Pakistan’da İmran Han devrimi

featured

Dr. Barış Adıbelli yazdı…

Japonya’da eski Başbakan Shinzo Abe, seçim çalışmaları sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesinden sonra bu sayfada suikastlar dönemi başladı diye uyarmıştık. Özellikle Benazir Butto suikastı üzerinde durarak İmran Han’ın da benzer bir riskle karşılaşma ihtimali olduğunu yazmıştık.

Çok geçmeden Pakistan’dan bir saldırı haberi geldi. Eski Başbakan İmran Han bir miting sırasında uğradığı silahlı saldırı sonucu bacağından yaralanmıştı. Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.

Pakistan, gerçekten siyaset yapmanın oldukça zor olduğu bir ülke. Siyasi tarihi trajedilerle dolu.  Geçmişte bir başbakanın idam edildiği iki başbakanın ise suikast sonucu öldürüldüğü bir ülkeden bahsediyoruz. 1951’de Liyakat Ali Han ve 2007’de Benazir Bhutto suikasta uğrayan başbakanlardı. Benazir Bhutto’nun oğlu Bilawel Bhutto Zerdari bugün Şahbaz Şerif hükümetinde Dışişleri Bakanı olarak görev yapıyor.

Bilindiği üzere, İmran Han geçtiğimiz yıl kendi iddialarına göre ABD tarafından Pakistan’daki işbirlikçileri ile beraber bir komplo ile başbakanlık görevinden uzaklaştırılmıştı. Kendisi, Başbakanlık görevinden alınmasından bu tarafa mitingler düzenleyerek erken seçim talebini dile getiriyordu. Geçtiğimiz yaz yerel düzeyde yapılan seçimlerde İmran Han’ın partisi büyük bir başarı yakaladı. Bunun üzerine hükümet İmran Han’ı kamu hizmetlerinden yasaklattı. Bunun anlamı bir daha başbakanlık görevine gelemeyecek olmasıydı. Bunun üzerine İmran Han “hakiki özgürlük yürüyüşünü” başlattı ve pazartesi günü bir tweet atarak altı aydır Pakistan’ı ele geçiren bir devrime tanık oluyorum, tek soru devrim sandıktan yumuşak mı çıkacak yoksa kan dökerek yıkıcı mı olacak? İşte! tam bu açıklamasından birkaç gün sonra silahlı saldırıya uğraması İmran Han’ın televizyonlarda bu saldırının arkasında mevcut Başbakan Şahbaz Şerif’in olduğunu iddia etmesi, Pakistan ve dünya gündemine bomba gibi düştü.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İmran Han’ı bu iddialarını ispatlaması halinde başbakanlık görevinden istifa edeceğini duyurdu. Ayrıca, hükümet, İmran Han’ın konuşmalarının televizyonlarda yayınlanmasında yasakladı. Ancak İmran Han’ı destekleyen halk sokaklara inmiş durumda. İmran Han’ı destekleyen gösteriler yapıyor ve Pakistan giderek hızla bir kaosa doğru yol alıyor.

Pakistan siyasi yaşamında meşru siyasi aktörlerin bulunduğu gibi bu meşru zeminin dışında şiddeti savunan Pakistan Talibanı, El Kaide uzantıları ve IŞİD-Horasan ve irili ufaklı birçok radikal gruplar da bulunmakta ve olası bir kargaşada bu gruplarında sürece dahil olmasıyla Pakistan’da iç savaş benzeri bir çatışma sürecine götürmesinden korkuluyor. Nükleer bir güç olan Pakistan’ın ikinci bir Afganistan olması dünya için nükleer anlamı olan bir tehdit haline gelecektir. Bu noktada Pakistan’daki gelişmeleri Hindistan dikkatle izliyor. Hali hazırda Afganistan’da bir istikrarsızlık varken bunun üzerine bir de Pakistan’ın yer alması gerçekten Modi hükümetini endişelendiriyor. Zira her ne kadar Pakistan, Hindistan ile gergin ilişkilere sahip olsa da nihayetinde Afganistan ile Hindistan arasında Pakistan aynı zamanda bir tampon bölge olarak da görevi yapıyor.

Kuşkusuz, Pakistan’ı Afganistan ile kıyaslamak ne kadar doğru ama Pakistan ordusu, kendisini Pakistan’da anayasanın güvencesi ve bir denge mekanizması olarak görüyor. Dolaysıyla, Pakistan siyasi hayatı bir bakıma darbeler tarihi olduğu için Pakistan’da ordunun yönetime el koyması siyasi hayatın kendi zemini içerisinde olağan bir durum olarak da görülüyor. Pakistan en son Pervez Müşerref deneyimini yaşamıştı. Pakistan ordusu Batı yanlısı olmasıyla biliniyor. Hatırlanacağı üzere İmran Han hükümeti Ukrayna savaşında Rusya’nın yanında duruyor intibası oluşturmuşken, Pakistan ordusu Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınamış ve derhal Ukrayna’dan çekilmesi yönünde çağrıda bulunmuştur.

Her ne hikmetse, Pakistan siyasi tarihinde sivil hükümetlerle ordunun bir türlü yıldızı barışmamıştır. Görevde kim olursa olsun bu böyle gelmiş böyle gitmektedir. Örneğin Şahbaz Şerif’in başbakan olmasıyla birlikte Pakistan’ın ABD ve İngiltere’ye yanaşacağı düşünülürken Şahbaz Şerif’in önce Şanghay İşbirliği Örgütü Semerkant Zirvesine katılması burada Putin ile bir araya gelmesi ve bu görüşme sırasında Putin’e Rusya’nın süper güç olduğunu söylemesi oldukça dikkat çekmişti. Ardından Çin Komünist Partisi 20. Kongresinin tamamlanmasının hemen ardından Pekin’i ziyaret etmesi, Xi Jinping’i yeniden seçilmesini tebrik etmesi ve karşılığında Çin- Pakistan Ekonomik Koridorunun daha da geliştirileceği yönünde Xi Jinping’in söz vermesi, Pakistan’ın geleneksel ittifaklarından vazgeçmediğini göstermektedir.

O halde sorulması gereken soru şu: ABD, bu fotoğrafın neresinde duruyor? Pakistan iç siyasetinde yaşanan tüm gelişmeler İmran Han’ın karizmatik gücüne güç katıyor. Görünmeyen bir el İmran Han’ın yıldızını parlatmaya devam ediyor. Batının bir zamanlar dostu olan İmran Han yeniden bu dostluk mertebesine yükselmiş olabilir mi? ABD ve İngiltere İmran Han ile Pakistan üzerine tekrar uzlaşabilirler mi? İmran Han’ın devrim olarak adlandırdığı bu süreç Pakistan’ı nereye götürecek? Koalisyonlarla yıllarca yönetilen Pakistan’da siyasi kaosun çözümü güçlü bir başkanlık sistemi olabilir mi? Pakistan İmran Han, Pakistan’a başkanlık sistemini mi getirecek? İmran Han’ın devrimden kastı Başkanlık sistemi mi? Bu soruların cevabını önümüzdeki günlerde göreceğiz gibi. Ancak bölgedeki jeopolitik fay hattı üzerindeki enerji muazzam bir şekilde birikmiş durumda Afganistan, Pakistan, Hindistan ve İran bu jeopolitik fay hattının üzerindeki ülkelerdir ve geçen her an büyük ölçekli bir jeopolitik deprem olma ihtimalini artırmaktadır. Bu olası jeopolitik deprem nükleer savaş potansiyeli de taşımaktadır.

Pakistan’da İmran Han devrimi

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!