Oligark

Ceyhun Balcı yazdı...

featured

Yunanca oligarkhia’dan köken alan OLİGARK “azınlık kuralı/gücü” olarak karşılıklandırılıyor. Oligarşi de azınlığın elindeki yönetsel erk anlamında kullanılıyor. Yaşı elverenler Türkiye’de kimi sol öbeklerin “katil oligarşi” söylemine sıkça başvurduğunu anımsayacaklardır.

Anlamı böyle olsa da, oligark nitelemesi Doğu Avrupa’da, özellikle de Rusya’da ve eski Sovyet cumhuriyetlerinde Doğu Bloku’nun çökmesi sonrasında kendisini gösteren kamu yağmacılarını tanımlamak için kullanıldı. Bugün de bu algı olanca etkinliğiyle varlığını sürdürmektedir.

Ukrayna’daki savaşla birlikte oligark kavramı gündeme bir kez daha damga oturdu. Taşınır/taşınmaz varlıkları Batılılarca dondurulan Rus oligarkları tanımayanlar tanıdı, tanıyanlar iyice haşır neşir oldu.

Bugünlerde Batılıların üsteleyerek öne çıkarttığı Rus oligarkların ortaya çıkmasında başat etken olan Sovyetlerin çöküşünden sonraki karmaşa ortamından söz edene rastlanmadı.

Bundan 30 yıl öncesine dönülecek olursa, bir avuç oligarkın devlet varlıklarını, devletin o zamanki sözde yöneticilerinin gözleri önünde ve olasılıkla da gözetimleri altında yağmaladıkları bilmezden gelinir her nedense. Başka deyişle, bugün hedefteki oligarkların ortaya çıkmasında, o günün koşullarında neredeyse eleştiriden bağışık tutulmasında yine Batı emperyalizminin etkisi göz ardı edildiği sürece bu olgunun anlaşılması olanaksızdır.

O yıllarda kimileri devletin varsıl kaynaklarını sınırsızca yağmalarken ortalama insanlar ele geçirebildikleri kamu varlıklarını (askersel ve başka kamusal nesneler başta olmak üzere) Karadeniz bölgemizde yok pahasına satarak kendilerince yağmaya katılmaktaydılar. Bunu da yapamayanların bedenlerini yağma ürünü olarak bölge insanına cömertçe sunduğu günler de belleklerden silinmiş olamaz.

Rusya başta olmak üzere eski Doğu Bloku ülkelerinde yaşanan yağma ve o yağmanın ürünleri olan oligarklar o yıllarda serbest girişimin olağan oyuncuları ve özgürlüğün simgeleri olarak yüceltilmişti.

İzleyen yıllarda Rusya kendine gelip de oligarkları sınırlamaya başlayınca işin rengi değişmeye başladı. Devletle barışıp, sınırını bilenler ayakta kalırken diğerlerine düşen yok olmak ya da etkisizleşmek oldu.

Bugün Rus oligarkları gündemin başına taşıyanların Ukrayna oligarklarından söz etmiyor oluşu rastlantı sayılabilir mi?

İki elin parmakları niceliğinde olan Ukrayna oligarklarını Rus eşdeğerlerinden ayıran temel özellik gözlerden kaçırılıyor. Ukrayna’da oligarklar iktidarın gerçek sahibiyken ve başta başkan olmak üzere devletin her düzeydeki yöneticisi onların kuklası olmuşken Rusya’da oligarkların varlığını sürdürmesi devlete boyun eğmeleri koşuluna bağlanmıştır.

BATI OLİGARKLARI

Oligark nitelemesini Doğu Avrupa’yla özdeşleştirenlerin kendi oligarklarından neredeyse söz etmiyor oluşu da sıradan bir rastlantı sayılmamalıdır.

Çarpıcı bir örnekle sürdürelim.

Dünyanın varsıllar listesinde dorukta yer alan 62 kişiyi de oligark olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Doğudaki eşdeğerlerinden farkları kamu varlıklarını açıkça değil de örtülü olarak yağmalamış olmalarıyla açıklanabilir. Bu 62 oligarkın dünyadaki 3.5 milyar insanın varlığına eşdeğer varsıllıkta olduklarını eklersek ne demek istediğimizi daha iyi anlatmış olacağımız kuşkusuzdur. Bunlar arasında tek bir Doğu Avrupalının olmayışı da anlamlıdır.

Ukrayna’daki savaş başlar başlamaz Rusya’ya silahlı değilse de ekonomik savaş başlatan Batılılara amiral gemileri sayılan dev şirketlerinin de katıldığı görüldü.

Kahvecisinden hamburgercisine bir dizi şirket Rusya’yı bu tatlardan yoksun bırakmayı “insanlık namına” etiketiyle pazarlamaktan da geri durmadı.

Birleşik Devletler kahve gücü olarak da tanımlanabilecek Starbucks onlardan birisiydi. “İnsanlık namına” Rusya’dan çıkarak, bol kazançtan yoksun kalmayı göze alabilen kahve varsılının kendi ülkesinde yaptıkları her nedense dünya kamuoyunun ilgisini çekmedi.

Şu sıralarda Starbucks Rusya’daki savaşını Rusları kahvesiz bırakarak başarıyla sürdürürken kendi ülkesinde bir başka savaş veriyor. Özgürlükler ülkesi ABD, Starbucks’ın sendikalaşma çabası içindeki çalışanlarıyla savaşına tanıklık ediyor. Çalışanlarının sendika gücüyle donanmaması için her şeyi göze alan kahvecinin bu doğrultuda önemli bir hamle yaptığı, önceki milyarder CEO’larından birini üçüncü kez göreve getirerek komutan değişikliğine gittiği öğreniliyor sınırlı medya kaynaklarından. Sevindirici olansa her türlü olanağıyla sendikaya savaş açan Starbucks’ın bu savaşı yitirme yolunda ardışık yenilgiler aldığı doğrultusunda.

Bir başka oligark Jeff Bezos’un günden güne azmanlaşan Amazon’unda da sendikalaşma yolunda önemli adımlar atıldığı duyumları alınmakta.

Rus oligarklarını mercek altına alan ama Ukrayna’da savaşa yol açan, özendiren ve ülke yönetimini parmaklarında oynatan oligarkları yok sayan Batılının kendi oligarklarını görmezden gelmesinde şaşılacak bir şey yok.

Benim oligarkım iyidir anlayışı alabildiğine geçerlidir.

Oligark

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 2 ay önce

    Yaşayın siz!Daha fenası,öyle eş dost toplantısında bu oligark mevzusu açıldığında;epılı,sıtarbaksı,amazonu,rokıfelırı,rotşildi,zarası,viktoryasiktiriti,makdanıldı,fritosu leysi,mikrosoftu b.ku püsürü esas oligark esas hırsız esas ahlaksız esas katildir dediğimizde önce anlamsızca bakıp sonra “Ne alaka ne saçmaladın şimdi sen” diyebilen,Türkçe konuşan Türk vatandaşı eş dost yani,şuurunu dibinden emperyalist kültüre bağışlamış haliyle şuursuz bizimkilere ders dedim yazınızı okurken.Çok yaşayın!Tabii ki Katil Oligarşi tabii ki Kahrolsun Emperyalizm tabii ki Kahrolsun Abd ve tabii ki Kahrolsun İsrail!

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!