. Belli ki Marmaris yakınlarındaki Aksaz Deniz üssü etkisiz kılınmaya çalışılacak.

Amerikan diplomata, bu değerlendirmenizden “ABD, Fransa ve Almanya’nın, NATO müttefiki Türkiye ile sıcak çatışma ihtimalini anlıyorum, doğru mu?” diye sordum.

ABD’li diplomat ise “Türkler, Yunanistan’ın tercih edildiğini görecek ve sıcak çatışmadan uzak duracak” yorumunu yaptı.

Amerikan diplomata göre, Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Rusya konusunda kayıtsız şartsız Amerika Birleşik Devletleri’nin yanında yer alarak hatta ülkesini yeni bir Amerikan eyaletine dönüştüren askeri anlaşmalara imza atarak, Türkiye’ye karşı elini çok güçlendirdi. Ayrıca Türkiye’ye F16 savaş uçaklarının satışını engelleyecek ve silahlanma yarışında öne geçecek duruma ulaştı.

“Türk sondaj gemisinin Libya ile imzalanan deniz sınırı bölgesine gitme ihtimali daha yüksekken, savaş gemilerinizi neden Ege’de Türkiye kıyılarına paralel bir şekilde devriye gezdireceksiniz” diye sordum.

Aldığım yanıt, 7 Temmuz’da bu köşedeki yazımda bahsettiğim ve Avrupalı diplomatlardan Ankara’daki büyük bir oteldeki konuşmada duyduğum cümleyi doğrular nitelikteydi.

Asker kökenli Amerikan diplomat, “Yunanistan ile olası kriz anında Türkiye’nin Ege’deki 3 boş adacığa asker çıkaracağını, böylelikle Yunan Hükümetine ‘siz daha önce el koyduğunuz 20 adacıktan çıkın, biz de buralardan ayrılalım’ önerisini yapma türünden planı olduğunu düşünüyoruz. Bölgedeki krizi daha da büyütecek adımların engellemek lazım” diyerek kafamda bazı sorulara da yanıt vermiş oldu.

Bu değerlendirme soruma yanıt olmasa da fotoğrafın tamamını görmemi sağlaması bakımından önemliydi. Ama yine de “Türkiye’nin böyle bir planı olduğu sonucuna nasıl vardınız” diye sormadan edemedim.

Anlaşılan o ki, Doğu Akdeniz’deki enerji pastasından Türkiye’nin pay almasını engellemek için ABD, AB, Yunanistan ve Rum Kesimi bu kez ciddi bir hazırlık yapmışlar.  Yine anlaşılan o ki, zaten giderek derinleşen bir ekonomik krizle boğuşan Türkiye’yi daha da kötü durumlara sokma niyetindeler.

Bu gelişmeler ışığında yeni sondaj gemisi Abdülhamid Han, ya 2020 yazındaki krizden sonra uygulanan düşük profilli Doğu Akdeniz politikası kapsamında sorun yaratmayacak bölgelerde dolaşacak ya da önce ‘Mavi Vatan’ denilecek.

Bu yazı için konuştuğum tüm yabancı diplomat ve gazetecilere Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna arasındaki arabuluculuğu, tahıl koridorunun kurulmasındaki rolü, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği kartını elinde tutması, Avrupa Birliği’ne sığınmacı akınının önlenmesinde önemi vb. konuları gündeme getirip, bunların Doğu Akdeniz’de yaşanacak olası bir sondaj krizinde nasıl değerlendirileceğini sordum.

Ayrıca Rusya’nın, Ankara’yı Türk ekonomisine yardım için Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın bulunduğu BRICS’e katılmaya ikna edebileceğini, bunu ABD ve AB’nin dikkate alıp almayacağını da sordum.

Aldığım ilginç yanıtları daha sonra yazacağım.

[email protected]

Olası sondaj krizi ve Türkiye’ye kurulan tuzak

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

8 Yorum

  1. 1 hafta önce

    Gürbüz Bey ellerinize sağlık, dikkatle okudum, son derece aydınlatıcı bir yazı. Umarım yetkili merciiler de okumuştur.

    Cevapla
  2. 1 hafta önce

    Sayın Gürbüz Evren’i Türkiye dış politikalarına ışık tutan, öneren, uyaran bu tür yazılarını çok değerli buluyor ve kutluyorum..

  3. 1 hafta önce

    Moral falan bırakmadınız Gürbüz Bey.

  4. 1 hafta önce

    Alacak kan damarda durmaz.
    Hepsini toplasan sağlam bir adam etmez. Rusya’nın karşısında çıkamadıkları için gariban Ukrayna’ yı iteklediler.

  5. 1 hafta önce

    Çok önemli bir yazı.Emeginize sağlık.7 düvel yine sıralanacak karsimiza

    Cevapla
  6. 1 hafta önce

    Merhaba.Bayagi gözümuz korktu.Ne yapacağız,sanırım tespit edilen milyarlarca dolarlık doğalgaz hakkiımızdan amperyalistlerden korktuğumuz için vaz geçeceğiz.Ha di vazgeçtik sonrası…

    Cevapla
  7. 1 hafta önce

    İlginç bir yazıydı. Türkiye’nin BRICS’e katılma ihtimali ile ilgili yazınızı merakla bekleyeceğim.

    Cevapla
  8. 6 gün önce

    Gürbüz bey yorumlarınızı merakla takip ediyorum..

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!