Ahmet Müfit
Ahmet Müfit
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Cumhuriyet, niteliklerinden vazgeçerek korunur mu?

Cumhuriyet, niteliklerinden vazgeçerek korunur mu?

featured

Ahmet Müfit yazdı…

Cumhuriyetin niteliklerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilerek, cumhuriyeti korumak mümkün mü?

30 Mart 2024 seçimlerinin hemen ertesinde (2 Nisan 2024) yazdığım “Seçimler oldu, AKP yenildi… Şimdi ne olacak?” başlıklı yazıda, AKP’nin siyasi rakiplerinin/muhaliflerinin, gerek ekonomi politikaları gerekse dış politika tercihleri konusunda 2002 AKP’si rolünü oynamaya hazır hale gelmiş/getirilmiş olduğu tespitini yaptıktan sonra, yazıyı, “Seçim sonrası AKP cephesinden yapılan açıklamalardan anlaşılan o ki, seçimler sonrası gündeme getirileceği ifade edilen Anayasa değişikliği AKP’nin gündeminden çıkmış görünüyor. Peki, AKP’nin uzak durması durumunda, şimdilerde adı DEM olan partinin, daha ilk günden, Meral Danış Bektaş’ın ağzından ipuçlarını gördüğümüz “diyetimi isterim” söylemleri sonucunda, CHP böyle bir role soyunur mu? Sanırım, bu konu önemli bir soru olarak önümüzde duruyor.” notuyla bitirmiştim.

Daha sonra da, CHP’nin yeni açılım ve Anayasa ile devam edecek süreçteki kritik önemine, CHP işin içine sokulmaksızın bu deformasyonun/karşı devrimin tam olarak gerçekleştirilemeyeceğine defalarca dikkat çekip, CHP’nin bu işlevi görecek şekilde biçimlendirildiğini ayrıntılı olarak anlatmaya çalıştığımı yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır.

Gerçekten de süreç beklendiği gibi gelişti. CHP yönetiminin, son dönemde “bilge siyasetçi” ilan edilen Devlet Bahçeli tarafından, Öcalan’ın, Kürtlerin siyasi önderi ilan edilmesiyle başlatılan açılım operasyonunun en önemli ayağı olan Meclisteki Açılım Komisyonuna, Öcalan ve DEM’in de açık talebi doğrultusunda üye vermesiyle, Atatürk’ün vefatıyla başlayan Cumhuriyetin deformasyonu sürecinde son aşamaya gelindi. Komisyona girmemesi, bunun Atatürk ve arkadaşlarınca kurulan cumhuriyetin niteliklerine ilişkin, kaçınılmaz ve geri dönülemez bir geri dönüşe destek olacağı yönündeki uyarılar karşısında sessiz kalan CHP, demokrasi vb. sözcüklerin arkasına saklanarak uyarıları geçiştirmeye, bir anlamda “aptala yatarak”, konunun özünü yani hedefin Cumhuriyetin kurucu değerleri olduğu gerçeği görünmez kılmaya çalışıyor. Bu tutumun, bu süreçte Öcalan’ın taleplerinin sözcüsü rolünü üstlenmiş olan, şimdiki adıyla DEM’in tutumuyla uyumlu olduğu konusunda ise herhangi bir şüphe yok.

Komisyonun ilk işinin, komisyonun “Terörsüz Türkiye” olan ve PKK terör örgütünce gerçekleştirilen katliamları hatırlatan isminin, DEM’in isteği doğrultusunda, CHP tarafıca yapılan talep üzerine oybirliğiyle değiştirmesi ve komisyon ismine “demokrasi” kelimesinin ilave edilmesi, yapılacak açılımın (zehirli elmanın), özellikle DEM ve CHP tarafından, geçmişte birçok kez olduğu gibi, bu seferde “demokrasi şekeriyle kaplı olarak” yutturulmak istenildiğinin anlaşılması için fazlasıyla yeterli.

MHP ve AKP dahil iktidar bloğunun ise Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Ya bölüneceğiz ya da bir araya geleceğiz” diyerek, yeni açılım sürecini, emperyalizmin ülkeyi bölme, parçalama girişimine karşı bir ulusal refleks olarak sunan en az CHP’nin söylemi kadar gerçekleri kamufle etme amaçlı bir anlatımı benimsediği anlaşılıyor. İktidar cephesinin, konuyu seçmenine kabul ettirme amaçlı olarak kullandığı diğer bir gerekçe, ülkenin bu süreçten güçlü olarak çıkacağı, Cumhuriyetin kurulmasıyla küçültüldüğü iddia edilen “devletin, “heybetli Osmanlı mirasına yakışır şekilde” yeniden büyütüleceği, şimdilerde sıkışmış olan para musluklarının sonuna kadar açılıp, ülkenin “demokratik ve öngörülebilir hale geleceği, bunun sonucunun ise ekonomik refahın artması, sınırları ve nüfusu büyüyen ülkenin bölgesel bir güce dönüşmesi olacağı sıklıkla vurgulanıyor. Bu nokta da, ABD’nin yeni Ankara Büyükelçisi Barrack ve Rand Corporation’un da neredeyse benzer varsayımlarla, benzer şeyler söylediğini, benzer imalarda bulunduğunu da ilave edelim.

Yapılan konuşmalardan, Ekim başında Meclisin açılmasıyla hızlanacak sürecin, yaz sıcağında ve kimse ne olduğunu tam olarak anlamadan, sözde kavga görüntülerinin ardında olgunlaştırılmak ve yıl bitmeden de sonuçlandırılmak istenildiği anlaşılıyor.

Sonuç olarak her iki tarafta seçmenini nasıl manipüle edeceğini biliyor ve o şekilde konuşuyor davranıyor gibi. Siyaset kurumunun mecliste temsil edilen kısmındaki -İYİ parti hariç- genel durum bu. Herkes çalışmaya başlayan komisyonun gerçek amacının, Öcalan’ın ve yıllardır kendisini, bir operasyon aygıtı olarak kullanan emperyalizmin taleplerinin görüşüleceğini bilse, Öcalan’ın benim aslında ne istediğim belli ama milleti ürkütmemek için farklı konuşuyorum babındaki sözleri ortalığa dökülse de, ne iktidar bloğu, ne de CHP yönetimi, bu açık gerçekleri görmemek, göstermemek için elinden geleni yapıyor.

Esas soru ise söylenen amacı ne olursa olsun gerçek amacı Cumhuriyetin kurucu niteliklerini ortadan kaldırmak, 1923 öncesine, Sevr günlerine dönmek olan bu sürecinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı. Farklı bir ifadeyle, hemen Atatürk’ün vefatı sonrası başlayan ve günümeze değin aralıksız devam eden karşı devrim sürecinde yaşananlara benzer şekilde, Cumhuriyetin niteliklerinden kısmen ya da tamamen vazgeçilerek, cumhuriyeti korumanın mümkün olup olmadığı.

Son noktada bu sorunun yanıtını ise partiler, parti yöneticileri değil, o partilerin seçmenleri, o parileri meclise gönderip kendilerini temsil etmesini isteyenler yani ülkenin asıl sahibi olan Türk milleti verecek. Kimsenin, bilmiyordum, yanlış anlamışım deyip, kendini aklama lüksü olmayan, dönüşü olmayan bir süreç, iktidar ve muhalefetin işbirliğiyle başlatılmış durumda. Tuttukları partilerin sözlerine bakıp, bu aidiyetlerinin sağladığı çıkar bağlarını mı yoksa ülkenin bu ülkenin insanlarının, çocukların, gelecek kuşakların geleceğini mi daha önemli görecekler? Acı ve zor da olsa gerçeği görüp, AKP, MHP ve CHP dahil tüm partilerin aynılaşmış olduğunu ve aynı kaynaktan beslendiğini anlayacaklar ve bu tiyatroya bir son mu verecekler? Yoksa Soren Kierkegaard’ı haklı kılacak şekilde, gerçekte yaşananları ve yapılan uyarıları birer şaka sanarak, alkışlar eşliğinde devamını mı sağlayacaklar, hep birlikte göreceğiz.

1. https://www.rand.org/pubs/research_reports/RR2375.html

2. https://www.rand.org/pubs/tools/TL302/calculator.html

3. https://wist.info/author/kierkegaard-soren/

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!