Türk dış politikasında sular ısınıyor

Dr. Barış Adıbelli yazdı...

featured

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmada üç başlıkta Türkiye’nin dış politikadaki duruşunu bir kez daha teyit etti:

“Yunanistan yola gelmeyecek. Artık bu ülke ile ikili görüşme yapmayacağız. Yüksek düzeyli stratejik anlaşmamızı bozduk.”

“Kendine gel, tarihten hiç ders almıyor musun? Türkiye ile dans etmeye kalkma.”

“Biz terör örgütüne verdikleri destek nedeniyle üyeliklerine karşı olduğumuzu ilan ettik. NATO terör örgütlerine destek kuruluşu değildir.”

“Güney sınırlarımız boyunca 30 km derinliğinde güvenli bölge oluşturma çabamızın yeni safhasına geçiyoruz. Tel Abyad ve Münbiç’i teröristlerden temizliyoruz. Ardından da aşama aşama diğer bölgelerde aynısını yapacağız. Buna kimler destek verecek, kimler köstek olacak göreceğiz.”

Ocak ayından beri Türk Dış Politikasının 2022 yılında çok yoğun geçeceğini özellikle yaz aylarında hararetin daha da artacağını hemen her fırsatta söylemiştik. Son gelişmeler dikkate alındığında bu yönde bir gidişatın olduğu gözükmektedir.

Bugün itibariyle Türkiye’nin masasında olan belli başlı dosyalar şunlardır:

*NATO’nun Genişlemesi ve Finlandiya ve İsveç’in üyelikleri

*Ukrayna Savaşı

*Yunanistan ile ilişkiler

*Terörle mücadele ve Suriye-Irak

*Kıbrıs Sorunu

*ABD ile ilişkiler özelikle F-16 alımı

*İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi ve Türk-Med projesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu haftaya Rusya ve Ukrayna liderleriyle birer telefon görüşmesi yaparak girdi. Gündemde Ukrayna tahılının dünyaya ulaşması için bir güvenlik koridorunun açılması ve barış görüşmeleri var. Görüşmede Rusya ile ayrıca olası Suriye operasyonu da gündeme geldi. Bu bağlamda, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov 8 Haziran’da bu konuları görüşmek üzere Türkiye’ye geliyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Lavrov’un ziyareti konusunda Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba’yı da bilgilendirdiklerini söyledi. Muhtemelen aynı tarihte Kuleba da Türkiye’yi ziyaret edecek.

Rusya ve Ukrayna arasında çok cılız olsa da bir barış umudu var. Her ne kadar Rusya, Ukrayna fiili olarak barış görüşmesinden çekildi dese de barış tek seçenek olarak gündemde. Son günlerde Ukrayna savaşı daha yoğun seyretmeye başladı. ABD’nin verdiği ağır silahların etkisi sahada görülmeye başladı. Savaşın rengi değişmeye başlayınca Rusya da savaşta vites büyüttü.

SURİYE’DE YENİ BİR JEOPOLİTİK İKLİM BELİRDİ

Ukrayna savaşı ile birlikte Suriye’de de yeni bir jeopolitik iklim oluştu. Rusya’nın Suriye’de manevra sahasını daralttığı gerçeği de sahada yeni bir sürecin başladığının göstergesidir. Esad’ın Mayısın ilk haftası İran’ı ziyaret etmesi ve burada askeri ve ekonomik destek istemesi Rusya’dan boşalan yerlere İran’ın yerleşeceği endişelerini ortaya çıkarmıştır. Ancak bu duruma İran’ın ezeli düşmanı ABD’nin nasıl göz yumacağı tartışılırken, ABD’nin 20 yıl boyunca savaştığı düşmanı Taliban ile bir anda dost ve müttefik olduğu düşünüldüğünde, Suriye özelinde de ABD, İran ile kerhen de olsa bir uzlaşmaya gidebilir ya da en azından Rusya ve Türkiye’nin etkinliğini kırma adına göz yumabilir. ABD, İran ile bu uzlaşmayı da PKK/YPG üzerinden yapma ihtimali oldukça yüksektir. Son gelen Amerikan kaynaklı haberlerde PKK ile İran’ın yeniden işbirliği yaptığı yönünde.

Tüm bu gelişmeler ışığında Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Türkiye ziyareti önemli. Bu ziyaretin ana başlıklarından birisi Suriye meselesi. Her ne kadar 2019’da ABD ve Rusya Türkiye ile vardıkları mutabakatlara uygun hareket etmese de Türkiye yeni koşullar altında Suriye’deki politikalarını yeniden kurgulayacak gibi .

TURK-MED PROJESİ

Bir diğer husus da Yunanistan’ın son dönemde özellikle Miçotakis hükümetinin Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye’ye karşı bir agresif politika takınmış olmasıdır. Yunan başbakanı başta ABD olmak üzere Avrupa başkentlerine ve Avrupa Birliği’ne Türkiye’yi şikâyet ederek kendisine bir jeopolitik rant yaratmaya çalışıyor. Yunanistan’ın en büyük rahatsızlığı ABD’nin çekildiği Doğu Akdeniz’deki enerjinin kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasını amaçlayan East-Med projesinin şu sıralar İsrail ile ilişkilerin normalleşmesiyle birlikte Türk-Med projesine dönüşecek olması.

İsrail ile normalleşen ilişkiler beraberinde Doğu Akdeniz’deki enerjinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını gündeme getirdi. Burada kaybeden Kıbrıs Rum kesimi oldu. Şimdi Yunanistan bu projeyi eski haline getiremese de avantajını kaybetmemek için yoğun çaba harcıyor. İsrail, şimdilik Yunanistan’ı idare ediyor ama önümüzdeki günlerde Yunanistan yükünü sırtından atacak zira Türkiye’ye Suriye’de, Doğu Akdeniz’de Hazar’da, Orta Asya’da ve Karadeniz’de ihtiyacı var. Bu coğrafyalarda Yunanistan’ın etkisiz eleman olduğunun İsrail de farkında. Yunan başbakanının Kongre’de o kadar alkışa rağmen Kongre’nin ve yönetimin Türkiye’ye F-16 satma konusunda hevesli olmasına anlam veremiyor. Ancak farkında olmadığı bir gerçek ise Türk-Med projesinin görünmeyen ortağının ABD olmasıdır.

Finlandiya ve İsveç’in üyeliğinde yeni bir gelişme yok. Her iki taraf da kendi argümanlarında ısrar ediyor. Ancak medyaya yansıdığına göre Biden, bu meseleden dolayı Türkiye’ye karşı oldukça öfkelenmiş ama diplomasi devam ediyor. NATO, Finlandiya, İsveç ve Türkiye Dışişleri Bakanlarını Brüksel’de bir araya getirecek ve sorunun Madrid zirvesinde önce çözülmesini sağlamaya çalışacak.

Sonuç olarak en azından Haziran ayının sonlarına kadar Türkiye’yi oldukça sıcak günler bekliyor.

Türk dış politikasında sular ısınıyor

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!