Ceyhun Balcı
Ceyhun Balcı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Sağlıkta şiddet ve toplumsal ahlâk

Sağlıkta şiddet ve toplumsal ahlâk

Ceyhun Balcı yazdı...

featured

Şiddet güncel sorun. Yaşamın başka alanlarında olduğu sağlıkta da şiddet üst düzeyde. Sağlığın bir kamu hizmeti olduğu düşünüldüğünde sağlıktaki şiddet oranının diğer kamu hizmetleriyle karşılaştırılamayacak denli yüksek olduğu anlaşılır.

2019-2020 yıllarında hekimler ve sağlık çalışanları karşılaştıkları şiddet nedeniyle 21.000’i aşkın kez (BEYAZ KOD aracılığıyla) ivedi yardım isteğinde bulunmuşlar. Beyaz kod düzeneğinin çalıştırılmadığı olguların da bir bu kadar olduğu kuşkusuzdur.

Sağlık ortamının olağan bileşenine dönüşen şiddet olgularının pek azı basına yansıyor.

Ölümcül sonuçlar hiç kuşkusuz basında geniş yer buluyor kendisine.

Bu yazıda kalıplaşmış nitelemeler yerine sağlık ortamındaki şiddetle ahlâki çöküntü arasındaki ilişkiye değineceğim. Bunun nedeni, bu önemli nedenin göz ardı ediliyor oluşu ve dolayısı ile de hak ettiği ilgiyi görmüyor oluşudur.

Yalnızca ölümcül saldırılar bağlamında gözden geçirdiğimizde “beklentinin karşılanmaması” gerekçesinin önde geldiğini görüyoruz. Başka deyişle, hasta yakını hekimin hastasının yaşamını kurtaramamasını gerekçe gösteriyor saldırısına.

Hastalar ve elbette yakınları hekimlere ve sağlık çalışanlarına tanrısal özellikler yüklüyorlar. Tanrısal beklentinin olduğu yerde saygının olmayışı kanımca önemli bir ahlâki sorundur.

Öte yandan…

Sağlıkta yapılanlar son 20 yılda iktidara alabildiğine getiri sağladı. Bu herkesin saptadığı yalın ve tartışılmaz gerçektir. Geçmişteki kısıtlar ve darlıklar sonrasında ortaya konan bolluk(!) toplumun (iktidara oy versin ya da vermesin) beğenisini kazandı. Çoğu zaman savurganlığa varan bu sözde bolluk sürdürülebilir değildi. Covid 19 salgınıyla birlikte girilen süreç bu sürdürülemezliği görünür duruma getirdi.

Bir bakıma iktidar kendi kazdığı kuyuya düşmüş oldu.

Öteden beri hekimlere ve hekimliğe saygısı olmayan iktidar sıkışmışlığın da yarattığı gerginlikle “giderlerse gitsinler” sözüyle aşağılamayı, değersizleştirmeyi katmerledi. Bir bakıma olayın içyüzü konusunda yeterli bilgi sahibi olmayan kitlelerin önüne hekimleri atmış oldu. Bu örnek ahlâki çöküntünün yönetsel kattaki yansıması sayılmalıdır.

Son ölümcül saldırı sonrasında sosyal medyada yapılan paylaşımlar, ölüm haberine verilen dehşet verici karşılıklar, hiç olmazsa sessiz kalma erdeminden yoksun duruşlar bir önemli gerçeğin suratımızda tokat gibi patlamasını sağladı. Bu ve benzeri paylaşımlar için vicdansızlık, insafsızlık ve empati yoksunluğu nitelemeleri yapılıyor.

Doğru ama eksiktir!

Toplumumuza egemen olan ve her geçen gün derinleşen “ahlâki çöküntü” nitelemesi esirgenirse eksiklik olur. Bırakın bir hekimi, bir insanın ölümü karşısında susmak yerine üst perdeden kışkırtıcı yorumlarda bulunmak “ahlâksızlık”la etiketlenmeyi fazlasıyla hak eder.

Çoğu ortamda, sağlıkta şiddetin önlenmesi adına güvenlikçi önlemlerden, adli düzenlemelerden söz ediliyor. Elbette, her birisi bir yere kadar anlamlı ve önemlidir.

Ama, ahlâkın çöktüğü yerde diğer önlemlerin çok da işe yaramayacağı göz ardı edilmektedir. Ahlâk çıtasının yerlerde olduğu, üzerinden geçmek için yürümenin yettiği yerde ne söyleseniz boştur.

Bileşik kaplar ilkesi gereğince sağlık ortamının ve hekimlerin sorunları ülkenin sorunlarından ayrık tutulamaz.

Ahlâki çöküntünün giderilmesi, ahlâki değerlerin yeniden topluma egemen kılınması hem ülkenin hem de sağlık ortamının ve hekimliğin sorunlarının çözümünde anahtar değerindedir.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. 8 Temmuz 2022, 12:13

    Ahlak çöküntüsü sözde liderlerin yönettiği ülkelerde,toplumsal barışı,demokrasiyi ve adil yargıyı görmek olanaksızdır.
    Türkiye böyle bir süreçtedir.
    Umurumda yoktur ama yinede 2023 seçimlerini bekleyeceğiz Gün ola harman ola..

  2. 8 Temmuz 2022, 01:59

    Yazınıza yorum yazanlar okuduklarını pek anlayamamış sanırım. Doktora kendi kafasına göre ilaç yazdırmaya çalışanlar , tıbbi olarak gerekli olmadığı halde istirahat raporu almak için kavga çıkaranlar, Doktoru çarpık sağlık sisteminin tek sorumlusu olarak görenler arasında şu partili bu partili diye, Kemalist ya da AKP’li diye veya laik anti laik diye bir ayrım olduğunu sanmıyorum. Tek misyonu hastalara doğru teşhis koymak ve tedavi etmek olan Hekimlere kendi zavallı akıllarınca ilaç yazdırmak, rapor almak, vs. gibi saçma sapan görevler yükleyenler apaçık ziyan ve yanılgı içerisindedirler. Hekimlerin ve sağlık personelinin hataları yapılan saldırıları hiç bir şekilde haklı çıkarmaz. Kimsenin konuyu sulandırmaya hakkı yoktur. Sonuçta yitirilen can bizim canımızdır.

  3. 7 Temmuz 2022, 16:32

    Ahlaki çöküntü dediğinizi çoğu kişi yanlış yorumlayacak. Önce ahlak ve maneviyat diye diye bugünkü talebelerinin yolunu açan her gittiği yerde bir teneke ağır sanayi temeli atıp, aynı vakit namazını kılan hocalarını kast ettiğinizi sanacaklar. Allah ile aldatmak kitabının yazarı Yaşar Nuri Öztürk anımsanmayacak. Akıl, bilim, ve adam olmak, adam olan laiklik hiç akla gelecek mi sizce?

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!