Şanghay İşbirliği Örgütü Semerkant zirvesi üzerine notlar

featured

Dr. Barış Adıbelli yazdı…

15-16 Eylül tarihleri arasında dünya politikasının nabzı Özbekistan’ın tarihi Semerkant şehrinde attı. İki gün süren Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Semerkant Liderler zirvesi, haziran ayında yapılan NATO Madrid zirvesi kadar heyecanlı ve hareketli geçti. ABD ve AB’nin Rusya ile Ukrayna’da yaşadığı vekalet savaşının tüm şiddetiyle devam ettiği bir süreçte yeni soğuk savaş, yeni dünya düzeni ve yeni bir dünyanın kuruluşu gibi söylemlerin revaçta olduğu bir zaman dilimine rastlayan ŞİÖ Semerkant zirvesi bir meydan okuma olarak görüldü.

Daha önce buna benzer bir ŞİÖ Zirvesi 2005 yılında Kazakistan’da Astana’da yapılmıştı. Bu zirvede ilk defa İran, Pakistan ve Hindistan gözlemci üye olarak örgüte kabul edilmiş, ayrıca Astana bildirisi ile ŞİÖ, ABD’ye Afganistan’dan askerlerini çekmesi ve üye ülkelerin topraklarındaki askeri üsleri kapatması yönünde çağrıda bulunmuştu. Astana Zirvesi ŞİÖ’nün ABD’ye meydan okuduğu ilk zirve olmuştu. Çağrının hemen ardından İslam Kerimov yönetimi Özbekistan’daki Hanabad üssünü kapattığını duyurdu. O günden bugüne birçok ŞİÖ zirvesi gerçekleşti ama hiçbiri Semerkant Zirvesi kadar ses getirmedi.

ŞİÖ GENİŞLİYOR

ŞİÖ Semerkant zirvesi, büyük bir genişleme hamlesine imza attı. Öncelikle İran’ın tam üyelik süreci tamamlandı ve katılım protokolü imzalandı. Gelecek yıl İran, Hindistan’da düzenlenecek ŞİÖ Zirvesinde diğer 8 üye ile birlikte masada 9. üye olarak oturacak. ABD’nin yıllardan beri küresel ve bölgesel barışa ve güvenliğe büyük bir tehdit olarak gördüğü ve gösterdiği İran’ın temeli barış, işbirliği ve güvenlik olan ŞİÖ’ye tam üyeliği ABD’ye en büyük meydan okuma olmuştur. Diğer bir meydan okuma da AB’nin Avrupa’nın son diktatörlüğü diye adlandırdığı gözlemci üye olan Belarus’un tam üyelik sürecinin başlatılması kararı oldu. Böylece, Belarus, 2024’te ŞİÖ 10. üyesi hale gelecek.

Bunun yanında, Trump’ın dayatması ve zorlamasıyla Ortadoğu’da başlayan ABD ve İsrail ile yeni ittifak zinciri de ŞİÖ Semerkant zirvesinde koptu. Zira, Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Maldivler ve Myanmar ŞİÖ’ye diyalog ortağı olarak kabul edildi Mısır, Suudi Arabistan ve Katar ile de  ŞİÖ diyalog ortağı statüsü verilmesine ilişkin muhtıralar imzalandı. Diyalog ortağı olmak için sırada bekleyen ülkeler ise Bangladeş, Vietnam, Irak, Suriye ve İsrail’dir. Görüldüğü üzere özellikle ABD’nin Ortadoğu’daki müttefikleri birdenbire Çin ve Rusya öncülüğünde kurulmuş olan ŞİÖ’ye katılmak için sıraya girmiş durumdalar.

Özellikle, Birleşik Arap Emirlikleri’nin durumu bu süreçte oldukça ilginç. Çünkü Birleşik Arap Emirlikleri, ŞİÖ’ye başvurarak diyalog ortaklığı ve gözlemci üyelik aşamalarını atlayarak doğrudan tam üye olma talebini iletmişti ancak olmadı. Kısaca, ŞİÖ, Körfez ve Ortadoğu ülkeleri için ABD’den kaçıp sığınmak için güvenli bir liman olarak görülmeye başlanmıştır.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN BATI’YA HODRİ MEYDAN

ŞİÖ Semerkant zirvesi Türkiye için de oldukça önemli bir dönüm noktası oldu. Zira Cumhurbaşkanı düzeyinde Türkiye ilk defa zirveye katıldı. Türkiye, 2012’den beri ŞİÖ diyalog ortağı. Diyalog ortaklığı ŞİÖ ile herhangi bir üyelik bağı olmayan ama ilişki geliştirmek isteyen ülkeler için bir kurumsal altyapı sunabilme adına geliştirilmiş bir mekanizma. Diyalog ortaklığı, ŞİÖ ile ilgili ülke arasında sınırlı karşılıklı bir bağ oluşturuyor, ilgili toplantılara katılma hakkı veriliyor ve kararlardan bilgilendiriliyor. Sınırlı da olsa birtakım çalışmalara iştirak ediyor. Ama her şeyden önemlisi diyalog ortaklığı ayını zamanda tam üyeliğe giden sürecin de ilk basamağını oluşturuyor, bir nevi ülkeleri tam üyeliğe hazırlıyor.

ŞİÖ’nün onur konuğu ise diyalog ortağı Türkiye’ydi. Gerçekten Türkiye zirvenin her aşamasında büyük bir ilgiyle karşılandı. Türkiye’nin de tıpkı evindeymiş gibi rahat tavırları dikkatlerden kaçmadı. Sanki Türkiye yıllardan beri zirveye katılıyormuş edasıyla hareket etmesi aslında üye olmadan çoktan bir gönül bağı kurulduğunu göstermesi açısından önemlidir.  Toplantıdan bir gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirveye katılan liderler ile sohbetini gösteren bir fotoğrafın yayınlanması da bu öngörüyü destekler niteliktedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adeta ev sahibi edasıyla bu samimi sohbeti aslında Türkiye’nin çoktan kendisini ŞİÖ ailesinin bir parçası olarak görmeye başladığının bir delilidir. Zaten o fotoğraftaki ŞİÖ liderlerinin yüzlerindeki ifadede de Türkiye’nin aileden birisi olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Nihayet fotoğrafın hikayesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından New York yolundayken gazetecilere söylendi: Türkiye’nin hedefi ŞİÖ’ye tam üyelik! Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek  yıl ŞİÖ Hindistan zirvesinde bu yönde önemli adımların atılacağını da söyledi. Bir başka deyişle, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ŞİÖ üyeliği ile kendisini alternatifsiz gören ve tarihinde hiç olmadığı kadar Türkiye’ye jeopolitik açıdan muhtaç olan Batı’ya hodri meydan dedi.

Xİ JİNPİNG HİÇBİR ETKİNLİKTE YOKTU

Fotoğrafta eksik olan liderler Çin ve Hindistan liderleriydi. Onlarla ilgili de çok şey yazıldı çizildi. Son dönemde Çin ve Hindistan okyanus ülkeleri olarak adlandırılmaya başlandı. Yani bu iki ülke Avrasya kara kütlesinin bir parçası değildiler. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sohbet ederken çekilmiş o fotoğrafı bile kanıt olarak gösterildi. Ama bir gerçek vardı ki ŞİÖ’yü Çin kursa da Semerkant zirvesinde bir Rusya ağırlığı, Putin ağırlığı kendisini hissettirdi. Nereye baksanız Putin’i görmeniz mümkündü. Xi Jinping ise adeta ŞİÖ zirvesinde bir ev sahibinden çok konuk bir lider gibi oldukça geri planda kaldı. Hiçbir fotoğraf karesine girmedi, hiçbir etkinliğe katılmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile liderlerin o keyifli sohbet karesinde bile yoktu.

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE RENKLİ DEVRİM MUAMMASI

Putin-Xi görüşmesinde ise her iki lider de yeni bir dünyanın inşa edilmesi gereğini vurgulayarak, özellikle Çin Devlet Başkanı Xi, Putin’e ve onun nezdinde tüm ŞİÖ üyelerine  yeni adil ve çok kutuplu, çok sesli yeni bir dünya inşa etme çağrısında bulundu. Putin’de kimin icat ettiği ve ne olduğu belli olmayan kuralların birileri tarafından ülkelere dayatılmasının kabul edilemez olduğunu söyleyerek bir bakıma mevcut dünyaya düzenine karşı çıkarak yeni bir dünya düzenine işaret etti.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ŞİÖ zirvesinde yaptığı konuşma da dikkat çekiciydi. Xi. Üye devletlere Renkli Devrim uyarasında bulunarak dış güçlerin halkı hükümetlerine karşı kışkırtabileceği uyarısında bulundu. Kuşkusuz, Xi bu uyarıyı Ocak 2022’de Kazakistan’da yaşanan halk protestolarından yola çıkarak yapmıştı.

Sonuç olarak Avrasya coğrafyasında yeni bir dünya kurulmasının arifesinde Türkiye de bu yeni dünyada yerini almak istiyor.

Bakalım zaman ne gösterecek?

 

Şanghay İşbirliği Örgütü Semerkant zirvesi üzerine notlar

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 2 hafta önce

    Pahalıysa iyidir denen o hastaneden böyle çok şikayet var. Devlet veya üniversite hastanesinde doğru teşhis konulabilirdi.

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!