Amiral Cem Gürdeniz yazdı…
18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi: Emperyalizme Denizde Atılan Büyük Tokat
Cem Gürdeniz
Bugün Türk tarihinin en şerefli sayfalarından birisini teşkil eden Çanakkale Deniz Zaferinin 106. Yıldönümü. Çok güçlü ve şımarık bir istila armadasına, coğrafyanın, kahramanlığın ve yaratıcılığın orkestrasyonunda denizde verilen büyük dersin yıldönümü. Tarihsel kelebek etkilerinin artarda yaşandığı bir dönemin başlangıcı. 18 Mart 1915 günü boğazı zorlayan armada Nara Burnunu dönebilseydi, bugün bambaşka bir dünyada yaşıyor olacaktık. Rus Romanov hanedanı yıkılmamış, Sovyetler Birliği oluşmamış, Soğuk Savaş yaşanmamış olacaktı. Osmanlının çöküşü sonlandırılacak. Sevr’den beter bir kadere razı olacaktık. Almanya’nın jeopolitik arenadaki meydan okuması Windsor-Romanov hanedanları yani Londra-Moskova hattında oluşan yeni eksenle dengelenecekti. Çanakkale’de kara harekâtına ihtiyaç kalmayacağından Mustafa Kemal büyük bir kahraman olarak tarih sahnesine çıkmamış ve dolayısı ile Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmamış olacaktı. Bu kelebek etkisini başlatan en önemli kişi kimdi? Şüphesiz dönemin Liberal İngiliz Hükümetinde Bahriye Bakanı Winston Churchill idi.
BOĞAZI ZORLAMAK
Trafalgar kahramanı İngiliz Amiral, Horatio Nelson, 19’uncu yüzyıl başında “istihkâmlara taarruz eden gemi, delidir” diyordu. Yani savunması güçlü dar bir boğaz veya tahkim edilmiş bir kalenin bulunduğu limana, zorla girmeye çalışmayın diyordu. Nelson bunu söylediğinde henüz yelkenden sitime geçilmemiş, gemi topları demir gülleler yerine patlayıcı taşıyan mermilere geçmemişti. Çanakkale Boğazı’nın denizden zorlanarak geçilmesi ile ilgili ilk değerlendirmeler 1883 tarihinden itibaren başlamıştı. 1899 yılında hazırlanan bir raporda süratle hareket eden gemilerin kıyıdaki bataryaları etkisiz hale getirebileceği değerlendirmesi yapılmışsa da 1906 yılında İmparatorluk Savunma Komitesi tarafından yapılan değerlendirmede farklı bir sonuca varılmıştı. Boğazı zorla geçmek için kara ve deniz harekâtına ihtiyaç vardı. Ancak başarı ihtimalinin alınacak riske değmediğine karar verilmişti Bu raporda (Micheal Forrest Çanakkale Boğazı Savunması İş Bankası Yayınları) şöyle denmişti: ‘’Marmara denizine sadece denizden bir saldırı, tehlikeli ve sonuçsuz bir hareket olacaktır. İlk iş, Gelibolu Yarımadasını işgal edip bu sulara giriş çıkışı engelleyen tabyaları imha etmek olan ortak bir deniz ve kara harekatıdır.’’ Raporun yazarı 1906 yılında Çanakkale Boğazını ziyaret etmiş Tümgeneral Sir Calwell idi. 1914 yılında bu raporu aramış, o dönemin başbakanının talimatıyla geri çekildiğini öğrenmişti. Calwell anılarında şu yorumu yapmıştı: ‘’Türkler bunu öğrenseydi elimizdeki koz giderdi.’’
CHURCHILL’İN TARİHİ HATASI
18 Mart 1915 sabahı İngiliz savaş gemileri rehberliğinde Çanakkale Boğazı açıklarına gelen müttefik filo, Nelson’ın prensibine tamamen aykırı bir strateji içinde 34 parça büyük savaş gemisi ile şimdiki adıyla Mehmetçik Fenerini iskeleden bordaladı. Mayın, kara top bataryaları ve mania ağları ile tahkim edilmiş Çanakkale Boğazında, Bahriye Bakanı Winston Churchill direktifleri ile hareket eden müttefik donanma, emperyalizm tarihinin en büyük deniz felaketine hızla yaklaşıyorlardı. Churchill’i bu karar iten neydi? 4 yıl geriye gidelim. 1911 yılında Libya yüzünden Türk-İtalyan savaşı çıktığında Abdülhamit’in 33 yıl donanmasız bıraktığı Osmanlı, bırakalım Libya’ya yardıma gitmeyi, Ege Denizi’ne bile çıkamamıştı. Daha kötüsü İtalyan Savaş gemileri boğaz ağzına gelerek Kumkale ve Seddülbahir tabyalarını bombalamıştı. Güney Ege’de başta Rodos olmak üzere 12 Adalar savaşın daha ilk günlerinde işgal edilmişti. İtalyan Savaşının Uşi Antlaşması ile bittiği gün Balkan Savaşı başladı. Uşi Antlaşması ile 12 Adalar tekrar Türk egemenliğine geri verildiği halde, donanmasız Osmanlı, adaları savunamayacağı için İtalyanlardan geri çekilmelerini istemedi. 8 Ekim 1912 de başlayan Balkan Savaşında Yunanlılar Averof isimli bağışla alınmış bir kruvazör ile 22 Ekim 1912’de Limni’yi, 31 Ekim’de İmroz ve Taşoz’u, 4 Kasım’da Sakız’ı, 17 Aralık’ta Midilli’yi işgal etti. Böylece son 400 yıldır Türk egemenliğindeki Doğu ve Boğaz önü adalarını 3 ayda kaybettik. 30 Mayıs 1913 günü henüz 5 yıl önce kurulmuş Bulgaristan’ın orduları Edirne’yi işgal etti, Çatalca’ya kadar ilerleyebildi.
ŞIMARIK VEKİL, YUNANİSTAN’IN PLANI
Balkan Savaşında Ege’de uyguladığı abluka ile Osmanlıyı Marmara’ya hapsederek tüm adaları işgal eden Yunanistan, 19 Ağustos 1914’te, Osmanlının henüz tarafsız bulunduğu sırada, kuvvetlerini İngiltere’nin emrine vermek suretiyle bir Çanakkale cephesinin açılmasını Londra’ya önerdi. Başlangıçta kabul gören bu plana göre İngiliz Deniz Kuvvetleri Yunan Kara Kuvvetlerini destekleyecek, Boğaz tahkimatını arkadan vuracak olan Yunan kuvvetleri, İngiliz filosunun Marmara’ya kolaylıkla girmesini sağlayacaktı. Ancak Yunan kuvvetlerini kapsayan bu öneri daha sonra reddedildi.
BOĞAZI ZORLAMA SEÇENEĞİ SOMUTLAŞIYOR
Churchill savaş konseyine Almanların müttefiki Türklerin Süveyş’e saldırmaları halinde karşılık olarak Gelibolu yarımadasına bir istila önerisini iletti. Aynı günlerde İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisi Sir Louis Mallet de Çanakkale Boğazının denizden zorla geçileceğini değerlendirdiğini rapor etti. 3 Ocak 1915’te Churchill Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Sackville Carden’e, Çanakkale’yi yalnız donanma ile zorlamanın başarılı olup olmayacağını sordu. Amiral Carden, bu soruya 5 Ocak 1915’te, boğazın bir vuruşla değil, fakat çok sayıda gemi ve geniş ölçüde harekâtla ele geçirilebileceği, cevabını verdi. İngiltere Savaş Kabinesi, 13 Ocak 1915’te İstanbul hedef olmak üzere Şubat ayında bir deniz harekâtı için hazırlıklara başlanılmasına karar verdi. Ancak bu plana Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Fisher iki hafta sonra karşı çıktı. Fisher’in muhalefeti kabul görmedi. 28 Ocak 1915 tarihli harp meclisinin toplantısında bu muhalefete rağmen, Çanakkale’ye yalnız deniz kuvvetleriyle yapılacak olan saldırı hakkında kesin karar alındı. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Fisher şöyle düşünüyordu: “Bütün tabyalar imha edilse bile Çanakkale Boğazını topa tutmak mevzi bir başarıdan öte bir şey getirmez.” Daha sonraki aylarda Fisher’ın “Lanet olsun Çanakkale boğazına, burası mezarımız olacak” dediğini görüyoruz
BÜYÜK KUMAR
Ancak zorlama kararı alınırken ne Nelson’ın tavsiyesi ne de geçmişte benzer harekatların başarısız kaldığı göz önüne alınmıştı. Kırım harbinde Sivastopol’ün, Amerika- İspanya harbinde San Diego’nun, Rus- Japon Harbinde Port Arthur’un sadece denizden bombardımanla işgal edilemeyişi ve sonuçta kara birliklerinin gerekli görülmesi tarihte yaşanmıştı. Churchill’in kumarının nedeni Türklerin boğazı savunmayacakları ön kabulüne dayanıyordu. Balkan bozgununda üç ay içinde adaları kaybeden ve Bulgar ordularını ancak Çatalca’da durdurabilen Türk ordusunun ve donanmasının düştüğü acıklı durum ortada idi. Çok değil henüz üzerinden 2 yıl geçmişti. Evet, Churchill elindeki her şeyi Boğaza sürdü ve kumarın sonu felaketle bitti.
FELAKET GÜNÜ
18 Mart 1915, İngiliz ve Fransız deniz tarihlerinin en büyük yenilgilerinden birisini aldığı gün oldu. Namlu ve Mayının kan kardeşliği emperyalizme hayal edemeyeceği bir tokat attı. Nusret’in 7 Mart 1915 gecesi Erenköy Karanlık Limana döşediği 26 mayın ile sahil bataryalarının yiğit topçuları Churchill’i yendi. Kraliyet Donanmasının tarihinde aynı gün içinde iki büyük savaş gemisinin battığı bir gün daha önce yaşanmamıştı.
Birinci Dünya Savaşındaki Gelibolu kampanyasının yani Çanakkale Savaşlarının aradan geçen 29 yıla (1915-1944) rağmen İkinci Dünya Savaşının zor anlarında Başbakan Churchill’de yarattığı büyük travma yadsınamaz. Churchill, İkinci Dünya Savaşında Normandiya çıkarmasına açıkça karşı çıkmamış ancak yapılmaması için Amerikalı Başkomutan Orgeneral Eisenhower ile İngiltere Kralı VI George’a muhalif davranmıştır. Churchill, harekat başarıyla sonuçlanınca hatıratında şöyle yazmıştı:
“Ben ABD ile ortaklaşa Kanal’da doğrudan cephesel bir saldırı harekâtına daima istekliydim…Bunun çok ağır ve tehlikeli bir macera olacağını biliyordum. Birinci Dünya Savaşının büyük saldırılarında kan ve insan hayatı ile ödediğimiz korkunç bedel aklıma kazınmıştı.”
GELİBOLU’DA ÖDENEN BÜYÜK BEDEL
Söylediği korkunç bedel Normandiya’da icra edilen amfibi harekatın modern askeri tarihteki ilk uygulaması olan Gelibolu yarımadasında çok ağır ödenmişti. Müttefikler ilk darbeyi 18 Mart 1915 günü batan 3, ağır yaralanan 3 ve harekattan sakıt kalan 3 gemi ile almıştı. Gelibolu Kampanyasının mimarı Churchill’in Bahriye Bakanı olduğu liberal Asquith hükümeti 18 Mart faciasından 2 ay sonra 25 Mayıs 1915’ de istifa etmek zorunda ve muhafazakâr parti ile koalisyona mecbur kalmıştı. Denizden geçilemeyince karadan bir istilaya karar verilmiş ve bu macera da hezimetle sonuçlanmıştı. 25 Nisan 1915 ve 6 Ocak 1916 arasındaki 9 ayda Gelibolu yarımadasındaki kara harekâtında 29 bin İngiliz ve İrlandalı ile 11 bin Avustralyalı ve Yeni Zelandalı asker dâhil yaklaşık 58 bin müttefik askeri hayatını kaybetmişti. Bu felaket de Asquith liderliğindeki hükümetin düşmesine neden olmuş ve Lloyd George Başbakanlığında muhafazakârlar iktidara gelmişti. Churchill, tabur komutanı olarak Yarbay rütbesinde orduya geri dönmüştü. Ama en kötüsü İngiliz maliyesinin durumuydu. Amerikan bankerlerine olağanüstü boyutlarda borçlanmışlardı. Güneşin batmadığı imparatorluk neredeyse askerlerin maaşlarını ödeyemeyecek duruma gelmişti. Gelibolu felaketinden sonraki dönemde sterlin % 67 değer kaybetmişti.
5 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
Anıtsal bir yazı, gerçek bir jeopolitik analiz. İşte bizim ihtiyacımız olan komutan ve devlet adamlığı budur.
Yazarın yazısını büyük bir ilgi ile okudum. Detaylı ve titiz çalışmasından dolayı kendisini tebrik ediyorum. 18 Mart gününü ise çocukluğumuz, gençliğimizde hatırladığımız gibi ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ günü olarak kutlayalım.
Düşman hiç bir zaman hafife alınmamalı. Dün geçemediler bundan sonrada geçememeliler. Denizlere hakim olmamız için, hepimiz ufak tefek deniz araçlarını kullanmasını bilmeliyiz. Özellikle Çanakkale bölgesinde çocuklarımız deniz eğitimi almalarını sağlamalıyız. Ufak tefek deniz araçları kullanmasını bilirsek, yeri geldiğinde çok tehlikeli araçlar olur. Vatan savunmasına, çok büyük katkılar sağlayacağına inanırım. Ege de Deniz Kuvvetlerimiz tatbikat yapıyor, bu hareketlilik çok hoşumuza da gidiyor. Ufak deniz araçlarının da (yelkenli veya motorlu araçlar) zaman zaman Ege ve Çanakkale bölgesinde topluca gezmelerinde fayda var diye düşünürüm, insanlarımıza denizi sevdirmek açısından.
Bence bu yazı her sene 18 Mart günü okullarda topluca okunmalı. “Çanakkale Deniz Zaferi” tanımlamasından rahatsız olup, takvimde şehitler günü olarak betimlenebilecek o kadar gün varken 18 Mart’ı “Şehitler Günü”ne çevirenlerden, And’ımızın okunmasından rahatsızlık duyanlardan tabii ki böyle bir eylem beklenemez.
Tüm şehitlerimizin ve ebediyete intikal etmiş gazilerimizin aziz ruhları şâd, mekanları cennet olsun.
Sayın Amiral Gürdeniz’i içerik ve anlam yüklü bu yazısı nedeniyle bir kere daha tebrik ediyor, başarılarının sürmesini diliyorum.
Çanakkale Deniz Savaşını çok güzel anlatan bir yazı. 57.Alayın top yekun şehit olduğu gün olan 25 Nisanın Şehitler Günü olması bence de daha güzel olurdu. İnşallah ilerde olur.